İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9418 E. 2015/12356 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap mutabakatı↗ hesap mutabakatı↗ komisyon alacağı↗ acentelik sözleşmesi↗ mutabakat↗ cari hesap↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ek prim↗ muacceliyet↗ fesih↗ komisyon↗ vade↗ ihtar↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı tarafından yapılan ödemelerin tenzili ile davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının savunmalarını ispata yarar delil sunamadığı, dava konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle itirazın kısmen iptaliyle takibin asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte 6.169,77 TL üzerinden devamına, alacak miktarı üzerinden hesaplanan 1.233,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi sonrasında ve bu sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gözetilerek bilirkişi raporu alınması yoluna gidilip alanan bilirkişi raporları uyarınca yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak; davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi raporuna, taraflar arasında cari hesap mutabakatları yapılmadığı, müvekkilince düzenlenen poliçelerin bir kısmının iptal edildiği, iptal edilen poliçe primlerinin bilirkişilerce yapılan alacak hesabında dikkate alınmadığı, bir kısım poliçe primlerinin taksitler halinde ödendiği, fesih ihtarı sonrasında müvekkilinin prim tahsilatı yapma imkanının bulunmadığı, henüz vadesi gelmemiş primlerin sanki tahsil edilmişcesine alacak hesabına dahil edildiği, müvekkilinin fesih tarihi itibariyle davacı şirketten komisyon alacağı bulunduğu, bu alacağın yapılan hesaplamada dikkate alınmasının gerektiği belirtilmek suretiyle ciddi itirazlarda bulunulmuştur. Davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları karar gerekçesinde tartışılmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava konusu alacağın dayanağını teşkil eden tüm poliçeler incelenip, bu poliçelerden iptal edilen olup olmadığı, varsa bu poliçelere ilişkin primlerin talep edilen alacaktan düşülüp düşülmeyeceği, davalı tarafından düzenlenmiş poliçelerden, fesih tarihi itibariyle muaccel olmaması nedeniyle tahsil edilememiş primlerin bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde taksitli prim ödemesi öngörülen poliçeler nedeniyle sözleşmesinin feshi halinde prim borçlarından sorumluluğa dair bir düzenlemenin bulunup bulunmadığı, davalının fesih tarihi itibariyle davacı şirkettten acentelikten kaynaklı komisyon alacağının olup olmadığı hususlarını da irdeleyecek biçimde ek bilirkişi raporu ya da oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucu uyarınca bir karar verimesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verimesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1135 E. 2014/7910 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek iptali davası · çek iptali · hamil · iptal davası · temlik · çek
Benzer bu karardaDavacı 25.2.2012 tarihli dilekçesi ile Türk E..Bankası A.Ş.'den aldığı «çek» yaprağını kaybettiğini, ileride «çek iptali davası» açacağını belirterek çekin muhatap bankaca öndenmemesi için tedbir kararı verimesini talep etmiş, mahkemece davanın çek iptali davası olduğundan bahisle ve çekin «hamili» olan T..
Davacı tarafından sadece «çek» bedelinin ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece bu talebin «çek iptali» davasıymış gibi nitelendirilerek esasa kaydedilip yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Ç. tarafından «temlik» yoluyla müdahil bankaya devredildiği, çekin halen bankanın elinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8675 E. 2011/2062 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehtar · taşıma sözleşmesi · bono
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davacıların dayandığı «taşıma sözleşmesinin» dava dışı şirket ile yapıldığı, buna göre bu şirketin ortaklarının sadece davalılar olup olmadıklarının belirlenmesi gerektiği, ayrıca menfi tesbit istemine konu «bononun» «lehtarının» davalı ... olduğu, bu kişinin şirket ortağı olup olmadığının ve buna göre bono bedelinin taşıma bedelinden düşülüp düşülmemesi gerektiğinin de belirlenmesi gerekti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3140 E. 2017/4257 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden doğan dava · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaA.Ş.'nin sözleşmelerin tarafı olmaması sebebiyle bu «sözleşmelere aykırılık» yönünden davacı sıfatı bulunmadığı, davacılar ile davalılardan ... ..., Genesis ...A.Ş ile Verimed ..A.Ş. arasında davacının dava konusu talepleri haklı kılacak hukuki ilişki bulunmadığı, diğer davacıların davalı ... ...'na «sözleşmelerden doğan» haklarını ileri sürebileceği, bu davalının davacılara karşı olan sözleşmeden doğan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve üçüncü bir şirketle aynı kapsamda anlaşma yap …
Hizmetleri A.Ş. yönünden aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine, diğer davacılar yönünden kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin sözleşmelerin tarafı olmaması sebebiyle bu «sözleşmelere aykırılık» yönünden davacı sıfatı bulunmadığı, davacılar ile davalılardan ... ..., Genesis ...A.Ş ile Verimed ..A.Ş. arasında davacının dava konusu talepleri haklı kılacak hukuki ilişki bulunmadığı, davalı ... ...'nun sözleşmeye aykırı davrandığı, davacıların da sözleşme hükümlerini gereği gibi yerine getirdikleri ve zararı kanıtlayamadıkları gerekçesiyle, davacı ...
Hizmetleri AŞ yönünden aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine, diğer davacılar yönünden kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9418 E. , 2015/12356 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/10/2014 tarih ve 2014/382-2014/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkil şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilince acentelik sözleşmesinin 02.05.2011 tarihinde feshedilerek davalıya vadesi gelmiş borçlarını ödemesine dair ihtarda bulunulduğunu, davalının vadesi gelen borçlarını ödememesi nedeniyle acentelik faaliyetinden doğacak borçlarının teminatı olarak ... mevkiinde bulunan taşınmaz üzerine konan ipoteğe ilişkin ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/470 Esas sayılı dosyasında 8.914,00 TL tutarlı icra takibine başlanıldığını, davalının takip borcunun 1.975,00 TL'lik kısmını kabul etmesine karşın bakiye kısma tüm ferileriyle birlikte itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptaline, borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı Şirketin müvekkiliyle üç ayda bir hesap mutabakatı yapmadığını, dava konusu edilen cari hesap dönemine konu poliçelerin bir kısmının iptal edildiğini, iptal edilen bu poliçeler nedeniyle müvekkilinden alacak talebinde bulunulamayacağını, ayrıca müvekkilince düzenlenen poliçelerin bir kısmında poliçe primlerinin vadeli olarak tahsil edilmesinin öngörüldüğünü, müvekkilince henüz tahsil edilmeyen primlerin de alacak konusu yapıldığını, müvekkilinin acentelik sözleşmesinin feshiyle prim tahsilatı yapma imkanının da kalmadığını, müvekkilinin davacıdan komisyon alacağı bulunduğunu, cari hesap alacağının tespitinde bunların da gözetilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı tarafından yapılan ödemelerin tenzili ile davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının savunmalarını ispata yarar delil sunamadığı, dava konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle itirazın kısmen iptaliyle takibin asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte 6.169,77 TL üzerinden devamına, alacak miktarı üzerinden hesaplanan 1.233,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi sonrasında ve bu sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gözetilerek bilirkişi raporu alınması yoluna gidilip alanan bilirkişi raporları uyarınca yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak; davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi raporuna, taraflar arasında cari hesap mutabakatları yapılmadığı, müvekkilince düzenlenen poliçelerin bir kısmının iptal edildiği, iptal edilen poliçe primlerinin bilirkişilerce yapılan alacak hesabında dikkate alınmadığı, bir kısım poliçe primlerinin taksitler halinde ödendiği, fesih ihtarı sonrasında müvekkilinin prim tahsilatı yapma imkanının bulunmadığı, henüz vadesi gelmemiş primlerin sanki tahsil edilmişcesine alacak hesabına dahil edildiği, müvekkilinin fesih tarihi itibariyle davacı şirketten komisyon alacağı bulunduğu, bu alacağın yapılan hesaplamada dikkate alınmasının gerektiği belirtilmek suretiyle ciddi itirazlarda bulunulmuştur.
Davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları karar gerekçesinde tartışılmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava konusu alacağın dayanağını teşkil eden tüm poliçeler incelenip, bu poliçelerden iptal edilen olup olmadığı, varsa bu poliçelere ilişkin primlerin talep edilen alacaktan düşülüp düşülmeyeceği, davalı tarafından düzenlenmiş poliçelerden, fesih tarihi itibariyle muaccel olmaması nedeniyle tahsil edilememiş primlerin bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde taksitli prim ödemesi öngörülen poliçeler nedeniyle sözleşmesinin feshi halinde prim borçlarından sorumluluğa dair bir düzenlemenin bulunup bulunmadığı, davalının fesih tarihi itibariyle davacı şirkettten acentelikten kaynaklı komisyon alacağının olup olmadığı hususlarını da irdeleyecek biçimde ek bilirkişi raporu ya da oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucu uyarınca bir karar verimesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verimesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170606300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz