İstirdat | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/2841 E. 2016/789 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme planı↗ hisse devri sözleşmesi↗ resen terkin↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ protokol↗ istirdat↗ ticaret sicili↗ terkin↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı .... arasında yapılan hisse devri sözleşmesine göre dava dışı ....'nin hissesini davacıya devri konusunda anlaştığı, ancak getirilen Ticaret Sicil kaydında dava dışı ... şirketinin ortakları arasında davacının yer almadığı, dava dışı ...., ... ve ....'nun ortak bulunduğu, davalı ...'nin de dava dışı şirkette ortaklığının bulunmadığı, davacının devredecek bir hisseye sahip bulunmadığı, devir sözleşmesinin de ... ile yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklık devir sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin, devrin iptal edilmesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 15/10/2006 tarihli protokol nedeniyle borç altına girdiği bedeli ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise şirket hissedarı olmadığını ve bu davanın kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece verilen ilk kararda, imzasına itiraz edilmeyen 15/10/2006 tarihli borç ödeme planına göre davalının davacıya borçlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, bozma ilamının gereği olarak ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılmış, verilen cevapta şirket kurucu ortakları arasında ...'ın yer almadığı, şirketin 24/09/2013 tarihinde resen terkin edildiği, resen terkinden önceki son ortaklarının da ...., ...... olduğu bildirilmiştir.
Bu aşamada davacı vekili, müvekkili ...'ın TTK'nın 520. maddesi uyarınca hiçbir zaman usulüne uygun olarak hissedar olmadığını, müvekkilinden hisse devri nedeniyle para alındığını, ancak gerekli usuli işlemlerin yapılmaması nedeniyle ortak olamadığını, bundan sonra verdiği parayı geri almak istediğini, bu paranın geri ödenmesi kapsamında 15/12/2006 tarihli ödeme planının imzalandığını, müvekkilinin malik olmadığı hisseleri bir başkasına zaten devredemeyeceğini, yargılamanın bu şekilde görülmesi gerektiğini ileri sürmüş, bu hukuki niteleme değişikliğine karşı davalı vekilince açıkça karşı çıkılmamıştır.
Bu bağlamda, davacı ... tarafından 09/08/2006 tarihli noter senedi ile ortak ....'den devir alınan, ancak bundan sonraki iş ve işlemler yapılmadığından şirket kayıtlarına geçmeyen bu devir işlemi sonucu davacının şirket hissedarı olamadığı anlaşıldığına göre, davacı ... ile dava dışı ortak .... arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin tasfiyesi amacıyla davalı ile düzenlendiği anlaşılan dava konusu ödeme planına göre davacının davalıdan talepte bulunabileceği hususu gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1468 E. 2014/9014 K.
Ortak:hisse devri · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı .... arasında yapılan «hisse devri sözleşmesine» göre dava dışı ....'nin hissesini davacıya devri konusunda anlaştığı, ancak getirilen Ticaret Sicil kaydında dava dışı ... şirketinin ortakları arasında davacının …
Bu aşamada davacı vekili, müvekkili ...'ın TTK'nın 520. maddesi uyarınca hiçbir zaman usulüne uygun olarak hissedar olmadığını, müvekkilinden «hisse devri» nedeniyle para alındığını, ancak gerekli usuli işlemlerin yapılmaması nedeniyle ortak olamadığını, bundan sonra verdiği parayı geri almak istediğini, bu paranın geri ödenmesi kapsamında 15/12/2006 tarihli «ödeme planının» imzalandığını, müvekkilinin malik olmadığı hisseleri bir başkasına zaten devredemeyeceğini, yargılamanın bu şekilde görülmesi gerektiğini ileri sürmüş, bu hukuki n …
… dan şirket kayıtlarına geçmeyen bu devir işlemi sonucu davacının şirket hissedarı olamadığı anlaşıldığına göre, davacı ... ile dava dışı ortak .... arasında yapılan «hisse devir sözleşmesinin» tasfiyesi amacıyla davalı ile düzenlendiği anlaşılan dava konusu «ödeme planına» göre davacının davalıdan talepte bulunabileceği hususu gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya bir adet «hisse devri» karşılığında 5.000,00 TL ödemesine rağmen hisse devrinin yapılmadığı, davacının şirket ortağı olamadığı, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle «sebepsiz zenginleştiği», davacının ödediği paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafça iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne …
Dava, taraflar arasında düzenlenen «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin» yerine getirilememesi nedeniyle ödenen hisse devir «bedelinin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel iadesi · alacağın temliki · ciro · pay defteri · sebepsiz zenginleşme · temlik · anonim şirket · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı hisse devir borcunun yerine getirilmediğini iddia ettiğine göre, mahkemece şirket «pay defterinin» ve ana sözleşmesinin getirtilip incelenmesi, şirket paylarının senede bağlanıp bağlanmadığının, payların senede bağlandığının anlaşılması halinde «ciro» ve «teslim» şartının, bağlanmadığının anlaşılması halinde «alacağın temliki» koşulları doğrultusunda devrin gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin» yerine getirilememesi nedeniyle ödenen hisse devir «bedelinin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir.
Mahkemece, iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya bir adet «hisse devri» karşılığında 5.000,00 TL ödemesine rağmen hisse devrinin yapılmadığı, davacının şirket ortağı olamadığı, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle «sebepsiz zenginleştiği», davacının ödediği paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafça iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne …
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4308 E. 2013/22989 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · navlun alacağı · navlun · cari hesap · çek · ibraz · e-defter
Benzer bu kararda… a sonucunda, bilirkişi raporunda, davacı tarafın muhasebecisinden takip konusu alacak miktarının oluşumuna esas teşkil eden 2001-2002 yıllarına ait muavin kayıtlar, «cari hesap ekstreleri» ile yasal «defterlerin» temini ve «ibrazının» mümkün olamadığından herhangi bir görüş bildirilmediği, bu durumda mahkemece bozma gereği yerine getirilmesinin mümkün olamadığı bu nedenle davacının davasını kanı …
Mahkemece uyulan bozma kararından sonra yukarıda özetlendiği şekilde davacı tarafın muhasebesinden takip konusu alacak miktarının oluşumuna esas teşkil eden 2001-2002 yıllarına ait muavin kayıtlar, «cari hesap ekstreleri» ile yasal «defterlerin» temini ve «ibrazının» mümkün olamadığından bilirkişinin herhangi bir görüş bildiremediği, bu durumda bozma gereğinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağı» istemine ilişkin girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak; bozma ilamında belirtildiği gibi usulüne uygun tutulmayan davacı «defterlerinin» delil kabul edilemeyeceği bu nedenle her bir taşımaya ilişkin faturalar, ödeme belgeleri ve sözleşme gereği vadeli «çek» uygulanması nedeniyle bu yönde değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken yine bu hususa değinilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/2841 E. , 2016/789 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.11.2014 tarih ve 2014/720-2014/324 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.01.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkillinin .....'deki %15 hissesini 15.10.2006 tarihli protokol ile devraldığını, karşılığında borcunu 21 taksitte ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak ödemediği taksitler nedeniyle hakkında yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptalini ve %40 inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının şirketteki ortaklığının halen devam ettiğini, şirket ile resmi bir bağlantısının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı .... arasında yapılan hisse devri sözleşmesine göre dava dışı ....'nin hissesini davacıya devri konusunda anlaştığı, ancak getirilen Ticaret Sicil kaydında dava dışı ... şirketinin ortakları arasında davacının yer almadığı, dava dışı ...., ... ve ....'nun ortak bulunduğu, davalı ...'nin de dava dışı şirkette ortaklığının bulunmadığı, davacının devredecek bir hisseye sahip bulunmadığı, devir sözleşmesinin de ... ile yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklık devir sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin, devrin iptal edilmesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 15/10/2006 tarihli protokol nedeniyle borç altına girdiği bedeli ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise şirket hissedarı olmadığını ve bu davanın kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece verilen ilk kararda, imzasına itiraz edilmeyen 15/10/2006 tarihli borç ödeme planına göre davalının davacıya borçlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, bozma ilamının gereği olarak ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılmış, verilen cevapta şirket kurucu ortakları arasında ...'ın yer almadığı, şirketin 24/09/2013 tarihinde resen terkin edildiği, resen terkinden önceki son ortaklarının da ...., ...... olduğu bildirilmiştir.
Bu aşamada davacı vekili, müvekkili ...'ın TTK'nın 520. maddesi uyarınca hiçbir zaman usulüne uygun olarak hissedar olmadığını, müvekkilinden hisse devri nedeniyle para alındığını, ancak gerekli usuli işlemlerin yapılmaması nedeniyle ortak olamadığını, bundan sonra verdiği parayı geri almak istediğini, bu paranın geri ödenmesi kapsamında 15/12/2006 tarihli ödeme planının imzalandığını, müvekkilinin malik olmadığı hisseleri bir başkasına zaten devredemeyeceğini, yargılamanın bu şekilde görülmesi gerektiğini ileri sürmüş, bu hukuki niteleme değişikliğine karşı davalı vekilince açıkça karşı çıkılmamıştır.
Bu bağlamda, davacı ... tarafından 09/08/2006 tarihli noter senedi ile ortak ....'den devir alınan, ancak bundan sonraki iş ve işlemler yapılmadığından şirket kayıtlarına geçmeyen bu devir işlemi sonucu davacının şirket hissedarı olamadığı anlaşıldığına göre, davacı ... ile dava dışı ortak .... arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin tasfiyesi amacıyla davalı ile düzenlendiği anlaşılan dava konusu ödeme planına göre davacının davalıdan talepte bulunabileceği hususu gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215959400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz