Atıfet mehli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17532 E. 2015/12130 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atıfet mehli↗ ciro ve teslim↗ şahsi def'i↗ bedelsizlik↗ ciro↗ def'i↗ temlik↗ temerrüt faizi↗ ihtarname↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şahsi def'ilerin poliçeyi ciro ve teslim yoluyla devir alana karşı ileri sürülemeyeceği, temlik yoluyla devirlerde ise TTK'nın 599/2. maddesi uyarınca borçlunun şahsi def'ilerini devir alan kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda poliçenin davalı şubesine temlik yoluyla devir edildiği, davacının, şahsi def'ilerini akidi .... dışında davalıya karşı ileri sürebileceği, davacının iplik alımı nedeniyle düzenlenen poliçenin bir kısmının bedelsiz kaldığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sübut bulduğu, yapılan bildirime ve mahkemenin tedbir kararına rağmen davalının bedelsiz kalan poliçenin tamamını ödemesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 235.937.39 USD'nin 22.05.2008 tarihinden itibaren Devlet bankalarının USD cinsinden bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli ihtarname ile davalıya 24 saat atıfet mehli verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının temerrütünün 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17317 E. 2014/18030 K.
Ortak:atıfet mehli · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli «ihtarname» ile davalıya 24 saat «atıfet mehli» verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının «temerrütünün» 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de y …
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamında, davalı bankaların «temerrüdünün», anılan «ihtiyati tedbir» kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir «atıfet mehli» verilmişse bu tarihte başlayacağı belirtilerek, buna göre davalıların temerrüde düştükleri tarihin tespiti istenmiştir.Davacı tarafından tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin «ihtarname», davalılara 18.09.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından bu ihtarnamede 22/09/2003 günü çalışma saati bitimine kadar ödeme yapılması istenmiştir.Bu durumda ihtarname içeriği dikkate alındığında, davalılara tedbir kararının kaldırıldığı bildirilerek, 22/09/2003 tarihi çalışma saati bitimine kadar süre verilmiş olmakla ihtarnamede verilen bu süre atıfet mehli niteliğinde olup, verilen bu süreye rağmen ödemede bulunmayan davalıların sürenin bitimini müteakip 23/09/2003 tarihinden itibaren temerrüde düştüklerinin kabulü ile temerrütleri nedeniyle ödemeleri gereken «işlemiş faizin», bu tarihten itibaren hesaplattırılarak hüküm altına alınması gerekirken, davacı tarafından temerrüt gerçekleştikten sonra dava açılmadan ödemeyi sağlamak amacına yönelik olarak gönderilen ve içeriği itibariyle de meydana gelen temerrüdü ortadan kaldırıcı nitelikte bulunmayan 18/03/2004 tarihli ihtarnameye değer verilerek, bu ihtarname uyarınca belirlenen 03/04/2004 tarihinin «temerrüt tarihi» olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin 17/09/2003 tarihli «ihtarnamenin» davalı bankalara gönderildiği, ihtarnamenin davalılara 18/09/2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 22/09/2003 tarihine kadar ödeme için süre verildiği ve bu tarih itibariyle «temerrüde» düştükleri ancak bu ihtarnameden sonra yeniden ödeme istemini ve süresini içeren ihtarnamelerin gönderildiği ve en «son» aynı noterliğin 18/03/2004 tarihli ihtarnamelerin keşide edilerek davalılara gönderildiği ve ihtarların «tebliğ tarihi» ve verilen ödeme süresine nazaran davalı bankaların atıfet «mehilini» içeren bu ihtarnameler uyarınca 03/04/2004 tarihinde temerrüde düştükleri sonucuna varılarak, her bir davalının sorumlu olduğu «asıl alacak» ve «işlemiş faizler» yabancı para cinsinden hüküm altına alınarak, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesindeki döviz faizinin uygulanmasına karar veri …
2-Dava, «teminat mektubu» bedelinin «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin 17/09/2003 tarihli «ihtarnamenin» davalı bankalara gönderildiği, ihtarnamenin davalılara 18/09/2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 22/09/2003 tarihine kadar ödeme için süre verildiği ve bu tarih itibariyle temerrüde düştükleri ancak bu ihtarnameden sonra yeniden ödeme istemini ve süresini içeren ihtarnamelerin gönderildiği ve en «son» aynı noterliğin 18/03/2004 tarihli ihtarnamelerin keşide edilerek davalılara gönderildiği ve ihtarların «tebliğ tarihi» ve verilen ödeme süresine nazaran davalı bankaların atıfet «mehilini» içeren bu ihtarnameler uyarınca 03/04/2004 tarihinde temerrüde düştükleri sonucuna varılarak, bu tarih itibariyle hesaplanan «işlemiş faizler» hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · teminat mektubu · mevduat hesabı · ihtiyati tedbir · işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin 17/09/2003 tarihli «ihtarnamenin» davalı bankalara gönderildiği, ihtarnamenin davalılara 18/09/2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 22/09/2003 tarihine kadar ödeme için süre verildiği ve bu tarih itibariyle «temerrüde» düştükleri ancak bu ihtarnameden sonra yeniden ödeme istemini ve süresini içeren ihtarnamelerin gönderildiği ve en «son» aynı noterliğin 18/03/2004 tarihli ihtarnamelerin keşide edilerek davalılara gönderildiği ve ihtarların «tebliğ tarihi» ve verilen ödeme süresine nazaran davalı bankaların atıfet «mehilini» içeren bu ihtarnameler uyarınca 03/04/2004 tarihinde temerrüde düştükleri sonucuna varılarak, her bir davalının sorumlu olduğu «asıl alacak» ve «işlemiş faizler» yabancı para cinsinden hüküm altına alınarak, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesindeki döviz faizinin uygulanmasına karar veri …
2-Dava, «teminat mektubu» bedelinin «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin 17/09/2003 tarihli «ihtarnamenin» davalı bankalara gönderildiği, ihtarnamenin davalılara 18/09/2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 22/09/2003 tarihine kadar ödeme için süre verildiği ve bu tarih itibariyle temerrüde düştükleri ancak bu ihtarnameden sonra yeniden ödeme istemini ve süresini içeren ihtarnamelerin gönderildiği ve en «son» aynı noterliğin 18/03/2004 tarihli ihtarnamelerin keşide edilerek davalılara gönderildiği ve ihtarların «tebliğ tarihi» ve verilen ödeme süresine nazaran davalı bankaların atıfet «mehilini» içeren bu ihtarnameler uyarınca 03/04/2004 tarihinde temerrüde düştükleri sonucuna varılarak, bu tarih itibariyle hesaplanan «işlemiş faizler» hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece uyulan bozma ilamında, davalı bankaların «temerrüdünün», anılan «ihtiyati tedbir» kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir «atıfet mehli» verilmişse bu tarihte başlayacağı belirtilerek, buna göre davalıların temerrüde düştükleri tarihin tespiti istenmiştir.Davacı tarafından tedbir kararının kaldırıldığının bildirimine ilişkin «ihtarname», davalılara 18.09.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından bu ihtarnamede 22/09/2003 günü çalışma saati bitimine kadar ödeme yapılması istenmiştir.Bu durumda ihtarname içeriği dikkate alındığında, davalılara tedbir kararının kaldırıldığı bildirilerek, 22/09/2003 tarihi çalışma saati bitimine kadar süre verilmiş olmakla ihtarnamede verilen bu süre atıfet mehli niteliğinde olup, verilen bu süreye rağmen ödemede bulunmayan davalıların sürenin bitimini müteakip 23/09/2003 tarihinden itibaren temerrüde düştüklerinin kabulü ile temerrütleri nedeniyle ödemeleri gereken «işlemiş faizin», bu tarihten itibaren hesaplattırılarak hüküm altına alınması gerekirken, davacı tarafından temerrüt gerçekleştikten sonra dava açılmadan ödemeyi sağlamak amacına yönelik olarak gönderilen ve içeriği itibariyle de meydana gelen temerrüdü ortadan kaldırıcı nitelikte bulunmayan 18/03/2004 tarihli ihtarnameye değer verilerek, bu ihtarname uyarınca belirlenen 03/04/2004 tarihinin «temerrüt tarihi» olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; «işlemiş faizin» belirlenmesine ilişkin olarak yapılan hesaplamada, Merkez Bankasına bildirilen azami faiz oranları esas alınmış ise de uygulanması gereken 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesinde, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağının belirtilmiş olması karşısında, işlemiş faizin bu madde uyarınca Devlet Bankalarının fiilen ödediği faiz oranlarına …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6662 E. 2013/8709 K.
Ortak:şahsi def'i · bedelsizlik · ciro · def'i · temlik · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şahsi def»'ilerin poliçeyi «ciro» ve «teslim» yoluyla devir alana karşı ileri sürülemeyeceği, «temlik» yoluyla devirlerde ise TTK'nın 599/2. maddesi uyarınca borçlunun şahsi def'ilerini devir alan kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda poliçenin davalı şubesine temlik yoluyla devir edildiği, davacının, şahsi def'ilerini akidi .... dışında davalıya karşı ileri sürebileceği, davacının iplik alımı nedeniyle düzenlenen poliçenin bir kısmının «bedelsiz» kaldığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sübut bulduğu, yapılan bildirime ve mahkemenin tedbir kararına rağmen davalının bedelsiz kalan poliçenin tamamını ödemesin …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, verilen tedbir kararı uyarınca davalının poliçenin 235.937.39 USD'lik «kısmını ödeme» imkanı bulunmadığı, ancak kural olarak poliçeyi «ciro» yoluyla devir alan kişilere ödeme yapmasına engel hal olmadığı, «şahsi def»'ilerin ciro ve «teslim» yoluyla devir alana karşı ileri sürülemeyeceği, «temlik» yoluyla devirlerde ise ...'nın 599/.... maddesi uyarınca borçlu şahsi def'ilerini devir alan kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda poliçenin davalı şubesine temlik yoluyla devir edildiği, davacının, şahsi def'ilerini akidi Mimataş A.Ş. dışında davalıya karşı ileri sürebileceği, davacının iplik alımı nedeniyle poliçenin bir kısmının «bedelsiz» kaldığı, her ne kadar davalı tedbir kararına rağmen «üçüncü kişinin» poliçeyi «ibraz» etmesi halinde ödememe gibi bir durumun olmadığını savunmuş ise de poliçe bedeli ödenecek üçüncü kişinin poliçeyi ciro ve teslim yoluyla alması gerektiği, davalı banka ise, lehine «aval» verdiği kişiden poliçeyi temlik yoluyla devir aldığı, bu durumda mahkemece verilen tedbir kararına esas olan senet borçlusu davacı şirketin savunmasının davalı tarafından bilindiği, buna rağmen senedi devir aldığı, ayrıca devir alanın ayrı «tüzel kişiliği» olmadığı, davalının şubesi bulunduğu, şubenin merkezden ayrı hak ve borca sahip olmadığı, davalının ...
Bu durum karşısında, davacının, poliçeye «alacağın temliki» yoluyla «hamil» olan davalıya karşı «kişisel def»'i ve itirazlarını ileri sürebileceği dikkate alınıp, poliçe «keşidecisi» ve «lehdarı» firma aleyhine açtığı borçlu olmadığının tespiti davasının sonucu beklenilmeden ve poliçenin iddia edilen tutarda «bedelsiz» kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğ …
Serbest Bölge Şubesi'nin «şahsi def»'ilerin ileri sürülemeyeceği «üçüncü kişi» konumunda yer almadığı, «avalin» de davacı lehine değil, senedin borçlusu lehine verildiği, aval veren sıfatıyla davacı hesabından ödeme yaptığı savunmasının doğru olmadığı, ödeme yapmasının yerin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kişisel def'i · hamil sıfatı · iskonto · keşide yeri · kısmi ödeme · aval · temlik sözleşmesi · lehdar
Benzer bu kararda… rarının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı cevabında uyuşmazlığa konu poliçeye «aval» verildiğinin ve bilahare 27...2007 tarihinde «iskonto» edilerek «temlik sözleşmesiyle» devir alındığının açıklanmış olmasına, ....08.2008 tarihli davalı hukuk servisi yazısında da açıkça bu durumun kabul edilmiş bulunmasına, esasen davalı ile poliçenin «keşidecisi» ve muhatabı dava dışı Mimataş firması arasında akdedilen 27...2007 tarihli temlik sözleşmesinin içeriğinden de poliçenin «alacağın temliki» yoluyla davalının ...
Şubesi'nin bu poliçeye «aval» verdiği, dava dışı «lehdar» Mimataş firmasının davacıyla yaptığı «satış sözleşmesinden» ... haklarını «iskonto» yaparak poliçeyle birlikte davalının ...
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, verilen tedbir kararı uyarınca davalının poliçenin 235.937.39 USD'lik «kısmını ödeme» imkanı bulunmadığı, ancak kural olarak poliçeyi «ciro» yoluyla devir alan kişilere ödeme yapmasına engel hal olmadığı, «şahsi def»'ilerin ciro ve «teslim» yoluyla devir alana karşı ileri sürülemeyeceği, «temlik» yoluyla devirlerde ise ...'nın 599/.... maddesi uyarınca borçlu şahsi def'ilerini devir alan kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda poliçenin davalı şubesine temlik yoluyla devir edildiği, davacının, şahsi def'ilerini akidi Mimataş A.Ş. dışında davalıya karşı ileri sürebileceği, davacının iplik alımı nedeniyle poliçenin bir kısmının «bedelsiz» kaldığı, her ne kadar davalı tedbir kararına rağmen «üçüncü kişinin» poliçeyi «ibraz» etmesi halinde ödememe gibi bir durumun olmadığını savunmuş ise de poliçe bedeli ödenecek üçüncü kişinin poliçeyi ciro ve teslim yoluyla alması gerektiği, davalı banka ise, lehine «aval» verdiği kişiden poliçeyi temlik yoluyla devir aldığı, bu durumda mahkemece verilen tedbir kararına esas olan senet borçlusu davacı şirketin savunmasının davalı tarafından bilindiği, buna rağmen senedi devir aldığı, ayrıca devir alanın ayrı «tüzel kişiliği» olmadığı, davalının şubesi bulunduğu, şubenin merkezden ayrı hak ve borca sahip olmadığı, davalının ...
Serbest Bölge Şubesi'ne devredildiğinin sabit bulunmasına göre, davalı vekilinin poliçenin «ciro» yoluyla müvekkiline geçtiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, davacının muhatap, davalının «aval» veren, dava dışı firmanın «keşideci» ve «lehdarı» bulunduğu poliçenin düzenlenmesine esas teşkil eden sözleşmeye dayalı açılan borçlu olmadığının tespiti davasında, poliçenin tamamının ödenmemesi yönünde verilen t …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2938 E. 2019/2156 K.
Ortak:atıfet mehli · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli «ihtarname» ile davalıya 24 saat «atıfet mehli» verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının «temerrütünün» 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de y …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalıya «ihtarname» göndererek lütuf süresi tanıdığı ancak, «kesin süre» içerisinde ihtarnamenin tebliğine ilişkin belgeyi sunmadığından davalının dava tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilmiş ise de davacı tarafından dosyaya «ibraz» edilen 23.5.2008 tarihli noter ihtarında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak işlemiş faiziyle birlikte ödeme talebinde bulunulduğunun ve bu itibarla anılan ihtarnamenin «atıfet mehli» niteliğinde bulunmadığının anlaşılması karşısında, mahkemece davalı eylemlerinin «haksız fiil» teşkil ettiği nazara alınarak dava konusu 15.000 DM'nin (talep gibi TL karşılığının) davacıdan tahsil edildiği 28.01.1998 ve 15.000 DM'nin de (talep gibi TL karşıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · kesin süre · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · havale · avans faizi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalıya «ihtarname» göndererek lütuf süresi tanıdığı ancak, «kesin süre» içerisinde ihtarnamenin tebliğine ilişkin belgeyi sunmadığından davalının dava tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilmiş ise de davacı tarafından dosyaya «ibraz» edilen 23.5.2008 tarihli noter ihtarında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak işlemiş faiziyle birlikte ödeme talebinde bulunulduğunun ve bu itibarla anılan ihtarnamenin «atıfet mehli» niteliğinde bulunmadığının anlaşılması karşısında, mahkemece davalı eylemlerinin «haksız fiil» teşkil ettiği nazara alınarak dava konusu 15.000 DM'nin (talep gibi TL karşılığının) davacıdan tahsil edildiği 28.01.1998 ve 15.000 DM'nin de (talep gibi TL karşıl …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.278,68 TL’nın dava tarihi olan 07/11/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1- 27.03.2017 tarihli gerekçeli kararın davalı ...'e 10.05.2017 tarihinde «usulüne uygun tebliğ» edildiği, kararın yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 30.05.2017 «havale» tarihli dilekçe ile temyiz edildiği anlaşıldığından davalı ...'in süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16262 E. 2012/6320 K.
Ortak:atıfet mehli · temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli «ihtarname» ile davalıya 24 saat «atıfet mehli» verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının «temerrütünün» 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de y …
Benzer bu kararda2) Ancak, davacı dava dilekçesinde «ticari faiz» talebinde bulunduğuna göre, mahkemece Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca «avans faizi» nispetinde «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılm …
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafça davalıya «atıfet mehli» verilmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · ticari faiz · ispat yükü · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; bankanın «internet bankacılığı» için teknolojinin gerektirdiği tüm tedbirleri almak zorunda olduğu, somut olayda «ispat yükü» kendisinde olan bankanın, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın 3. kişinin eline geçmesinde davacının müterafik kusurunun bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2500 TL alacağının 22/07/2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Ancak, davacı dava dilekçesinde «ticari faiz» talebinde bulunduğuna göre, mahkemece Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca «avans faizi» nispetinde «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7096 E. 2012/13686 K.
Ortak:atıfet mehli · ihtarname
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli «ihtarname» ile davalıya 24 saat «atıfet mehli» verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının «temerrütünün» 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de y …
Benzer bu kararda… verilerek davacının hesabından paranın çekilme tarihi olan 11/10/2005 tarihinden itibaren faize hükmedilmişse de, davacı vekilinin davalı bankaya 26/12/2005 tarihli «ihtarname» göndererek 7 gün içinde alacağın ödenmesini istediği, bu «ihtarın» 28/12/2005 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmakla «atıfet mehlinin» sona erdiği 05/01/2006 tarihinden itibaren faize hükmetmek gerekirken 11/10/2005 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı ya …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · mevduat hesabı · reeskont faizi · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; olayın oluş şekli itibarıyla davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmemesinden kaynaklanan basit bir kusurundan dahi tümüyle sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 47.202,31 USD alacağın davacının hesabından paranın çekilme tarihi olan 11/10/2005 tarihinden itibaren yürütülecek USD cinsinden kamu bankalarına açılan ve 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödenen değişen oranlarda ticari «reeskont faizi» ile birlikte aynen veya fiili ödeme tarihindeki TCMB nin USD döviz kuruna uyguladığı efektif alış kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığının davalıdan alın …
… verilerek davacının hesabından paranın çekilme tarihi olan 11/10/2005 tarihinden itibaren faize hükmedilmişse de, davacı vekilinin davalı bankaya 26/12/2005 tarihli «ihtarname» göndererek 7 gün içinde alacağın ödenmesini istediği, bu «ihtarın» 28/12/2005 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmakla «atıfet mehlinin» sona erdiği 05/01/2006 tarihinden itibaren faize hükmetmek gerekirken 11/10/2005 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı ya …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17532 E. , 2015/12130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/07/2014 tarih ve 2014/31-2014/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tekstil alanında faaliyet gösteren müvekkilinin ...'nde bulunan dava dışı .... ile iplik alım satımı konusunda sözleşme imzaladığını, karşılığında müvekkilinin muhatabı olduğu, davalının ...nden avalli 22.05.2008 vadeli ve 22.11.2007 keşide tarihli 935.100 USD bedelli poliçeyi verdiğini, akit dava dışı bu firmanın malların tamamını teslim etme edimini ifa etmemesi nedeniyle aleyhine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davası açıldığını, anılan mahkemece bahse konu poliçenin 235.937,39 USD'lik kısmının o davanın davalısı tarafından ibrazı halinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, teminat yatırılması halinde kararın ilgili bankaya bildirilmesine de hükmedildiğini, ancak davalının ...
ile yapılan görüşmede poliçe lehdarının ...'nin kredili müşterisi olduğunun, poliçenin de bu vesileyle ödenerek kredi borcuna mahsup edileceğinin bildirildiğini, tedbir kararı ve bildirime rağmen poliçe bedelinin tamamının müvekkili hesabından çekildiğini ileri sürerek, 235.937.39 USD'nin 22.05.2008 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin kredili müşterisi olduğunu, ticari ilişkisi bulunduğu ...'nin keşide ettiği poliçeye aval verilmesini, anılan şirketin müvekkilinin ...ndeki hesabına bedelinin tamamının transfer edilmesini 28.11.2007 tarihli yazıyla istediğini, yazı üzerine aval verildiğini, bilahare 27.11.2007 tarihinde müvekkilinin ... tarafından iskonto edilerek temlik alındığını, poliçenin meşru hamili ve hak sahibi olduğunu, işlemlerin davacı talebiyle yapıldığını, ayrıca müvekkillinin aval veren sıfatıyla poliçe bedelini yasal olarak ödemekten
imtina edemeyeceğini, tedbir kararının açılan menfi tespit davasının davalısına yönelik olduğunu, 27.11.2007 tarihi itibariyle müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, aval veren ile yetkili hamilin müvekkili şubeleri olmasının sonuca etkili olmadığını, ...'nin işlemlerinin TTK'nın 614. maddesi kapsamında kaldığını, sebepsiz zenginleşmenin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şahsi def'ilerin poliçeyi ciro ve teslim yoluyla devir alana karşı ileri sürülemeyeceği, temlik yoluyla devirlerde ise TTK'nın 599/2. maddesi uyarınca borçlunun şahsi def'ilerini devir alan kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda poliçenin davalı şubesine temlik yoluyla devir edildiği, davacının, şahsi def'ilerini akidi .... dışında davalıya karşı ileri sürebileceği, davacının iplik alımı nedeniyle düzenlenen poliçenin bir kısmının bedelsiz kaldığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sübut bulduğu, yapılan bildirime ve mahkemenin tedbir kararına rağmen davalının bedelsiz kalan poliçenin tamamını ödemesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 235.937.39 USD'nin 22.05.2008 tarihinden itibaren Devlet bankalarının USD cinsinden bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 23.05.2008 tarihli ihtarname ile davalıya 24 saat atıfet mehli verilmiş olup bu durumda mahkemece verilen atıfet mehline göre davalının temerrütünün 30.05.2008 tarihinde gerçekleştiği nazara alınarak temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan “22.05.2008” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “30.05.2008” ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekilde davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170103700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz