Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5605 E. 2016/476 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ sürenin hesaplanması↗ ttk 122↗ ihbar süresi↗ hakkaniyet indirimi↗ acentelik ilişkisi↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ denetime elverişli rapor↗ acentelik sözleşmesi↗ bloke↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ denetime elverişlilik↗ yenileme↗ fesih↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ kusur↗ eksik inceleme↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının fesih nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih ihbar süresi içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı acentenin internet linklerinin bloke olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL komisyon gelirinden mahrum kaldığı, bunun dışında portföy tazminatı da istenildiği, acentelik ilişkisinin devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek prim talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL komisyon alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı portföy tazminatının, ek komisyon alacağının, komisyon kaybının ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen portföy tazminatı ve komisyon alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve alınan son raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının kusuru nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık fesih ihbar süresinde davacı acentenin tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin tecdit poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir. Öncelikle bu rapor mali inceleme yönünden gerek yerel mahkemece, gerekse de Dairemizce yetersiz görülen ve bozma öncesinde alınan 28.07.2008 tarihli raporun tekrarı mahiyetinde olduğu gibi davacı tarafça üç aylık feshi ihbar süresindeki komisyon kaybı talep edilmesine rağmen yaklaşık 7 aylık süreye ilişkin hesaplama içermektedir. Öte yandan, mahkemece uyulan bozma ilamında, bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği gözetilerek buna göre hakkaniyet indiriminin değerlendirilmesi gerektiği açıklandığı halde hükme esas raporda bu inceleme davacının kusur durumuna göre yapılmıştır.
Portföy tazminatı yönünden ise bilirkişi heyetince yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122/2. maddesinde düzenlenen portföy tazminatının üst sınırı belirlenmiş, mahkemece de herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin ve davalının portföy tazminatına yönelik itirazları gözetilmeksizin belirlenen üst sınırın davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu talep bakımından da uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Bu itibarla, mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme ve araştırma yapılması, davacının geçmiş dönemlerdeki performansı da gözetilerek üç aylık feshi ihbar süresinde davalının kusurlu eylemi olmasaydı ne miktar poliçe düzenleyebileceğini somut olarak poliçeler de belirtilmek suretiyle gösteren denetime elverişli bir rapor alınması, belirlenen komisyon kaybından bundan sonra yukarıda açıklanan biçimde hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve portföy tazminatı yönünden ise davalının itirazları da gözetilerek yapılan açıklamalar çerçevesinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13610 E. 2012/21498 K.
Ortak:hakkaniyet indirimi · portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · kâr mahrumiyeti · acentelik · hakkaniyet · ek prim
İncelediğiniz kararda… , iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının «fesih» nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih «ihbar süresi» içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı «acentenin» internet linklerinin «bloke» olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL «komisyon» gelirinden «mahrum» kaldığı, bunun dışında «portföy tazminatı» da istenildiği, «acentelik ilişkisinin» devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek «prim» talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL «komisyon alacağının» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen «portföy tazminatı» ve «komisyon alacağının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay «denetimine elverişli» bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı ve alınan «son» raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının «kusuru» nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe «yenilemesinde» davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık «fesih» «ihbar» süresinde davacı «acentenin» tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin «tecdit» poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «portföy tazminatının», ek «komisyon alacağının», komisyon «kaybının» ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının «kusuru» nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan «komisyon alacağının» tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay «denetimine elverişli» olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılması cihedine gidilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon bedeli · prim alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4624 E. 2013/8146 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · kâr mahrumiyeti · acentelik · ek prim · komisyon · kusur
İncelediğiniz kararda… , iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının «fesih» nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih «ihbar süresi» içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı «acentenin» internet linklerinin «bloke» olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL «komisyon» gelirinden «mahrum» kaldığı, bunun dışında «portföy tazminatı» da istenildiği, «acentelik ilişkisinin» devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek «prim» talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL «komisyon alacağının» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «portföy tazminatının», ek «komisyon alacağının», komisyon «kaybının» ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen «portföy tazminatı» ve «komisyon alacağının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay «denetimine elverişli» bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı ve alınan «son» raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının «kusuru» nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe «yenilemesinde» davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık «fesih» «ihbar» süresinde davacı «acentenin» tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin «tecdit» poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %... ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %... ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinini temyizi üzerine, Dairemizce ilamda bel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · komisyon bedeli · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %... ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %... ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinini temyizi üzerine, Dairemizce ilamda bel …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · fesih
İncelediğiniz kararda… , iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının «fesih» nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih «ihbar süresi» içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı «acentenin» internet linklerinin «bloke» olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL «komisyon» gelirinden «mahrum» kaldığı, bunun dışında «portföy tazminatı» da istenildiği, «acentelik ilişkisinin» devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek «prim» talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL «komisyon alacağının» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «portföy tazminatının», ek «komisyon alacağının», komisyon «kaybının» ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen «portföy tazminatı» ve «komisyon alacağının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay «denetimine elverişli» bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı ve alınan «son» raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının «kusuru» nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe «yenilemesinde» davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık «fesih» «ihbar» süresinde davacı «acentenin» tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin «tecdit» poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · iyiniyet · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5605 E. , 2016/476 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/03/2015 tarih ve 2014/1016-2015/173 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/01/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 29.06.2005 tarihinde süresiz acentelik sözleşmesinin düzenlendiği, acentelik ilişkisi devam ederken davalının, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalının, 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceğine ilişkin ihbarından sonra söz konusu sürede fiilen müvekkilinin poliçe üretimini engellediği gibi müşterilere doğrudan poliçe sattığını, bu nedenle müvekkilinin elde edeceği komisyondan mahrum kaldığını, yine sözleşme uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken ek komisyonun ödenmediğini, davalının tüm bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL portföy tazminatı, 10.000 TL komisyon kaybı, 10.000 TL ek komisyon bedeli ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile portföy tazminatı talebini 802.662,96 TL'ye, komisyon kaybı talebini ise 494.711,43 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede, taraflardan herbirinin diğer tarafa taahhütlü bir mektupla, üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin de bu kapsamda sözleşmeyi feshettiğini, davacının sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinden tazminat isteyemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin feshinde de davacının ksurulu olduğunu, müvekkilinin davacıdan prim alacağının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının fesih nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih ihbar süresi içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı acentenin internet linklerinin bloke olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL komisyon gelirinden mahrum kaldığı, bunun dışında portföy tazminatı da istenildiği, acentelik ilişkisinin devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek prim talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL komisyon alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı portföy tazminatının, ek komisyon alacağının, komisyon kaybının ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen portföy tazminatı ve komisyon alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve alınan son raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının kusuru nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43.
maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık fesih ihbar süresinde davacı acentenin tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin tecdit poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
Öncelikle bu rapor mali inceleme yönünden gerek yerel mahkemece, gerekse de Dairemizce yetersiz görülen ve bozma öncesinde alınan 28.07.2008 tarihli raporun tekrarı mahiyetinde olduğu gibi davacı tarafça üç aylık feshi ihbar süresindeki komisyon kaybı talep edilmesine rağmen yaklaşık 7 aylık süreye ilişkin hesaplama içermektedir. Öte yandan, mahkemece uyulan bozma ilamında, bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği gözetilerek buna göre hakkaniyet indiriminin değerlendirilmesi gerektiği açıklandığı halde hükme esas raporda bu inceleme davacının kusur durumuna göre yapılmıştır.
Portföy tazminatı yönünden ise bilirkişi heyetince yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122/2. maddesinde düzenlenen portföy tazminatının üst sınırı belirlenmiş, mahkemece de herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin ve davalının portföy tazminatına yönelik itirazları gözetilmeksizin belirlenen üst sınırın davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu talep bakımından da uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Bu itibarla, mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme ve araştırma yapılması, davacının geçmiş dönemlerdeki performansı da gözetilerek üç aylık feshi ihbar süresinde davalının kusurlu eylemi olmasaydı ne miktar poliçe düzenleyebileceğini somut olarak poliçeler de belirtilmek suretiyle gösteren denetime elverişli bir rapor alınması, belirlenen komisyon kaybından bundan sonra yukarıda açıklanan biçimde hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve portföy tazminatı yönünden ise davalının itirazları da gözetilerek yapılan açıklamalar çerçevesinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücertinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/224154200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz