Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3475 E. 2015/10856 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı pay senedi↗ genel kurulu toplantıya çağırma↗ zilyetlik↗ yoklukla malul karar↗ yokluk↗ pay sahipliği↗ genel kurul kararının iptali↗ hamil↗ anonim şirket↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen 18/04/2003, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurul toplantılarında toplantıya çağrı ilanlarının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve yerel gazetelerde yapıldığı, davacı hamiline yazılı pay sahibi olduğundan ve şirkete tebligat için adres bildirmediğinden kendisine toplantının iadeli taahhütlü olarak bildirilmesinin gerekmediği, bu durumda olan pay sahipleri için toplantıya çağrının ilanla yapılmasının yeterli olduğu, toplantıya yapılan çağrıların kanuna ve ana sözleşmeye uygun yapılmasına rağmen davacının toplantılara iştirak etmediği, yapılan çağrıların usulsüz olduğunun ispatlanamadığı, hamiline yazılı pay senedi sahibi olan davacının genel kurulların toplantı günlerinden en geç 1 gün önce bu senetlere zilyet olduğunu ve giriş kartı da aldığını ispatlayamadığı gibi, kendisine taahhütlü posta ile çağrının gönderilmesi için adres bildirdiğini de ispatlayamadığından çağrısı yapılmış olan genel kurul toplantılarına katılma hakkını kullanmayan davacının genel kurulun çağrısız toplandığı yönündeki iddiasının kanıtlanamadığı ve genel kurulların iptalini talep etme hakkına sahip olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Her ne kadar, genel kurul kararlarının iptali istemli olarak şirket ile birlikte gerçek kişi davalılara da husumet yöneltilmek suretiyle işbu dava açılmış ise de, husumetin davalı Şirket'e yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, gerçek kişi davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, anılan davalılar yönünden de işin esasına girilerek davanın esastan reddi doğu değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 437/7. maddesi gereğince gerçek kişi davalılar yönünden açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu 18/04/2003 tarihli genel kurulu toplantıya 6762 sayılı TTK'nın 367. maddesi gereğince mahkemeye müracaat eden davalı ... çağırmış fakat, bilahare genel kurulu toplantıya çağırmaya izin ve yetki veren karar bozulmuştur. Anonim şirketlerde genel kurulu toplantıya çağırmaya salahiyetli olanlar; yönetim kurulu, denetim kurulu ve ayrıca TTK'nın 367. maddesi gereğince mahkemeden izin alan pay sahipleri olup, davete yetkili olmayanın yapmış olduğu çağrı nedeniyle yapılan genel kurulda alınan kararlar yok hükmündedir. Davacı tarafça, çağrıya dair mahkeme kararının bozulduğu ve 18/04/2003 tarihli kararın bu nedenle yoklukla malul olduğu iddia edilmiş ise de, bundan sonraki tarihlerde yapılan ve dava konusu olan genel kurullarda çağrıyı kimin veya kimlerin yaptığı ve bu genel kurula çağrıda ne gibi bir usulsüzlük bulunduğu açıklanmamıştır. Her ne kadar, davacının beyanı mahkemece izin verilen davalı ...'in genel kurulu toplantıya çağırdığı şeklinde anlaşılabilir ise de, mahkemece bu husus üzerinde durulup, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurullarda çağrıyı kimin yaptığı, 18/04/2003 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulu tarafından mı, yoksa davalı .... tarafından mı yapıldığı hususu incelenmemiştir. Bu durumda, yetkisiz kimselerin daveti üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 370. maddesindeki halin gerçekleşmemiş olması koşuluyla yoklukla malul olduğu gözetilmek suretiyle dava konusu edilen her üç genel kurul kararı da bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/463 E. 2018/5685 K.
Ortak:genel kurulu toplantıya çağırma · yoklukla malul karar · yokluk · genel kurul kararının iptali · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBu durumda, «yetkisiz» kimselerin daveti üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 370. maddesindeki halin gerçekleşmemiş olması koşuluyla «yoklukla malul» olduğu gözetilmek suretiyle dava konusu edilen her üç genel kurul kararı da bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ve «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı tarafça, çağrıya dair mahkeme kararının bozulduğu ve 18/04/2003 tarihli kararın bu nedenle «yoklukla malul» olduğu iddia edilmiş ise de, bundan sonraki tarihlerde yapılan ve dava konusu olan genel kurullarda çağrıyı kimin veya kimlerin yaptığı ve bu genel kurula çağrıda ne gibi bir usulsüzlük bulunduğu açıklanmamıştır.
1-Her ne kadar, «genel kurul kararlarının iptali» istemli olarak şirket ile birlikte gerçek kişi davalılara da «husumet» yöneltilmek suretiyle işbu dava açılmış ise de, husumetin davalı Şirket'e yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, gerçek kişi davalılar yönünden davanın husumetten r …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurula çağrı · objektif iyiniyet · karar nisabı · iyiniyet kuralı · olağanüstü genel kurul · iyiniyet · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8404 E. 2014/18513 K.
Ortak:taahhütname · yetkisizlik kararı · ilan
İncelediğiniz kararda… nimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen 18/04/2003, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurul toplantılarında toplantıya çağrı «ilanlarının» Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve yerel gazetelerde yapıldığı, davacı «hamiline» yazılı pay sahibi olduğundan ve şirkete «tebligat» için adres bildirmediğinden kendisine toplantının iadeli «taahhütlü» olarak bildirilmesinin gerekmediği, bu durumda olan «pay sahipleri» için toplantıya çağrının ilanla yapılmasının yeterli olduğu, toplantıya yapılan çağrıların kanuna ve ana sözleşmeye uygun yapılmasına rağmen davacının toplantılara iştirak etmediği, yapılan çağrıların usulsüz olduğunun ispatlanamadığı, «hamiline yazılı pay senedi» sahibi olan davacının genel kurulların toplantı günlerinden en geç 1 gün önce bu senetlere «zilyet» olduğunu ve giriş kartı da aldığını ispatlayamadığı gibi, kendisine taahhütlü posta ile çağrının gönderilmesi için adres bildirdiğini de ispatlayamadığından çağrıs …
Bu durumda, «yetkisiz» kimselerin daveti üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 370. maddesindeki halin gerçekleşmemiş olması koşuluyla «yoklukla malul» olduğu gözetilmek suretiyle dava konusu edilen her üç genel kurul kararı da bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ve «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından karar öncesi böyle bir «ilan» yapıldığı veya «taahhütlü» mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur.
Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin «yetkisinin» «tasdikine» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · iyiniyet kuralı · şirket merkezi mahkemesi · tasdik kararı · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin «yetkisinin» «tasdikine» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar «nisabı» ile içerik bakımından kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı «limited şirketin ortağı» olduğu hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2628 E. 2014/11053 K.
Ortak:taahhütname · yetkisizlik kararı · ilan
İncelediğiniz kararda… nimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen 18/04/2003, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurul toplantılarında toplantıya çağrı «ilanlarının» Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve yerel gazetelerde yapıldığı, davacı «hamiline» yazılı pay sahibi olduğundan ve şirkete «tebligat» için adres bildirmediğinden kendisine toplantının iadeli «taahhütlü» olarak bildirilmesinin gerekmediği, bu durumda olan «pay sahipleri» için toplantıya çağrının ilanla yapılmasının yeterli olduğu, toplantıya yapılan çağrıların kanuna ve ana sözleşmeye uygun yapılmasına rağmen davacının toplantılara iştirak etmediği, yapılan çağrıların usulsüz olduğunun ispatlanamadığı, «hamiline yazılı pay senedi» sahibi olan davacının genel kurulların toplantı günlerinden en geç 1 gün önce bu senetlere «zilyet» olduğunu ve giriş kartı da aldığını ispatlayamadığı gibi, kendisine taahhütlü posta ile çağrının gönderilmesi için adres bildirdiğini de ispatlayamadığından çağrıs …
Bu durumda, «yetkisiz» kimselerin daveti üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 370. maddesindeki halin gerçekleşmemiş olması koşuluyla «yoklukla malul» olduğu gözetilmek suretiyle dava konusu edilen her üç genel kurul kararı da bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ve «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından karar öncesi böyle bir «ilan» yapıldığı veya «taahhütlü» mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur.
Davacı, davalının 01.06.2010 tarih ve 1 sayılı mevcut müdür «yetkisinin» sonlandırılması ve yerine yeni müdürler tayin edilmesine ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını, ayrıca seçilen müdürlerin müdürlük şartlarını taşımadıklarını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının iptali · azil · temsil yetkisi · karar nisabı · iyiniyet kuralı · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu kararda… da belirlenen şekilde ortaklara çağrı yapılmadığı, çağrıda usulsüzlük bulunduğu, ancak bu durumun kararın iptali için tek başına neden olmayacağı, toplantı ve karar «nisabına» uyulduğu, anasözleşme hükmüne göre müdürlerin atandığı ve «temsil yetkilerinin» belirlendiği, müdürlerin birinin ortak olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, «limited şirkete» dışarından da ortak atanabileceği, diğer müdürün kişiliğine ilişkin iddiaların kanıtlanmadığı, esasen bu durumun «azil» «sebebi» olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı, davalının 01.06.2010 tarih ve 1 sayılı mevcut müdür «yetkisinin» sonlandırılması ve yerine yeni müdürler tayin edilmesine ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını, ayrıca seçilen müdürlerin müdürlük şartlarını taşımadıklarını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Böyle bir ortamda «ortaklar kurulu», «yetkisine» «dahil» tüm konularda karar alabilmesi mümkündür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3475 E. , 2015/10856 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2014 tarih ve 2011/575-2014/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şirket'in kurucu ortağı olduğunu, davalılardan ...'in şirketin ortağı iken almış olduğu usulsüz yetkiye dair mahkeme kararının müvekkilinin temyizi üzerine bozulduğunu ve bozma sonrası verilen kararla anılan davalıya şirket genel kurulunun toplantısını sağlamak üzere izin ve yetki verildiği halde davalı tarafından karar gereğinin yerine getirilmediğini, bu davalı dışındaki diğer davalıların da usulsüz ve yok hükmünde olan 18/04/2003, 25/05/2005, 25/01/2008 tarihlerinde yapılan genel kurullarda davalı Şirket'e ortak seçilen kişiler olup, anılan mahkeme kararı karşısında bu davalıların şirkete ortak olarak alınması dahil yapılan bütün genel kurulların geçersiz olduğunu, en son yapılan ve geçersiz olan genel kuruldan sonra bir daha genel kurul toplantısı yapılmadığından şirketin temsil edilmediğini, bu nedenle şirkete kayyum tayini gerektiğini ayrıca, 25/01/2008 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde divan başkanı ile bakanlık komiserinin imzasının bulunmadığını, şekil şartı olan bu hususların genel kurulun iptali sebebi olduğunu, diğer genel kurul tutanaklarında da benzer eksiklik ve noksanlıkların bulunduğunu, kaldı ki yapılan genel kurul toplantılarında şirket ortağı olan müvekkiline çağrı yapılmadığını, bu itibarla genel kurulların iptali gerektiğini ileri sürerek, şirkete TTK'nın 435 vd.
maddeleri uyarınca tedbiren kayyum atanması ile, 18/04/2003, 25/05/2005, 25/01/2008 tarihli genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının TTK'nın 381. maddesinde sayılı kişilerden olmaması nedeniyle iptal davası açamayacağını, iptal davalarında hak sahibi hissedarlar olan gerçek kişi davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, davacının dava konusu 18/04/2003 ve 25/05/2005 tarihli genel kurulların iptali ve kayyum tayini için açtığı dava bulunması nedeniyle derdestlik durumunun mevcut olduğunu, genel kurul toplantılarının ana sözleşme ve TTK hükümlerine uygun olarak yapıldığını, şirketin yönetiminde herhangi bir aksama ya da şirketin idaresiz bırakılmasının da söz konusu olmaması nedeniyle kayyum tayini talebinin de yersiz olduğunu savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen 18/04/2003, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurul toplantılarında toplantıya çağrı ilanlarının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve yerel gazetelerde yapıldığı, davacı hamiline yazılı pay sahibi olduğundan ve şirkete tebligat için adres bildirmediğinden kendisine toplantının iadeli taahhütlü olarak bildirilmesinin gerekmediği, bu durumda olan pay sahipleri için toplantıya çağrının ilanla yapılmasının yeterli olduğu, toplantıya yapılan çağrıların kanuna ve ana sözleşmeye uygun yapılmasına rağmen davacının toplantılara iştirak etmediği, yapılan çağrıların usulsüz olduğunun ispatlanamadığı, hamiline yazılı pay senedi sahibi olan davacının genel kurulların toplantı günlerinden en geç 1 gün önce bu senetlere zilyet olduğunu ve giriş kartı da aldığını ispatlayamadığı gibi, kendisine taahhütlü posta ile çağrının gönderilmesi için adres bildirdiğini de ispatlayamadığından çağrısı yapılmış olan genel kurul toplantılarına katılma hakkını kullanmayan davacının genel kurulun çağrısız toplandığı yönündeki iddiasının kanıtlanamadığı ve genel kurulların iptalini talep etme hakkına sahip olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Her ne kadar, genel kurul kararlarının iptali istemli olarak şirket ile birlikte gerçek kişi davalılara da husumet yöneltilmek suretiyle işbu dava açılmış ise de, husumetin davalı Şirket'e yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, gerçek kişi davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, anılan davalılar yönünden de işin esasına girilerek davanın esastan reddi doğu değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 437/7. maddesi gereğince gerçek kişi davalılar yönünden açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu 18/04/2003 tarihli genel kurulu toplantıya 6762 sayılı TTK'nın 367. maddesi gereğince mahkemeye müracaat eden davalı ... çağırmış fakat, bilahare genel kurulu toplantıya çağırmaya izin ve yetki veren karar bozulmuştur. Anonim şirketlerde genel kurulu toplantıya çağırmaya salahiyetli olanlar; yönetim kurulu, denetim kurulu ve ayrıca TTK'nın 367. maddesi gereğince mahkemeden izin alan pay sahipleri olup, davete yetkili olmayanın yapmış olduğu çağrı nedeniyle yapılan genel kurulda alınan kararlar yok hükmündedir. Davacı tarafça, çağrıya dair mahkeme kararının bozulduğu ve 18/04/2003 tarihli kararın bu nedenle yoklukla malul olduğu iddia edilmiş ise de, bundan sonraki tarihlerde yapılan ve dava konusu olan genel kurullarda çağrıyı kimin veya kimlerin yaptığı ve bu genel kurula çağrıda ne gibi bir usulsüzlük bulunduğu açıklanmamıştır.
Her ne kadar, davacının beyanı mahkemece izin verilen davalı ...'in genel kurulu toplantıya çağırdığı şeklinde anlaşılabilir ise de, mahkemece bu husus üzerinde durulup, 25/05/2005 ve 25/01/2008 tarihli genel kurullarda çağrıyı kimin yaptığı, 18/04/2003 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulu tarafından mı, yoksa davalı .... tarafından mı yapıldığı hususu incelenmemiştir. Bu durumda, yetkisiz kimselerin daveti üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 370. maddesindeki halin gerçekleşmemiş olması koşuluyla yoklukla malul olduğu gözetilmek suretiyle dava konusu edilen her üç genel kurul kararı da bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerçek kişi davalılar yönünden değişik gerekçe ile ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/169060300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz