Tahsilde tekerrür olmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9556 E. 2016/4396 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilde tekerrür olmaması↗ sorumluluk davası↗ tahsilde tekerrür↗ ticari işletme↗ şirket zararı↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, ticari işletmenin yönetim ve sevki için şirket müdürünün iş avansı harcaması yapabileceği ancak davaya konu avansın hangi işler için hangi amaçla verildiği ve gerçekten bir iş avansı olarak verilip verilmediği hususunun davalılar tarafından ispatlanamadığı, böyle yüksek meblağlı bir ödemenin gerekçesiz ve denetimsiz olarak ödenmesinde davalı ...'ın kusurlu bulunduğu, avansı alan diğer davalı ...'nın ise bu avansı şirket için harcadığına ilişkin delil sunamadığı, bu avansı iade yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesi davanın kabulü ile; tahsilatta tekerrür olmamak kaydıyla, 30.002 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişir oranda avans faizi ile birlite davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesinde gösterilen şekilde şirkette icracı genel müdür olan davalı ... tarafından şirket yönetim kurulu üyesi olan diğer davalı ...'a verilen iş avanslarının kapatılmaması sebebiyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
./..
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir.
Somut olayda, böyle bir kararın bulunup bulunmadığı anlaşılamamakta olup, mahkemece bu konuda bir değerlendirme de yapılmış değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nın 341. maddesi uyarınca genel kuruldan davalılar hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde kesin önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7729 E. 2012/14312 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nın 341. maddesi uyarınca genel kuruldan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesinde gösterilen şekilde şirkette icracı genel müdür olan davalı ... tarafından şirket «yönetim kurulu» üyesi olan diğer davalı ...'a verilen iş avanslarının kapatılmaması sebebiyle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. ./..
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · ibraz
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan dava açılmasına dair karar alınmadan dava açılması durumunda, mahkemece davacı tarafa genel kuruldan karar almak üzere önel verilip, eğer bu süre sonunda davacı taraf karar «ibraz» etmezse davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9556 E. , 2016/4396 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2006/830-2012/1353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ın müvekkili şirkette genel müdürlüğü görevini yaptığı, diğer davalı ...'ın da yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunduğu, davalı genel müdürün görevini ifa ederken yetki ve görev sınırlarını aşarak usulsüz bir şekilde iş avansı adı altında diğer davalı ...'a ödeme yaptığını, yapılan ödemenin kapatılmadığını, yetkisiz, usulsüz ve gerekçesiz olarak ödenen bu miktar nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, 30.002 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ticari işletmenin yönetim ve sevki için şirket müdürünün iş avansı harcaması yapabileceği ancak davaya konu avansın hangi işler için hangi amaçla verildiği ve gerçekten bir iş avansı olarak verilip verilmediği hususunun davalılar tarafından ispatlanamadığı, böyle yüksek meblağlı bir ödemenin gerekçesiz ve denetimsiz olarak ödenmesinde davalı ...'ın kusurlu bulunduğu, avansı alan diğer davalı ...'nın ise bu avansı şirket için harcadığına ilişkin delil sunamadığı, bu avansı iade yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesi davanın kabulü ile; tahsilatta tekerrür olmamak kaydıyla, 30.002 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişir oranda avans faizi ile birlite davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesinde gösterilen şekilde şirkette icracı genel müdür olan davalı ... tarafından şirket yönetim kurulu üyesi olan diğer davalı ...'a verilen iş avanslarının kapatılmaması sebebiyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
./..
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir.
Somut olayda, böyle bir kararın bulunup bulunmadığı anlaşılamamakta olup, mahkemece bu konuda bir değerlendirme de yapılmış değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nın 341. maddesi uyarınca genel kuruldan davalılar hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde kesin önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, 20/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220295500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz