Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/150 E. 2016/5010 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi-işveren ilişkisi↗ yargı çevresi↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ ön inceleme aşaması↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ malvarlığına ilişkin dava↗ depo kararı↗ şirket zararı↗ tazminat davası↗ sebepsiz zenginleşme↗ kamu düzeni↗ görevsizlik kararı↗ tacir↗ dahili dava↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, şirket defterlerinin usulünce tutulmadığı, davalı tarafça tutulan günlük kasa defteri, depo defteri ve ... Tarım'dan alınan malların adet ve dökümleri şeklinde tutulan kayıtların, davacının bilgisi dahilindeki kayıtlar olduğu, davalının şirketteki çalışma süresinin 13 yıl gibi uzun bir süre devam etmesi de nazara alındığında, şirket adına gerçekleştirilen faaliyetlere dair kayıtların davacı tüzel kişi tacirin bilgisi dahilinde olmadığı şeklindeki bir savunmanın hayatın olağan akışına aykırı ve ticari işlerdeki genel hayat tecrübelerine ve güvenilirliğe aykırı olduğu, ayrıca davalı hakkındaki ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, davalının malvarlığındaki artışın asıl nedeninin, davalının çiftçilikten elde ettiği gelire bağlı olduğu gerekçesi ile asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
(1) Asıl dava, davacı şirket çalışanı olan davalının davacı şirket aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmesi iddiasına dayalı olarak açtığı alacak ve tazminat davası, birleşen dava ise davalı şirkete borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlidir. 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı HSYK kararı ile, müstakil iş mahkemeleri kurulmamış olan il merkezleri ile ağır ceza mahkemesi bulunan ve bulunmayan yerlerde (büyük şehir belediye sınırları dışında kalan mülhakatlarda dahil olmak üzere) iş davalarının yargı çevreleri asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresi ile aynı kalmak üzere; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemede, birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde, 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi kararlaştırılmıştır.
Somut olayda, asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket tarafından, 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve şirketi zarara uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4164 E. 2018/6711 K.
Ortak:yargı çevresi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · dahili dava · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… akil iş mahkemeleri kurulmamış olan il merkezleri ile ağır ceza mahkemesi bulunan ve bulunmayan yerlerde (büyük şehir belediye sınırları dışında kalan mülhakatlarda «dahil» olmak üzere) iş davalarının yargı çevreleri asliye hukuk mahkemesinin «yargı çevresi» ile aynı kalmak üzere; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemede, birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde, 1 numaralı asliye hukuk mahkeme …
Görev konusu «kamu düzeni» ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
Benzer bu kararda… akil iş mahkemeleri kurulmamış olan il merkezleri ile ağır ceza mahkemesi bulunan ve bulunmayan yerlerde (büyük şehir belediye sınırları dışında kalan mülhakatlarda «dahil» olmak üzere) iş davalarının yargı çevreleri asliye hukuk mahkemesinin «yargı çevresi» ile aynı kalmak üzere; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemede, birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde, 1 numaralı asliye hukuk mahkeme …
Görev konusu «kamu düzeni» ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · sözleşmeden doğan dava · hizmet sözleşmesi · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan ... ve ...’ın banka müşterilerinin hesaplarında usulsüz işlemler yapmak suretiyle «zimmetlerine» para geçirdikleri, olayın ceza yargılamasına konu olduğu, ceza yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla banka zararının 77.480,00 TL olduğunun tespit edildiği ve yargılama sonucunda bankacılık zimmeti suçundan mahkum olan adı geçenlerin bu miktarı bankaya ödemesine karar verildiği adı geçenler hakkındaki alacak davasının konusuz kaldığı, ancak davacının faiz talebinin de olduğu, Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararla faiz talebi karşılanmadığından tespit edilen alacak miktarı olan 77.480,00 TL üzerinden suç tarihi olan 16.08.2016'dan itibaren «yasal faize» hükmetmek gerektiği, davalı şirketin hesabına usulsüz olarak aktarılan 47.500,00 TL’yi davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile, dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 77.480,00 TL üzerinden 16.08.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin davalılardan tahsiline, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, 47.500,00 TL’ …
1-) Dava, davacı bankanın çalışanları olan davalılar ... ve ... tarafından «zimmete» geçirildiği ve usulsüz olarak davalı şirketin hesabına aktarıldığı iddia edilen paranın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı bankaya ait iş yerinde «hizmet sözleşmesi» kapsamında çalışan davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18198 E. 2014/912 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
… , 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine «sebepsiz zenginleştiği» ve «şirketi zarara» uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında «işçi-işveren ilişkisi» bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre, …
Benzer bu kararda5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde, bu mahkemelerin "İş Kanuna göre işçi sayılan kimselerle (kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile «görevli»" olduğu düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «görevsiz» olunduğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu'na dayalı olarak yapılan iş akdi ilişkisine dayandığı, açılan davanın İş Mahkemesinin görev alanında kaldığı gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2592 E. 2015/7421 K.
Ortak:şirket zararı · tazminat davası · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaKararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir. (1) Asıl dava, davacı şirket çalışanı olan davalının davacı şirket aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmesi iddiasına dayalı olarak açtığı alacak ve «tazminat davası», birleşen dava ise davalı şirkete «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
… , 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine «sebepsiz zenginleştiği» ve «şirketi zarara» uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında «işçi-işveren ilişkisi» bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre, …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında hizmet akîi bulunduğu, davalıların murisinin müdür olarak davacı şirkette çalıştığı, davalılar murisinin müdür olarak yürüttüğü faaliyetlere ve şirketi uğrattığı zararlara ilişkin olarak «tazminat davası» açıldığı.
Dava, 2007-2012 yılları arasında «şirket müdürlüğü» yapan davalılar murisinin kötü yönetimi nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığından bahisle 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 553 ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır.
Bu düzenleme karşısında 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddeleri de değerlendirildiğinde, «yöneticilerin sorumluluğuna» ilişkin davalar «mutlak ticari» dava niteliğinde bulunduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken davalarda olup, mahkemece taraflar arasındaki ilişki yanlış olarak «hizmet sözleşmesi» olarak nitelenerek İş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · yönetici sorumluluğu · şirket müdürlüğü · esas sözleşme · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · hizmet sözleşmesi · ek tasfiye
Benzer bu karardaBu düzenleme karşısında 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddeleri de değerlendirildiğinde, «yöneticilerin sorumluluğuna» ilişkin davalar «mutlak ticari» dava niteliğinde bulunduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken davalarda olup, mahkemece taraflar arasındaki ilişki yanlış olarak «hizmet sözleşmesi» olarak nitelenerek İş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, kurucular, «yönetim kurulu» üyeleri, yöneticiler ve «tasfiye» memurları, kanundan ve «esas sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
5521 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesine göre işçi ile işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya Iş Kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, 2007-2012 yılları arasında «şirket müdürlüğü» yapan davalılar murisinin kötü yönetimi nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığından bahisle 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 553 ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5985 E. 2011/16044 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
… , 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine «sebepsiz zenginleştiği» ve «şirketi zarara» uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında «işçi-işveren ilişkisi» bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre, …
Benzer bu karardaMahkemece, davalılara «tebligat» yapılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş akdinden kaynaklandığı, bu nedenle davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın Eskişehir İş Mahkemesi!ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, işverenler arası «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesine göre iş mahkemeleri işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıklara bakmakla «görevlidirler».
Bu itibarla mahkemece, işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, davalılara «tebligat» yapılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş akdinden kaynaklandığı, bu nedenle davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın Eskişehir İş Mahkemesi!ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, işverenler arası «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesine göre iş mahkemeleri işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıklara bakmakla «görevlidirler».
Somut olayda dava işverenler arasındaki «rücuen alacak» istemine ilişkin olduğundan, davaya genel mahkemede bakılması gerekir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.
Ortak:kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaGörev konusu «kamu düzeni» ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle «görevlidir».
… , 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine «sebepsiz zenginleştiği» ve «şirketi zarara» uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında «işçi-işveren ilişkisi» bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre, …
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · derdestlik · ibraz
Benzer bu kararda… a dışı ... ...'a davacı banka şubesinde kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular hakkında başlatılan haczin «derdest» olduğu, banka zararının henüz somut biçimde oluşmadığı, bu durumda davacı bankanın borç ödemeden aciz belgesi alarak davalıların sorumluluğuna başvurması gerektiği, bu aşamada davacı bankanın davalılara karşı talep hakkına sahip olmadığı, davacı tarafça bildirilen bir kısım belgelerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
Görev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/150 E. , 2016/5010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 15/05/2014
NUMARASI 2009/47-2014/183
Taraflar arasında görülen davada ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2014 tarih ve 2009/47-2014/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı - birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket vekili, asıl davada müvekkili şirket bünyesinde 1995-2008 yılları arasında asgari ücretli olarak çalıştığını ve şube işlemlerini yürüten davalının, malvarlığında son dönemde meydana gelen şüpheli artış üzerine yapılan incelemede, davalının usulsüz birtakım işlemler yaparak müvekkili şirketi zarara uğrattığını öğrendiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili, asıl davanın reddini savunmuş, birleşen davada ise şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, şirket defterlerinin usulünce tutulmadığı, davalı tarafça tutulan günlük kasa defteri, depo defteri ve ... Tarım'dan alınan malların adet ve dökümleri şeklinde tutulan kayıtların, davacının bilgisi dahilindeki kayıtlar olduğu, davalının şirketteki çalışma süresinin 13 yıl gibi uzun bir süre devam etmesi de nazara alındığında, şirket adına gerçekleştirilen faaliyetlere dair kayıtların davacı tüzel kişi tacirin bilgisi dahilinde olmadığı şeklindeki bir savunmanın hayatın olağan akışına aykırı ve ticari işlerdeki genel hayat tecrübelerine ve güvenilirliğe aykırı olduğu, ayrıca davalı hakkındaki ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, davalının malvarlığındaki artışın asıl nedeninin, davalının çiftçilikten elde ettiği gelire bağlı olduğu gerekçesi ile asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
(1) Asıl dava, davacı şirket çalışanı olan davalının davacı şirket aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmesi iddiasına dayalı olarak açtığı alacak ve tazminat davası, birleşen dava ise davalı şirkete borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlidir.
24. 03.2005 tarih ve 188 sayılı HSYK kararı ile, müstakil iş mahkemeleri kurulmamış olan il merkezleri ile ağır ceza mahkemesi bulunan ve bulunmayan yerlerde (büyük şehir belediye sınırları dışında kalan mülhakatlarda dahil olmak üzere) iş davalarının yargı çevreleri asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresi ile aynı kalmak üzere; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemede, birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde, 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi kararlaştırılmıştır.
Somut olayda, asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket tarafından, 1996-2008 yılları arasında şirket bünyesinde işçi olarak çalışan asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... ...'nın usulsüz iş ve işlemleri ile şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve şirketi zarara uğrattığı iddia edildiğine ve taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu sabit olduğuna göre, uyuşmazlığın İş Kanunu, ilgili sair mevzuat hükümleri ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın görev yönünden re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215299700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz