Temel uyuşmazlığın
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7412 E. 2016/3523 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar/prim oranı↗ ttk 122↗ portföy tazminatı↗ acentelik sözleşmesi↗ şirketin feshi↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ ihtar↗ ihtarname↗ kusur↗ hasar↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin acenteliğinin hasar prim oranı nedeniyle fesh edildiği, sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmaması nedeniyle yapılan feshin, acentenin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, davalı ... şirketince davacının acenteliğinin haklı nedenler fesh edilmediği, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmünce 59.028,80 TL portföy tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, portföy tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 01.04.2011 tarihli davalı şirketin davacı acenteye göndermiş olduğu ihtarında, 2008-2009-2010 yılı genel hasar/prim oranlarının kar etmekten uzak bir görüntü sergilediğini, 2011 yılı Haziran sonuna kadar portföyündeki zararlı poliçeleri temizlemesini, aksi halde ticari partnerliğin sona erdirileceği belirtilerek uyarılmış, 16.12.2011 tarihli davacı acente tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede ise, 01.04.2011 tarihli ihtarın ve sözlü uyarıların şirketin çalışma motivasyonunu etkilediğini belirterek acentelik sözleşmesinin 31.12.2011 tarihi itibariyle son erdirilmesinin talep etmiş, davalı şirket ise davacının bu istemi üzerine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini fesh etmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir. Bu bağlamda davalı şirketin hasar prim dengesine ilişkin davacıya göndermiş olduğu ihtarnamenin veya uyarının kar amacı olan davalı şirket açısından ticari yaşamın gereği olarak çekilmiş olması karşısında, davacı şirketin salt bu ihtarnameden veya uyarılardan dolayı çalışma motivasyonunun bozulması, buna bağlı olarak lehine olan yasal düzenlemeleri bile gözardı ederek, davalıdan sözleşmenin feshini istemesi, davalının sözleşmeyi istem doğrultusunda fesh etmesi karşısında, kabulün aksine artık davalının feshinin haksız olduğunun kabulü olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı şirketin feshinin ilkesel olarak haksız olmadığının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11631 E. 2014/20304 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «acenteliğinin» «hasar prim oranı» nedeniyle fesh edildiği, «sigorta sözleşmelerinden» elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmaması nedeniyle yapılan feshin, acentenin kendi «kusuru» ile «sözleşmenin feshine» neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağı, davalı ... şirketince davacının acenteliğinin haklı nedenler fesh edilmediği, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmünce 59.028,80 TL «portföy tazminatına» hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 01.04.2011 tarihli davalı şirketin davacı «acenteye» göndermiş olduğu ihtarında, 2008-2009-2010 yılı genel «hasar/prim oranlarının» kar etmekten uzak bir görüntü sergilediğini, 2011 yılı Haziran sonuna kadar portföyündeki zararlı poliçeleri temizlemesini, aksi halde ticari partnerliğin sona erdirileceği belirtilerek uyarılmış, 16.12.2011 tarihli davacı «acente» tarafından davacıya gönderilen «ihtarnamede» ise, 01.04.2011 tarihli «ihtarın» ve sözlü uyarıların şirketin çalışma motivasyonunu etkilediğini belirterek «acentelik sözleşmesinin» 31.12.2011 tarihi itibariyle «son» erdirilmesinin talep etmiş, davalı şirket ise davacının bu istemi üzerine taraflar arasındaki acentelik «sözleşmesini fesh» etmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
1- Dava, «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · komisyon alacağı · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hakdüşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK 122/4 hükmü gereği davanın 1 yıl içinde açılması gerektiği, davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «acenteliğinin» «hasar prim oranı» nedeniyle fesh edildiği, «sigorta sözleşmelerinden» elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmaması nedeniyle yapılan feshin, acentenin kendi «kusuru» ile «sözleşmenin feshine» neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağı, davalı ... şirketince davacının acenteliğinin haklı nedenler fesh edilmediği, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmünce 59.028,80 TL «portföy tazminatına» hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 01.04.2011 tarihli davalı şirketin davacı «acenteye» göndermiş olduğu ihtarında, 2008-2009-2010 yılı genel «hasar/prim oranlarının» kar etmekten uzak bir görüntü sergilediğini, 2011 yılı Haziran sonuna kadar portföyündeki zararlı poliçeleri temizlemesini, aksi halde ticari partnerliğin sona erdirileceği belirtilerek uyarılmış, 16.12.2011 tarihli davacı «acente» tarafından davacıya gönderilen «ihtarnamede» ise, 01.04.2011 tarihli «ihtarın» ve sözlü uyarıların şirketin çalışma motivasyonunu etkilediğini belirterek «acentelik sözleşmesinin» 31.12.2011 tarihi itibariyle «son» erdirilmesinin talep etmiş, davalı şirket ise davacının bu istemi üzerine taraflar arasındaki acentelik «sözleşmesini fesh» etmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
1- Dava, «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · iyiniyet · fesih · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaAncak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14742 E. 2015/1224 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «acenteliğinin» «hasar prim oranı» nedeniyle fesh edildiği, «sigorta sözleşmelerinden» elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmaması nedeniyle yapılan feshin, acentenin kendi «kusuru» ile «sözleşmenin feshine» neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağı, davalı ... şirketince davacının acenteliğinin haklı nedenler fesh edilmediği, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmünce 59.028,80 TL «portföy tazminatına» hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 01.04.2011 tarihli davalı şirketin davacı «acenteye» göndermiş olduğu ihtarında, 2008-2009-2010 yılı genel «hasar/prim oranlarının» kar etmekten uzak bir görüntü sergilediğini, 2011 yılı Haziran sonuna kadar portföyündeki zararlı poliçeleri temizlemesini, aksi halde ticari partnerliğin sona erdirileceği belirtilerek uyarılmış, 16.12.2011 tarihli davacı «acente» tarafından davacıya gönderilen «ihtarnamede» ise, 01.04.2011 tarihli «ihtarın» ve sözlü uyarıların şirketin çalışma motivasyonunu etkilediğini belirterek «acentelik sözleşmesinin» 31.12.2011 tarihi itibariyle «son» erdirilmesinin talep etmiş, davalı şirket ise davacının bu istemi üzerine taraflar arasındaki acentelik «sözleşmesini fesh» etmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
1- Dava, «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde «zamanaşımı» itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7412 E. , 2016/3523 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.02.2015 tarih ve 2014/365-2015/62 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.03.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin acentesi olduğunu, davalı şirketin acentenin hasar/poliçe oranlarının kar etmekten uzak görüntü sergilediği ve bu durumun düzeltilmemesi halinde acentenin faaliyetine son verileceğini bildirilmesi üzerine, davacı şirketçe haklarının saklı kalması kaydı ile acenteliğinin feshedilmesi isteminde bulunulduğunu, bunun üzerine davalı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, fesihte kusuru bulunmayan müvekkilinin 6102 sayılı yasanın 122'nci maddesi hükmü uyarınca portföy tazminatına hak kazandığını ileri sürerek, 59.028,80 TL portföy tazminatının temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 16/12/2011 tarihli yazısı ile acenteliğinin 31/12/2011 tarihi itibariyle feshedilmesini talep ettiğini, bu istek üzerine müvekkili şirketçe acenteliğinin fesh edildiğini, davacının portföy tazminatı isteminin haklı bir nedeninin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin acenteliğinin hasar prim oranı nedeniyle fesh edildiği, sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmaması nedeniyle yapılan feshin, acentenin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, davalı ... şirketince davacının acenteliğinin haklı nedenler fesh edilmediği, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmünce 59.028,80 TL portföy tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, portföy tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 01.04.2011 tarihli davalı şirketin davacı acenteye göndermiş olduğu ihtarında, 2008-2009-2010 yılı genel hasar/prim oranlarının kar etmekten uzak bir görüntü sergilediğini, 2011 yılı Haziran sonuna kadar portföyündeki zararlı poliçeleri temizlemesini, aksi halde ticari partnerliğin sona erdirileceği belirtilerek uyarılmış, 16.12.2011 tarihli davacı acente tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede ise, 01.04.2011 tarihli ihtarın ve sözlü uyarıların şirketin çalışma motivasyonunu etkilediğini belirterek acentelik sözleşmesinin 31.12.2011 tarihi itibariyle son erdirilmesinin talep etmiş, davalı şirket ise davacının bu istemi üzerine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini fesh etmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
Bu bağlamda davalı şirketin hasar prim dengesine ilişkin davacıya göndermiş olduğu ihtarnamenin veya uyarının kar amacı olan davalı şirket açısından ticari yaşamın gereği olarak çekilmiş olması karşısında, davacı şirketin salt bu ihtarnameden veya uyarılardan dolayı çalışma motivasyonunun bozulması, buna bağlı olarak lehine olan yasal düzenlemeleri bile gözardı ederek, davalıdan sözleşmenin feshini istemesi, davalının sözleşmeyi istem doğrultusunda fesh etmesi karşısında, kabulün aksine artık davalının feshinin haksız olduğunun kabulü olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı şirketin feshinin ilkesel olarak haksız olmadığının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221016900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz