İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5301 E. 2016/2248 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
damga vergisi↗ i̇i̇k 167↗ ziya↗ müteselsil sorumluluk↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ tbk 99↗ fesih↗ protokol↗ ihbar↗ feragat↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokolde devre konu .... Tıbbi Cihaz Ltd'nin hisse devrinden önce ve sonraki borçlarından, eski ve yeni ortakların payları oranında sorumlu olduğunun düzenlendiği, davacının vegi dairesine ödemede bulunduğu, davalının hissesi oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin vergi dairesine damga vergisi ve vergi ziyai cezası ödediğini, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, mahkemece hisse devrinden önceki ve sonraki vergi vs. borçlardan ortakların devirden önceki payları oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, somut olaydaki alacak talebinin, taraflar arasında düzenlenen 22.04.2003 tarihli taahhüt sözleşmesinin, daha önceden feragatla sonuçlanan şirket fesih davasına ibraz edilmesi, mahkemece vergi dairesine Damga Vergisi Kanunu kapsamında ihbarda bulunulması, vergi dairesi tarafından belgeyi ibraz eden davacı hakkında vergi ve vergi ziyai cezası tahakkuk ettirilmesi neticesi doğduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi hükmünün dava konusu olaya tatbik edilerek, davalının sorumlu tutulması mümkün değildir. Bir başka deyişle, davacının alacak kaleminin Damga Vergisi Kanunu ve Borçlar Kanunu müteselsil sorumluluk hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Nitekim, anılan kanunun 3. maddesi damga vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir, aynı Yasa'nın 24. maddesi birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludur, hükmünü haizdir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında müteselsil sorumluluktan kaynaklanan rücu talebinin, Damga Vergisi Kanunu 3, 24. maddeleri ile 818 sayılı BK'nın 146 (TBK'nın 167.) maddelerine göre değerlendirilip tartışılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5028 E. 2023/6273 K.
Ortak:damga vergisi
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, müvekkilinin vergi dairesine «damga vergisi» ve vergi «ziyai» cezası ödediğini, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesi» uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, mahkemece hisse devrinden önceki ve sonraki vergi vs. borçlardan ortakların devirden önceki payları oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda vergi mevzuatından anlayan bir bilirkişi heyetinden davaya dayanak sözleşme ile opsiyon kullanımına ilişkin bildirimin döviz ve TL karşılıklarının, «damga vergisi» oranının değerlendirilmesi, gerekirse damga vergisinin tahakkuk ve ödenmesine ilişkin tüm belgelerin vergi dairesinden getirtilmesi suretiyle damga vergisinin 31.0 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · satış sözleşmesi · garantörlük · temlik
Benzer bu karardaDavacıların sunduğu 31.07.2009 tarihli sözleşme fotokopisi tek başına davacılar yararına delil olarak kabul edilemezse de davacılar anılan sözleşmenin damga vergisinin hisseleri devralan davalı tarafından vergi dairesine ödendiğini ileri sürmüş, davalı ise damga vergisinin 31.07.2019 tarihli hisse «satış sözleşmesi» uyarınca değil opsiyonun kullanılması amacıyla gerçekleştirilen alacak «temlik» işlemi için ödendiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalar, davalının üstlendiği ve «garanti» verdiği iddiasına dayalı olarak hisse devir bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkindir.
… .2019 tarihli sözleşme uyarınca ifada bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmadan «eksik araştırmaya» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/871 E. 2019/8013 K.
Ortak:damga vergisi · i̇i̇k 167 · ziya · müteselsil sorumluluk · rücu · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece taraflar arasında «müteselsil sorumluluktan» kaynaklanan «rücu» talebinin, Damga Vergisi Kanunu 3, 24. maddeleri ile 818 sayılı BK'nın 146 (TBK'nın «167».) maddelerine göre değerlendirilip tartışılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Tıbbi Cihaz Ltd'nin hisse devrinden önce ve sonraki borçlarından, eski ve yeni ortakların payları oranında sorumlu olduğunun düzenlendiği, davacının vegi dairesine ödemede bulunduğu, davalının hissesi oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin vergi dairesine «damga vergisi» ve vergi «ziyai» cezası ödediğini, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesi» uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, mahkemece hisse devrinden önceki ve sonraki vergi vs. borçlardan ortakların devirden önceki payları oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, asıl davaya konu ihbarname ile kesilen «damga vergisi» ve vergi «ziyaı» cezasının, Yargıtay bozma ilamı sonrası iptal edilerek davacıya iade edildiği, faiz alacağından davalının değil dava dışı idarenin sorumlu olduğu, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, asıl davada «davanın konusu» kalmadığından, karar «verilmesine yer olmadığına», davacının faiz alacağına ve «icra inkar tazminatına» yönelik istemlerinin reddine, birleşen davaya yönelik değerlendirmede ise, Yargıtay bozma ilamında işaret edildiği üzere, davalının Damga Vergisi Kanunu 3, 24. maddeleri ile 818 sayılı BK'nın 146 (TBK'nın «167».) maddelerine göre ödenen ceza bedelinden davalının eşit miktarda sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının Ankara 23.
İcra Müdürlüğü 2012/14621E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının 27.277,29 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa işletilecek yıllık %9 «yasal faiz» ile devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likid olmadığından «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1-Dava, davacının vergi dairesine ödediği «damga vergisi» ve vergi «ziyaı» cezalarının, hissesi oranında davalıdan tahsiline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık unsuru · davanın konusu · asıl alacak · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, asıl davaya konu ihbarname ile kesilen «damga vergisi» ve vergi «ziyaı» cezasının, Yargıtay bozma ilamı sonrası iptal edilerek davacıya iade edildiği, faiz alacağından davalının değil dava dışı idarenin sorumlu olduğu, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, asıl davada «davanın konusu» kalmadığından, karar «verilmesine yer olmadığına», davacının faiz alacağına ve «icra inkar tazminatına» yönelik istemlerinin reddine, birleşen davaya yönelik değerlendirmede ise, Yargıtay bozma ilamında işaret edildiği üzere, davalının Damga Vergisi Kanunu 3, 24. maddeleri ile 818 sayılı BK'nın 146 (TBK'nın «167».) maddelerine göre ödenen ceza bedelinden davalının eşit miktarda sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının Ankara 23.
İcra Müdürlüğü 2012/14621E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının 27.277,29 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa işletilecek yıllık %9 «yasal faiz» ile devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likid olmadığından «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2-Mahkemenin gerekçeli kararında “Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe” başlığının altındaki parağraf, dosyaya «yabancı unsur» olup, gerekçeli kararda dosyaya yabancı unsurların kullanılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12736 E. 2010/4052 K.
Ortak:damga vergisi
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, müvekkilinin vergi dairesine «damga vergisi» ve vergi «ziyai» cezası ödediğini, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesi» uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, mahkemece hisse devrinden önceki ve sonraki vergi vs. borçlardan ortakların devirden önceki payları oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «genel kredi sözleşmesi» çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirket lehine verilen «teminat» mektuplarından dolayı kendisine tahakkuk ettirilen vergiye bağlı olarak ödenen «gecikme faizinin» ve cezasının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı şirket tarafından kazanılan çeşitli ihaleler için çeşitli miktarlarda davacı bankadan teminat mektupları alındığı, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan yazı çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirkete verilen teminat mektuplarından Damga Vergisinin kesilmediği, Maliye Bakanlığı'nca davacı bankada yapılan denetimler sırasında Damga Vergisi kesilmemesi nedeni ile davacıya «damga vergisi», «gecikme cezası» ve ceza olmak üzere borç tahakkuk ettirildiği, asıl ve fer'i borçların davacı Banka tarafından ödendiği çekişme konusu değildir.Esasen taraflar arasındaki uyuşmazl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme cezası · gecikme faizi · müterafik kusur · müşterek borçlu müteselsil kefil · rücuen tahsil · muafiyet · teminat mektubu · ticari faiz
Benzer bu kararda1-Dava, «genel kredi sözleşmesi» çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirket lehine verilen «teminat» mektuplarından dolayı kendisine tahakkuk ettirilen vergiye bağlı olarak ödenen «gecikme faizinin» ve cezasının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı şirket tarafından kazanılan çeşitli ihaleler için çeşitli miktarlarda davacı bankadan teminat mektupları alındığı, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan yazı çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirkete verilen teminat mektuplarından Damga Vergisinin kesilmediği, Maliye Bakanlığı'nca davacı bankada yapılan denetimler sırasında Damga Vergisi kesilmemesi nedeni ile davacıya «damga vergisi», «gecikme cezası» ve ceza olmak üzere borç tahakkuk ettirildiği, asıl ve fer'i borçların davacı Banka tarafından ödendiği çekişme konusu değildir.Esasen taraflar arasındaki uyuşmazl …
… n yorumundan kaynaklanan hatasına dayalı olarak Damga Vergisinden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmede tedbirli ve basiretli davranmadığı, bu bağlamada «gecikme cezası» ve cezanın doğumuna neden olduğu aşikar olup, davalı şirketin «muafiyete» ilişkin olarak davacıya sunmuş olduğu yazının şirket yönünden ancak «müterafik kusur» teşkil edeceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının «kredi sözleşmesi» kapsamında, ihaleler için davalılara «teminat mektubu» düzenleyip verdiği,damga vergisinin yükümlüsünün davalı taraf olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.605,00 YTL'nın «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2-Öte yandan, davacı tarafından davaya dayanak yapılan «genel kredi sözleşmesinin» «müşterek borçlu müteselsil kefili» olduğu anlaşılan davalılardan ...'in anılan kredi sözleşmesinin hükümleri çerçevesinde davaya konu edilen gerek «gecikme cezası», gerekse ceza kalemlerden dolayı ne şekilde sorumlu tutulduğununun «denetime elverişli» bir şekile karar yerinde gösterilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz bu davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5301 E. , 2016/2248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ
TARİHİ 05/11/2014
NUMARASI 2012/584-2014/607
Taraflar arasında görülen davada .... .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2014 tarih ve 2012/584-2014/607 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/03/2016 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, davalı ile 15.06.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalandığını, buna göre sözleşmenin imzalanmasından önce veya sonra ortaya çıkabilecek her türlü kamu, vergi, stopaj gibi ödemelerin devirden önceki paylar oranında ödeneceğini, bu kapsamda müvekkilinin 01.10.2012 tarihinde vergi dairesine 54.554,59 TL, 21.05.2012 tarihinde 59.115,60 TL damga vergisi ve cezası ödediğini, davalının yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, asıl davada ...... 23 İcra Müdürlüğü'nün 2012/9483 takip sayılı dosyası yönünden, birleşen davada ise aynı icra müdürlüğünün 2012/14621 takip sayılı dosyası yönünden itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 12.06.2009 tarihli protokol imzalandığını, damga vergisi tahakkukunun protokol kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokolde devre konu .... Tıbbi Cihaz Ltd'nin hisse devrinden önce ve sonraki borçlarından, eski ve yeni ortakların payları oranında sorumlu olduğunun düzenlendiği, davacının vegi dairesine ödemede bulunduğu, davalının hissesi oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin vergi dairesine damga vergisi ve vergi ziyai cezası ödediğini, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, mahkemece hisse devrinden önceki ve sonraki vergi vs. borçlardan ortakların devirden önceki payları oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, somut olaydaki alacak talebinin, taraflar arasında düzenlenen 22.04.2003 tarihli taahhüt sözleşmesinin, daha önceden feragatla sonuçlanan şirket fesih davasına ibraz edilmesi, mahkemece vergi dairesine Damga Vergisi Kanunu kapsamında ihbarda bulunulması, vergi dairesi tarafından belgeyi ibraz eden davacı hakkında vergi ve vergi ziyai cezası tahakkuk ettirilmesi neticesi doğduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki 15.06.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi hükmünün dava konusu olaya tatbik edilerek, davalının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Bir başka deyişle, davacının alacak kaleminin Damga Vergisi Kanunu ve Borçlar Kanunu müteselsil sorumluluk hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Nitekim, anılan kanunun 3. maddesi damga vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir, aynı Yasa'nın 24. maddesi birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludur, hükmünü haizdir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında müteselsil sorumluluktan kaynaklanan rücu talebinin, Damga Vergisi Kanunu 3, 24. maddeleri ile 818 sayılı BK'nın 146 (TBK'nın 167.) maddelerine göre değerlendirilip tartışılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/176079100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz