Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13610 E. 2012/21498 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet indirimi↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ komisyon bedeli↗ prim alacağı↗ acentelik sözleşmesi↗ sigorta ettiren↗ kâr mahrumiyeti↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ denetime elverişlilik↗ yenileme↗ komisyon↗ bilirkişi incelemesi↗ kusur↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir acentenin sözleşmenin feshinden bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra mahrum kaldığı prim, komisyon ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, defter kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından prim alacağına da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL portföy tazminatının ve 494.711.43 TL komisyon bedelinin davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının kusuru nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan komisyon alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihedine gidilmiştir. Mahkemece alınan son raporda ise davacının komisyon alacağını hak kazanmadığı yolunda mütalaada bulunulmuştur. Her ne kadar davacı tarafından iddia olunduğu şekilde daha önceki dönemde poliçe düzenleyen, poliçe yenilemesi yapan ve bu nedenle komisyon ve prime hak kazanan davacının bu dönemde herhangi bir poliçe düzenleyememesi, yenileme yapamaması hayatın olağan koşulları gereğince davalının kusuruna dayalı bir durum ise de, davacının, davalının belirtilen kusuru nedeniyle ne miktar zarara uğradığını TMK. 6. maddesi uyarınca kanıtlaması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının bu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceği ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceği, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp ve bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da gözönünde bulundurulmak suretiyle tespit ettirilip, bu meyanda 818 sayılı BK. 43. maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda portföy tazminatının hesabında ikili bir hesaplama tarzı benimsenmiş, birinci hesap tarzına göre davacının 279.833.05 TL, ikinci hesap tarzına göre ise 614.965.18 TL portföy tazminatına hak kazandığına işaret olunmuştur. Her ne kadar mahkemece bilirkişinin ikinci hesap tarzına göre tazminata hükmedilmiş ise de, karar yerinde birinci hesap tarzına niye itibar edilmediği, neden ikinci hesap tarzına itibar edildiğinin gerekçesi gösterilmiş değildir. Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin itirazları da nazara alınarak fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4624 E. 2013/8146 K.
Ortak:portföy tazminatı · prim alacağı · komisyon bedeli · acentelik sözleşmesi · sigorta ettiren · kâr mahrumiyeti · sigorta sözleşmesi · acentelik · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
3-Öte yandan, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda «portföy tazminatının» hesabında ikili bir hesaplama tarzı benimsenmiş, birinci hesap tarzına göre davacının 279.833.05 TL, ikinci hesap tarzına göre ise 614.965.18 TL portföy tazminatına hak kazandığına işaret olunmuştur.
Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin itirazları da nazara alınarak fesihten sonra davacının ne miktar «portföy tazminatı» isteyebileceği hususunda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %... ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %... ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinini temyizi üzerine, Dairemizce ilamda bel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5605 E. 2016/476 K.
Ortak:hakkaniyet indirimi · portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · kâr mahrumiyeti · acentelik · hakkaniyet · ek prim
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir «acentenin sözleşmenin» feshinden bir «kusuru» bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren «sigorta sözleşmelerinden» dolayı «sigorta ettiren» tarafından sigortacıya ödenen «primler» bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra «mahrum» kaldığı prim, «komisyon» ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, «defter» kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından «prim alacağına» da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL «portföy tazminatının» ve 494.711.43 TL «komisyon bedelinin» davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının «kusuru» nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan «komisyon alacağının» tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay «denetimine elverişli» olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılması cihedine gidilmiştir.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının «fesih» nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih «ihbar süresi» içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı «acentenin» internet linklerinin «bloke» olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL «komisyon» gelirinden «mahrum» kaldığı, bunun dışında «portföy tazminatı» da istenildiği, «acentelik ilişkisinin» devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek «prim» talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL «komisyon alacağının» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen «portföy tazminatı» ve «komisyon alacağının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay «denetimine elverişli» bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı ve alınan «son» raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının «kusuru» nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe «yenilemesinde» davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık «fesih» «ihbar» süresinde davacı «acentenin» tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin «tecdit» poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «portföy tazminatının», ek «komisyon alacağının», komisyon «kaybının» ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tecdit · ihbar süresi · acentelik ilişkisi · bloke · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı · ihbar
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 29 ay devam eden sözleşmenin davalı sigortacı tarafından feshedildiği, davacının «fesih» nedeniyle oluşan zararlarının tahsili için işbu davayı açtığı, taleplerden birinin üç aylık fesih «ihbar süresi» içerisinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının poliçe düzenleyememesine dayandığı, gerçekten de taraflar arasındaki yazışmalardan davacı «acentenin» internet linklerinin «bloke» olduğunun ve bu nedenle internet yoluyla poliçe düzenlenemediğinin anlaşıldığı, davacınınpoliçe düzenlemesinin davalı tarafından engellendiği kanaatine varıldığı, davacının bu nedenle toplam 494.711,43 TL «komisyon» gelirinden «mahrum» kaldığı, bunun dışında «portföy tazminatı» da istenildiği, «acentelik ilişkisinin» devam ettiği sürede davacının elde ettiği komisyon tutarı gözetilerek davacının 616.206,56 TL portföy tazminatına hak kazandığının tespit edildiği, belirlenen miktardan indirim yapılmasını gerektirecek bir davacı kusurunun ispat edilemediği, ek «prim» talebinin ispatlanamadığı gibi manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 616.206,56 TL portföy tazminatı ile 494.711,43 TL «komisyon alacağının» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Zira mahkemece, davanın kısmen kabulüne, belirlenen «portföy tazminatı» ve «komisyon alacağının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, Dairemizin 2011/13610 E., 2012/21498 K. sayılı ilamı ile mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, bu raporun hüküm kurmaya ve Yargıtay «denetimine elverişli» bulunmadığı, esasen mahkemece de bu raporun yeterli görülmeyerek yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı ve alınan «son» raporda, davacının komisyon alacağına hak kazanmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının, davalının «kusuru» nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı olarak ne miktarda zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği, davacının söz konusu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceğinin ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceğinin, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp, bir kısım sigortalıların poliçe «yenilemesinde» davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi, mülga 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca bir «hakkaniyet indiriminin» gerekip gerekmediğinin tartışılması, portföy tazminatı yönünden ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ikili bir hesaplama tarzı benimsenmesine karşın mahkemece neden bunlardan birine itibar edildiğinin karar yerinde gösterilmediği, davalının itirazları da gözetilerek fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekçeleriyle davalı yararına bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan ve hükme esas tutulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama yapılmaksızın söz konusu üç aylık «fesih» «ihbar» süresinde davacı «acentenin» tek bir yeni müşteri kazanmasa ve sadece mevcut müşterilerin «tecdit» poliçelerini yapmış olsa dahi toplam 497.711,43 TL komisyon geliri elde edebileceği belirtilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «portföy tazminatının», ek «komisyon alacağının», komisyon «kaybının» ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Öncelikle bu rapor mali inceleme yönünden gerek yerel mahkemece, gerekse de Dairemizce yetersiz görülen ve bozma öncesinde alınan 28.07.2008 tarihli raporun tekrarı mahiyetinde olduğu gibi davacı tarafça üç aylık feshi «ihbar» süresindeki «komisyon» «kaybı» talep edilmesine rağmen yaklaşık 7 aylık süreye ilişkin hesaplama içermektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13610 E. , 2012/21498 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.06.2011 tarih ve 2007/894-2011/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 29.06.2005 tarihinde süresiz acentelik sözleşmesine göre müvekkilinin sözleşme yapmaya, poliçe düzenlemeye, prim tahsiline ve bu hususlarda tüm işlemleri ifa etmeye yetkili kılındığını, ancak davalının müvekkilinin kusuru olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, dolayısıyla müvekkilinin 802.662.96 TL portföy zararı, ayrıca fesih ihbarının yapılmasından sonra üç aylık faaliyet sürecinde poliçe üretimini fiilen engellediğinden ve müşterilere doğrudan poliçe sattığından dolayısıyla prim komisyonu geliri elde etmesini engellemesi nedeniyle 494.711.43 TL maddi zarara, taahhüt ettiği ek komisyon bedelini de ödememiş olması nedeniyle 379.009.57 TL ek komisyon kaybına, müvekkilinin müşteriler nezdindeki itibarının da sarsılmış olduğundan manevi zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik portföy tazminatı olarak 10.000 TL, komisyon kaybı 10.000 TL, ek komisyon bedeli 10.000 TL ve manevi tazminat olarak 50.000 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre taraflardan herbiri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla, üç ay evvelinden haber vermek şartıyla, sözleşmeyi yürürlükten kaldırılabileceğinin öngörüldüğünü, buna göre taraflardan herbirinin herhangi bir neden ile sürmeksizin her zaman fesih hakkının bulunduğunu, ayrıca sözleşmeye göre acentenin sözleşmenin yürürlükten kaldırılması nedeniyle şirketten tazminat isteyemeyeceğinin kabul edildiğini, davacının müvekkilini zarara uğrattığını, ayrıca müvekkilinin prim alacağının söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tüm kanıtlara, bir acentenin sözleşmenin feshinden bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra mahrum kaldığı prim, komisyon ücretlerinden dolayı tazminat isteyebileceği, davacı acentenin kusurlu bulunmadığı, defter kaydında gözüken borcunun davalı sigortacı tarafından dava dışı borçlu nezdinde silindiği, bu halde davacının kendi döneminde uzun süreli sözleşmeleri bağıtladığından prim alacağına da hak kazandığı, davacının %5 ek prim denge teşvik alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ıslahla attırılan miktar üzerinden 616.206.56 TL portföy tazminatının ve 494.711.43 TL komisyon bedelinin davalıdan tahsiline, %5 ek komisyon talebi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacının davadaki taleplerinin birisi de üç aylık sürede davalının kusuru nedeniyle poliçe düzenleyememesinden kaynaklandığı iddia olunan komisyon alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece alınan ilk raporda nasıl hesaplandığı bir şekilde davacının 494.711.43 TL komisyon alacağına hak kazandığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, az önce belirtildiği üzere bu miktarın ne şekilde tespit edildiği raporda hüküm kurmaya ve yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, mahkemece de zaten bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihedine gidilmiştir. Mahkemece alınan son raporda ise davacının komisyon alacağını hak kazanmadığı yolunda mütalaada bulunulmuştur.
Her ne kadar davacı tarafından iddia olunduğu şekilde daha önceki dönemde poliçe düzenleyen, poliçe yenilemesi yapan ve bu nedenle komisyon ve prime hak kazanan davacının bu dönemde herhangi bir poliçe düzenleyememesi, yenileme yapamaması hayatın olağan koşulları gereğince davalının kusuruna dayalı bir durum ise de, davacının, davalının belirtilen kusuru nedeniyle ne miktar zarara uğradığını TMK.
6. maddesi uyarınca kanıtlaması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının bu dönemde davalının anılan eyleminin olmaması halinde ne miktar poliçe düzenleyebileceği ve buna dayalı olarak ne kadar kâr elde edebileceği, davacının geçmiş dönemler itibariyle performansı da göz önünde bulundurularak hesaplattırılıp ve bir kısım sigortalıların poliçe yenilemesinde davacıyı tercihten vazgeçebileceği olguları da gözönünde bulundurulmak suretiyle tespit ettirilip, bu meyanda 818 sayılı BK.
43. maddesi uyarınca bir hakkaniyet indiriminin gerekip gerekmediği tartışılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda portföy tazminatının hesabında ikili bir hesaplama tarzı benimsenmiş, birinci hesap tarzına göre davacının 279.833.05 TL, ikinci hesap tarzına göre ise 614.965.18 TL portföy tazminatına hak kazandığına işaret olunmuştur. Her ne kadar mahkemece bilirkişinin ikinci hesap tarzına göre tazminata hükmedilmiş ise de, karar yerinde birinci hesap tarzına niye itibar edilmediği, neden ikinci hesap tarzına itibar edildiğinin gerekçesi gösterilmiş değildir. Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin itirazları da nazara alınarak fesihten sonra davacının ne miktar portföy tazminatı isteyebileceği hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazların reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067187600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz