Yargıtay 11. HD 2014/10914/2015/447
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10914 E. 2015/447 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/18106 E.,2014/4998 K. sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4040 E. 2012/4998 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaUyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup HMK’nun 74. maddesine uygun şekilde davacı vekillerinin «feragate» yetkili olduğu anlaşılmakla temyiz aşamasında sunulan «davadan feragat» dilekçesi HMK’nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu niteliktedir.
Bu nedenle, Yargıtay İBK’nun 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, «davadan feragate» ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece yukarda tarih ve numarası verilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiş olmakla dosya Dairemize gönderilmiş olup, dava dosyası içerisinde davacı vekilleri Av. ... ile Av. ......,’un taraflar arasında varılan bir sulhten bahisle davadan ve temyizden «feragat» ettiğini bildirmiş olduğu anlaşılmış olmakla, dosya re’sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4998 E. 2023/1078 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu
Benzer bu karardaUyuşmazlık, 6762 sayılı Kanun'un 338 inci ve 359 uncu maddeleri gereğince «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» istemine ilişkindir.
-
Adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam etmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7399 E. 2024/1310 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · genel kredi sözleşmesi · gayri nakdi kredi · teminat mektubu · terditli dava · hak düşürücü süre · adli yardım · genel işlem koşulları
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2017 tarih ve 2014/120 E., 2017/460 K. sayılı kararıyla; dava dilekçesinde «terditli» olarak talepte bulunulduğu, itirazın iptali olmadığı takdirde davanın «alacak davası» olarak yürütülmesinin talep edildiği, dava tarihi itibaiyle itirazın iptali davasında bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, davaya alacak davası olarak devam edildiği, 22.03.2012 tarihli sözleşmenin 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) döneminde, diğer sözleşmenin ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) döneminde imzalandığı, 06.07.2012 tarihli sözleşme bakımından gerçek kişi kefillerin eş «rızalarının» alındığı, gerçek kişi kefillerin 17.500.000,00 TL bedele «kefil» olarak imza attıkları, «kefalet» akdinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre uygun şekilde düzenlendiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kefalet limiti» bir an için gösterilmemiş olsa bile sözleşmenin ilk-baş tarafında birinci maddede kredi limitinin açık şekilde gösterilmiş olduğu, bu kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği, kefaletin geçerli olduğu, davacı tarafça borcun ödenmemesi üzerine «hesap kat» edilerek, nakdi kredinin tahsili «teminat» mektupları nedeniyle «gayri nakdi kredinin» ise kefillerden deposu istenilmiş ise de, sözleşmelerde kefiller yönünden «depo» talep edilebileceğine ilişkin hüküm olmadığı ancak teminat mektuplarının takip tarihi ile dava tarihi arasında nakde dönüştüğü, nakde dönüşen teminat mektupları yönünden davacının kefillerden de tahsil talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davacının davasının ... yönünden kabulü, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, dava tarihinden önce ödenen 21.536,00 TL yönünden davacının dava açmakta «hukuki yararı» kalmadığından bu kısma yönelik davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», dava tarihinden sonra ödenen 95.572,00 TL yönünden ise, dava konusuz kaldığından bu miktar yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının fazla talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; «adli yardım» talepli dilekçesinde; sözleşmelerde müvekkillerinin eş «rızalarının» alındığına dair hukuka uygun geçerli belgelerin bulunmadığını, eş rızasının içerir belgelerin hangi sözleşme ve ne miktar için verildiğinin açık ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde olması gerektiğini, «kefalet sözleşmelerinin» «geçersiz» olduğunu, «genel kredi sözleşmesinin» «genel işlem koşulları» içerdiğini, mahkemece beyanlarımız soyut nitelikte görüldü ise bu hususun açıklığa kavuşturularak yargılamaya devam olunması gerektiğini, «itirazın iptali davası» ile alacak davasının «terditli» olarak ikame edilemeyeceğini belirterek adli yardım taleplerinin kabulü ile kararın bozulmasını istemiştir.
… yularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu 06.07.2012 tarihinde imzalanan «genel kredi sözleşmesini» «kefil» olarak imzalayan davalılarca verilen «kefaletler» bakımından eş «rızası» alındığına ilişkin «muvafakat» belgelerinin ayrı ayrı sunulduğu, her iki sözleşme yönünden de kefaletlerin geçerli olduğu, itirazın iptali davasının «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı, davaya «alacak davası» olarak devam edildiği, kredi hesabının katı ile banka alacağının «muaccel» olduğu, «teminat mektubu» bakımından «depo» talebiyle başlatılan icra takibine karşı yasal sürede «itirazın iptali davası» açılmadığı, eldeki davanın alacak davası olarak görüldüğü dikkate alınarak, dava tarihinden evvel de «teminat mektubunun tazmini» gerçekleştiğinden icra takip tarihinde tazminin gerçekleşmemesinin sonuca etkisi olmadığı, gayri nakit alacağın nakde dönüştüğü gerekçesiyle itirazın iptali davasının hak düşürücü süre nedeni ile reddine, davacının alacak davasının ... yönünden kabulü, diğer davalılar yönünden kısmen kabulü ile «tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile 17.435.219,94 TL'nin ...'dan, diğer davalılar açısından ise 17.412.505,89 TL'lik limitle sorumlu olmak üzere (... 'dan 04.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek %15 temerüt faizi, diğer davalılardan ise 912.505,89 TL sine 11.02.2013 kalan 16.500.000 TL sine ise dava tarihi olan 11.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %40 «temerrüt faizi» ile birlikte) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, dava tarihinden önce ödenen 21.536,00 TL yönünden davacının dava açmakta «hukuki yararı» kalmadığından bu kısma yönelik davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», dava tarihinden sonra ödenen 95.572,00 TL yönünden ise dava konusuz kaldığından bu miktar yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının fazla talebinin reddine karar verilmiştir.
… üvekkili banka ile Asya Akaryakıt Tic ve San A.Ş. arasında imzalanan 22.03.2012 tarihli 17.500.000,00 TL bedelli, 06.07.2012 tarihli 17.500.000,00 TL bedelli 2 adet «genel kredi sözleşmesini» davalıların «müteselsil kefil» olarak imzaladıklarını, bu sözleşmelere istinaden adı geçen şirkete nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığını, «gayri nakdi kredi» kapsamında asıl borçlu şirket lehine muhtelif tarihlerde 7 adet olmak üzere toplam 16.500.000,00 TL tutarında meri ve «kesin» «teminat mektubu» verildiğini, borcun ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından 04.02.2013 tarihli «kat ihtarnamesi» ile hesabın kat edildiğini, davalıların borçlarını ödemeyerek «temerrüte» düştüğünü, borçlular hakkında icra takibi başlattıklarını, borçluların «icra takibine itiraz» ettiğini ileri sürerek, borçluların icra takibine yapmış oldukları itirazın iptaline ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde 17.530.791,94 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10914 E. , 2015/447 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 gün ve 2011/503-2011/726 sayılı kararı bozan Daire’nin 14/03/2014 gün ve 2012/18106-2014/4998 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin istediği an geri alabileceği ve yüksek kâr verileceği vaadi ile davalılara 40.000 DM yatırdığını, davalıların binlerce kişiden bu şekilde para topladıklarını, müvekkilinin talebine rağmen parasının iade edilmediğini, davalıların, halka arz yönünde izinleri olmadığı halde faaliyetlerini... ve... hükümlerine aykırı olarak hisse senedi satışı gibi gösterdiklerini, gerçekte bu paranın ortak yapma amacıyla toplanmadığını, Türkiye'ye aktarılarak..... yararına kullanıldığını, müvekkilinin dolandırılmış olduğunu, söz konusu paranın iadesinin gerektiğini, yönetim kurulu başkanı olana davalı ...'ün 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca ayrıca zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili ile davalılar arasında mevzuata aykırı şekilde kurulan ilişkinin hükümsüzlüğünü, 40.000 DM (20.451,67 EURO) karşılığı 40.398,18 TL'nin tahsil tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/18106 E.,2014/4998 K. sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 16/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167531200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz