Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5992 E. 2016/3023 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi alacaklısı hakkı↗ gemi sicili↗ zıya↗ kanuni rehin hakkı↗ rehin hakkı↗ donatan↗ navlun↗ satış sözleşmesi↗ rehin↗ möhuk 47↗ fatura↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının söz konusu zararın meydana gelmesinde kusurlu davrandığı, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmesi ve davalıya ait geminin sicil yerinin ... olması nedeniyle MÖHUK uyarınca söz konusu uyuşmazlığa sicil yeri hukuku olan... hukukunun uygulanması gerektiği, ilgili hukuk hükümlerine göre dava konusu edilen zararın gemi
alacaklısı hakkı tanımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 196.965,38 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacının dava konusu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı sayılması ve kanuni rehin hakkı tanınması talebinin yasal unsurlarının oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafın donatanı olduğu gemiye, davacıya ait çimentoların yüklenmesi sırasında oluşan zararın tazmini, bu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı hakkının ve kanundan doğan rehin hakkının tanınması istemlerine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların zıyaı halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlun indirilir. Varma yerine ulaşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların hasarı halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer masraflar bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Böylece, mahkemece belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak talep edilebilecek maddi tazminatın belirlenmesi gerekirken dava dışı satıcı..... ve .... ile davacı arasındaki satış sözleşmesi uyarınca, eşyanın MT başı satış bedeli 71,06 TL nazara alınarak ve adı geçen satıcı firma tarafından davacıya kesilen fatura bilgileri gözetilerek hesap yapılması, sonuçta davalının sororumluluk miktarının 196.965,38 TL olarak tespiti doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3566 E. 2015/11257 K.
Ortak:zıya · navlun · fatura · taşıyan · dosya masrafı · hasar
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların «zıyaı» halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.
… laşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların «hasarı» halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer «masraflar» bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Böylece, mahkemece belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak talep edilebilecek «maddi tazminatın» belirlenmesi gerekirken dava dışı satıcı..... ve .... ile davacı arasındaki «satış sözleşmesi» uyarınca, eşyanın MT başı satış bedeli 71,06 TL nazara alınarak ve adı geçen satıcı firma tarafından davacıya kesilen «fatura» bilgileri gözetilerek hesap yapılması, sonuçta davalının sororumluluk miktarının 196.965,38 TL olarak tespiti doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararı …
Benzer bu karardaAncak, 6762 sayılı TTK'nın 1112. maddesinde '' Yükün tamamen veya kısmen «zıyaı» yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, malın «teslim şekli» FOB olması, davacının sigortalısı olan alıcının emtiayı sigorta ettirmekte korunabilir menfaatinin bulunması nedeniyle sigortacı ile sigortalı arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, geçerli bir «sigorta sözleşmesine» dayanarak hak sahibine «sigorta tazminatı» ödeyen davacının TTK'nın 1361. m. gereğince aktif taraf sıfatının bulunduğu, dosyaya sunulan belgelerden davalı DHL'nin, diğer davalı Danmar Lines'in «acentesi» olarak hareket ettiği tespit edilemediği gibi, ..... ile birleşen davada davalı Danmar arasında «navlun sözleşmesinin» akdedildiğini gösteren bir belgenin sunulamadığı, davalı DHL'nin düzenlemiş olduğu «navlun faturası» uyarınca talep ve tahsil ettiği miktarın, birleşen davada davalı Danmar adına tahsil edilip, ona gönderildiğinin de ispatlanamadığı, davalı ......tarafından sigortalı hakkında navlun faturası düzenlenmiş olmasının, sigortalı/alıcı/gönderilenin navlun sözleşmesini davalı ......ile kurduğunu gösterdiği, davalı DHL'nin dava dışı sigortalı ile akdettiği navlun sözleşmesi uyarınca dava konusu eşyanın Port Klang'dan Ambarlı Limanı'na taşınmasını üstlendiği, 25/09/2008 tarihli «konişmentonun» diğer davalı Danmar adına ve hesabına düzenlenmiş olmasının, davalı DHL'nin taşıma borcunun ifası için diğer davalı Danmar ile navlun sözleşmesi akdettiğini gösterdiği, dolayısıyla davalı Danmar'ın, davalı DHL'nin taşıma borcunun ifasında yardımcı şahsı olduğu ve davalı Danmar'ın da konişmento uyarınca dava dışı sigortalıya karşı «taşıyan sıfatının» bulunduğu, davalı Danmar'ın, diğer davalı ......ile akdettiği navlun sözleşmesi ile üstlendiği taşıma borcunun ifası için Maersk Line ile navlun sözleşmesi kurduğu ve bu sözleşmenin 25/09/2008 tarihli deniz yük senedi ile belgelendiği bu itibarla, davalıların dava konusu yükü taşımayı üstlendikleri ve pasif taraf sıfatlarının bulunduğu, zararın konteyner tavanında bulunan delikten içeriye giren su «sebebi» ile ıslanma sonucu doğduğu, konteynerin delinme sebebinin de gemide «lashing» işleminde kullanılan malzemenin konteyner üst tavanına düşmesi olduğu, deliğin içeri doğru ve pas tutmuş olmasının, tutulan tutanağın tarihine göre yük ilgilisinin Tuzla'daki adresine karayolu ile taşınması sırasında değil, deniz yolu ile taşımanın herhangi bir ayağında oluştuğunu gösterdiği, dolayısıyla TTK'nın 1066. maddesi uyarınca taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispatlandığı, her ne kadar davalılarca konişmentodaki kayıt gereğince konteyner içine yükleme, istifleme, sayılma ve mühürlemenin taraflarından yapılmaması nedeniyle sorumlu olmadıkları savunulmuş ise de, yükteki «hasarın» yükleme veya «istif» hatasından kaynaklı olmaması karşısında savunmaya itibar edilmediği, yükte meydana gelen «gerçek zarar» miktarının 10.299,96 USD olduğu, hasara uğrayan monitörler 2.000,00 USD bedelle satıldığından anılan «sovtaj bedeli» düşüldüğünde gerçek zarar 8.299,96 USD olup, ödeme tarihindeki kura göre TL karşılığının da 11.121, 11 TL olduğu, asıl ve birleşen davada ödeme ve takip tarihlerine göre faiz hesabı yapıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 11.121,11 TL «asıl alacak», 1.021,91 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 12.143,02 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, birleşen davanın da kısmen kabulü ile, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 11.121,11 TL asıl alacak, 1.380,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.501,36 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, asıl ve birleşen davada «icra inkar tazminatı» talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Dava, deniz taşımasından kaynaklı «hasar» bedelinin rucuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lashing · teslim şekli · sovtaj bedeli · taşıyan sıfatı · navlun faturası · navlun sözleşmesi · sovtaj · navlun bedeli
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, malın «teslim şekli» FOB olması, davacının sigortalısı olan alıcının emtiayı sigorta ettirmekte korunabilir menfaatinin bulunması nedeniyle sigortacı ile sigortalı arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, geçerli bir «sigorta sözleşmesine» dayanarak hak sahibine «sigorta tazminatı» ödeyen davacının TTK'nın 1361. m. gereğince aktif taraf sıfatının bulunduğu, dosyaya sunulan belgelerden davalı DHL'nin, diğer davalı Danmar Lines'in «acentesi» olarak hareket ettiği tespit edilemediği gibi, ..... ile birleşen davada davalı Danmar arasında «navlun sözleşmesinin» akdedildiğini gösteren bir belgenin sunulamadığı, davalı DHL'nin düzenlemiş olduğu «navlun faturası» uyarınca talep ve tahsil ettiği miktarın, birleşen davada davalı Danmar adına tahsil edilip, ona gönderildiğinin de ispatlanamadığı, davalı ......tarafından sigortalı hakkında navlun faturası düzenlenmiş olmasının, sigortalı/alıcı/gönderilenin navlun sözleşmesini davalı ......ile kurduğunu gösterdiği, davalı DHL'nin dava dışı sigortalı ile akdettiği navlun sözleşmesi uyarınca dava konusu eşyanın Port Klang'dan Ambarlı Limanı'na taşınmasını üstlendiği, 25/09/2008 tarihli «konişmentonun» diğer davalı Danmar adına ve hesabına düzenlenmiş olmasının, davalı DHL'nin taşıma borcunun ifası için diğer davalı Danmar ile navlun sözleşmesi akdettiğini gösterdiği, dolayısıyla davalı Danmar'ın, davalı DHL'nin taşıma borcunun ifasında yardımcı şahsı olduğu ve davalı Danmar'ın da konişmento uyarınca dava dışı sigortalıya karşı «taşıyan sıfatının» bulunduğu, davalı Danmar'ın, diğer davalı ......ile akdettiği navlun sözleşmesi ile üstlendiği taşıma borcunun ifası için Maersk Line ile navlun sözleşmesi kurduğu ve bu sözleşmenin 25/09/2008 tarihli deniz yük senedi ile belgelendiği bu itibarla, davalıların dava konusu yükü taşımayı üstlendikleri ve pasif taraf sıfatlarının bulunduğu, zararın konteyner tavanında bulunan delikten içeriye giren su «sebebi» ile ıslanma sonucu doğduğu, konteynerin delinme sebebinin de gemide «lashing» işleminde kullanılan malzemenin konteyner üst tavanına düşmesi olduğu, deliğin içeri doğru ve pas tutmuş olmasının, tutulan tutanağın tarihine göre yük ilgilisinin Tuzla'daki adresine karayolu ile taşınması sırasında değil, deniz yolu ile taşımanın herhangi bir ayağında oluştuğunu gösterdiği, dolayısıyla TTK'nın 1066. maddesi uyarınca taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispatlandığı, her ne kadar davalılarca konişmentodaki kayıt gereğince konteyner içine yükleme, istifleme, sayılma ve mühürlemenin taraflarından yapılmaması nedeniyle sorumlu olmadıkları savunulmuş ise de, yükteki «hasarın» yükleme veya «istif» hatasından kaynaklı olmaması karşısında savunmaya itibar edilmediği, yükte meydana gelen «gerçek zarar» miktarının 10.299,96 USD olduğu, hasara uğrayan monitörler 2.000,00 USD bedelle satıldığından anılan «sovtaj bedeli» düşüldüğünde gerçek zarar 8.299,96 USD olup, ödeme tarihindeki kura göre TL karşılığının da 11.121, 11 TL olduğu, asıl ve birleşen davada ödeme ve takip tarihlerine göre faiz hesabı yapıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 11.121,11 TL «asıl alacak», 1.021,91 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 12.143,02 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, birleşen davanın da kısmen kabulü ile, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 11.121,11 TL asıl alacak, 1.380,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.501,36 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, asıl ve birleşen davada «icra inkar tazminatı» talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece anılan yasal düzenleme göz önünde bulundurularak tazminatın hesaplanması gerekirken, ''...dava konusu mal FOB satıldığından, malın varma yerindeki değerine «navlun bedeli» de dahildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13780 E. 2012/1687 K.
Ortak:navlun · fatura · taşıyan · dosya masrafı · hasar
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların «zıyaı» halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.
… laşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların «hasarı» halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer «masraflar» bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Böylece, mahkemece belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak talep edilebilecek «maddi tazminatın» belirlenmesi gerekirken dava dışı satıcı..... ve .... ile davacı arasındaki «satış sözleşmesi» uyarınca, eşyanın MT başı satış bedeli 71,06 TL nazara alınarak ve adı geçen satıcı firma tarafından davacıya kesilen «fatura» bilgileri gözetilerek hesap yapılması, sonuçta davalının sororumluluk miktarının 196.965,38 TL olarak tespiti doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararı …
Benzer bu karardaBu durumda «ziya» olan emtia için anılan madde uyarınca varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihteki değerinin tespit edilmesi, ziya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi sonucu bulunacak miktara hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «ziya» olan emtia için «fatura» değerine sadece «navlun bedelinin» eklenmesi suretiyle bulunan 89.613 USD’nin ziyaya uğrayan emtianın varma yerindeki piyasa değeri olarak kabulü suretiyle bu miktara hükmedilmiş ise de piyasa değeri araştırılmadan fatura bedeline navlun eklenerek bulunan miktarın piyasa değeri olarak kabulü yerinde görülmemiştir.
A.Ş. tarafından yurt dışından satın alınan mısır emtiasının davalıya ait gemi ile taşınarak varma limanında tahliyeye başlandığı sırada yağan yağmurda geminin ambar kapaklarının kısa sürede kapanmaması nedeniyle taşınan emtianın bir kısmında meydana gelen «hasar» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkim itirazı · cevap süresi · taşıyanın sorumluluğu · tahkim şartı · navlun bedeli · ilk itiraz · konşimento · tahkim
Benzer bu kararda… tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile yasal bir zorunluluktan kaynaklanmayıp hukuki ilişkinin taraflarınca kararlaştırılan «tahkim şartının» uyuşmazlığın salt bir biçimde her halükarda «hakem» yolu ile çözülmesini zorunlu kılmaması nedeniyle böyle bir sözleşmenin veya tahkim şartının varlığına rağmen taraflardan birinin hakem yoluna gitmeyerek genel hükümler uyarınca mahkemede dava açması ve karşı tarafın savunma yoluyla mahkemenin işi inceleyemeyeceğini bildirmemesi halinde mahkemece uyuşmazlığın çözümlenmesinin mümkün bulunmasına, zira tahkim şartı ne göreve ilişkin bir dava şartı, ne bir «ilk itiraz», ne de usul hukuku yönünden teknik anlamda bir itiraz olmayıp, buna dayanılmasının bir savunma («def»’i) nedeni olması ve savunma nedenlerinin de kural olarak esasa «cevap süresi» içinde bildirilmesinin gerektiği, esasa cevap süresi içinde bildirilmeyen savunma nedenine karşı tarafça savunmanın genişletildiği yönünde bir karşı koymada bulunulmazsa mahkemece «tahkim itirazının» kabulünün gerektiği, ancak yasal cevap süresinden sonra yapılan tahkim itirazına yönelik olarak karşı tarafın savunmanın genişletildiği yönünde bir karşı koymada b …
3-Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleşen davada davalının yasal «cevap süresi» içinde yaptığı «tahkim itirazı» mahkemece «konşimentoda» «tahkim şartının» Newyork ve Londra olarak belirtildiği halde birisi çizilmeden her ikisinin birlikte yer alması nedeniyle usulüne uygun bir tahkim şartının varlığından sözedilemeye …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «tahkim itirazının» reddine karar verilerek yapılan yargılama sonunda davaya konu yük zararının geminin yükü tahliye esnasında ambar kapaklarının açık olduğu sırada yağmur yağması ve …
TTK’nun 1061. maddesi uyarınca «taşıyanın sorumluluğu» halinde aynı Kanun’un 1112. maddesi uyarınca tazminat istenmesi halinde taşıyan malın piyasa değerini ödemekle yükümlüdür.Anılan maddede taşıyanın malların adi piyasa değeri veya aynı cins ve mahiyetteki malın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değer ile sorumlu olacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13153 E. 2014/10523 K.
Ortak:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · taşıyan · dosya masrafı · hasar
İncelediğiniz kararda… ının söz konusu zararın meydana gelmesinde kusurlu davrandığı, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmesi ve davalıya ait «geminin sicil» yerinin ... olması nedeniyle MÖHUK uyarınca söz konusu uyuşmazlığa sicil yeri hukuku olan... hukukunun uygulanması gerektiği, ilgili hukuk hükümlerine göre dava konusu edilen zararın «gemi alacaklısı hakkı» tanımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 196.965,38 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacının dava konusu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı sayılması ve «kanuni rehin hakkı» tanınması talebinin yasal unsurlarının oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… laşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların «hasarı» halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer «masraflar» bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2- Dava, davalı tarafın «donatanı» olduğu gemiye, davacıya ait çimentoların yüklenmesi sırasında oluşan zararın tazmini, bu alacakla ilgili olarak «gemi alacaklısı hakkının» ve kanundan doğan «rehin hakkının» tanınması istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ksik yüke ilişkin açmış olduğu davanın reddine, davacı tarafın hasarlı yük miktarına ilişkin olarak açmış olduğu dava yönünden ise, hasarlanan yükün miktarı ve imha «masrafları» dair değeri dikkate alınarak 112.860 $'ın fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden ödeme tarihine kadar işleyecek ticari reskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bu alacağın «gemi alacağı» olduğu dikkate alınarak gemi üzerinde davacı lehine «kanuni rehin hakkı» tanınmasına, daha önce kanuni rehin hakkının «teminat mektubuna» kaydırıldığı dikkate alınarak kanuni rehin hakkının teminat mektubu üzerinden devamına karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere malda meydana gelen «hasar» nedeniyle uğranılan zarar ve hasarlı yükün imha «masraflarına» hükmedilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, deniz taşıması sırasında yükün «hasar» görmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi alacağı · taşıyanın sorumluluğu · teminat mektubu · teminat
Benzer bu kararda… ksik yüke ilişkin açmış olduğu davanın reddine, davacı tarafın hasarlı yük miktarına ilişkin olarak açmış olduğu dava yönünden ise, hasarlanan yükün miktarı ve imha «masrafları» dair değeri dikkate alınarak 112.860 $'ın fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden ödeme tarihine kadar işleyecek ticari reskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bu alacağın «gemi alacağı» olduğu dikkate alınarak gemi üzerinde davacı lehine «kanuni rehin hakkı» tanınmasına, daha önce kanuni rehin hakkının «teminat mektubuna» kaydırıldığı dikkate alınarak kanuni rehin hakkının teminat mektubu üzerinden devamına karar verilmiştir.
Bu yasal düzenlemelerde, «taşıyanın sorumluluğu» taşınan malın piyasa değeri ile sınırlıdır. (Çağa/Kender Deniz Ticaret Hukuku, 6.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/992 E. 2015/13881 K.
Ortak:navlun · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların «zıyaı» halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.
… laşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların «hasarı» halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer «masraflar» bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, «ziya» sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, «ziya» olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın temliki · usuli kazanılmış hak · ziya · sigorta sözleşmesi · kazanılmış hak · temlik
Benzer bu kararda… ahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece asıl davada verilen ilk kararın, «alacağı temlik» alan sigorta şirketlerince temyiz edilmemiş olması ve Dairemizin 09.02.2012 tarihli ilamı ile bu kararın sadece davacı yararına bozulması, mahkemece verilen şimdiki kararda da alacağı temlik alanlar yararına daha fazla alacak miktarı tespit edilse de, davalı yararına oluşan «usulü kazanılmış hak» gözetilerek, ilk kararda hükmedilen miktarlara hükmedilmesi karşısında, davalı vekilinin mahkemece asıl davada davacı alacağını kısmen temlik alan sigorta şirketle …
… li ilama dayanılarak, davalıdan tazmin edilmesi gereken toplam tutarın 125.729.776 USD. olduğu ve bu tutarın sigortacıların ödediği veya ödemesi gereken tutardan ve «sigorta sözleşmesinden» tamamen bağımsız olduğu, toplam zararın 75.625,5 USD'lik kısmının sigortacılar tarafından karşılandığı, sigortacılar tarafından ödenmeyen 50.104.276 USD'nin davacı tarafından talep edilebileceği, verilen hüküm davadan sonra «alacağa temlik» alan sigorta şirketleri tarafından temyiz edilmediğinden davalı lehine kazanılmış usulü hak oluştuğu, yine birleşen davada verilen kararın onanmasıyla kesinleştiği …
Ancak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, «ziya» sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, «ziya» olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirle …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5992 E. , 2016/3023 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/06/2014 tarih ve 2010/167-2014/84 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/03/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından....gemisi ile...-.... arasında taşınması üstlenilen çimento emtiasının davalının kusuru nedeniyle 04/12/2009 tarihinde ıslanarak zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 366.305,17 TL nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, bu alacakla ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 1235.maddesi gereğince gemi alacaklısı hakkının ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1236.maddesi gereğince kanundan doğan rehin hakkının tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yükleme işlemlerinin yükleyici ile.... isimli şirketin kontrol, gözetim ve nezaretinde yerine getirildiğini, davalının üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, yükleyici firmanın yükleme operasyonunu durdurarak yükleme konveyörlerini ambarda çıkarmakta gecikmesinin sonucunda ambar kapaklarının kapatılamadığını, kaptan ve diğer gemi mürettebatı tarafından konveyörün gemiden ayrılmasını müteakip en hızlı şekilde popton tipi ambar kapaklarının sırayla kapatıldığını, gemi ambar kapaklarının kapatılması ile ilgili gemiden kaynaklanan herhangi bir eksiklik veya bozukluk bulunmadığını, kusur ve sorumluluğun yükleyici firmada olduğunu, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının söz konusu zararın meydana gelmesinde kusurlu davrandığı, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmesi ve davalıya ait geminin sicil yerinin ... olması nedeniyle MÖHUK uyarınca söz konusu uyuşmazlığa sicil yeri hukuku olan... hukukunun uygulanması gerektiği, ilgili hukuk hükümlerine göre dava konusu edilen zararın gemi
alacaklısı hakkı tanımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 196.965,38 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacının dava konusu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı sayılması ve kanuni rehin hakkı tanınması talebinin yasal unsurlarının oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafın donatanı olduğu gemiye, davacıya ait çimentoların yüklenmesi sırasında oluşan zararın tazmini, bu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı hakkının ve kanundan doğan rehin hakkının tanınması istemlerine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların zıyaı halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlun indirilir. Varma yerine ulaşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş;
“Malların hasarı halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer masraflar bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Böylece, mahkemece belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak talep edilebilecek maddi tazminatın belirlenmesi gerekirken dava dışı satıcı..... ve .... ile davacı arasındaki satış sözleşmesi uyarınca, eşyanın MT başı satış bedeli 71,06 TL nazara alınarak ve adı geçen satıcı firma tarafından davacıya kesilen fatura bilgileri gözetilerek hesap yapılması, sonuçta davalının sororumluluk miktarının 196.965,38 TL olarak tespiti doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/218156900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz