Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14144 E. 2016/2966 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıdem tazminatı↗ ceza zamanaşımı↗ maddi ve manevi tazminat↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde haksız rekabetin gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan kıdem tazminatı davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dilekçelerinde (15.11.2011) tarihinde öğrendiği kabul edilse bile bu tarih itibariyle de zamanaşımı süresinin dolduğu gerekesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 62. maddesinde (6102 sayılı TTK'nın 60.) "58 inci maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; ceza kanunları gereğince daha uzun bir müruruzaman müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet hukuk davaları hakkında da caridir." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda, zamanaşımı süresinin belirlenmesi bakımından davalının eylemi aynı Kanun'un 64/1. maddesi delaletiyle 57/6. maddesi kapsamında (6102 sayılı TTK'nın 62/1-a delaletiyle 55/1-b-2. maddesi) cezayı gerektiren bir fiil olup, zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olacağından dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyecektir. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6439 E. 2016/688 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · haksız rekabet · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde «haksız rekabetin» gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan «kıdem tazminatı» davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dile …
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle «maddi manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… ildiği iddia edilen tasarımların 14.03.2012 tarihli başvuruya istinaden 01.06.2012 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait iş yerinde 21.03.2012 tarihinde davacının «şikayeti» üzerine arama yapıldığı, 554 sayılı KHK'nın 48. maddesi uyarınca tasarım başvurusunun yayınlandığı tarihten itibaren başvuru sahibi tarafından hukuk ve ceza davalarının açılabileceğinin, tecavüz edenin başvurudan veya kapsamından haberdar edilmesi halinde başvurunun yayınlanmış olmasına bakılmayacağının belirtildiği, bu hüküm karşısında tecavüzün tespit edildiği tarih itibariyle davacının 554 sayılı KHK hükümleri uyarınca korunan bir tasarım tescilinin bulunmaması nedeniyle somut olayın «haksız rekabet» hükümleri uyarınca değerlendirilmesinin gerektiği, davacı tarafından davalının tecavüzünün devam ettiği hususunun kanıtlanamadığı, tecavüzün öğrenilmiş sayıldığı arama tarihinden dava tarihine kadar geçen süre zarfında haksız rekabete ilişkin «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davalının zaman aşımı «def»'inde bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar uyarınca mahkemece davalının eyleminin aynı zamanda suç teşkil edip etmediği somut olay bakımından «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanmasını gerektirir bir durumun var olup olmadığına dair bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · def'i
Benzer bu kararda… ildiği iddia edilen tasarımların 14.03.2012 tarihli başvuruya istinaden 01.06.2012 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait iş yerinde 21.03.2012 tarihinde davacının «şikayeti» üzerine arama yapıldığı, 554 sayılı KHK'nın 48. maddesi uyarınca tasarım başvurusunun yayınlandığı tarihten itibaren başvuru sahibi tarafından hukuk ve ceza davalarının açılabileceğinin, tecavüz edenin başvurudan veya kapsamından haberdar edilmesi halinde başvurunun yayınlanmış olmasına bakılmayacağının belirtildiği, bu hüküm karşısında tecavüzün tespit edildiği tarih itibariyle davacının 554 sayılı KHK hükümleri uyarınca korunan bir tasarım tescilinin bulunmaması nedeniyle somut olayın «haksız rekabet» hükümleri uyarınca değerlendirilmesinin gerektiği, davacı tarafından davalının tecavüzünün devam ettiği hususunun kanıtlanamadığı, tecavüzün öğrenilmiş sayıldığı arama tarihinden dava tarihine kadar geçen süre zarfında haksız rekabete ilişkin «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davalının zaman aşımı «def»'inde bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaBu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde «haksız rekabetin» gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan «kıdem tazminatı» davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dile …
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle «maddi manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde «haksız rekabetin» gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan «kıdem tazminatı» davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dile …
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle «maddi manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
765 sayılı Yasa'ya göre bu suçta «zamanaşımı» süresi 5 yıldır.
Bu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · mirasçılık · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · dolandırıcılık · def'i · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaBu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde «ceza zamanaşımı» sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde «haksız rekabetin» gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan «kıdem tazminatı» davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dile …
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle «maddi manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Oysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · zamanaşımı def'i · fesih · def'i · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Oysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
1- Dava, dava dışı Isbaş A.Ş.nin hakim ortağı olan davacının eski «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan davalılardan TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı dolayısıyla görmüş olduğu zararının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14144 E. , 2016/2966 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/03/2015 tarih ve 2014/670-2015/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.06.2010 tarihinde... bağlama hizmetleri sözleşmesi, konteyner istif sağlamlaştırma ve emniyet kilitleri takma sözleşmesi ve ro- ro yükleme ve boşaltma hizmetleri hakkında protokol olmak üzere 3 adet sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında alt işverenlik ilişkisi kurulmuş olduğunu bu sözleşmelerin 31.08.2011 tarihinde son bulduğunu, hemen öncesinde davacı şirket yanında çalışan işçiler 26.08.2011 tarihli ihtarnamede... ile davacı ... arasındaki sözleşmenin 31.08.2011 tarihinde biteceğini, bu tarihe kadar kendilerine çalışacak yer gösterilmediği takdirde belirsiz süreli sözleşmelerini feshedeceklerini bildirdiklerini buna rağmen işçilerin davalı ile davacı taraf arasındaki sözleşmenin sona ereceğini bahane ederek fesih yaptığını ardından davalı...
şirketinde çalışmaya başladıklarını, davalı... şirketi ile işçilerin aralarında anlaşarak davacı şirketi yarı yolda bıraktıklarını, taşeronu aradan çıkardıklarını, ...' in açıkça bir hakkı kötüye kullanarak ticari güven ilişkisine uymayan haksız rekabet yaptığını, bu nedenlerle 10.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi zararın haksız rekabetin gerçekleşmesinden itibaren ( 31.08.2011) işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmşitir.
Davalı vekili, davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde haksız rekabetin gerçekleştiği anı 31.08.2011 tarihi olarak ifade ettiği, dolayısıyla bu tarihte, iddia ettiği eylemin gerçekleştiğinden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre, dava açıldığında davacının hakkın doğumunu öğrendiği günden başlayan bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, bir an için aksi düşünülse bile en geç işçiler tarafından 30.09.2011' de açılan kıdem tazminatı davaları davacıya tebilğ edildiğinde davacının durumdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava konusu olayı en geç iş mahkemelerine verdiği cevap dilekçelerinde (15.11.2011) tarihinde öğrendiği kabul edilse bile bu tarih itibariyle de zamanaşımı süresinin dolduğu gerekesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 62. maddesinde (6102 sayılı TTK'nın 60.) "58 inci maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; ceza kanunları gereğince daha uzun bir müruruzaman müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet hukuk davaları hakkında da caridir." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca eylemin aynı zamanda suç olması halinde ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, zamanaşımı süresinin belirlenmesi bakımından davalının eylemi aynı Kanun'un 64/1. maddesi delaletiyle 57/6. maddesi kapsamında (6102 sayılı TTK'nın 62/1-a delaletiyle 55/1-b-2. maddesi) cezayı gerektiren bir fiil olup, zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olacağından dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyecektir. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217730900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz