Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17393 E. 2015/2026 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet ehliyeti↗ aktif husumet ehliyeti↗ olağanüstü genel kurul↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ mirasçılık↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ alacak davası↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, şirketin henüz tasfiyesinin tamamlanmadığı, tasfiyeye ilişkin işlemlerin devam ettiği, tasfiye memuru olarak ise davacılardan ... oğlu ... ve dava dışı .... oğlu ...'nin seçildiği, davalının tasfiye kurulundaki üyeliğinin 01/08/2013 tarihinde olağanüstü genel kurul kararı ile sona erdiği, davacıların davalarına konu ettikleri alacakların şirketin tasfiye sürecine ilişkin olup tasfiye memuruna karşı açılması gerektiği, oysa dava tarihi itibari ile davalının tasfiye memuru sıfatının olmadığı, dolayısıyla davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı; ayrıca şirketin mal varlığının yönetim kurulu üyesince usulsüz harcama halinde yöneticilerin hukuki sorumluluğunun gündeme geleceği, davanın da şirket adına açılması gerektiği, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket ortağı murisin mirasçıları tarafından diğer şirket ortağına karşı açılan alacak davası olup, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar dava basit yargılama usulüne tabi davalardan ise de, davacının iddiaları, davanın niteliği ve mahiyeti, temyiz dilekçesi içeriğine göre davada HMK'nın 320/1. Maddesinin uygulanma koşulları bulunmamakta olup, tarafların duruşmaya daveti sağlanarak yargılamanın yürütülmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden yapılan inceleme üzerine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1503 E. 2019/6354 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre asıl davanın kabulüne, birleşen davada 13.320 TL «maddi tazminat» ve 5.000 TL manevi tazminatın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce asıl dava yönünden onanmış birleşen dava yönünden ise bozulmuştur.
-
Sıhhati derdest davalara bağlı genel kurulların sonucunun bekletici mesele yapılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1608 E. 2022/5896 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı şirkette %35,42 paya sahip olduğu, şirketi «temsil» ve ilzam «yetkisinin» bulunmadığı, davacının tescil talebinde bulunabilecek «ilgili sıfatı» olmadığından «ticaret siciline tescil» ve «ilan» işlemlerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak doğrudan başvuruda bulunma hakkından yoksun olduğu, asıl davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği, birleşen davada, davalı şirketin 25.06.2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında «yönetim kurulu» seçimi yapıldığı, davacı taraf, yeni yönetim kurulu üyesi seçilen ...'nun (...oğlu) «ibra» edilmediğini, önceki yönetim kurulu üyesinin çağrı yapamayacağını ileri sürse de bu hususlar «derdest» olan İstanbul 10.ATM'nin 2020/301 esas sayılı dosyasında dava konusu olup alınan genel kurul kararlarının «icrası durdurulmadığı» müddetçe «organ boşluğu» bulunmadığı, mevcut durumda organ boşluğu olmayan «anonim şirkette» yönetime mahkemelerce müdahale edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine yerinde görülmeyen «ihtiyati tedbir» talebinin reddine karar verilmiştir.
ATM’nin 2020/369 E. sayılı dosyasında alınan kararların yokluğunun «tespiti davası» açıldığı ve halen «derdest» olduğu anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17393 E. , 2015/2026 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2014 tarih ve 2014/103-2014/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin ortak murisi olan ...'nin 25/05/2010 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı taraf ile dava dışı ... ünvanlı bir aile şirketi kurduklarını, şirketin fiilen faaliyetini sona erdirmesi nedeni ile şirkete ait bir kısım malzeme ve ekipmanların 30.000 TL bedelle satıldığını, bu paranın tasfiye işlerinde kullanılmasının tüm ortaklarca kabul edildiğini ve bu paranın tasfiye ile yetkilendirilen davalı uhdesinde kaldığını, ancak 2013 yılına kadar tasfiyeye ilişkin bir gelişme olmadığını ileri sürerek, bu tutarın 1/3 hissesi olan 5.505,00 EURO'nun davalıdan 23/02/2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde belirtilen faizi ile birlikte tahsili ile veraset ilamındaki hisseleri oranında müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişti.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şirketin henüz tasfiyesinin tamamlanmadığı, tasfiyeye ilişkin işlemlerin devam ettiği, tasfiye memuru olarak ise davacılardan ... oğlu ... ve dava dışı .... oğlu ...'nin seçildiği, davalının tasfiye kurulundaki üyeliğinin 01/08/2013 tarihinde olağanüstü genel kurul kararı ile sona erdiği, davacıların davalarına konu ettikleri alacakların şirketin tasfiye sürecine ilişkin olup tasfiye memuruna karşı açılması gerektiği, oysa dava tarihi itibari ile davalının tasfiye memuru sıfatının olmadığı, dolayısıyla davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı; ayrıca şirketin mal varlığının yönetim kurulu üyesince usulsüz harcama halinde yöneticilerin hukuki sorumluluğunun gündeme geleceği, davanın da şirket adına açılması gerektiği, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket ortağı murisin mirasçıları tarafından diğer şirket ortağına karşı açılan alacak davası olup, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar dava basit yargılama usulüne tabi davalardan ise de, davacının iddiaları, davanın niteliği ve mahiyeti, temyiz dilekçesi içeriğine göre davada HMK'nın 320/1. Maddesinin uygulanma koşulları bulunmamakta olup, tarafların duruşmaya daveti sağlanarak yargılamanın yürütülmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden yapılan inceleme üzerine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/169964300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz