Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4871 E. 2015/2613 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pilot dava↗ varşova konvansiyonu↗ mücbir sebep↗ denetime elverişli rapor↗ kusur sorumluluğu↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ denetime elverişlilik↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ taşıyıcı↗ taahhütname↗ terkin↗ kusur↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre uçağın hava korsanları tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıt yetmeyeceği söylenerek güvenli bir şekilde Antalya Hava Limanı'na indirildiği, inişten sonra pilotların kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçak içerisinde hava korsanları ile birlikte yolcuların ve kabin görevlilerinin kaldığı, olaya emniyet güçlerince müdahale edildiği, yerdeki müdahale sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacı ...'in de bu şekilde yaralandığı anlaşılmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, uçağı güvenli bir şekilde yere indirildiği, pilotların da korsanlar tekrar uçağı kaçırmasını
engellemek amacıyla uçağı terk ettiği, olayın tamamen terör olayı olduğu, iniş, kalkış ya da uçuş sırasında herhangi bir sorun bulunmadığı, havaalanında emniyet güçleri tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı, acil çıkış kapısından atlayarak yaralanan yolcuların ise tamamen panik ve telaş ile kendi iradeleri ile atlayıp yaralandıkları, davalının herhangi bir kusur ya da sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu olayda, merkezi Türkiye’de bulunan davalı taşıyıcının KKTC vatandaşı olan davalıları Lefkoşe’den İstanbul’a ardında tekrar Lefkoşa’ya hava yolu ile taşımayı taahhüt ettiği, uçak Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçak indirildiği, pilotlar iniştin sonra kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Taşıyıcı hem TTK hükümleri hemde Varşova Konvansiyonu kuralları uyarınca, yolcuları gidecekleri yere sağ ve sağlim olarak ulaştırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için taşıyıcının tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen tüm özeni göstererek uçağın uçuşa elverişliliğini sağlaması ve bunu devamlı kontrol altında tutması, ayrıca yolcuların uçuş sırasında herhangi bir zarara maruz kalmaması için gereken tüm güvenlik önlemlerini alması gerekir. Sağ ve sağlim götürme borcunun biniş ve iniş süreçleri de dahil olmak üzere yolcunun uçakta bulunduğu süre içinde mevcut bulunduğu kabul edilmektedir. Yolcunun hava limanındaki binadan uçağa binmek üzere ayrılması anında biniş süreci başlar; taşıma sözleşmesinin tam ve gereği gibi ifa edildiğinin kabulüne elverişli bir şekilde, yolcunun tamamen kendi serbest iradesi ile hareket edebileceği bir noktaya ulaşması ile iniş işlemleri tamamlanır. Bu süre içinde taşıyıcı sorumluluk altında olduğu gibi yolcu da aynı süreçte taşıyıcının talimatlarına uymakla yükümlüdür. Taşıyıcı mücbir sebep olarak kabul edilen olaylar hariç olmak üzere her türlü olaydan ve zarardan sorumludur. Bu itibarla mahkemece, içerisinde pilot bilirkişisinin de bulunduğu hava taşıma konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile öncelikle pilotların olay nedeniyle uçağı terk edip, uçağın elektriklerini kesmelerinin mümkün olup olmadığı, pilotların uçağı terk etmesi mümkün ise uçağı ne şekilde bırakmaları gerektiği ve yolcuların uçağın arka kapısından atladıkları göz önüne alınarak uçağın tahliye kızaklarının hangi hallerde açılacağının sorularak, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1662 E. 2019/7226 K.
Ortak:pilot dava · taşıma sözleşmesi · terkin · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre uçağın hava korsanları tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıt yetmeyeceği söylenerek güvenli bir şekilde Antalya Hava Limanı'na indirildiği, inişten sonra pilotların kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçak içerisinde hava korsanları ile birlikte yolcuların ve kabin «görevlilerinin» kaldığı, olaya emniyet güçlerince müdahale edildiği, yerdeki müdahale sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacı ...'in de bu şekilde yaralandığı anlaşılmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, uçağı güvenli bir şekilde yere indirildiği, pilotların da korsanlar tekrar uçağı kaçırmasını engellemek amacıyla uçağı terk ettiği, olayın tamamen terör olayı olduğu, iniş, kalkış ya da uçuş sırasında herhangi bir sorun bulunmadığı, havaalanında emniyet güçleri tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı, acil çıkış kapısından atlayarak yaralanan yolcuların ise tamamen panik ve telaş ile kendi iradeleri ile atlayıp yaralandıkları, davalının herhangi bir «kusur» ya da sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, merkezi Türkiye’de bulunan davalı «taşıyıcının» KKTC vatandaşı olan davalıları Lefkoşe’den İstanbul’a ardında tekrar Lefkoşa’ya hava yolu ile taşımayı «taahhüt» ettiği, uçak Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçak indirildiği, pilotlar iniştin sonra kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım y …
Bu itibarla mahkemece, içerisinde «pilot» bilirkişisinin de bulunduğu hava taşıma konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile öncelikle pilotların olay nedeniyle uçağı «terk» edip, uçağın elektriklerini kesmelerinin mümkün olup olmadığı, pilotların uçağı terk etmesi mümkün ise uçağı ne şekilde bırakmaları gerektiği ve yolcuların uçağın arka kapısından atladıkları göz önüne alınarak uçağın tahliye kızaklarının hangi hallerde açılacağının sorularak, «denetime elverişli rapor» alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalı şirkete ait uçağın Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçağın indirildiği, pilotların inişten sonra kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kalması sebebiyle bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı terk etmelerinin mümkün olduğu, sorumlu kaptan pilotun TSHK'nın 100. maddesinin kendisine tanıdığı «yetki» uyarınca ikinci pilot ile birlikte uçağı terk etmelerinin, hava korsanları tarafından uçağın silah zoruyla başka bir yere sevkini engellemek amacına matuf olduğu, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında uçağın kaçırılması halinde pilotların uçağı terk ederken ne şekilde bırakmaları gerektiği yönünde bir düzenlenmenin bulunmadığı, pilotların uçağın hava korsanları tarafından kullanılmasını engellemek maksadı ile motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle TSHK'nın 104. maddesine aykırı hareket ettikleri, bu eylemleri nedeniyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
… sine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, «sözlü yargılama» hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6852 E. 2023/7746 K.
Ortak:pilot dava · taşıma sözleşmesi · terkin · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre uçağın hava korsanları tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıt yetmeyeceği söylenerek güvenli bir şekilde Antalya Hava Limanı'na indirildiği, inişten sonra pilotların kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçak içerisinde hava korsanları ile birlikte yolcuların ve kabin «görevlilerinin» kaldığı, olaya emniyet güçlerince müdahale edildiği, yerdeki müdahale sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacı ...'in de bu şekilde yaralandığı anlaşılmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, uçağı güvenli bir şekilde yere indirildiği, pilotların da korsanlar tekrar uçağı kaçırmasını engellemek amacıyla uçağı terk ettiği, olayın tamamen terör olayı olduğu, iniş, kalkış ya da uçuş sırasında herhangi bir sorun bulunmadığı, havaalanında emniyet güçleri tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı, acil çıkış kapısından atlayarak yaralanan yolcuların ise tamamen panik ve telaş ile kendi iradeleri ile atlayıp yaralandıkları, davalının herhangi bir «kusur» ya da sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, merkezi Türkiye’de bulunan davalı «taşıyıcının» KKTC vatandaşı olan davalıları Lefkoşe’den İstanbul’a ardında tekrar Lefkoşa’ya hava yolu ile taşımayı «taahhüt» ettiği, uçak Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçak indirildiği, pilotlar iniştin sonra kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım y …
Bu itibarla mahkemece, içerisinde «pilot» bilirkişisinin de bulunduğu hava taşıma konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile öncelikle pilotların olay nedeniyle uçağı «terk» edip, uçağın elektriklerini kesmelerinin mümkün olup olmadığı, pilotların uçağı terk etmesi mümkün ise uçağı ne şekilde bırakmaları gerektiği ve yolcuların uçağın arka kapısından atladıkları göz önüne alınarak uçağın tahliye kızaklarının hangi hallerde açılacağının sorularak, «denetime elverişli rapor» alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 05.04.2017 tarih, 2016/517 E. ve 2017/636 K. sayılı kararı ile ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı «terk» etmelerinin mümkün olduğu, pilotların motorların çalışmasını sağlayan sistemi devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı, davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, karar davacıla …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı «terk» etmelerinin mümkün olduğu, pilotların motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı, davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararı ile müvekkilleri lehine «müktesep hak» doğduğunu, alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, yeniden rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, pilotların uçağı yere indirdikten sonra kaçarak yolcuları kendi kaderine «terk» ettiğini, korku ve panik halinde açılan kapıdan atladıklarını, uçak personelinin yolcuların güvenliğini sağlama konusundaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalı «taşıyanın» yolculuk esnasında yolcuların güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · sözlü yargılama · tahkikat · müktesep hak · taşıyan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1662 E. ve 2019/7226 K. sayılı kararıyla, hükmün tefhim edildiği «son» celsede, davacılar vekili itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmasını istediği halde davacılar vekilinin talepleri hakkında bir karar verilmeksizin, «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden, «sözlü yargılamaya» geçildiği bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararı ile müvekkilleri lehine «müktesep hak» doğduğunu, alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, yeniden rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, pilotların uçağı yere indirdikten sonra kaçarak yolcuları kendi kaderine «terk» ettiğini, korku ve panik halinde açılan kapıdan atladıklarını, uçak personelinin yolcuların güvenliğini sağlama konusundaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalı «taşıyanın» yolculuk esnasında yolcuların güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı «taşıyanın sorumluluğu» hususundadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4871 E. , 2015/2613 K.
"İçtihat Metni"
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/11/2013 tarih ve 2012/9-2013/404 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/02/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 18.08.2007 tarihinde davalı şirkete ait uçakla Kıbrıs-İstanbul arasında yolculuk yaparken, uçağın iki hava korsanı tarafından kaçırıldığını, korsanların uçağı Antalya Hava Limanı'na indirdiklerini, inişten hemen sonra pilotların motoru durdurarak pilot kabini camlarını açarak yolculardan önce uçağı terk ettiklerini, yolcu kabininin uzun süre oksijensiz kalması ve aşırı sıcak nedeniyle yolcuların dehşet ve paniğe kapıldıklarını, bazı yolcuların acil çıkış kapılarını açmaları üzerine, aşağıya atlamak suretiyle canlarını kurtarmaya çalıştıklarını, tüm bunlar meydana gelirken uçuş ekibinin yolcuların güvenliğini almaya yönelik herhangi bir gayret göstermediklerini, uçağın arka kısmında oturan müvekkillerinden ..’in kurtulmak amacıyla arka kapıdan atlaması üzerine sol kalça kemiğinin kırıldığını, halen fizik tedavisinin sürmekte olduğunu, diğer müvekkili ...’in ise yaralanmamakla beraber olaydan psikolojik olarak etkilendiğini ileri sürerek ...
için 20.000,00 YTL maddi, 300.000,00 YTL manevi, ... için ise 65.000,00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, terör olayı nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacıların ağır kusurlu olduğunu, bir kısım yolcularla birlikte kendileri karar vererek arka kapıdan atladıklarını, oysaki teröristlerin yolcuları peyder pey bıraktığını, uçak kaçırma nedeniyle kimsenin zarar görmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre uçağın hava korsanları tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıt yetmeyeceği söylenerek güvenli bir şekilde Antalya Hava Limanı'na indirildiği, inişten sonra pilotların kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçak içerisinde hava korsanları ile birlikte yolcuların ve kabin görevlilerinin kaldığı, olaya emniyet güçlerince müdahale edildiği, yerdeki müdahale sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacı ...'in de bu şekilde yaralandığı anlaşılmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, uçağı güvenli bir şekilde yere indirildiği, pilotların da korsanlar tekrar uçağı kaçırmasını
engellemek amacıyla uçağı terk ettiği, olayın tamamen terör olayı olduğu, iniş, kalkış ya da uçuş sırasında herhangi bir sorun bulunmadığı, havaalanında emniyet güçleri tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı, acil çıkış kapısından atlayarak yaralanan yolcuların ise tamamen panik ve telaş ile kendi iradeleri ile atlayıp yaralandıkları, davalının herhangi bir kusur ya da sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu olayda, merkezi Türkiye’de bulunan davalı taşıyıcının KKTC vatandaşı olan davalıları Lefkoşe’den İstanbul’a ardında tekrar Lefkoşa’ya hava yolu ile taşımayı taahhüt ettiği, uçak Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçak indirildiği, pilotlar iniştin sonra kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kaldığı, bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
Taşıyıcı hem TTK hükümleri hemde Varşova Konvansiyonu kuralları uyarınca, yolcuları gidecekleri yere sağ ve sağlim olarak ulaştırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için taşıyıcının tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen tüm özeni göstererek uçağın uçuşa elverişliliğini sağlaması ve bunu devamlı kontrol altında tutması, ayrıca yolcuların uçuş sırasında herhangi bir zarara maruz kalmaması için gereken tüm güvenlik önlemlerini alması gerekir. Sağ ve sağlim götürme borcunun biniş ve iniş süreçleri de dahil olmak üzere yolcunun uçakta bulunduğu süre içinde mevcut bulunduğu kabul edilmektedir. Yolcunun hava limanındaki binadan uçağa binmek üzere ayrılması anında biniş süreci başlar;
taşıma sözleşmesinin tam ve gereği gibi ifa edildiğinin kabulüne elverişli bir şekilde, yolcunun tamamen kendi serbest iradesi ile hareket edebileceği bir noktaya ulaşması ile iniş işlemleri tamamlanır. Bu süre içinde taşıyıcı sorumluluk altında olduğu gibi yolcu da aynı süreçte taşıyıcının talimatlarına uymakla yükümlüdür. Taşıyıcı mücbir sebep olarak kabul edilen olaylar hariç olmak üzere her türlü olaydan ve zarardan sorumludur. Bu itibarla mahkemece, içerisinde pilot bilirkişisinin de bulunduğu hava taşıma konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile öncelikle pilotların olay nedeniyle uçağı terk edip, uçağın elektriklerini kesmelerinin mümkün olup olmadığı, pilotların uçağı terk etmesi mümkün ise uçağı ne şekilde bırakmaları gerektiği ve yolcuların uçağın arka kapısından atladıkları göz önüne alınarak uçağın tahliye kızaklarının hangi hallerde açılacağının sorularak, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167956800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz