Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5044 E. 2016/2411 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ pay defterine kayıt↗ aktif dava ehliyeti↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hisse devri↗ pay defteri↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ tacir↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen ilamından ve ortaya konulan somut delillerden anlaşıldığı üzere asli müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirkete %50 oranında ortak oldukları, 01/04/2011 tarihli genel kurul sonucu oluşan ortaklık pay durumunun gerçek olduğu, dava dışı ... ... ...'nin hazırlamış olduğu pay defteri ve hazurun cetvelinin sahte olduğu, sahte belge düzenlemek suretiyle müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirketteki paylarını geri almak istediğinin somut olarak ortaya konulduğu, davacılar .... .... ve .... ....'nın hakkını kötüye kullandığı, dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettikleri, bu davranışlarını hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, anonim şirket genel kurulunun TTK'nun 370. maddesi hükmüne aykırı olması nedeniyle hükümsüz sayılması istemine ilişkindir. Mahkemece, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/63 E. 2014/82 K. sayılı ilamı ile sanık ... ... ...'nin tacirin dolandırcılığı suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 158/1-h maddesine uyarınca mahkumiyetine karar verilip bu kararın 07.04.2014 tarihinde kesinleştiği belirtilerek anılan karardaki belirlemeler mahkemece işbu davada gerekçe yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/63 E. 2014/82 K. sayılı ilamı ile sanık hakkındaki cezanın 5271 sayılı CMK'nun 231/5. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. “Ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayabilmesi için BK’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle somut olayda ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nun 53. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.11.2014 tarih, 2013/4-1183 E. 2014/960 K. sayılı ilamı)”. Müdahiller ....ve ... ... tarafından davalı ... Elektrik Üretim A.Ş'ye karşı açılan davada ... 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2013 tarih, 2013/58-2013/4 K. ilamı ile “davanın kabulü ile davacılardan .... ....'nun 820 pay, diğer davacı .... ...'nun 180 pay olarak şirket pay defterine kayıtlarına” dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahiller vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2013/15421 E. 2014/8217 K. Nolu ilamı ile “....eldeki davanın hisse devri yapan şirket ortakları huzuruyla görülmesi gerektiğinden, mahkemece davacı tarafa hisse devri yapan kişiler hakkında dava açması amacıyla süre verilmesi, dava açılması halinde her iki dava dosyasının birleştirilmesi gerekirken, davanın salt davalı şirket huzuruyla görülüp sonuçlandırılmasının” doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bu durumda anılan davada davacıların hisselerinin devredilip devredilmediği açıklığa kavuşacaktır. Eğer anılan davada davacılar .... .... ve .... ....'nın hisselerini devrettikleri sonucuna varılacak olursa davacılar .... .... ve .... ....'nın işbu davayı açma konusunda aktif dava ehliyetleri olmayacaktır. Buna göre mahkemece, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/58-2013/4 K. sayılı dosyasının sonucu beklenerek işbu davanın çözüme kavuşturulması gerekirken anılan davanın sonucu beklenmeden yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse devir bedelinin tahsili | Şirket pay defterine kayıt
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15421 E. 2014/8217 K.
Ortak:pay defterine kayıt · hisse devri · pay defteri · anonim şirket · e-defter
İncelediğiniz kararda3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2013 tarih, 2013/58-2013/4 K. ilamı ile “davanın kabulü ile davacılardan .... ....'nun 820 pay, diğer davacı .... ...'nun 180 pay olarak şirket «pay defterine kayıtlarına»” dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahiller vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2013/15421 E.
… şirkete %50 oranında ortak oldukları, 01/04/2011 tarihli genel kurul sonucu oluşan ortaklık pay durumunun gerçek olduğu, dava dışı ... ... ...'nin hazırlamış olduğu «pay defteri» ve hazurun cetvelinin sahte olduğu, sahte belge düzenlemek suretiyle müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirketteki paylarını geri almak istediğinin somut olarak ortaya konulduğu, davacılar .... .... ve .... ....'nın «hakkını kötüye kullandığı», «dürüstlük kurallarına» aykırı hareket ettikleri, bu davranışlarını hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» genel kurulunun TTK'nun 370. maddesi hükmüne aykırı olması nedeniyle hükümsüz sayılması istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalı «anonim şirket» hisselerinin bir kısmının, davacılar tarafından dava dışı ortaklardan devralındığı ancak bu hususun şirket «pay defterine» kaydedilmediği iddiası ile «hisse devri» işleminin davalı şirket «pay defterine kaydına» karar verilmesi istemine ilişkindir.
M..'nun 180 pay olarak şirket «pay defterine kayıtlarına» karar verilmiştir.
Ancak dosya kapsamı itibari ile hisseleri devraldıkları iddia eden davacılar ile «hisse devri» yaptığı iddia edilen dava dışı şirket ortakları arasında söz konusu devir işlemi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, esasen temel uyuşmazlığın yapılan hisse devri işleminin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, bu hali ile devir işlemi yaptığı iddia edilen kişilerin, verilecek olumlu ya da «olumsuz» karardan doğrudan doğruya etkilenecek konumda bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · alacağın temliki · olumsuz oy · temlik · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaM..'nun yönetim kuruluna seçilmiş olduğu, davalı şirket hisselerinin bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespit sonucu senede bağlanmamış olması nedeniyle biçim şartı aranmaksızın «alacağın temliki» hükümleri gereğince davacı M..
1- Dava, davalı «anonim şirket» hisselerinin bir kısmının, davacılar tarafından dava dışı ortaklardan devralındığı ancak bu hususun şirket «pay defterine» kaydedilmediği iddiası ile «hisse devri» işleminin davalı şirket «pay defterine kaydına» karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01/04/2011 tarihinde yapılan genel kurul sonucu belirlenen «yönetim kurulu» toplantısında alınan karar ile yönetim kurulu üyeleri dışında devreden ve devir alan ortakların da imzaladığı belgede bir kısım üyelerin hisselerinin davacılara devredildiği, bu hususun karara bağlandığı, davacıların genel kurula ortak olarak katıldıkları, yine davacı M..
Ancak dosya kapsamı itibari ile hisseleri devraldıkları iddia eden davacılar ile «hisse devri» yaptığı iddia edilen dava dışı şirket ortakları arasında söz konusu devir işlemi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, esasen temel uyuşmazlığın yapılan hisse devri işleminin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, bu hali ile devir işlemi yaptığı iddia edilen kişilerin, verilecek olumlu ya da «olumsuz» karardan doğrudan doğruya etkilenecek konumda bulundukları anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7341 E. 2014/15605 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz kararda… şirkete %50 oranında ortak oldukları, 01/04/2011 tarihli genel kurul sonucu oluşan ortaklık pay durumunun gerçek olduğu, dava dışı ... ... ...'nin hazırlamış olduğu «pay defteri» ve hazurun cetvelinin sahte olduğu, sahte belge düzenlemek suretiyle müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirketteki paylarını geri almak istediğinin somut olarak ortaya konulduğu, davacılar .... .... ve .... ....'nın «hakkını kötüye kullandığı», «dürüstlük kurallarına» aykırı hareket ettikleri, bu davranışlarını hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2014/82 K. sayılı ilamı ile sanık hakkındaki cezanın 5271 sayılı CMK'nun 231/5. fıkrası uyarınca «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verilmiştir. “Ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayabilmesi için BK’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir.
Benzer bu kararda… ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da hukuk hakimini bağlamayacağı, madde metninden anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerektiği, eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz edilemeyeceği, «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmadığından bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması «yasağına» ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği, kaldı ki, CMK'nın 231/5. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağının açıkça ifade edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı «kesin» bir mahkumiyet anlamında olmadığı ve ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağla …
Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile davalının müdürlük görevini kötüye kullandığı, davalının TTK'nın 626. maddesindeki özen borcunu yerine getirmediği, şirket menfaatlerini «dürüstlük kuralı» çerçevesinde gözetmediği hususunun sabit olmadığı, böylece TTK'nın 630. maddesinde yazılı müdürlük görevinden «azil» için gerekli koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdürün azli · azil · haklı sebep · oy yasağı · kusur · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da hukuk hakimini bağlamayacağı, madde metninden anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerektiği, eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz edilemeyeceği, «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmadığından bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması «yasağına» ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği, kaldı ki, CMK'nın 231/5. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağının açıkça ifade edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı «kesin» bir mahkumiyet anlamında olmadığı ve ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağla …
… davasını ve delillerini ceza dosyasına dayandırmış bulunması karşısında, ceza dosyasında toplanan delillerin tartışılıp, mevcut delillerin işbu dava yönünden davalı «müdürün azli» için «haklı sebep» teşkil ettiğinin ispatına yeterli olup olmadığının değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile davalının müdürlük görevini kötüye kullandığı, davalının TTK'nın 626. maddesindeki özen borcunu yerine getirmediği, şirket menfaatlerini «dürüstlük kuralı» çerçevesinde gözetmediği hususunun sabit olmadığı, böylece TTK'nın 630. maddesinde yazılı müdürlük görevinden «azil» için gerekli koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 6102 sayılı TTK'nın 630/2. madde ve fıkrası uyarınca davalının haklı nedenle müdürlük görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle TTK'nın 630. maddesinde yazılı müdürlük görevinden «azil» için gerekli koşulların gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13071 E. 2011/5608 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra hukuk mahkemesi · olumsuz oy · hukuki yarar · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinin görevi kapsamında kalan ve «kesin» hükme bağlanan bir hususun genel mahkemeler huzurunda yeniden görülmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasına girilerek davacının talebi hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta «hukuki yararının» olmadığı ve alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin bulunmadığı gerekçesiyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından geri bırakılmasına karar verilen icra takibinin «zamanaşımına» uğramadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup İİK’nun 71. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 33/a maddesi uyarınca bu tür davaların genel mahkemelerce incelenmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5044 E. , 2016/2411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/12/2014
NUMARASI 2014/342-2014/571
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/342-2014/571 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/03/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı .... .... vekili Av. .... .... ..., birleşen davada davacı .... .... vekili Av. .... .... ve asli müdahiller vekili Av. .... .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı .... ...., davalı şirketin 181 hissesine sahip ortağı olduğunu, kendisine haber verilmeden, çağrı yapılmadan 01/04/2011 tarihin olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını öğrendiğini, TTK'nun 370 maddesi uyarınca olağanüstü genel kurul yapılması konusunda verilmiş bir muvaffakatı bulunmadığını, yasal şartları oluşmadan yapılan genel kurulun yokluğunun tespiti gerektiğini, hisselerini kimseye devretmediğini, 01/04/2011 tarihli genel kurulda hisseleri temsil edilmediği gibi hazırun cetvelinde de adının yer almadığını, şirkete ait pay defterinde ve ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarında 181 pay sahibi göründüğünü, şirket hisseleri çıplak hisse niteliğinde olup devrinin BK'nu hükümlerine tabi olduğunu, hisse devreden ile devralanın yazılı sözleşme yapması gerektiğini, aksi durumda hisse devrinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, şirket ortaklığının devam ettiğinin tespitine, 01.04.2011 tarihli genel kurulun yasanın amir hükümlerine aykırılığı nedeniyle hükümsüz sayılmasına ve iptaline karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada davacı ....
...., aynı hukuki gerekçelere dayanarak, aynı genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Müdahiller vekili, müvekkillerinin geçerli hisse devri suretiyle ortak olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen ilamından ve ortaya konulan somut delillerden anlaşıldığı üzere asli müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirkete %50 oranında ortak oldukları, 01/04/2011 tarihli genel kurul sonucu oluşan ortaklık pay durumunun gerçek olduğu, dava dışı ... ... ...'nin hazırlamış olduğu pay defteri ve hazurun cetvelinin sahte olduğu, sahte belge düzenlemek suretiyle müdahiller .... .... ve .... ...'nun şirketteki paylarını geri almak istediğinin somut olarak ortaya konulduğu, davacılar .... .... ve .... ....'nın hakkını kötüye kullandığı, dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettikleri, bu davranışlarını hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, anonim şirket genel kurulunun TTK'nun 370. maddesi hükmüne aykırı olması nedeniyle hükümsüz sayılması istemine ilişkindir. Mahkemece, ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/63 E. 2014/82 K. sayılı ilamı ile sanık ... ... ...'nin tacirin dolandırcılığı suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 158/1-h maddesine uyarınca mahkumiyetine karar verilip bu kararın 07.04.2014 tarihinde kesinleştiği belirtilerek anılan karardaki belirlemeler mahkemece işbu davada gerekçe yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/63 E. 2014/82 K. sayılı ilamı ile sanık hakkındaki cezanın 5271 sayılı CMK'nun 231/5. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. “Ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayabilmesi için BK’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle somut olayda ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nun 53. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.11.2014 tarih, 2013/4-1183 E.
2014/960 K. sayılı ilamı)”. Müdahiller ....ve ... ... tarafından davalı ... Elektrik Üretim A.Ş'ye karşı açılan davada ... 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2013 tarih, 2013/58-2013/4 K. ilamı ile “davanın kabulü ile davacılardan .... ....'nun 820 pay, diğer davacı .... ...'nun 180 pay olarak şirket pay defterine kayıtlarına” dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahiller vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2013/15421 E. 2014/8217 K. Nolu ilamı ile “....eldeki davanın hisse devri yapan şirket ortakları huzuruyla görülmesi gerektiğinden, mahkemece davacı tarafa hisse devri yapan kişiler hakkında dava açması amacıyla süre verilmesi, dava açılması halinde her iki dava dosyasının birleştirilmesi gerekirken, davanın salt davalı şirket huzuruyla görülüp sonuçlandırılmasının” doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Bu durumda anılan davada davacıların hisselerinin devredilip devredilmediği açıklığa kavuşacaktır. Eğer anılan davada davacılar .... .... ve .... ....'nın hisselerini devrettikleri sonucuna varılacak olursa davacılar .... .... ve .... ....'nın işbu davayı açma konusunda aktif dava ehliyetleri olmayacaktır. Buna göre mahkemece, ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/58-2013/4 K. sayılı dosyasının sonucu beklenerek işbu davanın çözüme kavuşturulması gerekirken anılan davanın sonucu beklenmeden yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/177796300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz