Gerçek değer tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2007/3352 E. 2008/5309 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek değer tespiti↗ icra takibinin kesinleşmesi↗ tevdi mahalli tayini↗ tevdi mahalli↗ çıkma payı↗ takibin kesinleşmesi↗ münfesihlik↗ i̇i̇k 167↗ muhtıra↗ şirketin feshi↗ fesih↗ ihbar↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ haciz↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacı şirket ortağının hissesine haciz konulmuş olup, davacı şirkete de TTK'nın 522. maddeye göre muhtıra göndermiş olduğu, hakkında takibat olan şirket ortağının hissesinin gerçek değerini tespitte davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ortağı R.B/nin davacı şirketteki hisse değerinin 31.12.2005 tarihli bilançoya göre 52.167,07 YTL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin hissedarı olup, hissesi üzerine davalı banka tarafından haciz konulan dava dışı ortak M.R.B/nin şirketteki hissesinin gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı şirketin ortağı olan M.R.B. aleyhine davalı banka tarafından icra takibi başlatılarak, şirketteki hissesi üzerine 01.03.2004 tarihinde haciz konulmuş olduğu ve davalı bankanın istemi üzerine, 02.04.2004 tarihinde İcra Müdürlüğü tarafından davacı şirkete TTK'nın 522 ve 523. maddeleri içerikleri belirtilmek suretiyle bildirimde bulunulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
TTK'nın 522. maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce ihbar etmek şartıyla şirketin feshini isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak, limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki icra takibinin kesinleşmesi ile limited ortaklık münfesih duruma gelmez. Borçlu ortağın hissesine haciz konulmuş olması, ortaklığın feshi ihbarının istenebilmesi için ancak bir koşuldur. Böyle bir durumda TTK'nın 522. maddesindeki feshi ihbarın limited ortaklığa değil, tüm ortaklara ayrı ayrı tebliği gerekmektedir.
Somut olayda, İcra Müdürlüğü tarafından davacı şirkete yapılan feshi ihbar bildirimi üzerine, davacı şirketin kendiliğinden TTK'nın 523/4. maddesine
göre aleyhinde takibat yapılan ortağın koymuş olduğu sermayenin hakiki bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verdiği, sermayenin gerçek değerinin tespiti amacıyla tespit yaptırdığı, davalı bankanın bulunan rakama itirazı üzerine bu davanın açılmış olduğu sabittir.
Hukuki yarar, dava şartıdır. İlke olarak, tespit davasının dinlenebilmesi için, genel dava şartlarından ayrı olarak özellikle şu iki unsurun da bulunması gereklidir. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuki yararı bulunmalıdır.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir.
Davacı şirketin ortağı olan dava dışı R.B.'nin çıkma payının ne miktarda olduğunu belirleme hakkı davacı şirkete ait olup, bu miktarın belirlenmesi amacıyla mahkemeye müracaat etmeye gerek yoktur. Davacı şirket tarafından bulunan miktar, davalı banka tarafından kabul edilmediği takdirde, tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle paranın yatırılması ve bu aşamadan sonra davalı bankanın bu miktarın gerçek değeri yansıtmadığı itirazı halinde, davacı şirket tarafından menfi tespit davasının açılması veya davalı bankanın TTK'nın 522 ve 523. maddesinin kendisine tanıdığı hakları kullanabilmesi mümkündür. Zira alacaklının, 522. maddeye göre feshi ihbar yapması limited ortaklığın münfesih duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez. Ancak, bu feshi ihbardan sonra alacaklının limited ortaklığın feshi için bir fesih davası açması gerekmektedir. Dolayısıyla somut olay, henüz TTK'nın 523. maddesi aşamasına gelmemiş olup, açılacak olan bir fesih davasında 523. maddesindeki şartların değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, davacının bu davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11706 E. 2011/4249 K.
Ortak:icra takibinin kesinleşmesi · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · şirketin feshi · ihbar · kâr payı · haciz
İncelediğiniz karardaAncak, limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki «icra takibinin kesinleşmesi» ile limited ortaklık «münfesih» duruma gelmez.
TTK'nın 522. maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce «ihbar» etmek şartıyla «şirketin feshini» isteyebileceği düzenlenmiştir.
Borçlu ortağın hissesine «haciz» konulmuş olması, ortaklığın feshi «ihbarının» istenebilmesi için ancak bir koşuldur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakları olan ...ve ... hakkında yapılan icra takibinde davalı şirketteki paylarına «haciz» konulduğu, davalı şirkete «kar payının» ödenmesi için TTK’nun 522. maddesine göre «ihtar» gönderildiği halde borcun ödenmediği ve ortakların ihraç edilmedikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Ancak limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki «icra takibinin kesinleşmesi» ile limited ortaklık «münfesih» duruma gelmez.
2-Dava, «limited şirket ortağının» alacaklısı tarafından ortaklık «payının» haczi nedeniyle TTK’nun 522. maddesine dayalı alacaklının açtığı «limited şirketin feshi» davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · limited şirket ortağı · kar payı · ihtar · limited şirket · eksik inceleme
Benzer bu kararda2-Dava, «limited şirket ortağının» alacaklısı tarafından ortaklık «payının» haczi nedeniyle TTK’nun 522. maddesine dayalı alacaklının açtığı «limited şirketin feshi» davasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakları olan ...ve ... hakkında yapılan icra takibinde davalı şirketteki paylarına «haciz» konulduğu, davalı şirkete «kar payının» ödenmesi için TTK’nun 522. maddesine göre «ihtar» gönderildiği halde borcun ödenmediği ve ortakların ihraç edilmedikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlara göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6595 E. 2014/12659 K.
Ortak:münfesihlik · şirketin feshi · fesih · ihbar · haciz · dava şartı
İncelediğiniz karardaTTK'nın 522. maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce «ihbar» etmek şartıyla «şirketin feshini» isteyebileceği düzenlenmiştir.
Borçlu ortağın hissesine «haciz» konulmuş olması, ortaklığın feshi «ihbarının» istenebilmesi için ancak bir koşuldur.
Zira alacaklının, 522. maddeye göre feshi «ihbar» yapması limited ortaklığın «münfesih» duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin ortağının davacıya olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibinde, borçlunun davalı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu ve ortaklara TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbar» «tebligatlarının» yapılarak süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu tür uyuşmazlıklarda, alacaklının feshi «ihbar» yapması, «limited şirketin» «münfesih» duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar · limited şirket · tebligat · ihtarname · husumet
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Ayrıca «fesih» davasının açılması gerekir ve bu fesih davasında, alacaklı davacı olup, davalı olarak da «limited şirketin» yanında limited ortaklığın tüm ortaklarına «husumet» yöneltilmesi gerekmektedir.
Somut davada «husumet» yalnızca «fesih» ve tasfiyesi istenen «limited şirkete» yöneltilmiş, şirketin ortakları davada yer almamıştır.
1- Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 522. maddesi uyarınca açılan «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13917 E. 2012/5034 K.
Ortak:icra takibinin kesinleşmesi · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · şirketin feshi · fesih · ihbar · haciz
İncelediğiniz karardaAncak, limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki «icra takibinin kesinleşmesi» ile limited ortaklık «münfesih» duruma gelmez.
TTK'nın 522. maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce «ihbar» etmek şartıyla «şirketin feshini» isteyebileceği düzenlenmiştir.
Borçlu ortağın hissesine «haciz» konulmuş olması, ortaklığın feshi «ihbarının» istenebilmesi için ancak bir koşuldur.
Benzer bu karardaAncak limited ortakları aleyhindeki «icra takibinin kesinleşmesi» ile limited ortaklık «münfesih» duruma gelmez.
Somut olayda, davalı şirketin ortağının davacıya olan borcundan dolayı başlatılan icra takibi sırasında anılan borçlunun şirketteki hisselerine «haciz» konulmasının ardından, şirkete TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbarı» yapıldığı, ancak davalı şirket ortaklarına «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 522 nci maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce «ihbar» etmek şartıyla «şirketin feshini» isteyebileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · ödeme emri · işlemiş faiz · limited şirket · tebligat · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının 22/9/2004 tanzim, 21/2/2005 ödeme tarihli 93.672 $ «asıl alacak» ile 4000 $ «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 97.672 $ alacağa ilişkin olarak davalı borçlu Ruhi aleyhine 1/7/2005 tarihinde icra takibi yaptığı, «ödeme emrinin» 2/7/2005 de tebliğ edildiği, takibin 8/7/2005 te kesinleştiği, davacının TTK 522 uyarınca davalı şirkete yazı gönderdiğini, yazının tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde borcun ödenmediği ve engelleme yollarına da müracaat edilmediği gerekçeleriyle, davalı şirketin TTK'nın 522/1. maddesi uyarınca «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Dava, TTK'nın 522 nci maddesine dayanan «limited şirketin feshi» istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı şirketin ortağının davacıya olan borcundan dolayı başlatılan icra takibi sırasında anılan borçlunun şirketteki hisselerine «haciz» konulmasının ardından, şirkete TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbarı» yapıldığı, ancak davalı şirket ortaklarına «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2007/3352 E., 2008/5309 K.
11. Hukuk Dairesi 2007/3352 E., 2008/5309 K.
HUKUKİ YARAR
LİMİTED ŞİRKET
TESPİT DAVASI
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 523 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 522 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Honaz Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce verilen 13.07.2006 tarih ve 2005/247-2006/165 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin %5 ortağı olan dava dışı R.B. aleyhine davalı banka tarafından icra takibinin başlatılarak, şirketteki hissesine haciz konulduğunu, borç ödenmediği takdirde müvekkili şirketin feshinin talep edileceğinin bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından anılan ortağın sermayesinin gerçek değerinin verilerek şirketten çıkarılmasına karar alındığını, hissenin gerçek değerinin bulunması için yaptırılan tespitte bulunan miktara davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, R.B/nin müvekkili şirketteki sermayesinin gerçek değerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tespitte yapılan hesaplamanın gerçeği yansıtmadığını, bilançodaki değerlerin piyasa değerlerinin belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacı şirket ortağının hissesine haciz konulmuş olup, davacı şirkete de TTK'nın 522. maddeye göre muhtıra göndermiş olduğu, hakkında takibat olan şirket ortağının hissesinin gerçek değerini tespitte davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ortağı R.B/nin davacı şirketteki hisse değerinin 31.12.2005 tarihli bilançoya göre 52.167,07 YTL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin hissedarı olup, hissesi üzerine davalı banka tarafından haciz konulan dava dışı ortak M.R.B/nin şirketteki hissesinin gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı şirketin ortağı olan M.R.B. aleyhine davalı banka tarafından icra takibi başlatılarak, şirketteki hissesi üzerine 01.03.2004 tarihinde haciz konulmuş olduğu ve davalı bankanın istemi üzerine, 02.04.2004 tarihinde İcra Müdürlüğü tarafından davacı şirkete TTK'nın 522 ve 523. maddeleri içerikleri belirtilmek suretiyle bildirimde bulunulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
TTK'nın 522. maddesinde, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının en az altı ay önce ihbar etmek şartıyla şirketin feshini isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak, limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki icra takibinin kesinleşmesi ile limited ortaklık münfesih duruma gelmez. Borçlu ortağın hissesine haciz konulmuş olması, ortaklığın feshi ihbarının istenebilmesi için ancak bir koşuldur. Böyle bir durumda TTK'nın 522. maddesindeki feshi ihbarın limited ortaklığa değil, tüm ortaklara ayrı ayrı tebliği gerekmektedir.
Somut olayda, İcra Müdürlüğü tarafından davacı şirkete yapılan feshi ihbar bildirimi üzerine, davacı şirketin kendiliğinden TTK'nın 523/4. maddesine
göre aleyhinde takibat yapılan ortağın koymuş olduğu sermayenin hakiki bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verdiği, sermayenin gerçek değerinin tespiti amacıyla tespit yaptırdığı, davalı bankanın bulunan rakama itirazı üzerine bu davanın açılmış olduğu sabittir.
Hukuki yarar, dava şartıdır. İlke olarak, tespit davasının dinlenebilmesi için, genel dava şartlarından ayrı olarak özellikle şu iki unsurun da bulunması gereklidir. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuki yararı bulunmalıdır.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir.
Davacı şirketin ortağı olan dava dışı R.B.'nin çıkma payının ne miktarda olduğunu belirleme hakkı davacı şirkete ait olup, bu miktarın belirlenmesi amacıyla mahkemeye müracaat etmeye gerek yoktur. Davacı şirket tarafından bulunan miktar, davalı banka tarafından kabul edilmediği takdirde, tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle paranın yatırılması ve bu aşamadan sonra davalı bankanın bu miktarın gerçek değeri yansıtmadığı itirazı halinde, davacı şirket tarafından menfi tespit davasının açılması veya davalı bankanın TTK'nın 522 ve 523. maddesinin kendisine tanıdığı hakları kullanabilmesi mümkündür. Zira alacaklının, 522. maddeye göre feshi ihbar yapması limited ortaklığın münfesih duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
Ancak, bu feshi ihbardan sonra alacaklının limited ortaklığın feshi için bir fesih davası açması gerekmektedir. Dolayısıyla somut olay, henüz TTK'nın 523. maddesi aşamasına gelmemiş olup, açılacak olan bir fesih davasında 523. maddesindeki şartların değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, davacının bu davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (BOZULMASINA), 21.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16902100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz