6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13610 E. 2012/21498 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet indirimi portföy tazminatı komisyon alacağı komisyon bedeli prim alacağı acentelik sözleşmesi sigorta ettiren kâr mahrumiyeti sigorta sözleşmesi acentelik hakkaniyet ek prim denetime elverişlilik yenileme komisyon bilirkişi incelemesi kusur e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir acentenin sözleşmenin feshinden bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra mahrum kaldığı prim, komisyon ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, defter kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından prim alacağına da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL portföy tazminatının ve 494.711.43 TL komisyon bedelinin davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının kusuru nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan komisyon alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihedine gidilmiştir. Mahkemece alınan son raporda ise davacının komisyon alacağını hak kazanmadığı yolunda mütalaada bulunulmuştur. Her ne kadar davacı tarafından iddia olunduğu şekilde daha önceki dönemde poliçe düzenleyen, poliçe yenilemesi yapan ve bu nedenle komisyon ve prime hak kazanan davacının bu dönemde herhangi bir poliçe düzenleyememesi, yenileme yapamaması hayatın olağan koşulları gereğince davalının kusuruna dayalı bir durum ise de, davacının, davalının belirtilen kusuru nedeniyle ne miktar zarara uğradığını TMK. 6. maddesi uyarınca kanıtlaması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının bu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceği ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceği, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp ve bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da gözönünde bulundurulmak suretiyle tespit ettirilip, bu meyanda 818 sayılı BK. 43. maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Öte yandan, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda portföy tazminatının hesabında ikili bir hesaplama tarzı benimsenmiş, birinci hesap tarzına göre davacının 279.833.05 TL, ikinci hesap tarzına göre ise 614.965.18 TL portföy tazminatına hak kazandığına işaret olunmuştur. Her ne kadar mahkemece bilirkişinin ikinci hesap tarzına göre tazminata hükmedilmiş ise de, karar yerinde birinci hesap tarzına niye itibar edilmediği, neden ikinci hesap tarzına itibar edildiğinin gerekçesi gösterilmiş değildir. Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin itirazları da nazara alınarak fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4624 E. 2013/8146 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5605 E. 2016/476 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/13610 E.  ,  2012/21498 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.06.2011 tarih ve 2007/894-2011/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 29.06.2005 tarihinde süresiz acentelik sözleşmesine göre müvekkilinin sözleşme yapmaya, poliçe düzenlemeye, prim tahsiline ve bu hususlarda tüm işlemleri ifa etmeye yetkili kılındığını, ancak davalının müvekkilinin kusuru olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, dolayısıyla müvekkilinin 802.662.96 TL portföy zararı, ayrıca fesih ihbarının yapılmasından sonra üç aylık faaliyet sürecinde poliçe üretimini fiilen engellediğinden ve müşterilere doğrudan poliçe sattığından dolayısıyla prim komisyonu geliri elde etmesini engellemesi nedeniyle 494.711.43 TL maddi zarara, taahhüt ettiği ek komisyon bedelini de ödememiş olması nedeniyle 379.009.57 TL ek komisyon kaybına, müvekkilinin müşteriler nezdindeki itibarının da sarsılmış olduğundan manevi zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik portföy tazminatı olarak 10.000 TL, komisyon kaybı 10.000 TL, ek komisyon bedeli 10.000 TL ve manevi tazminat olarak 50.000 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre taraflardan herbiri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla, üç ay evvelinden haber vermek şartıyla, sözleşmeyi yürürlükten kaldırılabileceğinin öngörüldüğünü, buna göre taraflardan herbirinin herhangi bir neden ile sürmeksizin her zaman fesih hakkının bulunduğunu, ayrıca sözleşmeye göre acentenin sözleşmenin yürürlükten kaldırılması nedeniyle şirketten tazminat isteyemeyeceğinin kabul edildiğini, davacının müvekkilini zarara uğrattığını, ayrıca müvekkilinin prim alacağının söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir acentenin sözleşmenin feshinden bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra mahrum kaldığı prim, komisyon ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, defter kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından prim alacağına da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL portföy tazminatının ve 494.711.43 TL komisyon bedelinin davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının kusuru nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan komisyon alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihedine gidilmiştir. Mahkemece alınan son raporda ise davacının komisyon alacağını hak kazanmadığı yolunda mütalaada bulunulmuştur.

Her ne kadar davacı tarafından iddia olunduğu şekilde daha önceki dönemde poliçe düzenleyen, poliçe yenilemesi yapan ve bu nedenle komisyon ve prime hak kazanan davacının bu dönemde herhangi bir poliçe düzenleyememesi, yenileme yapamaması hayatın olağan koşulları gereğince davalının kusuruna dayalı bir durum ise de, davacının, davalının belirtilen kusuru nedeniyle ne miktar zarara uğradığını TMK.

6. maddesi uyarınca kanıtlaması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının bu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceği ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceği, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp ve bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da gözönünde bulundurulmak suretiyle tespit ettirilip, bu meyanda 818 sayılı BK.

43. maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Öte yandan, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda portföy tazminatının hesabında ikili bir hesaplama tarzı benimsenmiş, birinci hesap tarzına göre davacının 279.833.05 TL, ikinci hesap tarzına göre ise 614.965.18 TL portföy tazminatına hak kazandığına işaret olunmuştur. Her ne kadar mahkemece bilirkişinin ikinci hesap tarzına göre tazminata hükmedilmiş ise de, karar yerinde birinci hesap tarzına niye itibar edilmediği, neden ikinci hesap tarzına itibar edildiğinin gerekçesi gösterilmiş değildir. Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin itirazları da nazara alınarak fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazların reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067187600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.