Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14988 E. 2015/12315 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken ödeme komisyonu↗ sözleşme serbestisi↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ erken kapama komisyonu↗ adil yargılanma hakkı↗ sözlü yargılama↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ tahkikat↗ yokluk↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ bsmv↗ kısıtlılık↗ komisyon↗ istirdat↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin sözleşme serbestisi içerisinde imzalandığı, bankacılık sektöründe yeterli rekabet şartlarının oluşmuş olması nedeniyle tarafların özgür iradeleri ile sözleşmelerin tesis edildiği, buna dayalı olarak faiz dışına alınan ücret ve komisyonlarının yine sektör uygulamaları içerisinde makul sınırlar içerisinde ve sözleşme şartlarına uygun olarak alındığı, ek sözleşmenin 3. maddesi uyarınca alınan %1,5 oranındaki 20/04/2010 tarihinde ek sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin faiz oranlarında yapılan müşteri lehine iyileştirme sonrasında alınan %0,50 oranında komisyonların tarafların irade beyanları çerçevesinde alındığı sözleşme serbestisi çevçevesinde değerlendirildiği, ek sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca erken kapama komisyonu hesaplama esasını belirleyen formülün davacı tarafın iddia ettiği şekilde yorumlanması gerektiği, buna göre her iki kredinin toplam 429.947,51 Euro komisyon + 21.497,38 Euro BSMV (Toplam 451.444,89 Euro) alınması gerekirken 746.653 Euro komisyon +37.617 Euro BSMV (Toplam 784.270 Euro) alındığı, 332.825,11 Euro nun fazla alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.825,11 Euro’nun davalıdan temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesine dayalı erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara
tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Taraflar tahkikatın tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Anılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Ancak, taraflar duruşmada hazırsa bu bildirim sözlü olarak yapılır, tutanağa geçirilir ve taraflara imzalatılır. Sözlü yargılama aşamasında taraflara son sözleri sorularak hüküm tefhim edilir. Sözlü yargılama safhasında taraflar kanıt sunmadan kendisi ve karşı tarafın iddia ve savunmaları ile kanıtlarıyla ilgili hukuki değerlendirme yaparak neden haklı olduklarını açıklama hakkı elde ederler, yargıç da gerektiğinde salt hukuki değerlendirmeye esas olmak üzere taraflara soru sorma ve tereddütlü noktaları son kez açıklığa kavuşturma imkanına sahip olur. Anılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece tahkikat aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde sözlü yargılama için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2171 E. 2016/653 K.
Ortak:erken ödeme komisyonu · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · Alacak
İncelediğiniz karardaAnılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
1-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Anılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Benzer bu karardaAnılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
1-Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak davalıya ödenen «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının kullandığı kredinin «ticari kredi» olduğu, ticari krediler için uygulanan ortalama % 2,82'lik «komisyon» oranının dahi tüketici mevzuatındaki sınırlamaya çok yakın düzeyde olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil ettiği «erken ödeme komisyonunun» yasal düzenlemelere ve akdi ilişkiye dayandığı, davalı bankaca haksız kazanç teminine yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak davalıya ödenen «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8022 E. 2014/9197 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAnılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Taraflar, «tahkikatın» tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… planan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, uyuşmazlığa konu faydalı modelin davacı-karşı davalı adına tescilinin yapıldığı, anılan buluşun yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerine haiz olduğunun tespit edildiği, davalı-karşı davacının sunduğu ve kendisine ait ürünün, davacı-karşı davalının faydalı model belgesi ile korunan unsurlara tecavüz fiilini oluşturduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, faydalı model başvurusundan doğan haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, hükmün «ilanına», karşı davanın reddine karar verilmiştir.
1-Asıl dava, faydalı modele tecavüzün durdurulması ve hükmün «ilanı», karşı dava ise, yeni ve ayırt edici olmadığı iddiasına dayalı, tescilli faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15446 E. 2015/915 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAnılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. .1-6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8811 E. 2016/3578 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAnılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 09.12.2014 tarihli celsede tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerini sunduğu belirtildikten ve tarafların beyanları alındıktan sonra «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/966 E. 2016/9441 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · komisyon · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Anılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı «hisse senedi» alım «satım sözleşmesindeki» bedelin takibe konu edilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarnamede» davacının iddialarında ileri sürdüğü gibi yazılı sözleşmeden önce davacının davalı ile sözlü anlaşmaya vararak elden nakit olarak ödemeler yaptığının belgelendirilemediği, davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın davacı şirket adına yurt dışında yapmış olduğu uluslararası proje kapsamında iş avansları ve «komisyon» ücretleri olduğu yönündeki savunmasının incelenmesi sonucunda ise bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi davalı savunmasının yerinde olduğu, davacının takip konusu yaptığı bedelden çok daha fazla bedelin davalının davacı şirket tarafından yetkilendirilerek gittiği yurt dışındaki işlemler için kullanıldığı, davacının iddiasını davalıya yöneltilen «yemin» «dahil» olmak üzere hiç bir delil ile ispatlayamadığı, aksine usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen davacı «ticari defterlerinin» ve davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaların davalı tarafın savunmalarını doğruladığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin · hisse senedi · satım sözleşmesi · ticari defter · ihtarname · dahili dava · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı «hisse senedi» alım «satım sözleşmesindeki» bedelin takibe konu edilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarnamede» davacının iddialarında ileri sürdüğü gibi yazılı sözleşmeden önce davacının davalı ile sözlü anlaşmaya vararak elden nakit olarak ödemeler yaptığının belgelendirilemediği, davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın davacı şirket adına yurt dışında yapmış olduğu uluslararası proje kapsamında iş avansları ve «komisyon» ücretleri olduğu yönündeki savunmasının incelenmesi sonucunda ise bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi davalı savunmasının yerinde olduğu, davacının takip konusu yaptığı bedelden çok daha fazla bedelin davalının davacı şirket tarafından yetkilendirilerek gittiği yurt dışındaki işlemler için kullanıldığı, davacının iddiasını davalıya yöneltilen «yemin» «dahil» olmak üzere hiç bir delil ile ispatlayamadığı, aksine usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen davacı «ticari defterlerinin» ve davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaların davalı tarafın savunmalarını doğruladığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14988 E. , 2015/12315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2014 tarih ve 2013/244-2014/123 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/10/2015 günü hazır bulunan davalı vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, başlangıçta .... ile birlikte grup şirketi olarak faaliyet gösteren müvekkili ...'nin söz konusu grup şirketlerini birleşme sureti ile devraldığını, gurup şirketleri olarak faaliyet gösterilen dönemde müvekkili şirketin 1992 yılında ...ini 2002 yılında hizmete soktuğunu, 2006 yılında o tarihler de faaliyette bulunan .... şirketi üzerinden ...nin yatırımına başladığını, müvekkili şirketin 2005 yılında satın alıp işletmeye soktuğu ... Otelinin satım alımında kullanılmak üzere davalı bankadan 10.05.2005 tarihinde 10.000.000 Euro kredi aldığını, .... üzerinden başladığı ... Otelini kullanılmak üzere de ... ve davalı banka ile birlikte ortak yapılan finansman koşulları çerçevesinden ...'ndan 17.500.000 Euro, davalı bankadan da 17.500.000 Euro olmak üzere toplam 35.000.000 Euro kredi aldığını, sektörün önde gelen firmalarından olan müvekkili şirketin dünyada ve ülkemizde yaşanan 2008 krizine yatırım döneminde yakalandığını, davalı bankanın 17.09.2008 tarihinden 21.10.2008 tarihine kadar geçen 1 ay gibi kısa bir süre içinde bankalardan kullanılan işlek döviz kredilerinin faizlerinin %300’ ün üzerinde arttırdığını, artan faiz yüküne rağmen müvekkilinin kullanmış olduğu kredilerin geri ödemelerini aksatmamaya gayret etmekle birlikte zaman içinde vergi daireleri ve ...
'na olan vergi ve prim borçları ile işçi alacaklarının ve piyasa olan çek senet borçlarını ödeyemez hale geldiğini, dava ve icra takipleri ile karşı karşıya kaldıklarının çok ciddi mali kriz içine girdiğini, 2008 yılında başlayıp 2009 yılında gittikçe ağırlaşan mali kriz ve dar boğazdan kurtulabilmek için ... ve davalı bankanın birlikte kullandırdığı kredinin yeniden yapılandırılması için görüşmeler başlatıldığını, ...'ndan kullanılan kredilerin yeniden yapılandığını, kredilere ilave dönemsiz ödemeler tanımlandığını, ana para geri ödemelerinin ertelenerek vadelerinin uzatıldığını, davalı bankanın ise değil bu kolaylıkları sağlamak, müvekkilinin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanmak sureti ile mevcut kredilerin şartlarını kendi lehlerine daha da ağırlaştırdıklarını, bunun üzerine
müvekkilinin varlık satışı suretiyle krizi atlatma çabası içine girdiğini, bir kısım taşınmazlarını değerlerinin altında satmak zorunda kaldıklarını, davalı Banka'nın müvekkilinin bu zor durumundan yararlanarak bu davaya konu olan çok ağır şartlar içeren ek kredi sözleşmesinin müvekkiline dayattığını ve kabul ettirdiğini, davalı banka ile müvekkili şirket arasında imzalanan 14.01.2010 tarihli ek kredi sözleşmesinde edimler arasında açık bir dengesizlik olduğunun ve bunun müvekkilinin o dönem içinde bulunduğu koşullar itibari ile müzayaka halinde bulunduğunu ileri sürerek, olayda gabinin objektif ve subjektif unsurların gerçekleştiğini veya uygulanan yönetim masrafı ve kredi faiz oranlarının ahlaka aykırılık oluşturacak derecede fahiş olduğunu veyahut da olayda davalı banka uygulamalarının MK'nın 2.maddesi anlamında objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğinin tespitine, ek kredi sözleşmesinin 3.maddesinde yer alan yönetim komisyonuna ilişkin maddenin hukuka aykırı ve geçersiz bulunduğunu veya fahiş olduğunun tespit ve kabulü ile haksız ve hukuka aykırı tahsil edilen miktardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kalarak 5.000 Euro'nun, müvekkiline dayatılarak kabul ettirilen kredi faiz oranlarının fahiş olduğunun tespiti ile fazla ödenen miktarlardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalarak 5.000 Euro'nun, 20.04.2004 tarihinde ana para üzerinden % 0.50 oranında hesaplanın müvekkilinden ikinci kez tahsil olunan yönetim komisyonunun hukuka aykırı olduğunun ve geçersiz bulunduğunun tespit ve kabulü ile bundan doğan müvekkili alacağından fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 Euro'nun, ek kredi sözleşmesinin 5.maddesinde yer alan erken erken kapama komisyonuna ilişkin maddenin hukuka aykırı ve geçersiz bulunduğu veya fahiş olduğunun kabulü ile erken kapama komisyonu adı altında müvekkilinden haksız tahsil eden miktardan fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 Euro nun, tahsiline, bu talepler yerinde görülmediğinde ek sözleşmenin 3 ve 5.maddesine ve erken ödeme komisyonuna dayalı olarak şimdilik toplam 15.000 Euro’nun temerrüt faizi ile davalıdan tahsili talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 332.825.11 Euro’ya yükseltmiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak sözleşmelerin tarafların özgür iradeleri ile yapıldığını, yapılan uygulamaların sözleşmeye, bankacılık usul ve esaslarına uygun olduğunu savunarak, davanın yetki, usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin sözleşme serbestisi içerisinde imzalandığı, bankacılık sektöründe yeterli rekabet şartlarının oluşmuş olması nedeniyle tarafların özgür iradeleri ile sözleşmelerin tesis edildiği, buna dayalı olarak faiz dışına alınan ücret ve komisyonlarının yine sektör uygulamaları içerisinde makul sınırlar içerisinde ve sözleşme şartlarına uygun olarak alındığı, ek sözleşmenin 3. maddesi uyarınca alınan %1,5 oranındaki 20/04/2010 tarihinde ek sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin faiz oranlarında yapılan müşteri lehine iyileştirme sonrasında alınan %0,50 oranında komisyonların tarafların irade beyanları çerçevesinde alındığı sözleşme serbestisi çevçevesinde değerlendirildiği, ek sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca erken kapama komisyonu hesaplama esasını belirleyen formülün davacı tarafın iddia ettiği şekilde yorumlanması gerektiği, buna göre her iki kredinin toplam 429.947,51 Euro komisyon + 21.497,38 Euro BSMV (Toplam 451.444,89 Euro) alınması gerekirken 746.653 Euro komisyon +37.617 Euro BSMV (Toplam 784.270 Euro) alındığı, 332.825,11 Euro nun fazla alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.825,11 Euro’nun davalıdan temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesine dayalı erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara
tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Taraflar tahkikatın tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Anılan Kanun'un 186. maddesi hükmüne göre, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Ancak, taraflar duruşmada hazırsa bu bildirim sözlü olarak yapılır, tutanağa geçirilir ve taraflara imzalatılır.
Sözlü yargılama aşamasında taraflara son sözleri sorularak hüküm tefhim edilir. Sözlü yargılama safhasında taraflar kanıt sunmadan kendisi ve karşı tarafın iddia ve savunmaları ile kanıtlarıyla ilgili hukuki değerlendirme yaparak neden haklı olduklarını açıklama hakkı elde ederler, yargıç da gerektiğinde salt hukuki değerlendirmeye esas olmak üzere taraflara soru sorma ve tereddütlü noktaları son kez açıklığa kavuşturma imkanına sahip olur. Anılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece tahkikat aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde sözlü yargılama için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/185711100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz