İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/966 E. 2016/9441 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki dinlenilme hakkı↗ sözlü yargılama↗ tahkikat↗ yokluk↗ ön inceleme duruşması↗ yemin↗ hisse senedi↗ satım sözleşmesi↗ komisyon↗ ticari defter↗ ihtarname↗ dahili dava↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hisse senedi alım satım sözleşmesindeki bedelin takibe konu edilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede davacının iddialarında ileri sürdüğü gibi yazılı sözleşmeden önce davacının davalı ile sözlü anlaşmaya vararak elden nakit olarak ödemeler yaptığının belgelendirilemediği, davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın davacı şirket adına yurt dışında yapmış olduğu uluslararası proje kapsamında iş avansları ve komisyon ücretleri olduğu yönündeki savunmasının incelenmesi sonucunda ise bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi davalı savunmasının yerinde olduğu, davacının takip konusu yaptığı bedelden çok daha fazla bedelin davalının davacı şirket tarafından yetkilendirilerek gittiği yurt dışındaki işlemler için kullanıldığı, davacının iddiasını davalıya yöneltilen yemin dahil olmak üzere hiç bir delil ile ispatlayamadığı, aksine usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen davacı ticari defterlerinin ve davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaların davalı tarafın savunmalarını doğruladığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava, mülga 1086 sayılı HUMK yürürlükte bulunduğu sırada açılmış, yargılama sırasında 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmiş, yargılama kuralları bakımından bu kanun hükümleri çerçevesinde karara bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Taraflar, tahkikatın tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Ancak, taraflar duruşmada hazırsa bu bildirim sözlü olarak yapılır, tutanağa geçirilir ve taraflara imzalatılır. Sözlü yargılama aşamasında taraflara son sözleri sorularak hüküm tefhim edilir. Sözlü yargılama safhasında taraflar, kanıt sunmadan, kendisi ve karşı tarafın iddia ve savunmaları ile kanıtlarıyla ilgili hukuki değerlendirme yaparak neden haklı olduklarını açıklama hakkı elde ederler, yargıç da gerektiğinde salt hukuki değerlendirmeye esas olmak üzere taraflara soru sorma ve tereddütlü noktaları son kez açıklığa kavuşturma imkanına sahip olur.
Somut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede tahkikatın bittiği belirtilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden son beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkemece, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca sözlü yargılama için gün tayin edilmeden ve taraflara süre verilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla mahkemece, HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia, savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8022 E. 2014/9197 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Taraflar, «tahkikatın» tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… planan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, uyuşmazlığa konu faydalı modelin davacı-karşı davalı adına tescilinin yapıldığı, anılan buluşun yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerine haiz olduğunun tespit edildiği, davalı-karşı davacının sunduğu ve kendisine ait ürünün, davacı-karşı davalının faydalı model belgesi ile korunan unsurlara tecavüz fiilini oluşturduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, faydalı model başvurusundan doğan haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, hükmün «ilanına», karşı davanın reddine karar verilmiştir.
1-Asıl dava, faydalı modele tecavüzün durdurulması ve hükmün «ilanı», karşı dava ise, yeni ve ayırt edici olmadığı iddiasına dayalı, tescilli faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Ancak, yargılama sırasında yürürlüğe giren ve yukarıda açıklanan HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve «savunma hakkını» kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2171 E. 2016/653 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · komisyon · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı «hisse senedi» alım «satım sözleşmesindeki» bedelin takibe konu edilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarnamede» davacının iddialarında ileri sürdüğü gibi yazılı sözleşmeden önce davacının davalı ile sözlü anlaşmaya vararak elden nakit olarak ödemeler yaptığının belgelendirilemediği, davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın davacı şirket adına yurt dışında yapmış olduğu uluslararası proje kapsamında iş avansları ve «komisyon» ücretleri olduğu yönündeki savunmasının incelenmesi sonucunda ise bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi davalı savunmasının yerinde olduğu, davacının takip konusu yaptığı bedelden çok daha fazla bedelin davalının davacı şirket tarafından yetkilendirilerek gittiği yurt dışındaki işlemler için kullanıldığı, davacının iddiasını davalıya yöneltilen «yemin» «dahil» olmak üzere hiç bir delil ile ispatlayamadığı, aksine usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen davacı «ticari defterlerinin» ve davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaların davalı tarafın savunmalarını doğruladığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak davalıya ödenen «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken ödeme komisyonu · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · ticari kredi · savunma hakkı · kısıtlılık · genel kredi sözleşmesi · istirdat
Benzer bu karardaAnılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
1-Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak davalıya ödenen «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının kullandığı kredinin «ticari kredi» olduğu, ticari krediler için uygulanan ortalama % 2,82'lik «komisyon» oranının dahi tüketici mevzuatındaki sınırlamaya çok yakın düzeyde olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil ettiği «erken ödeme komisyonunun» yasal düzenlemelere ve akdi ilişkiye dayandığı, davalı bankaca haksız kazanç teminine yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen yargılama usullerine uyulmadan, tarafların iddia ve «savunma hakkını» kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15446 E. 2015/915 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tahkikat» aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. .1-6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve «savunma hakkını» kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8811 E. 2016/3578 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 09.12.2014 tarihli celsede tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerini sunduğu belirtildikten ve tarafların beyanları alındıktan sonra «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde «sözlü yargılama» için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve «savunma hakkını» kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13888 E. 2016/9515 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede «tahkikatın» bittiği belirtilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden «son» beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkeme …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «maddi tazminat» talebinin 1.000 TL olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 177/1 maddesi gereğince «ıslahın» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği, 16/01/2014 tarihli duruşmada tahkikatın bitirilebileceği yönünde tarafların uyarıldığı ve 27/02/2014 tarihinde tahkikatın bitirildiği ve bu tarih itibariyle «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, bu tarihten itibaren ıslah imkanının ortadan kalktığı, dolayısıyla her ne kadar davacı taraf yargılamanın «son» duruşmasında ıslah dilekçesi vermiş ve 21.326,88 TL üzerinden «ıslah harcı» yatırmış ise de, bu ıslah talebinin dikkate alınmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın d …
Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 27/02/2014 tarihli 9 nolu celsede HMK'nın 184. maddesi gereğince taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapmak için söz hakkı tanınmaksızın "tahkikat aşamasının bitirilmesine, «sözlü yargılama» aşamasına geçilmesine, sözlü yargılama oturumunun gelecek celse yapılmasına ve duruşmanın 03.04.2014 tarihine bırakılmasına" karar verilmiş ve anılan celse davacı tarafça sunulan «ıslah» dilekçesi tahkikat aşamasının bitirildiği gerekçesi ile dikkate alınmayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ıslah harcı · savunma hakkı · ihtiyati tedbir · ıslah · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «maddi tazminat» talebinin 1.000 TL olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 177/1 maddesi gereğince «ıslahın» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği, 16/01/2014 tarihli duruşmada tahkikatın bitirilebileceği yönünde tarafların uyarıldığı ve 27/02/2014 tarihinde tahkikatın bitirildiği ve bu tarih itibariyle «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, bu tarihten itibaren ıslah imkanının ortadan kalktığı, dolayısıyla her ne kadar davacı taraf yargılamanın «son» duruşmasında ıslah dilekçesi vermiş ve 21.326,88 TL üzerinden «ıslah harcı» yatırmış ise de, bu ıslah talebinin dikkate alınmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın d …
1- Dava konusu uyuşmazlık, haksız «ihtiyati tedbir» sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 27/02/2014 tarihli 9 nolu celsede HMK'nın 184. maddesi gereğince taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapmak için söz hakkı tanınmaksızın "tahkikat aşamasının bitirilmesine, «sözlü yargılama» aşamasına geçilmesine, sözlü yargılama oturumunun gelecek celse yapılmasına ve duruşmanın 03.04.2014 tarihine bırakılmasına" karar verilmiş ve anılan celse davacı tarafça sunulan «ıslah» dilekçesi tahkikat aşamasının bitirildiği gerekçesi ile dikkate alınmayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece HMK'nın 184. ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve «savunma hakkını» kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/966 E. , 2016/9441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2015 tarih ve 2013/210-2015/455 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/12/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının hissedarı olduğu dava dışı ... Denizcilik Turizm ve Tic. A.Ş'nin hisselerinin satın alınması için davalı ile 31.08.2009 tarihli hisse senedi alım satım sözleşmesi imzalandığını, bu nedenle de davalıya 240.000,00 USD ödeme yapıldığını, davalının sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile müvekkilince 17.12.2009 tarihinde noter kanalı ile gönderilen ihtar ile sözleşmenin feshedildiğini, hisse alımı için davalıya ödenen 240.000 USD'nin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin müvekkil koordinatörlüğünde uluslararası bir proje kapsamında avans ve komisyon ödemesi söz konusu olduğunu, davacı tarafından müvekkiline gönderilen paraların tamamının müvekkili tarafından davacı şirketin içinde bulunduğu Holding bünyesinde yapılan uluslararası proje kapsamında harcandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hisse senedi alım satım sözleşmesindeki bedelin takibe konu edilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede davacının iddialarında ileri sürdüğü gibi yazılı sözleşmeden önce davacının davalı ile sözlü anlaşmaya vararak elden nakit olarak ödemeler yaptığının belgelendirilemediği, davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın davacı şirket adına yurt dışında yapmış olduğu uluslararası proje kapsamında iş avansları ve komisyon ücretleri olduğu yönündeki savunmasının incelenmesi sonucunda ise bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi davalı savunmasının yerinde olduğu, davacının takip konusu yaptığı bedelden çok daha fazla bedelin davalının davacı şirket tarafından yetkilendirilerek gittiği yurt dışındaki işlemler için kullanıldığı, davacının iddiasını davalıya yöneltilen yemin dahil olmak üzere hiç bir delil ile ispatlayamadığı, aksine usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen davacı ticari defterlerinin ve davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaların davalı tarafın savunmalarını doğruladığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava, mülga 1086 sayılı HUMK yürürlükte bulunduğu sırada açılmış, yargılama sırasında 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmiş, yargılama kuralları bakımından bu kanun hükümleri çerçevesinde karara bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanunun 184 ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Taraflar, tahkikatın tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Anılan Kanunun 186. maddesi hükmüne göre, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Ancak, taraflar duruşmada hazırsa bu bildirim sözlü olarak yapılır, tutanağa geçirilir ve taraflara imzalatılır. Sözlü yargılama aşamasında taraflara son sözleri sorularak hüküm tefhim edilir. Sözlü yargılama safhasında taraflar, kanıt sunmadan, kendisi ve karşı tarafın iddia ve savunmaları ile kanıtlarıyla ilgili hukuki değerlendirme yaparak neden haklı olduklarını açıklama hakkı elde ederler, yargıç da gerektiğinde salt hukuki değerlendirmeye esas olmak üzere taraflara soru sorma ve tereddütlü noktaları son kez açıklığa kavuşturma imkanına sahip olur.
Somut uyuşmazlıkta, 14.05.2015 tarihli celsede tahkikatın bittiği belirtilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiş ve taraf vekillerinden son beyanları sorulması üzerine davacı vekili söz alarak “Sözlü yargılamada bulunmak için HMK'nın ilgili maddesi uyarınca süre istiyoruz” demiş olmasına rağmen mahkemece, yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca sözlü yargılama için gün tayin edilmeden ve taraflara süre verilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla mahkemece, HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia, savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/330098300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz