Pay devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14536 E. 2016/6587 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devri↗ bedel iadesi↗ pay sahipliği↗ pasif husumet yokluğu↗ sözleşmeye aykırılık↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, temsil olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan pay devrinin kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, ortaklık defterinin ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir. Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmakla yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir. Zira, 6762 Sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı şirketler vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Dairemizin 08/03/2013 tarihli bozma ilamından önceki mahkeme kararında davalı ... ve davalı ... İht. Paz. Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı ... AŞ hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafça temyiz edilmemiş olup, böylelikle adı geçen davalı hakkında verilen husumetten ret kararının kesinleşmiş olduğu anlaşılmış olmasına rağmen, davalı ... AŞ hakkında yeniden hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı ... AŞ yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9787 E. 2014/17240 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden ise «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · def'i · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davanın davalı şirketler yönünden esastan, davalı D..
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacının davalı şirkete ortak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14322 E. 2014/18657 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 14/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14638 E. 2014/18667 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14604 E. 2014/18672 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 14/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14315 E. 2014/18658 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 14/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14310 E. 2014/18659 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların zaman aşımı «def»'inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 14/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10806 E. 2014/18663 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 14/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13600 E. 2014/18664 K.
Ortak:pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan «pay devrinin» kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterinin» ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · dolandırıcılık · def'i
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların zaman aşımı «def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların zaman aşımı «def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14536 E. , 2016/6587 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/03/2014 tarih ve 2013/494-2014/193 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı şirketler vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/06/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istenildiği an geri ödeneceği ve yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, hukuken müvekkilinin ortak yapılmasının mümkün olmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin bu faaliyetler nedeniyle yargılandıklarını, bu yargılamalarda şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, davalı ...'ın da meydana gelen bu zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 39.373,43 TL alacağın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili ... İht. Mad. Paz. Tic. AŞ'nin ortağı olduğunu, bu ortaklığın hukuka uygun bulunduğunu, TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, temsil olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, yapılan pay devrinin kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, ortaklık defterinin ve toplantıların usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespitine elverişli deliller bulunmadığı, ancak davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesiyle davacı ile davalı şirketler arasında gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olduğunun tespitine, 18.157,18 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı şirketlerden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ...
yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir. Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmakla yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir. Zira, 6762 Sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı şirketler vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Dairemizin 08/03/2013 tarihli bozma ilamından önceki mahkeme kararında davalı ... ve davalı ... İht. Paz. Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı ... AŞ hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafça temyiz edilmemiş olup, böylelikle adı geçen davalı hakkında verilen husumetten ret kararının kesinleşmiş olduğu anlaşılmış olmasına rağmen, davalı ... AŞ hakkında yeniden hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı ... AŞ yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... AŞ yararına BOZULMASINA, (3) bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...ye iadesine, 14/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/227274400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz