Alacağın temliki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/992 E. 2015/13881 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın temliki↗ usuli kazanılmış hak↗ navlun↗ ziya↗ sigorta sözleşmesi↗ kazanılmış hak↗ temlik↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemize ait 07.12.2012 tarihli ilama dayanılarak, davalıdan tazmin edilmesi gereken toplam tutarın 125.729.776 USD. olduğu ve bu tutarın sigortacıların ödediği veya ödemesi gereken tutardan ve sigorta sözleşmesinden tamamen bağımsız olduğu, toplam zararın 75.625,5 USD'lik kısmının sigortacılar tarafından karşılandığı, sigortacılar tarafından ödenmeyen 50.104.276 USD'nin davacı tarafından talep edilebileceği, verilen hüküm davadan sonra alacağa temlik alan sigorta şirketleri tarafından temyiz edilmediğinden davalı lehine kazanılmış usulü hak oluştuğu, yine birleşen davada verilen kararın onanmasıyla kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 50.104.276 USD'nin dava tarihinden 3095 SK.'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya, 30.937,95 USD.'nin 08/07/2004 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK.'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı T, 12.031,42 USD'nin 16/07/2004 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı A verilmesine, 17.187,75 USD'nin 09/05/2005 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı A verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece asıl davada verilen ilk kararın, alacağı temlik alan sigorta şirketlerince temyiz edilmemiş olması ve Dairemizin 09.02.2012 tarihli ilamı ile bu kararın sadece davacı yararına bozulması, mahkemece verilen şimdiki kararda da alacağı temlik alanlar yararına daha fazla alacak miktarı tespit edilse de, davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek, ilk kararda hükmedilen miktarlara hükmedilmesi karşısında, davalı vekilinin mahkemece asıl davada davacı alacağını kısmen temlik alan sigorta şirketleri yönünden kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin mahkemece asıl davada davacı yararına hükmedilen alacak miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar asıl davada verilen ilk karar Dairemizce sadece davacı yararına bozulduğundan, mahkemece artık davacı yararına daha az alacak miktarına hükmedilemez ise de, mahkemece yapılan yeni yargılama sonucunda davacı yararına ilk karardakinden daha fazla alacağa hükmedilmesi halinde, davalı vekilince aradaki alacak kısmı için temyiz talebinde bulunulabileceğinde kuşku yoktur. Nitekim somut uyuşmazlıkta da mahkemece, Dairemize ait bozma ilamında belirtildiği üzere davacı tarafından yurt dışından satın alınan mısır emtiasının varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değer tespit edilmiş ve davacı yararına daha fazla alacak miktarına hükmedilmiştir. Ancak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, ziya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlun varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, ziya olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, emtiasının varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13780 E. 2012/1687 K.
Ortak:navlun · ziya · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, «ziya» sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, «ziya» olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirle …
Benzer bu karardaBu durumda «ziya» olan emtia için anılan madde uyarınca varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihteki değerinin tespit edilmesi, ziya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi sonucu bulunacak miktara hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «ziya» olan emtia için «fatura» değerine sadece «navlun bedelinin» eklenmesi suretiyle bulunan 89.613 USD’nin ziyaya uğrayan emtianın varma yerindeki piyasa değeri olarak kabulü suretiyle bu miktara hükmedilmiş ise de piyasa değeri araştırılmadan fatura bedeline navlun eklenerek bulunan miktarın piyasa değeri olarak kabulü yerinde görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkim itirazı · cevap süresi · taşıyanın sorumluluğu · tahkim şartı · navlun bedeli · ilk itiraz · konşimento · tahkim
Benzer bu kararda… tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile yasal bir zorunluluktan kaynaklanmayıp hukuki ilişkinin taraflarınca kararlaştırılan «tahkim şartının» uyuşmazlığın salt bir biçimde her halükarda «hakem» yolu ile çözülmesini zorunlu kılmaması nedeniyle böyle bir sözleşmenin veya tahkim şartının varlığına rağmen taraflardan birinin hakem yoluna gitmeyerek genel hükümler uyarınca mahkemede dava açması ve karşı tarafın savunma yoluyla mahkemenin işi inceleyemeyeceğini bildirmemesi halinde mahkemece uyuşmazlığın çözümlenmesinin mümkün bulunmasına, zira tahkim şartı ne göreve ilişkin bir dava şartı, ne bir «ilk itiraz», ne de usul hukuku yönünden teknik anlamda bir itiraz olmayıp, buna dayanılmasının bir savunma («def»’i) nedeni olması ve savunma nedenlerinin de kural olarak esasa «cevap süresi» içinde bildirilmesinin gerektiği, esasa cevap süresi içinde bildirilmeyen savunma nedenine karşı tarafça savunmanın genişletildiği yönünde bir karşı koymada bulunulmazsa mahkemece «tahkim itirazının» kabulünün gerektiği, ancak yasal cevap süresinden sonra yapılan tahkim itirazına yönelik olarak karşı tarafın savunmanın genişletildiği yönünde bir karşı koymada b …
3-Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleşen davada davalının yasal «cevap süresi» içinde yaptığı «tahkim itirazı» mahkemece «konşimentoda» «tahkim şartının» Newyork ve Londra olarak belirtildiği halde birisi çizilmeden her ikisinin birlikte yer alması nedeniyle usulüne uygun bir tahkim şartının varlığından sözedilemeye …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «tahkim itirazının» reddine karar verilerek yapılan yargılama sonunda davaya konu yük zararının geminin yükü tahliye esnasında ambar kapaklarının açık olduğu sırada yağmur yağması ve …
TTK’nun 1061. maddesi uyarınca «taşıyanın sorumluluğu» halinde aynı Kanun’un 1112. maddesi uyarınca tazminat istenmesi halinde taşıyan malın piyasa değerini ödemekle yükümlüdür.Anılan maddede taşıyanın malların adi piyasa değeri veya aynı cins ve mahiyetteki malın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değer ile sorumlu olacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5992 E. 2016/3023 K.
Ortak:navlun · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, «ziya» sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, «ziya» olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirle …
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların «zıyaı» halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.
… laşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.” hükmü düzenlenmiş; “Malların «hasarı» halinde” uygulanacak 1113. maddesinde ise “Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların hasarlı haldeki satış değeri ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve diğer «masraflar» bundan indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi alacaklısı hakkı · gemi sicili · zıya · kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · donatan · satış sözleşmesi · rehin
Benzer bu kararda… ının söz konusu zararın meydana gelmesinde kusurlu davrandığı, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmesi ve davalıya ait «geminin sicil» yerinin ... olması nedeniyle MÖHUK uyarınca söz konusu uyuşmazlığa sicil yeri hukuku olan... hukukunun uygulanması gerektiği, ilgili hukuk hükümlerine göre dava konusu edilen zararın «gemi alacaklısı hakkı» tanımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 196.965,38 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacının dava konusu alacakla ilgili olarak gemi alacaklısı sayılması ve «kanuni rehin hakkı» tanınması talebinin yasal unsurlarının oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı tarafın «donatanı» olduğu gemiye, davacıya ait çimentoların yüklenmesi sırasında oluşan zararın tazmini, bu alacakla ilgili olarak «gemi alacaklısı hakkının» ve kanundan doğan «rehin hakkının» tanınması istemlerine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tazminatın nasıl belirleneceğine ilişkin bulunan “Malların «zıyaı» halinde” uygulanacak 1112. maddesinde “Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, «taşıyan» malların adi piyasa değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair «masraflarla» «navlun» indirilir.
Böylece, mahkemece belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak talep edilebilecek «maddi tazminatın» belirlenmesi gerekirken dava dışı satıcı..... ve .... ile davacı arasındaki «satış sözleşmesi» uyarınca, eşyanın MT başı satış bedeli 71,06 TL nazara alınarak ve adı geçen satıcı firma tarafından davacıya kesilen «fatura» bilgileri gözetilerek hesap yapılması, sonuçta davalının sororumluluk miktarının 196.965,38 TL olarak tespiti doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/992 E. , 2015/13881 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ............
TARİHİ 23/10/2014
NUMARASI 2014/607-2014/298
Taraflar arasında görülen davada........verilen 23/10/2014 tarih ve 2014/607-2014/298 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/12/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı T vekili Av.N dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ABD’den satın aldığı mısır emtiasının davalıya ait gemi ile taşındığını, geminin Bandırma Limanı’na yükte herhangi bir hasar olmadan yanaşarak tahliyeye başladığını, ancak yağmurda geminin ambar kapaklarını kapatamaması nedeniyle yaklaşık 512 m/ton mısırın ıslanarak hasarlandığını, zarardan davalı taşıyanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 167.250 USD zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacıya ait emtiayı taşıma rizikolarına karşı sigortalayan sigorta şirketleri davacı sigortalıya yaptıkları ödemeler nedeniyle halefiyete dayalı olarak davalıdan istemde bulunmuşlar, birleşen davada ise davacı T vekili, ye ait mısır emtiasının taşıma rizikolarına karşı sigortasının müvekkilince yapılmış olduğunu, davalı tarafından taşınan emtianın varma limanında hasara uğradığının tespit edilmesi sonucu müvekkili tarafından sigortalıya 13.947.353.000 TL ödemede bulunulduğunu ileri sürerek, TTK’nın 1301.
maddesi uyarınca anılan miktarın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 07.12.2012 tarihli ilama dayanılarak, davalıdan tazmin edilmesi gereken toplam tutarın 125.729.776 USD. olduğu ve bu tutarın sigortacıların ödediği veya ödemesi gereken tutardan ve sigorta sözleşmesinden tamamen bağımsız olduğu, toplam zararın 75.625,5 USD'lik kısmının sigortacılar tarafından karşılandığı, sigortacılar tarafından ödenmeyen 50.104.276 USD'nin davacı tarafından talep edilebileceği, verilen hüküm davadan sonra alacağa temlik alan sigorta şirketleri tarafından temyiz edilmediğinden davalı lehine kazanılmış usulü hak oluştuğu, yine birleşen davada verilen kararın onanmasıyla kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 50.104.276 USD'nin dava tarihinden 3095 SK.'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya, 30.937,95 USD.'nin 08/07/2004 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK.'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı T, 12.031,42 USD'nin 16/07/2004 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı A verilmesine, 17.187,75 USD'nin 09/05/2005 ödeme tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile alacağı kısmen temlik alan davacı A verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece asıl davada verilen ilk kararın, alacağı temlik alan sigorta şirketlerince temyiz edilmemiş olması ve Dairemizin 09.02.2012 tarihli ilamı ile bu kararın sadece davacı yararına bozulması, mahkemece verilen şimdiki kararda da alacağı temlik alanlar yararına daha fazla alacak miktarı tespit edilse de, davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek, ilk kararda hükmedilen miktarlara hükmedilmesi karşısında, davalı vekilinin mahkemece asıl davada davacı alacağını kısmen temlik alan sigorta şirketleri yönünden kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin mahkemece asıl davada davacı yararına hükmedilen alacak miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar asıl davada verilen ilk karar Dairemizce sadece davacı yararına bozulduğundan, mahkemece artık davacı yararına daha az alacak miktarına hükmedilemez ise de, mahkemece yapılan yeni yargılama sonucunda davacı yararına ilk karardakinden daha fazla alacağa hükmedilmesi halinde, davalı vekilince aradaki alacak kısmı için temyiz talebinde bulunulabileceğinde kuşku yoktur. Nitekim somut uyuşmazlıkta da mahkemece, Dairemize ait bozma ilamında belirtildiği üzere davacı tarafından yurt dışından satın alınan mısır emtiasının varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değer tespit edilmiş ve davacı yararına daha fazla alacak miktarına hükmedilmiştir.
Ancak 09.02.2012 tarihli bozma ilamımızda bu değerden, ziya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlun varsa bunların indirilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, 6762 sayılı TTK'nın 1061, 1112. maddeleri uyarınca, ziya olan emtia sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlunun bulunup bulunmadığının incelenmesi ve varsa bunların, emtianın varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değerden indirilmesi sonucu belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, emtiasının varma yerinde boşaltmanın başladığı tarihte haiz olduğu değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı Türkiye Genel Sigorta verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/158055500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz