6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muhalefet şerhi yazdırılmayan genel kurul kararının iptali istenemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1135 E. 2022/1282 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)kaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Müdür Azli, Özel Denetçi Atanması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket genel kurul kararlarının iptali istenebilmesi için, karara katılan ortağın toplantıda ret oyu kullanması yeterli olmayıp, bu muhalefetin usulüne uygun şekilde tutanağa geçirtilmesi gerekir; müzakere sırasında öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi bu şartı karşılamaz ve şerh yazdırılmamışsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Buna karşılık, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda, TTK 436/2'deki oy yasağı buyurucu nitelikte olduğundan, muhalefet şerhi yazdırılmamış olsa bile bu kararın iptali istenebilir; oy yasağına tabi kişilerin oyları düşüldüğünde nisap sağlanamıyorsa ibra kararı hükümsüzdür. Şirketin zarar etmesi, tek başına ve doğrudan kötü yönetime bağlanamadığı sürece müdürün azli için yeterli sebep oluşturmaz; ancak fiktif kayıtlar, usulsüz genel kurul uygulamaları gibi başka somut olgularla birlikte değerlendirildiğinde azil koşulları oluşabilir.

Ele alınan sorunlar

Muhalefet şerhi yazdırılmadan bilanço ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin kararların iptali istenip istenemeyeceği → kabul

İddia: Davalılar vekili, davacının genel kurul toplantısında görüş bildirmesine rağmen yapılan oylamada muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini, bu nedenle dava açma hakkını yitirdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m. 446 uyarınca genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme veya afaki iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptal davası açılabilmesi için toplantıya katılan ortağın karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu hususu tutanağa geçirtmesi gerekir. Müzakere sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara usulüne uygun muhalefet edildiği anlamına gelmez. Toplantı tutanağının incelenmesinde davacı vekilinin müzakerelerde görüş ve eleştirilerini bildirdiği, ret oyu kullandığı, ancak kararların alınmasından sonra usulüne uygun muhalefet şerhi yazdırmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 2 ve 4 nolu kararlara yönelik davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket müdürünün ibrasına ilişkin genel kurul kararının iptali → kabul

Gerekçe: TTK 436/2 hükmüne göre şirket müdürleri, gerek kendilerinin gerekse birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkına sahip değildir; bu hüküm buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin kararın iptalini isteyebilirler. Şirket müdürlerinden biri şirket dışından atanmış, diğeri ise şirkette %73 pay sahibi ortak-müdürdür. İbra kararı, ortak-müdürün kendi oylarıyla alınmış; müdür dışındaki oyun tamamı davacıya ait olup davacı ret oyu kullanmıştır. Oy yasağına tabi kişinin oyları düşüldüğünde geriye kalan oyların ibra için yeterli olmadığı, bu nedenle ibra kararının hükümsüz olduğu ve iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirketin zarar etmesinin, tek başına müdür azli sebebi oluşturup oluşturmayacağı → kısmi kabul

İddia: Davalılar vekili, şirketin zarar etmesinin şirket hissedarlık yapısı, yönetimi, ürün ve iş yapısındaki değişimden kaynaklandığını, kötü yönetimle ilgisi bulunmadığını, azil kararının bu gerekçeyle isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirketin 2016 ve 2017 yıllarında zarar etmesinin doğrudan davalıların kötü yönetimiyle ilgisi somut olarak belirlenememiştir. Ticari hayat koşullarında kar veya zarar etmek mümkündür; zarar her zaman kötü yönetimden doğmayabilir. Şirketin zarar etmesine bağlı olarak azil kararı verilmesi yerinde olmadığından bu gerekçe azil kararının dayanağından çıkartılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ortaklar cari hesabındaki (331 hesap) kayıtların fiktif nitelikte olup olmadığı → ret

İddia: Davalılar vekili, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, mali tabloların gerçeği yansıtmadığına ilişkin tespitin soyut olduğunu ve hangi muhasebe standardına aykırılık bulunduğunun raporda gösterilmediğini ileri sürerek yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı istenilmiş, ancak davalılar tarafından bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilmemiş, davacıyı da borçlandıran bu işlemlerin dayanağı açıklanamamıştır. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tüm belgelerin sunulduğu belirtilmiş olmakla birlikte, kayıtların dayanağı belgeler yargılama aşamasında sunulmamıştır. Bu nedenle ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır; bilirkişi raporuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

2013, 2014, 2015 yılları olağan/olağanüstü genel kurullarının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı → ret

İddia: Davalılar vekili, 2014 ve 2015 yılı genel kurullarının yapıldığını ve ticaret siciline kaydedildiğini savunmuştur.

Gerekçe: TTK 617/1 uyarınca olağan genel kurul toplantısı her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Davalı tarafından sunulan genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde, bu toplantılarda pay devirlerine ilişkin karar alınması veya şirket müdürü seçimi gündemiyle olağanüstü toplantılar yapıldığı anlaşılmıştır. Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yöneticilerin ibrasına ve faaliyet dönemine ilişkin müzakere yapılıp karar alınmadığı anlaşıldığından, 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarının usulüne uygun yapıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket müdürlerinin azil davasında taraf sıfatı ve husumet → ret

İddia: Davalılar vekili, davalı şirket müdürleri ... ve ...'ın pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kurul kararının iptali davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekir. Ancak eldeki davada genel kurul kararının iptali yanında şirket müdürlerinin azli de istenildiğinden, azil talebi bakımından davada taraf olması gereken şirket müdürlerine bu sebeple husumet yöneltilmesi doğrudur; davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket müdürlerinin azli ve kayyım atanmasına ilişkin kararın sonucu → kısmi kabul

Gerekçe: Şirketin yıllar içinde zarar etmesinin ortaklar hesabından kaynaklandığına ilişkin somut bir tespit yapılmadığından azil kararının bu gerekçesi kaldırılmıştır. Ancak toplanan deliller ile suistimal içeren fiktif kayıtlar ve genel kurulların usulüne uygun yapılmaması bir arada değerlendirildiğinde, davalı şirket müdürlerinin azli koşullarının mevcut olduğu, azil kararının sonucu itibariyle isabetsiz olmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık, kayyım atanması yönünden, azil kararı kesinleştikten sonra şirket ortaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiğinden, bu aşamada kayyım atanmasına gerek görülmemiş ve bu kısım kaldırılmıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararda, genel kurul kararlarının iptalinde muhalefet şerhinin usulüne uygun tutanağa geçirilmesi gerektiği ile ibra kararlarında oy yasağının buyurucu niteliği ve şerh yokluğunda dahi iptal talebinin mümkün olduğu yönündeki tespitler, benzer uyuşmazlıklarda BAM için bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında, toplantıya katılan ortağın karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu hususu usulüne uygun şekilde tutanağa geçirtmesi dava şartı niteliğindedir; şerh yazdırılmamışsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir., Genel kurul kararının iptali davasında husumet şirkete yöneltilmelidir; ancak müdürlerin azli de talep edildiğinde, azil talebi yönünden şirket müdürlerine husumet yöneltilmesi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı yokluğu ibra kararı oy yasağı müdürün azli özel denetçi fiktif kayıt husumet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 622TTK 446TTK 436/2TTK 617(1) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 389HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1135

KARAR NO 2022/1282

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/03/2019

NUMARASI 2018/671 Esas - 2019/348 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/09/2022

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacının davalı şirketin %27 oranda ortağı olduğunu, şirketin kalan % 73 hissesine sahip ...'ın aynı zamanda şirkette payı bulunmayan babası ... ile birlikte şirketin müdürü olduğunu, şirket müdürleri ... ve ...'ın kötü niyetli olarak uzun süredir müvekkili şirketle olan ilişkisini ve bilgi almasını engelleyerek şirketi tek başlarına ve istedikleri gibi, şirketin hak ve menfaatlerine aykırı olarak yönettiklerini, şirketin, davalı şirket yetkililerince bilinçli bir şekilde zarar ediyormuş gibi gösterilerek, müvekkili davacının haklarının ihlal edildiğini, şirketin her yıl yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, bu nedenle, 23/02/2018 tarihli ihtarname çekilerek, şirketin 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağanüstü ve 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılmasının talep edildiğini, davalılar tarafından gönderilen 02/03/2018 tarihli ve 04286 yevmiye numaralı cevapla, şirketin 2014 ve 2015 yılları genel kurul toplantılarının yapıldığını, 2016 yılı genel kurulu toplantısının yapılması için bugüne kadar bir talep olmadığını ve söz konusu yıllara ilişkin toplantı talebinin kabul edildiğinin belirtildiğini, 13/04/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında itirazlarının dikkate alınmadığını, ...'ın tek başına istediği kararları aldığını, ...'ın yönetimde bulunması nedeniyle, müdürlerin ibrası hususunda oy kullanmaması gerekirken, müvekkilinin karşı oyuna ve itirazına rağmen tek başına kendi oyuyla kendisini ve diğer şirket müdürü babasını ibra ettiğini, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tablolarının gerçek rakamları ihtiva etmediğini, yıllık faaliyet raporlarının önemli gelişmeleri, finansal durumunu, riskleri ve yönetimin değerlendirmesini, kar dağıtım politikasını ihtiva etmediğini ve gerçeğe aykırı düzenlendiğini, bu yıllarda belirtilen karın gerçeği yansıtmadığını, 2016, 2017 yıllarının zararla sonuçlandığına ilişkin tabloların gerçek dışı olduğunu, şirket müdürleri ...

ve ...’ın azline, şirkete kayyum atanmasına, özel denetçi atanmasına karar verilmesini 13/04/2018 tarihli genel kurulda alınan; 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporlarının tasdiki ,kardan kanunen ayrılması gereken tutar düşüldükten sonra geriye kalan karın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bırakılmasına ve 2016, 2017 yılları zararla sonuçlandığından kar dağıtımı yapılmamasına, özel denetçi seçilmesine gerek olmadığına,müdürlerin ibrasına ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının iddialarının genel kurulun iptali istemine dayanak teşkil edecek mahiyette olmadığını,davacının genel kurula katıldığını, toplantıda müzakereler sırasında görüş bildirdiğini, ancak yapılan oylamada muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini ve dava açma hakkını yitirdiğini, genel kurul kararlarının iptali davasında husumetin tüzel kişiliğe yöneltilmesi gerektiğini, davacının bugüne dek şirket yönetimi ile kendisine gönderilen bilançolar ile ilgilenmediğini, şirketten isteyip de alamadığı bilgi ve belge olmadığını, limited şirketler için ibra oylamasında şirket ortağı olan müdürlerin oy yasaklısı oldukları ve yine müdürlerin alt yada üst soylarının oy yasağı olduğuna dair bir düzenleme mevcut olmadığını, davacının açtığı davanın muhtemel zararlarına karşılık olarak teminat göstermesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı şirketin 13/04/2018 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan 2,4,5,6,7 numaralı maddelere ilişkin kararların iptali istemi ile açılan davada; gündemin 2. maddesiyle alınan karar finansal tabloların 4 nolu faaliyet raporlarının onaylanmasına ilişkin kararların, davalı şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/ alacak işlemi olup olmadığı sorgulandığında, bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belgenin ibraz edilemediği, davalı şirketten kâr payı alamadığını fiilen bulunmadığını iddia eden davacının, şirketle bu şekilde bir para alışverişi olmasının mümkün olmadığı değerlendirilerek, 331 Ortaklara Borçlar hesabındaki işlemlerin dayanağı sunulmadığından, gerçek olmayan fiktif işlemler olduğu tespiti ile mali tabloların gerçeği yansıtmadığı dolayısıyla da mali tabloların ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin alınan 2 ve 4 nolu kararların iptali şartlarının oluştuğu, 5 nolu kararın ise kâr dağıtılmamasına ilişkin olduğu, kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın objektif iyiniyet kuralına aykırı olmaması gerektiği,şirket %96 yabancı kaynaklarla finanse edildiğinden,şirketin kârlılığını yabancı kaynakların ödenmesinde kullanması gerektiği, keza şirketin kamuya olan borçlarını ödemede temerrrüde düşmesinin, finansal açıdan şirketin nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu gösterdiği gerekçesi ile kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yerinde olduğundan iptal isteminin reddine, Gündemin 6.

maddesiyle alınan kararda; davacı özel denetçi atanmasını talep etmiş genel kurulun bu talebin reddine karar verdiği,özel denetçi atanması genel kurul tarafından kabul edilmemesi halinde ayrı bir dava yoluyla talep edilmesi gerekli olup,eldeki davada davacı davalı şirkete ayrıca özel denetçi atanması talep edildiği,genel kurulun özel denetçi talebinin reddi ile ilgili kararına karşı iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle 6 nolu kararın iptali talebinin reddine, Şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin 7.nolu karar; davalı şirketin ibrayı ayrı bir gündem maddesi olarak oylayıp karara bağladığı dolayısıyla açık ibra yapıldığı, şirket ortağı ve müdürü ...'ın hem kendisinin hem diğer müdür ...'ın ibrasında oy kullandığı, ibra bakımından sadece yönetim kurulu üyesinin değil yönetime dahil diğer üyelerin de oy kullanma yasağı bulunduğu, onların da ibra oylamasında oy kullanmamaları gerektiği, geçerli bir ibradan bahsedebilmek için TTK md.

436 (2)'de yer alan koşullara uygun yapılması gerektiği, yönetimde görevli kimselerin oyları düşüldükten sonra geriye kalınan oylar ibra için yeterliyse aykırılığın iptale yol açmayacağı ancak iptali talep edilen 7. gündem maddesi bakımından müdür ...'ın kendisinin ve dışarıdan müdür olarak atanan ...'ın ibrasında oy kullanamayacağı da dikkate alındığında geriye kalan oyların tamamının davacıya ait olup davacının da ret oyu kullandığı dikkate alındığında söz konusu ibra kararının iptaline karar verilmiştir. Davalı müdürler kurulunun azli istemi ile açılan davada; şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/ alacak işlemi olup olmadığı sorgulandığında bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilemediği, davalı şirketten kâr payı alamadığını ve davalı şirkette fiilen bulunmadığını iddia eden davacının, şirketle bu şekilde bir para alışverişi olmasının mümkün olmadığı, 331 Ortaklar hesabındaki işlemlerin dayanağının sunulmadığı, gerçek olmayan fıktif işlemler olduğu, dolayısıyla bu işlemlerin davalı şirketi zarara uğratıp uğratmadığının tespiti için ayrıntılı bir Özel Denetim yapılması gerektiği, davalı şirketin , 2013, 2014 ve 2015 yıllarında satışlarını %100 artırarak bu yıllarda kâr raporlandığı, 2016 ve 2017 yıllarında ise satışların %100 bir azalma göstererek Zarar raporlandığı,esasen 2016 ve 2017 yıllarında ödenecek kurumlar vergisi çıkması, şirketin kanunen kabul edilmeyen giderlerden dolayı zarar raporladığı, kanunen kabul edilmeyen giderlerin ödenen cezaları ihtiva ettiği, şirketin bilançolarında pasifte kamuya olan borçlarını vadesinde ödemeyemediği, vadesi geçmiş ve ertelenmiş yükümlülükler hesabından tespit edildiği, vadesinde ödenmeyen kamu borçları nedeniyle şirket faiz ve cezalara maruz kaldığı, şirketin %96 yabancı kaynaklarla finanse edildiği, böyle bir tablo karşısında şirketin kârlılığını yabancı kaynakların ödenmesinde kullanması gerektiği, şirketin kamuya olan borçlarını ödemede temerrrüde düştüğü, finansal açıdan şirketin nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu gösterdiği, davalı müdürlerin şirketi iyi yönetmedikleri, hesapları ve ticari defterleri usulüne uygun tutmadıkları, şirketin uzun süreden beri kâr dağıtacak kadar kazanç elde emediği, haklı nedenle davalıların şirket müdürlüğünden azledilmesi şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davalı müdürlerin azline, Davacının genel kurulda veya öncesinde bilgi edinme ve inceleme hakkını kullanmadığı, buna göre ikincil nitelikteki özel denetçi atanmasına ilişkin davayı açamayacağı gerekçesi ile özel denetçi atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili, davacının genel kurul toplantısında gündem maddelerinin müzakere edilmesi sırasında görüş bildirdiğini ancak yapılan oylamada muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini dava açma hakkını yitirdiğini; müvekkilleri ... ve ...'ın pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı olan Dr. ... ve SMMM ... tarafından hazırlanan 07/02/2019 tarihli bilirkişi raporu ile hüküm tesisinin isabetsiz olup kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin hissedarlık yapısı, yönetimi, satışa sunduğu ürün ve yaptığı işlerin 2015 yılı Haziran ayında tamamen değiştiğini, şirketin satışa sunduğu ürünün, yaptığı işler ve yapısındaki değişim şirketin işleyişindeki değişikliği etkileyeceğini, yani şirketin alım sürecinde zarar etmesinin muhtemel olup, şirketin iyi yönetilmediğine dair kıyaslamanın 2013-2014-2015 yılları dikkate alınarak yapılmaması gerektiğini, tüm itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme yapılarak ve itirazları dikkate alınmaksızın hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığını soyut şekilde raporda kaleme alan bilirkişilerin müvekkili şirketin hangi muhasebe standardına uymadığını raporda göstermemelerinin bu raporun ne denli eksik ve yetersiz inceleme ile hazırlandığının açık bir göstergesi olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak davalı müdürlerin azledilmesi hakkında hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 13/04/2018 tarihinde yapılan 2013, 2014, 2015 ve 2016, 2017 yıllarına ait genel kurulunda, gündemin 2, 4, 5, 6 ve 7 nolu maddeleri ile alınan kararların iptali, şirket müdürlerinin azli ile özel denetçi atanması istemine ilişkindir. Hüküm davalılar tarafından kabul edilen kısımlar bakımından istinaf edilmiştir. TTK nun 622 atfıyla anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptali ve yokluğuna ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanacaktır. Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir.

Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı) Davalı şirkette ortaklık pay durumu %73 pay davalı şirket müdürü ...'a, %27 pay ise davacıya ait olup davaya konu ortaklar kurulunun 2 nolu kararı bilançoların onanması, 4 nolu karar ise faaliyet raporlarının onaylanması, 5 ve 6 nolu kararların iptali istemi red edilmiş, davacı tarafça istinaf edilmemiş, 7 nolu karar ise şirket müdürünün ibrasına ilişkindir. Toplantı tutanağının incelenmesinde davacıyı temsilen vekilinin müzakere sırasında görüş ve eleştirilerini bildirdiği, ret oyu kullanmış ise de kararların alınmasından sonra usulüne uygun muhalefet şerhi yazdırmamıştır.

Davalılar vekilinin muhalefet şerhi yazdırılmadığına yönelik istinaf nedeni yerindedir. Davacı vekili alınan tüm kararlara muhalefetini ayrıntılı olarak bildirdiğini ileri sürmekte ise de yapılan müzakereler sırasında öneriye karşı olduğunun belirtilmesi muhalefet şerhi yazdırılması anlamına gelmemektedir. Yapılan oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, yazılı olarak da bildirilmemiştir. Alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından bilançonun ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 2 ve 4 nolu kararların davacının %23 oranında ki red oyu ile diğer ortağın %73 kabul oyu ile alınmıştır. Şirket müdürlerinin ibrası 7.

maddede ayrı bir gündem madde ile görüşüldüğünden olumlu oy kullanan şirket müdürünün oydan yoksunluk hali bulunmadığından %73 oy ile ve yeterli nisapla karar aldığı anlaşılmaktadır. Davacının usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığından anılan 2 ve 4 nolu kararlara yönelik olarak davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 7 nolu karar ise müdürlerin ibrasına ilişkin olup; Şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin TTK 436/2 nci madde hükmüne göre şirket müdürleri gerek kendilerinin ve gerekse birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. TTK 436'ncı madde hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler.

Davalı şirketin müdürü ... şirket dışından atanmıştır. Şirket müdürü ... ise şirkette %73 oranında pay sahibidir. Şirket müdürünün her birinin, şirket ortağı ve müdürü ...'ın oylarıyla ibra edildiği anlaşılmaktadır. Şirket müdürü dışındaki oyun davacıya ait olduğu ve red oyu kullandığı dikkate alındığında ,ibra kararı hükümsüz olduğundan iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı şirketin gelir tabloları incelendiğinde; yıllar itibariyle zarar ettiği ve kötü yönetildiği, genel kurul toplantılarını yapmadıkları, şirket kayıtlarının fiktif olduğu gerekçe gösterilerek azline karar verilmiştir. Ancak; şirketin 2016 ve 2017 yıllarında zarar etmesinin doğrudan davalıların kötü yönetimi ile ilgisi belirlenememiştir.

Ticari hayat koşullarında kar veya zarar etmek mümkündür. Zarar her zaman kötü yönetimden doğmayabilir. Şirketin zarar etmesine bağlı olarak azil kararı verilmesi yerinde olmadığından bu kısım gerekçeden çıkartılmıştır. Ancak, bilançolarda yer alan ortakların şirketten alacaklı olduğu 331 hesap kalemleri için ayrıntılı inceleme yapılmış, şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/ alacak işlemi olup olmadığı istenilmiş ise de davalılar tarafından bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilmediğinden davacıyı da borçlandıran bu işlemlerin dayanağı açıklanmamıştır. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise davacıyı yüklü miktarda borçlandıran işlemlere ait tüm belgelerin sunulduğu belirtilmiş olmasına rağmen kayıtların dayanağı belgeler yargılama aşamasında sunulmamıştır.

Bu sebeble ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bilirkişi raporuna itiraz edilmekle birlikte itirazlar belgelendirilmediğinden davalılar vekilinin bu yoldaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TTK nun 617(1).maddesi "Genel Kurul müdürler tarafından toplantıya çağırılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır." hükmünü haizdir. Davalı şirket vekili, 2014 ve 2015 yılı genel kurullarının yapıldığını, ticaret siciline kayıt edildiğini savunmuş ise de; anılan genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde pay devirlerine ilişkin karar alınması, bir kezde şirket müdürü seçimi gündemi ile olağanüstü toplantılar yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kanunda yazılı olduğu üzere, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllıkk raporuna, karın kullanım şekline, dağıtılacak kar ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine yöneticilerin ibrasının ve faaliyet dönemine ilişkin müzakere yapılıp karar alınmadığı anlaşıldığından 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarının yapıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Eldeki davada genel kurul kararının iptali davası yanında şirket müdürlerinin azli de istenildiğinden şirket müdürlerinin davada taraf olması gerektiğinden davalılar vekilinin bu yolda ki istinaf nedeni yerinde değildir. Genel kurul kararının iptali davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Ancak azil talebi nedeniyle davada taraf olması gereken şirket müdürlerine bu sebeble husumet yöneltildiği kabul edilmelidir.Ortaklar kurulunun aldığı 2 ve 4 nolu kararların nisaba uygun alındığı, ibra hususu açıkça görüşüldüğünden örtülü ibra kapsamında olmayan bu kararlarda davacı temsilcisi tarafından usülüne uygun olarak karar alındıktan sonra muhalefet şerhi yazdırılmadığı anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğinin tesbitinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına yapılan eksiklik hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine; şirketin yıllar içinde zarar etmesi, ortaklar hesabından kaynaklandığına ilişkin somut bir tesbit yapılmadığı dikkate alınarak azil kararının gerekçesi bakımından kaldırılmasına, ancak toplanan deliller ile suistimal içeren bu kayıtlar nedeniyle şirketin kayıtlarının fiktif olduğu ,genel kurulların yapılmaması bir arada değerlendirilerek davalı şirket müdürlerinin azli koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle azil kararında sonucu itibariyle isabetsizlik olmadığı, azil kararı kesinleştikten sonra şirket ortaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiği, kayyım atanması bu aşamada gerekmediğinden kayyım atama kararının da kaldırılmasına, 7 nolu ibra kararının iptalinde isabetsizlik olmadığından 7 nolu kararın iptaline, muhalefet şerhi yazdırılmayan 2 ve 4 nolu kararların iptali isteminin reddine, hükmün kesinleşen kısımlarının aynen tekrar edilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/671 Esas - 2019/348 Karar sayılı ve 21/03/2019 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne; davalı şirketin 02/03/2018 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan ibraya ilişkin 7 nolu kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine, Özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine, Davacının şirket müdürleri aleyhine açtığı yönetici azline ilişkin davanın kabulü ile davalılar ... ve ...'ın ... Ltd. Şti. müdürlüğünden azillerine, Dairemizce verilen 23/09/2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının HMK 389 md. gereği karar kesinleşinceye kadar devamına," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Karar iptali istemi nedeniyle alınması gereken 80,70-TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 35,90-TL'nin mahsubuyla bakiye 44,80-TL harcın davalı şirketten, azil isteği nedeniyle alınması gereken 80,70-TL karar harcından 35,90-TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 44,80-TL harcın davalılar ... ve ...'dan tahsiliyle hazineye ödenmesine, Özel denetçi atanması talebi nedeniyle davacıdan alınması gereken 80,70-TL peşin harçdan davacı tarafından yatırılan 35,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 44,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 71,80-TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 193,50-TL posta masrafı ve 3.000-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.193,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 690,70-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalılar vekili için takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, Davalılar tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde karar kesinleştiğinde davalılara iadesine, Davalılar tarafından yapılan 63-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 25-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalan kısmın davalılar üzerlerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 65,90-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranında hesaplanan 38-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısımın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/228824 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Düzelterek onandı

ℹ Yargıtay hükmü sonuç olarak onamış, ancak düzelterek. Düzeltmenin neyi, nasıl değiştirdiği aşağıdaki gerekçe özetinde / tam metinde açıklanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6676 E. 2024/2877 K. · Düzelterek onandı

İbra kararında oy yasağı ve muhalefet şerhi aranmaması

Gerekçe özeti

Genel kurul kararlarının iptali davasında kural olarak muhalefet şerhinin usulüne uygun biçimde tutanağa geçirilmiş olması aranır; müzakerede görüş bildirip ret oyu kullanmak yeterli değildir ve şerh yoksa dava dava şartı yokluğundan reddedilir. Buna karşılık müdürler kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarından, bu yasağa aykırı alınan ibra kararının iptali muhalefet şerhi yazdırılmamış olsa dahi istenebilir. Şirketin zarar etmesi tek başına haklı azil sebebi değildir; ancak ortaklar cari hesabındaki yüklü hareketlerin dayanak belgeleri ibraz edilmeyip kayıtların fiktif olduğu anlaşılıyor ve olağan genel kurul gündemleri gereği gibi görüşülmemişse müdürlerin azli koşulları oluşur. Azil kararı verildiğinde ortaklar yönetimi seçecek yasal yollara başvurabileceğinden ayrıca kayyım atanması gerekmez. Özel denetim ikincil nitelikte olduğundan, bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmamış ortak özel denetçi atanması davası açamaz. Vekâlet ücreti, hukuki yardımın tamamlandığı veya hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifeye göre takdir edilir; ilk derece kararını kaldırıp yeniden hüküm kuran bölge adliye mahkemesi kendi karar tarihindeki tarifeyi uygular.

Emsal değeri

İbra kararlarında oy yasağı nedeniyle muhalefet şerhi aranmaması, buna karşılık diğer kararlarda şerh yokluğunun dava şartı eksikliği sayılması ve özel denetimin ikincilliği yönünden bağlayıcı emsal değer taşır; ayrıca yeniden hüküm kuran bölge adliye mahkemesinin uygulayacağı vekâlet ücreti tarifesi düzeltilerek onama yoluyla belirlenmiştir.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi ibrada oy yasağı müdürün haklı nedenle azli özel denetçi bilgi alma ve inceleme hakkı yönetim kayyımı davaların yığılması Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi fiktif kayıt

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/6676 E.  ,  2024/2877 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1135 Esas, 2022/1282 Karar

HÜKÜM

Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/671 E., 2019/348 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin azli ve özel denetçi atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin %27 hisseli ortağı olduğunu, şirketin kalan % 73 hissesine sahip ...'ın ve aynı zamanda şirkette payı bulunmayan babası ...'ın şirket müdürleri olduğunu, şirket müdürlerinin kötü niyetli olarak uzun süredir müvekkilinin şirketle olan ilişkisini ve bilgi almasını engelleyerek şirketi tek başlarına ve istedikleri gibi şirketin hak ve menfaatlerine aykırı olarak yönettiklerini, şirketin, davalı yetkililerce bilinçli bir şekilde zarar ediyormuş gibi gösterilerek, müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, her yıl yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, bu nedenle, 23.02.2018 tarihli ihtarname çekilerek, şirketin 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağanüstü ve 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılmasının talep edildiğini, davalılar tarafından gönderilen 02.03.2018 tarihli cevapla şirketin 2014 ve 2015 yılları genel kurul toplantılarının yapıldığının, 2016 yılı genel kurulu toplantısının yapılması için bugüne kadar bir talep olmadığının ve söz konusu yıllara ilişkin toplantı talebinin kabul edildiğinin belirtildiğini, 13.04.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında itirazlarının dikkate alınmadığını, ...'ın tek başına istediği kararları aldığını, ...'ın yönetimde bulunması nedeniyle müdürlerin ibrası hususunda oy kullanmaması gerekirken, müvekkilinin karşı oyuna ve itirazına rağmen tek başına kendi oyuyla kendisini ve şirket müdürü babasını ibra ettiğini, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tablolarının gerçek rakamları ihtiva etmediğini, yıllık faaliyet raporlarının önemli gelişmeleri, finansal durumu, riskleri ve yönetimin değerlendirmesini, kar dağıtım politikasını ihtiva etmediğini ve gerçeğe aykırı düzenlendiğini, bu yıllarda belirtilen kârın gerçeği yansıtmadığını, 2016, 2017 yıllarının zararla sonuçlandığına ilişkin tabloların gerçek dışı olduğunu ileri sürerek şirket müdürleri ...

ve ...’ın azline, şirkete kayyum atanmasına, özel denetçi atanmasına, 13.04.2018 tarihli genel kurulda alınan 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporlarının tasdiki, kârdan kanunen ayrılması gereken tutar düşüldükten sonra geriye kalan kârın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bırakılmasına ve 2016, 2017 yılları zararla sonuçlandığından kâr dağıtımı yapılmamasına, özel denetçi seçilmesine gerek olmadığına, müdürlerin ibrasına ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen hususların genel kurulun iptali istemine dayanak teşkil edecek mahiyette olmadığını, davacının genel kurula katıldığını, toplantıda gündem maddelerinin müzakere edilmesi sırasında görüş bildirdiğini ancak yapılan oylamada mulafet şerhini tutanağa geçirmediğini, dava açma hakkının olmadığını, genel kurul kararlarının iptali davalarında husumetin tüzel kişiliğe yöneltilmesi gerektiğini, davacının bugüne dek şirket yönetimi ile ilgilenmediğini, kendisine gönderilen bilançolar ile ilgilenmediğini, şirketten isteyip de alamadığı bilgi ve belge olmadığını, limited şirketler için ibra oylamalarında şirket ortağı olan müdürlerin sahip oldukları oyları kullanamayacaklarına ve ibra oylamasında müdürlerin alt yada üst soylarının oy yasağı olduğuna dair bir düzenlemenin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin 27 payına ve % 27 tutarında sermayesine sahip ortağı olduğu, davalı şirket tarafından 13.04.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı, davacının dava konusu kararlara muhalif kaldığı ve kararların alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde de iş bu iptal davasını açtığı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre mali tabloların gerçeği yansıtmadığı dolayısıyla da mali tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptali şartlarının oluştuğu, mali tabloların usülüne uygun tutulmamış olmaları nedeniyle faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin kararın da iptali şartlarının oluştuğu, kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yerinde olduğu, müdür ...'ın kendisinin ve dışarıdan müdür olarak atanan ...'ın ibrasında oy kullanamayacağı, geriye kalan oyların tamamının davacıya ait olduğu, davacının da ret oyu kullandığı dikkate alındığında söz konusu ibra kararının iptali koşulu oluştuğu, bilirkişi raporunun, mali inceleme bölümünde yer alan "Davacı şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/alacak işlemi olup olmadığı sorgulandığında, bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilemediği, keza davalı şirketten kâr payı alamadığını ve davalı şirkette fiilen bulunmadığını iddia eden davacının, şirketle bu şekilde bir para alışverişi olmasının mümkün olmadığı değerlendirilerek, 331 Ortaklara Borçlar hesabındaki işlemlerin dayanağı da sunulmadığından, gerçek olmayan fıktif işlemler olduğu düşünüldüğü, dolayısıyla bu işlemlerin davalı şirketi zarara uğratıp uğratmadığının tespiti için ayrıntılı bir Özel Denetim yapılması gerektiği düşünülmektedir.

... Davalı şirketin Gelir Tablolarının incelenmesinde, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında satışlarını %100 artırarak bu yıllarda kâr raporlanmış olduğu, 2016 ve 2017 yıllarında ise satışların %100 bir azalma göstererek zarar raporlanmış olduğu gözükmektedir, esasen 2016 ve 2017 yıllarında ödenecek kurumlar vergisi çıkması, şirketin kanunen kabul edilmeyen giderlerden dolayı zarar raporladığmı göstermektedir, Kanunen kabul edilmeyen giderler ödenen cezaları ihtiva etmektedir, şirketin bilançolarında pasifte kamuya olan borçlarını vadesinde ödemeyemediği, vadesi geçmiş ve ertelenmiş yükümlülükler hesabından tespit edilmiştir, vadesinde ödenmeyen kamu borçları nedeniyle şirket faiz ve cezalara maruz kalmıştır ...

şirket %96 Yabancı kaynaklarla finanse edildiğinden, böyle bir tablo karşısında şirketin kârlılığını yabancı kaynakların ödenmesinde kullanması gerekmekte, keza şirketin kamuya olan borçlarını ödemede temerrrüde düşmesi, finansal açıdan şirketin nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu göstermektedir" yönündeki tespitler dikkate alındığında, davalı müdürlerin şirketi iyi yönetmedikleri, hesapları ve ticari defterleri usulüne uygun tutmadıkları, şirketin uzun süreden beri kâr dağıtacak kadar kazanç elde emediği anlaşıldığından haklı nedenle davalıların şirket müdürlüğünden azledilmesi şartları oluştuğu, davacı vekilinin davalı şirketin 13.04.2018 tarihinde yapılan genel kurulunda özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine karar verildiğini, bu nedenle davalı şirkete özel denetçi atanmasını talep ettiği, özel denetçi talebinin reddi ile ilgili karara karşı iptal davası açılamayacağı, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 439 uncu maddesine göre yapılan incelemeden, davacının yapılan genel kurulda veya öncesinde bilgi edinme ve inceleme hakkını kullanmadığı anlaşıldığından ikincil nitelikteki özel denetçi atanmasına ilişkin davayı açamayacağı gerekçesiyle davacının davalı şirketin 02.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemi ile açtığı davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 02.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda 2, 4 ve 7 no.lu gündem maddeleri ile alınan kararların iptaline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının davalı şirket aleyhine açtığı özel denetçi atanmasına ilişkin davanın reddine, davacının davalılar ...

ve ... aleyhine açtığı yönetici azline ilişkin davanın kabulü ile ... Endüstriyel Mutfak Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.nin müdürleri ... ve ...'ın şirket müdürlüğünden azillerine, ... Endüstriyel Mutfak Ekipmanları San ve Tic. Ltd. Şti.ne SMMM Semra Durul'un yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının genel kurul toplantısında gündem maddelerinin müzakere edilmesi sırasında görüş bildirdiğini ancak yapılan oylamada muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini, müvekkilleri ... ve ...'ın pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hissedarlık yapısı, yönetimi, satışa sunduğu ürün ve yaptığı işlerin 2015 yılı Haziran ayında tamamen değiştiğini, şirketin satışa sunduğu ürünün, yaptığı işler ve yapısındaki değişim şirketin işleyişindeki değişikliği etkileyeceğini, yani şirketin alım sürecinde zarar etmesinin muhtemel olup şirketin iyi yönetilmediğine dair kıyaslamanın 2013-2014-2015 yılları dikkate alınarak yapılmaması gerektiğini, itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme yapılarak ve itirazları dikkate alınmaksızın hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığını soyut şekilde raporda kaleme alan bilirkişilerin müvekkili şirketin hangi muhasebe standardına uymadığını raporda göstermemelerinin bu raporun eksik ve yetersiz inceleme ile hazırlandığının açık bir göstergesi olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak davalı müdürlerin azledilmesi hakkında hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantı tutanağına göre davacıyı temsilen vekilinin müzakere sırasında görüş ve eleştirilerini bildirdiği, ret oyu kullanmış ise de kararların alınmasından sonra usulüne uygun muhalefet şerhi yazdırmadığı, alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından bilançonun ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 2 ve 4 no.lu kararlara yönelik olarak davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, 7 no.lu kararın müdürlerin ibrasına ilişkin olduğu, şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre şirket müdürlerinin gerek kendilerinin ve gerekse birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilecekleri, şirket müdürünün her birinin, şirket ortağı ve müdürü ...'ın oylarıyla ibra edildiği, şirket müdürü dışındaki oyun davacıya ait olduğu ve red oyu kullandığı dikkate alındığında ibra kararı hükümsüz olduğundan iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirketin gelir tabloları incelendiğinde;

yıllar itibariyle zarar ettiği ve kötü yönetildiği, genel kurul toplantılarını yapmadıkları, şirket kayıtlarının fiktif olduğu gerekçe gösterilerek azline karar verildiği, ancak; şirketin 2016 ve 2017 yıllarında zarar etmesinin doğrudan davalıların kötü yönetimi ile ilgisinin belirlenmediği, ticari hayat koşullarında kâr veya zarar etmenin mümkün olduğu, zararın her zaman kötü yönetimden doğmayabileceği, şirketin zarar etmesine bağlı olarak azil kararı verilmesi yerinde olmadığından bu gerekçenin yerinde olmadığı, ancak, bilançolarda yer alan, ortakların şirketten alacaklı olduğu 331 hesap kalemleri için ayrıntılı inceleme yapıldığı, şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/ alacak işlemi olup olmadığı istenilmiş ise de davalılar tarafından bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilmediğinden davacıyı da borçlandıran bu işlemlerin dayanağının açıklanmadığı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacıyı yüklü miktarda borçlandıran işlemlere ait tüm belgelerin sunulduğu belirtilmiş olmasına rağmen kayıtların dayanağı belgelerin yargılama aşamasında sunulmadığı, bu sebeble ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporuna itiraz edilmekle birlikte itirazlar belgelendirilmediğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davalı şirket vekili, 2014 ve 2015 yılı genel kurullarının yapıldığını savunmuş ise de anılan genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde, pay devirlerine ilişkin karar alınması, bir kez de şirket müdürü seçimi gündemi ile olağanüstü toplantılar yapıldığının anlaşıldığı, mevzuatta yazılı olduğu üzere finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllıkk raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yöneticilerin ibrası ve faaliyet dönemine ilişkin müzakere yapılıp karar alınmadığı anlaşıldığından 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarının yapıldığına yönelik istinaf nedeninin yerinde görülmediği, eldeki davada genel kurul kararının iptali davası yanında şirket müdürlerinin azli de istenildiğinden, şirket müdürleri davada taraf olması gerektiğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davalı şirket müdürlerinin azli koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle azil kararında sonucu itibariyle isabetsizlik olmadığı, azil kararı kesinleştikten sonra şirket ortaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiği, kayyım atanması bu aşamada gerekmediğinden kayyım atama kararının da kaldırılmasına gerektiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 02.03.2018 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan ibraya ilişkin 7 no.lu kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine, özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine, davacının şirket müdürleri aleyhine açtığı yönetici azline ilişkin davanın kabulü ile davalılar ...

ve ...'ın ... Endüstriyel Mutfak San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürlüğünden azillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2 ve 4 no.lu kararlara yönelik muhalefetinin vekili tarafından tutanağa açıkça yazıldığını, kayyım atanmasına ilişkin kararın kaldırlması gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davalı şirketin sadece iki ortağı olduğunu, davalı ... %73 hisseli ortak olduğundan genel kurulda tek başına istediği kararları alabileceğini, istinaf mahkemesi gerekçesindeki, "azil kararı kesinleştikten sonra şirket prtaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiği" yönündeki gerekçesinin hem ibra edilmeyen hem de şirket müdürlüğünden azledilen ...'a şirket yönetiminin tekrar teslimi anlamına geldiğini, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, zira ledeki davada davaların yığılmasının söz konusu olduğunu, kabul edilen her bir dava için lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, istinaf mahkemesi kararında tek bir vekalet ücretine hükmedildiğini, istinaf mahkemesince yeninden hüküm verildiğinden, yerel mahkeme karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden ücret takdirinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesine göre olumsuz oy kullanılmasının yanında, yasanın aradığı şartlarda muhalefet şerhi gerektiği, 7 no.lu gündem maddesi yönünden bu şart gerçekleşmediğinden istinaf mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, finansal tablo ve faaliyet raporuna ilişkin maddeler hukuken geçerli hale geldiğinden, 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi uyarınca bu onaylama olmadan da ibra söz konusu olamayacağından artık müdürlerin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmeyeceğini, davacının bilgi edinme hakkını kullanmadığını, bu hakkının engellediği gibi bir durumun ispat edilemediği açıkken şirket müdürünün azli kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının şirket müdürünün azlini gerektirecek haklı sebepleri ispatlaması gerektiğini, ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğine dair bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bir an için tek 331 no.lu caride yer alan fiktif kayıt olsa dahi işbu hususun tek başına müdür azli sebebi olmadığını, şirket genel kurullarının yapılmamasının da azil sebebi olmadığını, 331 no.lu kayda ilişkin alt bilgi ve belgeler toplanıp fiktif olduğu belirtilen kayıtların somutlaştırılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının aleyhe olan kısımlar yönünden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali, yönetici azli ve özel denetçi atanması taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 436, 438, 439, 446, 523, 532, 622 ve 630 uncu maddeleri.

3.

03. 09.2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Asgari Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekili, şirket müdürlerinin azlini, şirkete denetçi atanmasını ve bir kısım Genel Kurul kararının iptalini dava etmiş olup, temyiz dilekçesinde her bir dava için ayrı ayrı istinaf mahkemesi karar tarihine göre vekâlet ücreti belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde de tek bir vekâlet ücretine hükmedilmiş ancak bu husus davacı tarafça istinaf sebebi yapılmamıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesinde yer alan "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır" düzenlemesi dikkate alınarak, vekâlet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi karar tarihindeki tarifeye göre karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında "İlk Derece Yargılamasına İlişkin Olarak" başlığı altında yer alan "Davacı vekili için takdir olunan 2.725,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılarak "Davacı vekili için takdir olunan 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililere yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.