Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15701 E. 2016/5514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile konutu↗ fiil ehliyeti↗ açık muvafakat↗ cebri icra↗ ipoteğin fekki↗ i̇i̇k 194↗ muvazaa↗ emredici hüküm↗ kira sözleşmesi↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ipotek↗ iş bölümü↗ muvafakat↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ feragat↗ geçersizlik↗ kötüniyet↗ tacir↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin aile konutu olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmaksızın konan ipotek uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu nedenle, aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.
Türk Medeni Kanununun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanununun madde 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir.
Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin “açık” olması gerekir (Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Medeni Kanununun Getirdiği Yeni Şerhler; Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, Birinci Basıdan İkinci Tıpkı Bası, s. 41-42).
Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur.
Somut olayda, mahkemenin kabulü ve .... Aile Mahkemesi'nin 2010/1297 esas, 2011/362 karar sayılı dava dosyasıda yapılan tespitler uyarınca; ... İlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6 nolu bağımsız bölümün davacı ile dava dışı eşi ...'ın aile konutu olduğu, dava dışı eş ... tarafından, yine dava dışı ....'nin davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile 3. şahıslara satıldığı, icra takibi sırasında davacı tarafından .... Aile Mahkemesin'de ipoteğin fekki istemli olarak 2.12.2008 tarihinde dava açıldığı, bu dava dosyasında talebe rağmen tedbiren satışın durdurulması yönünde karar verilmediği sabittir. Bankalar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumludur. Bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında yukarda açıklanan yasa hükmü uyarınca ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Davalı Banka tarafından davacının ipotek tesisine açık muvafakatının bulunduğu hususu ispatlanamadığı gibi, bankanın bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte bir delil de sunulamamıştır. İpotekli taşınmazın cebri icra ile satışı öncesinde davacı tarafından taşınmazın aile konutu olduğu iddiasıyla dava açılmasına karşın davalı tarafından icra takibine devam edilip taşınmazın satılmasına da vesile olunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın cebri icra ile satışına sebebiyet verildiği gözetildiğinde mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp bu nedenle kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2625 E. 2020/4782 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · kira sözleşmesi · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:katılma yoluyla istinaf · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
… avacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Davalı vekili ilk derece mahkemesinin kararını «katılma yoluyla istinaf» etmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı vekilinin istinaf istemi konusunda her hangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiş bu nedenle Bölge Adliye Mahke …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · i̇i̇k 194 · muvazaa · cy/cy şerhi · eş rızası
İncelediğiniz karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/22 E. 2024/3400 K.
Ortak:aile konutu · fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · i̇i̇k 194 · muvazaa · emredici hüküm · kira sözleşmesi · Tazminat
İncelediğiniz karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanununun madde «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır.
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un «194»'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere «aile konutu» olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu «kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını «taşıyıp» taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının «yolsuz tescile» dayanarak söz konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde b …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun «194»'üncü maddesi hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin ayni değil şahsi hakkı bulunduğu ve bu hak kapsamında ancak ipoteğin tesisine ilişkin sözleşmenin «geçersizliğinin» kanıtlanması halinde iptalini talep edebileceği, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · yolsuz tescil · imza incelemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · kredi sözleşmesi · taşıyan · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu kararda… inaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredilere «teminat» olarak verilen taşınmaz için İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemleri başlatıldığını ve 05.01.2017 tarihindeki ikinci satışta başkaca alıcının çıkmaması üzerine taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben alındığını, davacının işbu dava ile kötü niyetli hareket ettiğini, çünkü davacının ilgili taşınmaza ilişkin banka şubesine vermiş olduğu açık rızasını gösteren 01.09.2014 tarihli imzasını «taşıyan» Muvafakatnamesi olduğunu, davacının taşınmazın kredilere «ipotek» olarak verilmiş olduğunu bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka tarafından taşınmazın değeri için taşınmazda ekspertiz yaptırıldığını, dava /dışı borçlu firma yetkilisi ve aynı zamanda davacının eşine «kıymet takdir» raporları ve satış ilanları tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, yerel mahkeme «imza incelemesi» için dosyayı teknik açıdan yetersiz kuruma gönderdiğini, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil kurum tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler üzerinde herhangi bir incele yapılmadığını, dosyanın A …
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere «aile konutu» olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu «kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını «taşıyıp» taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının «yolsuz tescile» dayanarak söz konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde b …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun «194»'üncü maddesi hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin ayni değil şahsi hakkı bulunduğu ve bu hak kapsamında ancak ipoteğin tesisine ilişkin sözleşmenin «geçersizliğinin» kanıtlanması halinde iptalini talep edebileceği, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4262 E. 2022/1455 K.
Ortak:aile konutu · fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · i̇i̇k 194 · emredici hüküm · kira sözleşmesi · cy/cy şerhi · eş rızası
İncelediğiniz karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Mahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayni teminat · mirasçılık · kefalet · kefil · eksik inceleme
Benzer bu kararda… . maddesi uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, aynı Kanun’un 603. maddesine göre de «kefaletin» şekline, kefil olma «ehliyetine» ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağı, ancak eşin rızasına ilişkin hükümlerin, sadece gerçek kişilerce yapılacak kişisel güvence verilmesine ilişkin sözleşmeler için geçerli olacağı, gerçek kişilerce verilmiş olsalar dahi «ayni teminat» sözleşmeleri veya tüzel kişilerce verilen kişisel teminat sözleşmelerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, davalılar arasında yapılan işlemin ayni teminat sözle …
Mahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu kez, davacı «mirasçıları» karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahkemece «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, iş bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmuş ise de Yargıtay (Kapatılan) 19.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · cebri icra · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · iş bölümü · teminat
İncelediğiniz karardaİlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6 nolu bağımsız «bölümün» davacı ile dava dışı eşi ...'ın «aile konutu» olduğu, dava dışı eş ... tarafından, yine dava dışı ....'nin davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile 3. şahıslara satıldığı, icra takibi sırasında davacı tarafından ....
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takibin kesinleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · genel kredi sözleşmesi · kefil · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · cy/cy kaydı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15701 E. , 2016/5514 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2015 tarih ve 2014/8-2015/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tapuda ... İlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6. nolu dairenin müvekkilinin eşi ... adına tapuya tescilli olduğunu, söz konusu dairenin aile kontu olarak kullanıldığını, müvekkilinin rızası dışında eşi tarafından ....'nin davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilince 02.12.2008 tarihinde ipotekli taşınmazın aile konutu olması nedeniyle ipoteğin kaldırılması istemli .... Aile Mahkemesi'nde dava açıldığını, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddi nedeniyle dava konusu taşınmazın ....
İcra Müdürlüğü'nün 2007/3676 talimat sayılı dosyası üzerinden cebri icra yoluyla satıldığını, bu nedenle müvekkilinin açtığı ipoteğin kaldırılmasına ilişkin davada konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, davalı bankanın basiretli tacir gibi davranmayıp TMK'nın 194. maddesi hükmüne aykırı olarak aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine ipotek koyması ve bu ipotek nedeniyle taşınmazın satılması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 115.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin aile konutu olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmaksızın konan ipotek uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu nedenle, aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır.
Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.
Türk Medeni Kanununun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanununun madde 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz.
Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir.
Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin “açık” olması gerekir (Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Medeni Kanununun Getirdiği Yeni Şerhler; Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, Birinci Basıdan İkinci Tıpkı Bası, s.
41- 42).
Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur.
Somut olayda, mahkemenin kabulü ve .... Aile Mahkemesi'nin 2010/1297 esas, 2011/362 karar sayılı dava dosyasıda yapılan tespitler uyarınca; ... İlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6 nolu bağımsız bölümün davacı ile dava dışı eşi ...'ın aile konutu olduğu, dava dışı eş ... tarafından, yine dava dışı ....'nin davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile 3. şahıslara satıldığı, icra takibi sırasında davacı tarafından .... Aile Mahkemesin'de ipoteğin fekki istemli olarak 2.12.2008 tarihinde dava açıldığı, bu dava dosyasında talebe rağmen tedbiren satışın durdurulması yönünde karar verilmediği sabittir.
Bankalar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumludur. Bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında yukarda açıklanan yasa hükmü uyarınca ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Davalı Banka tarafından davacının ipotek tesisine açık muvafakatının bulunduğu hususu ispatlanamadığı gibi, bankanın bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte bir delil de sunulamamıştır. İpotekli taşınmazın cebri icra ile satışı öncesinde davacı tarafından taşınmazın aile konutu olduğu iddiasıyla dava açılmasına karşın davalı tarafından icra takibine devam edilip taşınmazın satılmasına da vesile olunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın cebri icra ile satışına sebebiyet verildiği gözetildiğinde mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp bu nedenle kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221026800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz