Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9695 E. 2016/4941 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 630↗ limited şirket müdürü↗ azil↗ dolaylı zarar↗ ticari defter incelemesi↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ vade↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde herhangi bir bulguya rastlanmadığı, şirketin aktiflerinin 5 kat büyümüş olduğu, yatırımlara yönelilmiş olduğu, finansmanında ağırlıklı olarak öz kaynakların kullanıldığı, kısmen borçlanıldığı, borçların miktarının aktiflerle kıyaslanması ve şirketin karlılık durumu göz önüne alındığında kısa vadede ödeme zorluğuna düşmeyeceği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine; birleşen dava yönünden, davacının, şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının, müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin, şirketin kurulduğu güne kadar ki faaliyet karının, mevcut durum itibariyle şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve alacaklarının, menkul ve gayrimenkulleri varlıklarının değeri ile birlikte tespit edilmesine yönelik taleplerinin, davacının TTK m. 644 gereği böyle bir hakkı mevcutken dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından reddine, davalının ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden, yasada belirtilen haklı sebeplerin bulunduğunun ispat edilemeyişi ve davalı ortağın da ortaklıktan çıkmaya yönelik açtığı bir davasının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının şirketten çıkarılmasına ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın 621. maddesinde belirlilen genel kurul kararının bulunmamasına, davacının şirket defterlerinin incelenmesine izin verilmediğine dair iddiasına yönelik ise bu yönde hiçbir delil ibraz etmemiş olmasına ve ayrıca her ne kadar davacı, davalı şirket müdüründen şirkete verdiği dolaylı zarar nedeniyle tazminat talep etmişse de, bu tazminatı kendisinin talep edemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davada davacı, limited şirket müdürü olan davalının 6102 sayılı TTK'nın 630/3. maddesi uyarınca azlini talep etmiş, delil olarak şirket defterlerine dayanmış, ayrıca alman ve deftere işlenen çoğu ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların kendisine ait olmadığım, bu kararların davalı tarafından alındığını ve imzaların davalı taralından atıldığını ileri sürmüş ve davalının müdürlükten azlini talep etmiştir. Dava. 03.12.13 tarihinde açılmış olmasına rağmen mehkemece sadece 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterler incelenmek suretiyle müdürlükten azil koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Ancak, 2012 ve 2013 yıllarına ait defterler incelenmediği gibi davacının imzalarının taklit edildiğine dair iddiaları da incelenmemiştir. Bu durumda, mahkemece 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler incelenmek ve ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların ve ayrıca davacının hangi imzaların kendisine ail olmadığı konusunda beyanı da alınmak suretiyle bu konuda da gerektiği takdirde inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca davacı, birleşen davada davalıdan 100.000 TL alacak talebinde bulunmuş; sebebini de davalı müdürün şirketi kötü yönettiği ve kendisine sermaye borcu için bir miklar para gönderdiği, davalının bu parayı kendi şahsi yararına kullandığı, bu parayla kendisinin şirkete olan sermaye borcunu ödediği olgularına dayandırmıştır. Mahkemece, davacının sermaye borcu nedeniyle gönderdiğini iddia ettiği para nedeniyle istediği alacak bakamından hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmesi de, doğru olmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7534 E. 2023/6776 K.
Ortak:azil · dolaylı zarar · ortaklıktan çıkarılma · vade · limited şirket · hukuki yarar · ticari defter · dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz kararda644 gereği böyle bir hakkı mevcutken dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından reddine, davalının «ortaklıktan çıkarılması» talebi yönünden, yasada belirtilen haklı sebeplerin bulunduğunun ispat edilemeyişi ve davalı ortağın da ortaklıktan çıkmaya yönelik açtığı bir davasının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
03.12.13 tarihinde açılmış olmasına rağmen mehkemece sadece 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait «ticari defterler incelenmek» suretiyle müdürlükten «azil» koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
… rlıklı olarak öz kaynakların kullanıldığı, kısmen borçlanıldığı, borçların miktarının aktiflerle kıyaslanması ve şirketin karlılık durumu göz önüne alındığında kısa «vadede» ödeme zorluğuna düşmeyeceği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın …
Benzer bu kararda… rlıklı olarak öz kaynakların kullanıldığı, kısmen borçlanıldığı, borçların miktarının aktiflerle kıyaslanması ve şirketin kârlılık durumu göz önüne alındığında kısa «vadede» ödeme zorluğuna düşmeyeceği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine; birleşen dava yönünden, davacının, şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının, müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin, şirketin kurulduğu güne kadar ki faaliyet kârının, mevcut durum itibariyle şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve alacaklarının, menkul ve gayrimenkulleri varlıklarının değeri ile birlikte tespit edilmesine yönelik taleplerinin, davacının «bilgi alma hakkı» mevcutken dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından reddine, davalının «ortaklıktan çıkarılması» talebi yönünden, yasada belirtilen haklı sebeplerin bulunduğunun ispat edilemeyişi ve davalı ortağın da ortaklıktan çıkmaya yönelik açtığı bir davasının bulunmadığ …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari defterler» ve kararlardaki davacının imzasını taşımayan kısımların önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, söz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek, «şirketi zarara» uğratacak nitelikte olmadığının belirtildiği, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten «azil» sonucu doğurmayacağı, davacı tarafından sermaye borcu için gönderildiği iddia edilen paraları davalının kendi şahsi yararına kullandığına dair dava dosyası ve ekle …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 24.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda taklit imzanın tespit edildiğini, bu durumun haklı nedenle «azil» «sebebi» olduğunu, güvensizlik unsurunun haklı neden sayılacağını, ek bilirkişi raporundaki görüşün zorlama olduğunu, birleşen davadaki 100.000,00 TL'lik talebe ilişkin bir inceleme yapılmadığını, gönderilen paraların banka hesap hareketleri ile sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilgi alma hakkı · ortaklıktan çıkarma · davaların birleştirilmesi · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin lehlerine yalnız bir «maktu vekalet ücretine» hükmetmelerinin hatalı olduğunu, asıl davaya ilişkin maktu vekalet ücretinin yanı sıra birleşen davaya ilişkin reddedilen tutar üzerinden «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını yahut düzeltilerek onanmasını istemiştir.
… rlıklı olarak öz kaynakların kullanıldığı, kısmen borçlanıldığı, borçların miktarının aktiflerle kıyaslanması ve şirketin kârlılık durumu göz önüne alındığında kısa «vadede» ödeme zorluğuna düşmeyeceği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine; birleşen dava yönünden, davacının, şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının, müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin, şirketin kurulduğu güne kadar ki faaliyet kârının, mevcut durum itibariyle şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve alacaklarının, menkul ve gayrimenkulleri varlıklarının değeri ile birlikte tespit edilmesine yönelik taleplerinin, davacının «bilgi alma hakkı» mevcutken dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından reddine, davalının «ortaklıktan çıkarılması» talebi yönünden, yasada belirtilen haklı sebeplerin bulunduğunun ispat edilemeyişi ve davalı ortağın da ortaklıktan çıkmaya yönelik açtığı bir davasının bulunmadığ …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari defterler» ve kararlardaki davacının imzasını taşımayan kısımların önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, söz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek, «şirketi zarara» uğratacak nitelikte olmadığının belirtildiği, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten «azil» sonucu doğurmayacağı, davacı tarafından sermaye borcu için gönderildiği iddia edilen paraları davalının kendi şahsi yararına kullandığına dair dava dosyası ve ekle …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava yöneticinin azli, birleşen dava «ortaklıktan çıkarma», şirket ve ortak zararının tahsili istemine ilişkindir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9548 E. 2011/12210 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Asıl davada davacı, «limited şirket müdürü» olan davalının 6102 sayılı TTK'nın 630/3. maddesi uyarınca azlini talep etmiş, delil olarak şirket «defterlerine» dayanmış, ayrıca alman ve deftere işlenen çoğu «ortaklar kurulu» kararlarındaki imzaların kendisine ait olmadığım, bu kararların davalı tarafından alındığını ve imzaların davalı taralından atıldığını ileri sürmüş ve davalının müdürlükten azlini talep etmiştir.
Bu durumda, mahkemece 2012 ve 2013 yıllarına ait «ticari defterler» ve belgeler incelenmek ve «ortaklar kurulu» kararlarındaki imzaların ve ayrıca davacının hangi imzaların kendisine ail olmadığı konusunda beyanı da alınmak suretiyle bu konuda da gerektiği takdirde inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile 10.02.1998 tarihli «ortaklar kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna bağlı olarak yapılan tüm işlemlerin iptali ile davalının azline ilişkin verilen karar, Dairemizin 21.03.2011 tarihli ilamında yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9695 E. , 2016/4941 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2015 tarih ve 2013/210-2015/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, davacı ve kardeşi olan davalının ....nin %50'şer oranda hissedarları olduklarını ve münferiden temsile yetkili olduklarını, davalının, müvekkilinin ısrarlarına rağmen müvekkiline hiçbir dönemde resmi olarak hesap vermediğini; hep şirketin karda olduğunu, yatırım yapıldığını, şirket sermayesinin artırılması gerektiğini ifade ettiğini, müvekkilinin şirkete 750.000 TL civarında sermaye koyduğunu, davalının ise bu süreçte 65.000 TL sermaye koyduğunu, tesislerin yapılmasında davalının parasal bir katkısı olmadığı gibi şirket öz sermayesinden de bir katkı sağlamadığını, davalının fiilen idaresinde olan şirketin hesap kayıtları ve defterleri ile bilançolarının tamamının sahte, düzmece ve hatalı bilgi ve belgelerle dayalı olarak hileli bir şekilde düzenlendiğini, tüm bu nedenlerle davalının temsil yetkisinin kaldırılması ile şirkete kayyum tayin edilmesini talep ve dava etmiş;
birleşen davada, müdürlük görevini kötüye kullanan ve şirketin içini boşaltarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olan davalıdan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500,000 TL zarardan şimdilik 100,000 TL'sinin tazminini, davalının şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının tespit edilmesini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin tespit edilmesini, şirketin kurulduğu günden bu güne kadarki faaliyet kârının tespit edilmesini, şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve borçlanacakları menkul, gayrimenkul malvarlıklarının tespit edilmesini, davalının dolayı ortaklıktan çıkarılmasını, diğer haklarının saklı tutulmasını, şirketi kayyumun yönetmesini, davalının şirketin sahasına tedbiren yaklaştırılmamasını ve bu hususların ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde herhangi bir bulguya rastlanmadığı, şirketin aktiflerinin 5 kat büyümüş olduğu, yatırımlara yönelilmiş olduğu, finansmanında ağırlıklı olarak öz kaynakların kullanıldığı, kısmen borçlanıldığı, borçların miktarının aktiflerle kıyaslanması ve şirketin karlılık durumu göz önüne alındığında kısa vadede ödeme zorluğuna düşmeyeceği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine; birleşen dava yönünden, davacının, şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının, müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin, şirketin kurulduğu güne kadar ki faaliyet karının, mevcut durum itibariyle şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve alacaklarının, menkul ve gayrimenkulleri varlıklarının değeri ile birlikte tespit edilmesine yönelik taleplerinin, davacının TTK m.
644 gereği böyle bir hakkı mevcutken dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından reddine, davalının ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden, yasada belirtilen haklı sebeplerin bulunduğunun ispat edilemeyişi ve davalı ortağın da ortaklıktan çıkmaya yönelik açtığı bir davasının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının şirketten çıkarılmasına ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın 621. maddesinde belirlilen genel kurul kararının bulunmamasına, davacının şirket defterlerinin incelenmesine izin verilmediğine dair iddiasına yönelik ise bu yönde hiçbir delil ibraz etmemiş olmasına ve ayrıca her ne kadar davacı, davalı şirket müdüründen şirkete verdiği dolaylı zarar nedeniyle tazminat talep etmişse de, bu tazminatı kendisinin talep edemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davada davacı, limited şirket müdürü olan davalının 6102 sayılı TTK'nın 630/3. maddesi uyarınca azlini talep etmiş, delil olarak şirket defterlerine dayanmış, ayrıca alman ve deftere işlenen çoğu ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların kendisine ait olmadığım, bu kararların davalı tarafından alındığını ve imzaların davalı taralından atıldığını ileri sürmüş ve davalının müdürlükten azlini talep etmiştir. Dava.
03. 12.13 tarihinde açılmış olmasına rağmen mehkemece sadece 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterler incelenmek suretiyle müdürlükten azil koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Ancak, 2012 ve 2013 yıllarına ait defterler incelenmediği gibi davacının imzalarının taklit edildiğine dair iddiaları da incelenmemiştir. Bu durumda, mahkemece 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler incelenmek ve ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların ve ayrıca davacının hangi imzaların kendisine ail olmadığı konusunda beyanı da alınmak suretiyle bu konuda da gerektiği takdirde inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca davacı, birleşen davada davalıdan 100.000 TL alacak talebinde bulunmuş; sebebini de davalı müdürün şirketi kötü yönettiği ve kendisine sermaye borcu için bir miklar para gönderdiği, davalının bu parayı kendi şahsi yararına kullandığı, bu parayla kendisinin şirkete olan sermaye borcunu ödediği olgularına dayandırmıştır. Mahkemece, davacının sermaye borcu nedeniyle gönderdiğini iddia ettiği para nedeniyle istediği alacak bakamından hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmesi de, doğru olmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216585800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz