Kişilik haklarına saldırı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1252 E. 2015/2024 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ taraf ehliyeti↗ görevsizlik kararı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, TMK'nın 25. maddesinin gerçek kişilerin kişilik haklarına saldırı ile ilgili olduğu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 57. maddesinin yollaması ile 6102 sayılı Yasa'nın 55. ve devam eden maddelerinin uygulama yerinin olup olmadığının tartışılmasının gerektiğini, aynı Yasa'nın 4/a maddesi ve 5. maddesine göre görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile müracaat halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirket, dava dilekçesinde TMK'nın 25. maddesi gereğince internet üzerinden yapılan yayınların hukuka aykırılığının tespitini, yayınların sona erdirilmesini ve lehine manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş olup, mahkemece TMK'nın 25. maddesinin ancak gerçek kişilerin kişilik haklarına saldırı halinde uygulanabileceği, somut olayda tartışılması gereken maddelerin TTK'nın 55 vd maddeleri olduğu ve bu sebeple davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun tüzel kişilerde “hak ehliyeti” başlıklı 48. maddesinde tüzel kişilerin hak ehliyeti “Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.” şeklinde düzenlenmiştir. Medeni Kanun'daki bu ayrık durum dışında kişi sayılma bakımından gerçek ve tüzel kişiler arasında fark gözetilmemiştir.
Tüzel kişiler insanlar gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmadıklarından onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı tabii olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu söylenilebilir. Tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının korunması gerekir (Alim Taşkın, “Tüzel Kişilerin Kişilik Haklarının Korunması”, AÜHFD., 1991, C. 42, s. 1- 4, s. 208- 230).
Bu açıklamalar ışığında, davacının talebinin TMK'nın 25. maddesine dayalı tespit ve manevi tazminata ilişkin olduğu, anılan maddenin hem gerçek hem de tüzel kişiler bakımından uygulama alanının bulunduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1940 E. 2019/960 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMahkemece, TMK'nın 25. maddesinin gerçek kişilerin «kişilik haklarına saldırı» ile ilgili olduğu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 57. maddesinin yollaması ile 6102 sayılı Yasa'nın 55. ve devam eden maddelerinin uygulama yerinin olup olmadığının tartışılmasının gerektiğini, aynı Yasa'nın 4/a maddesi ve 5. maddesine göre «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile müracaat halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
… lığının tespitini, yayınların sona erdirilmesini ve lehine manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş olup, mahkemece TMK'nın 25. maddesinin ancak gerçek kişilerin «kişilik haklarına saldırı» halinde uygulanabileceği, somut olayda tartışılması gereken maddelerin TTK'nın 55 vd maddeleri olduğu ve bu sebeple davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği belirtilerek «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Tüzel kişiler insanlar gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmadıklarından onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde «kişilik haklarının» varlığı tabii olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu söylenilebilir.
Benzer bu kararda… i gibi tüzel kişiler insanlar gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmadıklarından onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde «kişilik haklarının» varlığı tabii olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere g …
Tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki «kişilik haklarının» korunması gerekir (...ilerin Kişilik Haklarının Korunması”, AÜHFD., 1991, C.
Tüzel kişinin «kişilik haklarından» olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir (HGK 01.02.2012 tarih, 2011/4-687 E.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · ticari sır · ticari itibar · tefrik · aktif husumet · maddi hata · şirket zararı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6762 sayılı ...'nın 56. maddesi uyarınca «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iksadi rekabetin her türlü suistimali, bir teşebbüsün kendi caba ve emeğinin üstünlüğüne dayanmaksızın rakiplerine göre avantajlı konum elde etmesi olduğu, ...'nın 57/6-8 maddesinde de hüsnüniyet kaidelerine aykırı şekilde elde edilen veya öğrenilen imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmanın haksız rekabetin unsuru olarak düzenlendiği, çalışanlar vasıtasıyla davacı şirketin müşteri bilgileri, ihale bilgileri gibi «ticari sır» teşkil eden bilgilerinin elde edildiği, böylelikle müşterilerin bilgilerinden kaynaklanan avantaj nedeniyle imkanların müşterilerin kabul edeceği gibi onlara uygun sunulmasından kaynaklanan bir haksız rekabetin oluştuğu, müşteri bilgileri, maliyetler, fiyatlar, ihale bilgilerinin ticari sır sayıldığı, ticari «sırrın» elde edilmesi ile davalı tarafça yapılan işlerde artış sağlandığı, davacı şirketin manevi tazminat isteme hakkının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kab …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hakkında açılan dava «tefrik» edildiği halde ...’nun karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin «maddi hata» niteliğinde bulunup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre davalı ...
… ekmiştir. ...-Davada ...’in davacı şirketin yetkilisi olduğu belirtilerek davacı olarak gösterildiği anlaşılmakta olup, dava konusu edilen eylemler nedeniyle davacı «şirketin zarar» gördüğü kabul edileceğinden davacı ...’in «aktif husumetinin» bulunmadığı nazara alınarak adı geçen davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı ... tarafından açılan davanın da kı …
TL «maddi tazminatın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000,00 TL'ye dava tarihinden itibaren 98.796,...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1252 E. , 2015/2024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/07/2014 tarih ve 2014/258-2014/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ana amacının çelik üretiminden çıkan baca EAF tozunu çevreci ve ekonomik bir şekilde geri kazanmak olduğunu, çevrenin korunmasına duyarlı bir şekilde geri dönüşüm yöntemiyle verimli üretim yaparak ülke ekonomisine katkı sağladığını, uzun bir süredir henüz kimliğini tespit edemedikleri şahıs ya da şahıslarca davalının yer sağlayıcısı olduğu ''http://www....../'' ana URL adresi üzerinden müvekkili şirketin isim, itibar, iştigal gibi kişisel ve mali haklarını zedeleme amacına matuf olarak yayınlar yapıldığını, müvekkili şirket bakımından aşağılayıcı, itham ve tahkir edici ve kurumsal ve ticari itibarı haksız yere zedeleyici nitelikte haksız ve mesnetsiz iftiralar içerdiğini ileri sürerek, dava sonuçlanıncaya kadar ....../ URL adresli internet sitesinde yer alan müvekkil şirketle ilgili tüm içeriklerin yayınlanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir kararının verilmesine, nihai olarak MK'nın 25.
maddesi uyarınca bu içeriklerin hukuka aykırığının tespiti ile sürmekte olan saldırının, yayınların siteden kaldırılması suretiyle sona erdirilmesine, ticari itibarı büyük oranda zarar gören müvekkil şirket lehine ilgili yazıların yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 50,000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, TMK'nın 25. maddesinin gerçek kişilerin kişilik haklarına saldırı ile ilgili olduğu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 57. maddesinin yollaması ile 6102 sayılı Yasa'nın 55. ve devam eden maddelerinin uygulama yerinin olup olmadığının tartışılmasının gerektiğini, aynı Yasa'nın 4/a maddesi ve 5. maddesine göre görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile müracaat halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirket, dava dilekçesinde TMK'nın 25. maddesi gereğince internet üzerinden yapılan yayınların hukuka aykırılığının tespitini, yayınların sona erdirilmesini ve lehine manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş olup, mahkemece TMK'nın 25. maddesinin ancak gerçek kişilerin kişilik haklarına saldırı halinde uygulanabileceği, somut olayda tartışılması gereken maddelerin TTK'nın 55 vd maddeleri olduğu ve bu sebeple davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun tüzel kişilerde “hak ehliyeti” başlıklı 48. maddesinde tüzel kişilerin hak ehliyeti “Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.” şeklinde düzenlenmiştir. Medeni Kanun'daki bu ayrık durum dışında kişi sayılma bakımından gerçek ve tüzel kişiler arasında fark gözetilmemiştir.
Tüzel kişiler insanlar gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmadıklarından onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı tabii olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu söylenilebilir. Tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının korunması gerekir (Alim Taşkın, “Tüzel Kişilerin Kişilik Haklarının Korunması”, AÜHFD., 1991, C. 42, s.
1- 4, s. 208- 230).
Bu açıklamalar ışığında, davacının talebinin TMK'nın 25. maddesine dayalı tespit ve manevi tazminata ilişkin olduğu, anılan maddenin hem gerçek hem de tüzel kişiler bakımından uygulama alanının bulunduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı şirket vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davacı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/169914900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz