Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5162 E. 2015/12716 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
külli halefiyet↗ ön inceleme aşaması↗ güven kurumu↗ halefiyet↗ infaz↗ dolandırıcılık↗ anonim şirket↗ temerrüt faizi↗ yargılama gideri↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava Bankacılık Kanununa dayalı olarak ve şubenin bulunduğu yerde açıldığından mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, davayla ilgili kesin hüküm bulunmadığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığı, ...'in ...'yi temsil yetkisini haiz kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ve hakkında kesinleşen yargı kararı ile ... ve bazı .... yöneticilerinin ... aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve iradelerinin fesata uğratıldığı, haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları dolayısı ile ...'ye havale edilmek suretiyle ortaya çıkan zarar tutarı 7.370,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya kusur izafe edilemeyeceği, davalı bankanın güven kurumu olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile, TTK'nın 321 (Yeni TTK/371. madde) son maddesi gereği anonim şirketlerde temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilden şirketin sorumlu olacağı, dava konusu somut uyuşmazlıkta külli halefiyet nedeniyle sorumluluğun ING Bank'a geçtiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasının kabulü ile 7.370,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, her iki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında tüm davalıların sorumlu olduğu belirtilerek, alacağın davalıların tümünden tahsiline karar verileceği belirtilmiş ise de, gerekçeli kararın hüküm bölümünde “alacak ve fer'ileri ile yargılama giderlerinin” davalıdan tahsiline denilerek hüküm oluşturulmuştur. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişkiye yol açılmış ayrıca hüküm kısmında alacak ve fer'ilerinin, birden çok davalı bulunmasına rağmen "davalıdan tahsiline" şeklinde karar verilerek hangi davalıdan tahsil edileceği hususunda kuşkuya neden olacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer, mümeyyiz taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3888 E. 2016/1331 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.
Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişkiye yol açılmış, «davanın konusu» ve niteliği hakkında kuşkuya neden olacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz · temsil
İncelediğiniz kararda… lama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava Bankacılık Kanununa dayalı olarak ve şubenin bulunduğu yerde açıldığından mahkemenin «görevli» ve yetkili olduğu, davayla ilgili «kesin» hüküm bulunmadığı ve «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, ...'in ...'yi «temsil» «yetkisini» haiz kurucu ortağı ve «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve hakkında kesinleşen yargı kararı ile ... ve bazı .... yöneticilerinin ... aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerinin fesata uğratıldığı, haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları dolayısı ile ...'ye «havale» edilmek suretiyle ortaya çıkan zarar tutarı 7.370,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya «kusur» izafe edilemeyeceği, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile, TTK'nın 321 (Yeni TTK/371. madde) «son» maddesi gereği «anonim şirketlerde» temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilden şirketin sorumlu olacağı, dava konusu somut uyuşmazlıkta «külli halefiyet» nedeniyle sorumluluğun ING Bank'a geçtiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasının kabulü ile 7.370,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» üzerinden hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Ticaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… lama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava Bankacılık Kanununa dayalı olarak ve şubenin bulunduğu yerde açıldığından mahkemenin «görevli» ve yetkili olduğu, davayla ilgili «kesin» hüküm bulunmadığı ve «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, ...'in ...'yi «temsil» «yetkisini» haiz kurucu ortağı ve «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve hakkında kesinleşen yargı kararı ile ... ve bazı .... yöneticilerinin ... aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerinin fesata uğratıldığı, haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları dolayısı ile ...'ye «havale» edilmek suretiyle ortaya çıkan zarar tutarı 7.370,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya «kusur» izafe edilemeyeceği, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile, TTK'nın 321 (Yeni TTK/371. madde) «son» maddesi gereği «anonim şirketlerde» temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilden şirketin sorumlu olacağı, dava konusu somut uyuşmazlıkta «külli halefiyet» nedeniyle sorumluluğun ING Bank'a geçtiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasının kabulü ile 7.370,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» üzerinden hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… lama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava Bankacılık Kanununa dayalı olarak ve şubenin bulunduğu yerde açıldığından mahkemenin «görevli» ve yetkili olduğu, davayla ilgili «kesin» hüküm bulunmadığı ve «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, ...'in ...'yi «temsil» «yetkisini» haiz kurucu ortağı ve «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve hakkında kesinleşen yargı kararı ile ... ve bazı .... yöneticilerinin ... aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve iradelerinin fesata uğratıldığı, haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları dolayısı ile ...'ye «havale» edilmek suretiyle ortaya çıkan zarar tutarı 7.370,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya «kusur» izafe edilemeyeceği, davalı bankanın «güven kurumu» olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile, TTK'nın 321 (Yeni TTK/371. madde) «son» maddesi gereği «anonim şirketlerde» temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilden şirketin sorumlu olacağı, dava konusu somut uyuşmazlıkta «külli halefiyet» nedeniyle sorumluluğun ING Bank'a geçtiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasının kabulü ile 7.370,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» üzerinden hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda ''davanın kabulüne, şirketin ihyasına, ek «tasfiye» için «son» tasfiye memurunun «tasfiye memuru» olarak atanmasına'' karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5162 E. , 2015/12716 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2014 tarih ve 2013/189-2014/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi her iki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, ...'ye devirden önce ...'nin ... Şubesi'ne 08.11.1999, 13.12.1999 tarihlerinde 7.370,00 TL yatırarak mevduat hesabı açtırdığını, 21.12.1999 tarihinde .... yönetimine BDDK tarafından el konularak bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak yönetimin ...'ye devredildiğini, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatın davalı .... yönetimi tarafından ...'de kurulan dava dışı .... adlı paravan banka hesabına aktarıldığını, bu şekilde toplanan paranın .... yönetimi tarafından grup şirketlere usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, müvekiline ait 7.370,00 TL'nin 21.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, davacı tarafından daha önce açılan davanın reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, kesin hüküm engeli nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, borç ödemeden aciz vesikasının borçluya karşı hüküm ifade edebileceğini, dosyaya sunulan aciz belgesinin ise müvekkili hakkında hüküm ifade etmediğini, müvekkili ile ...’nin ayrı tüzel kişilikler olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda sadece havale talimatı gerçekleştirdiğini, davacının hesap cüzdanına karşı çıkmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını, diğer iddiaların da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, kurum merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle mahkemenin yetkili olmadığını, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının parasının talebi doğrultusunda havale edildiğini, bu nedenle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davalı bankanın sorumluluğunu bankaların devrolunması nedeniyle ...'nin üstlenmiş olduğunu savunarak, aleyhine açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava Bankacılık Kanununa dayalı olarak ve şubenin bulunduğu yerde açıldığından mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, davayla ilgili kesin hüküm bulunmadığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığı, ...'in ...'yi temsil yetkisini haiz kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ve hakkında kesinleşen yargı kararı ile ... ve bazı .... yöneticilerinin ... aracılığı ile off shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve iradelerinin fesata uğratıldığı, haksız ve hukuka aykırı fiillere maruz bırakıldıkları dolayısı ile ...'ye havale edilmek suretiyle ortaya çıkan zarar tutarı 7.370,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya kusur izafe edilemeyeceği, davalı bankanın güven kurumu olduğu, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı gözetilerek zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile, TTK'nın 321 (Yeni TTK/371.
madde) son maddesi gereği anonim şirketlerde temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilden şirketin sorumlu olacağı, dava konusu somut uyuşmazlıkta külli halefiyet nedeniyle sorumluluğun ING Bank'a geçtiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasının kabulü ile 7.370,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, her iki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında tüm davalıların sorumlu olduğu belirtilerek, alacağın davalıların tümünden tahsiline karar verileceği belirtilmiş ise de, gerekçeli kararın hüküm bölümünde “alacak ve fer'ileri ile yargılama giderlerinin” davalıdan tahsiline denilerek hüküm oluşturulmuştur. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişkiye yol açılmış ayrıca hüküm kısmında alacak ve fer'ilerinin, birden çok davalı bulunmasına rağmen "davalıdan tahsiline" şeklinde karar verilerek hangi davalıdan tahsil edileceği hususunda kuşkuya neden olacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer, mümeyyiz taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer, mümeyyiz taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171020800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz