Haksız eylem
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4305 E. 2015/2874 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız eylem↗ kısıtlılık↗ cezai şart↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ geçersizlik↗ fatura↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile iltibasa neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davacının cezai şarta yönelik maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, bunlara örnek olarak mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü hususları belirtilmiştir. Somut olayda ise, ortakları kardeş olan firmalar arasında 21.07.2003 tarihli sözleşme imzalanarak, davacı şirketin polistiren köpük ürünleri, davalı .... firmasının ise polietilen film ve polistiren rijit kap üretimini yapacağı, tarafların 5 yıl boyunca birbirlerin ürünlerini üretmeyecekleri, aksi halde cezai şart bedeli ödeyecekleri düzenlenmiş olup, bu sözleşmenin amacının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yasaklandığı şekilde piyasada tekelleşmeyi sağlamak için yapılmadığı, ortakları kardeş olan firmaların ayrılarak, her birinin belli bir alanda üretim yapmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu olayda 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı nazara alınarak, 818 sayılı BK'nın 96/2, 6762 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşme hükümleri tartışılıp davalıların üretime yönelik faaliyetlerinin haksız eylem niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Davalıların temyiz istemine gelince, mahkemece marka hakkına tecavüz eylemine dayanak yapılan faturalarda, davalı .... firmasının kullanımı taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen polistiren köpük ürünlerine ilişkin olmayıp, davacıya ait 1999/211299 sayılı ... ibareli markasının kapsadığı "meyva ve yumurta viyolleri" emtiasına ilişkindir. Bu bakımdan, davalı firmanın faturalardaki ticaret unvanı kullanımının tescilden farklı olması ve ... ibaresini baskın unsur olarak kullanması nedeniyle eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğuna yönelik mahkeme görüşü isabetli ise de, davalı tarafça söz konusu ibarenin markaya konu emtialar üzerinde 1996 yılından beri kullanılmak suretiyle fatura düzenlendiği savunulmuştur. Bu durumda, davalının anılan savunması üzerinde durularak davacı markasının bahsi geçen ürünler bakımından yukarıda yazılı olduğu şekilde kullanıldığının belirlenmesi halinde, aradan geçen uzunca süre boyunca sessiz kalındıktan sonra işbu davanın açılmasının TMK'nın 2. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece resen dikkate alınması gereken bu husus tartışılmaksızın marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1002 E. 2010/11999 K.
Ortak:kısıtlılık · cezai şart · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile «iltibasa» neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, «cezai şart» talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, davacının «cezai şarta» yönelik «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
… 4 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka …
Benzer bu kararda… özleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel «muafiyet» kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini «kısıtlama») şeklindeki «taahhütlerin» ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56. maddesine göre de, bu sözleşmenin «geçersizliği» nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde dava …
… in marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir «kısıtlama» yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen «icazet» anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının «hakkın kötüye kullanımını» oluşturduğu, davalı ...
… ürünü üretip üretmeyeceklerini düzenleyen 21.07.2003 günlü sözleşmeye davalıların aykırı davranması nedenine dayalı davalıların TTK 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak «kaydı» ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı çevresi · icazet · muafiyet · ihtisas mahkemesi · muvazaa · hakkın kötüye kullanılması · taahhütname · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… özleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel «muafiyet» kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini «kısıtlama») şeklindeki «taahhütlerin» ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56. maddesine göre de, bu sözleşmenin «geçersizliği» nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde dava …
… in marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir «kısıtlama» yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen «icazet» anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının «hakkın kötüye kullanımını» oluşturduğu, davalı ...
Şti.’nin üretmeme «taahhüdüne» bağlı olduğu, sözleşmede ürünleri başka yerden satın alma hususunun yasaklanmaması nedeni ile bu yönünden de davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığı, diğer davalı ... şirketinin «muvazaalı» olarak kurulduğundan asıl sahibinin şirketin sicilde belirtilen ortaklarının değil de davalı ...
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin «yargı çevresi», Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7687 E. 2014/13657 K.
Ortak:haksız eylem · kısıtlılık · taşıyan · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… 4 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka …
1-Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, davacının «cezai şarta» yönelik «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu olayda 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı nazara alınarak, 818 sayılı BK'nın 96/2, 6762 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşme hükümleri tartışılıp davalıların üretime yönelik faaliyetlerinin «haksız eylem» niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda4054 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasında; “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin huku …
… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip, «iskonto» uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan raporlar arasındaki çelişkileri giderecek gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak, davacının zararının 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58. maddeleri çerçevesinde somut olayın tüm koşulları da incelenerek tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi, davacının zararının miktarının tam olarak hesaplanmasının mümkün olmaması halinde de gerektiğinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu uygun bir «maddi tazminatın» takdir edilerek hüküm altına alınması gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan ve davacının «son» bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde “davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın reddine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iskonto · denetime elverişli rapor · illiyet bağı · depo kararı · şikayet · denetime elverişlilik · kusur · teminat
Benzer bu kararda… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip, «iskonto» uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan raporlar arasındaki çelişkileri giderecek gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak, davacının zararının 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58. maddeleri çerçevesinde somut olayın tüm koşulları da incelenerek tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi, davacının zararının miktarının tam olarak hesaplanmasının mümkün olmaması halinde de gerektiğinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu uygun bir «maddi tazminatın» takdir edilerek hüküm altına alınması gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan ve davacının «son» bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde “davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın reddine k …
Davacının 4054 sayılı Yasa uyarınca Rekabet Kurumu’na yaptığı «şikayet» üzerine davalı şirketlerin 4054 Sayılı Kanun’un 4 maddesini ihlal ettikleri kabul edilmiş, bu kararın davalı şirketlerce temyizi üzerine Danıştay 13.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/119 E. 2018/7808 K.
Ortak:cezai şart · ticaret unvanı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile «iltibasa» neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, «cezai şart» talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, davacının «cezai şarta» yönelik «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
… , davalı .... firmasının ise polietilen film ve polistiren rijit kap üretimini yapacağı, tarafların 5 yıl boyunca birbirlerin ürünlerini üretmeyecekleri, aksi halde «cezai şart» bedeli ödeyecekleri düzenlenmiş olup, bu sözleşmenin amacının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yasaklandığı şekilde piyasada tekelleşmeyi sağlamak için yapılmadı …
Benzer bu kararda… u ve tüm dosya kapsamıa göre, davalı Erze Plastik firması ile davacı arasında .../07/2003 tarihli sözleşme imzalamak suretiyle, polistiren köpük ürünleri üretmemeyi «taahhüt» ettiği, bu alan o zamana kadar ortaklık yapıları eş olan şirketlerin anlaşmaları ile davacıya bırakılmış olup, her iki şirketin «ticaret unvan» kılavuz sözcükleri olan marka bakımından da sonuç doğurucu olduğu, sözleşmede davalı Erze'nin üstlendiği «cezai şart» sorumluluğunun 1.000.000 USD olup, bu miktarın sözleşmede taraf olmayan, ancak «sözleşmeye aykırılığı», sözleşmenin diğer tarafı Erze Plastik AŞ'nin talimatlarını yerine getirmesi nedeniyle ortaya çıkan Aypak şirketinin de hukuki durumunu etkilediği, bu şirket sayesinde davalı Erze Plastik'in bizzat üretmediği ve şeklen sözleşmeye uymak suretiyle davalı Aypak'a ürettirdiği ürünlerin ticaretini yapabildiği, diğer bir deyimle sözleşmeyi «dolandığı», Aypak'ın polistiren ürettiği ve Erze Plastik'e sattığının tespit edildiği, bu bakımdan sözleşmenin tarafı olmayan sonradan 01/09/2005 de kurulan Aypak şirketinin de davalı Erze Plastik'in organı gibi davrandığı, ancak taraflar arasındaki 2003 tarihli sözleşmeyi bilerek bu eylemleri işlediği, böylece davalıların sözleşmenin tarafı olarak ve diğer davalı şirketin de bir organ gibi davranması ve birlikte hareket etmesi nedeniyle cezai şarttan sorumlu oldukları, davalı şirketin ekonomik büyüklüğü itibariyle cezai şartta «tenkisin» gerekmediği, öte yandan, davalıların sözleşmeye aykırı üretim nedeniyle markayı da ihlal ettikleri, bu konudaki kabul bakımından temyiz istemlerinin reddedildiği ancak tecavüz oluşturan bu kullanımın Erze Plastik AŞ'nin "Erze" markasını öteden beri kullana gelmiş olması nedeniyle sessiz kalma savunmasının değerlendirilmesi bakımından bozulduğu, söz konusu iradi ve zımni iznin 2003'den sonra imzalan sözleşmeden sonra geçerliliği söz konusu olmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» savunmasının yerinde olmadığı, davalı Erze'nin ve ona bağlı organı olarak çalışan davalı Aypak'ın markasal kullanımları birlikte markaya tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların "ERZE" ibaresi/ markası altında polistren kap meyve, yumurta viyolleri üretme ve satma eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan üretime ve satışa ilişkin eylemlerin ve ürünlerin kaldırılmasına, tecavüzlü ürünlerin ve üretmeye yönelik kalıpların toplanarak davacıya «yediemin» olarak «teslimine», makinelerin sökülmesine ilişkin istemin ise aynı makinelerle başka üretim yapılabileceğinden yer olmadığına, ....000 TL manevi tazminatın 22/.../2005'den işleyen …
Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, ceza-i şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · para borcu · tenkis · yediemin · sözleşmeye aykırılık · dolandırıcılık · kâr kaybı · taahhütname
Benzer bu kararda… u ve tüm dosya kapsamıa göre, davalı Erze Plastik firması ile davacı arasında .../07/2003 tarihli sözleşme imzalamak suretiyle, polistiren köpük ürünleri üretmemeyi «taahhüt» ettiği, bu alan o zamana kadar ortaklık yapıları eş olan şirketlerin anlaşmaları ile davacıya bırakılmış olup, her iki şirketin «ticaret unvan» kılavuz sözcükleri olan marka bakımından da sonuç doğurucu olduğu, sözleşmede davalı Erze'nin üstlendiği «cezai şart» sorumluluğunun 1.000.000 USD olup, bu miktarın sözleşmede taraf olmayan, ancak «sözleşmeye aykırılığı», sözleşmenin diğer tarafı Erze Plastik AŞ'nin talimatlarını yerine getirmesi nedeniyle ortaya çıkan Aypak şirketinin de hukuki durumunu etkilediği, bu şirket sayesinde davalı Erze Plastik'in bizzat üretmediği ve şeklen sözleşmeye uymak suretiyle davalı Aypak'a ürettirdiği ürünlerin ticaretini yapabildiği, diğer bir deyimle sözleşmeyi «dolandığı», Aypak'ın polistiren ürettiği ve Erze Plastik'e sattığının tespit edildiği, bu bakımdan sözleşmenin tarafı olmayan sonradan 01/09/2005 de kurulan Aypak şirketinin de davalı Erze Plastik'in organı gibi davrandığı, ancak taraflar arasındaki 2003 tarihli sözleşmeyi bilerek bu eylemleri işlediği, böylece davalıların sözleşmenin tarafı olarak ve diğer davalı şirketin de bir organ gibi davranması ve birlikte hareket etmesi nedeniyle cezai şarttan sorumlu oldukları, davalı şirketin ekonomik büyüklüğü itibariyle cezai şartta «tenkisin» gerekmediği, öte yandan, davalıların sözleşmeye aykırı üretim nedeniyle markayı da ihlal ettikleri, bu konudaki kabul bakımından temyiz istemlerinin reddedildiği ancak tecavüz oluşturan bu kullanımın Erze Plastik AŞ'nin "Erze" markasını öteden beri kullana gelmiş olması nedeniyle sessiz kalma savunmasının değerlendirilmesi bakımından bozulduğu, söz konusu iradi ve zımni iznin 2003'den sonra imzalan sözleşmeden sonra geçerliliği söz konusu olmadığından sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» savunmasının yerinde olmadığı, davalı Erze'nin ve ona bağlı organı olarak çalışan davalı Aypak'ın markasal kullanımları birlikte markaya tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların "ERZE" ibaresi/ markası altında polistren kap meyve, yumurta viyolleri üretme ve satma eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan üretime ve satışa ilişkin eylemlerin ve ürünlerin kaldırılmasına, tecavüzlü ürünlerin ve üretmeye yönelik kalıpların toplanarak davacıya «yediemin» olarak «teslimine», makinelerin sökülmesine ilişkin istemin ise aynı makinelerle başka üretim yapılabileceğinden yer olmadığına, ....000 TL manevi tazminatın 22/.../2005'den işleyen …
… rektirmiştir. ...- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1993/...-41 Esas 1993/145 karar sayılı 07.04.1993 tarihli kararı ile Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre «yabancı para borcu» ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz satış kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi …
Mahkemece yukarıda da özetlendiği şekilde, .../07/2003 tarihli sözleşmede davalı Erze Plastik A.Ş. 'nin ceza-i şart sorumluluğunu üstlendiği, sözleşmede taraf olmayan ancak «sözleşmeye aykırılığı», sözleşmenin diğer tarafı Erze Plastik A.Ş.'nin talimatlarını yerine getirmesi nedeniyle ortaya çıkan Ay-Pak Ltd.
Şti.'ne ürettirdiği ürünlerin ticaretini yapabildiği yani, sözleşmeyi «dolandığı», bu eylemin daha önce davacı Erze Plastik A.Ş.'de çalışanın varlığı, şirketin konuşlandığı yer, kullandığı makinelerin aidiyeti ve ortaklık yapısının mahiyetinden anlaşıldığı, nitekim Ay-Pak Ltd.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/842 E. 2015/6338 K.
Ortak:haksız eylem
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davaya konu olayda 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı nazara alınarak, 818 sayılı BK'nın 96/2, 6762 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşme hükümleri tartışılıp davalıların üretime yönelik faaliyetlerinin «haksız eylem» niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip ıskonto uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · depo kararı · kusur · teminat · e-defter
Benzer bu kararda… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip ıskonto uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4305 E. , 2015/2874 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2013/64-2013/145 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/02/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan .... vekili Av. ... ile diğer davalı .... vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...'nin hakim ortaklarının kardeş oldukları ve uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra 2003 yılında ürettikleri ürünlere göre fabrikaları ve işletmelerini ayırarak aralarında şirketlerin iştigal konularını belirleyerek hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini 21.07.2003 günlü sözleşme ile kararlaştırdıklarını, buna göre müvekkilinin polistiren köpük ürünleri, davalı ...'nin polietilen film ve polistiren rijit kap üreteceğini, sözleşmeye göre taraflar hiçbir şekilde sözleşme süresi içinde diğerinin ürün üretim konusuna el atamayacağını, o ürünlerden üretemeyeceğini kabul edip sözleşmeye aykırı davranan karşı şirkete 1.000.000 USD ceza-i şart ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye uyduğunu ancak davalı ...'nin uymadığını, kanuna karşı hile yolunu seçip hakim ortak ...'in uzun yıllar yanında çalışan işçisi durumundaki ...
ve ... isimli kişilere ...'nin 2005 yılı Ağustos ayında kurdurup fabrikasının içinde bir alanı ve makineleri gülünç denecek bir rakam karşılığı kiralamış göstererek polistiren köpük üretmeye başladığını, bu eylemlerinin .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/43 D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, ayrıca, davalı ...'nin diğer davalının ürettiği bu ürünleri satın almış gibi gösterip müvekkilinin müşterileri ile temasa geçerek satış yaptığını, bu olaylar nedeni ile davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu, davacının şirketleri ayırırken şirketler arasında rekabetten kaçınma sözleşmesi imzalandığı için davalı ...'nin ... unvanını kullanmasında bir sakınca görmediğini, ancak davalıların bu eylemleri nedeni ile marka hakkına da tecavüz edildiğini ileri sürerek davalıların TTK'nın 56-57 ve 58.
maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000 USD ceza-i şart , 10.000 YTL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalı ...'nin ... unvanını kullanmasından men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili, taraflar arasında imzalanan 21.07.2003 günlü sözleşmenin şirketlerce kendi tüzel kişiliklerini koruyarak bir amacın gerçekleştirilmesi için yapıldığını, bu eylemin Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinde yer alan teşebbüs birliğine vücut verdiğini, çünkü sözleşmeye imza atan şirketlerin sahiplerinin kardeş olduklarını, hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini tespit ve taahhüt ettiklerini, bu anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma olduğunu, Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 4. maddesine açıkça aykırı olduğunu, çünkü belli mal ve hizmetlerin değişik firmalarca üretilmesini engeller nitelikte olduğu için tüketicinin tamamen aleyhine ve zararına bulunduğunu ve aynı yasanın 56.
maddesine göre geçersiz olduğunu, kaldı ki davacının talepleri açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, zira davalı şirketin 27.12.1995 tarihinde kurulduğunu, kurucuları arasında davacı şirketin ortaklarının da bulunduğunu, 12 yıldır ... unvanı ile faaliyet gösterdiğini, sözleşmede diğer davalıdan ürün satın almalarının yasaklanmadığını, bu eylemin ticari hayatın içinde olan olağan bir ilişki olduğunu, makinelerin ellerinde sözleşme imzalandıktan sonra atıl olarak kaldığını, doğal olarak yapamayacağı üretime ilişkin makinelerin ve yerin bu şekilde bekletilmesi nedeni ile daha fazla zarara uğratmaması için diğer davalı şirket ile kira sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı şirketin kurucusu ve ortaklarının ayrı kişiler olduğunu, davacı şirketin egemen ortakları ile müvekkili şirketin ortağı ...'in anne bir baba ayrı kardeş olduklarını ve uzun yıllar ...
şirketleri adı ile grup şirketler olarak faaliyette bulunduklarını, ayrılmış oldukları 2003 yılına kadar gerek davacı gerekse müvekkili davalı gerekse de dava dışı ...'nin bir bütün olarak ve aynı ortaklarla çalıştıklarını, tescilli tescilsiz her türlü fikri, sınai, ticari hak ve kazanımların kül olarak sahibi olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı .... vekili, diğer davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmenin tarafı olmadıklarını ve diğer şirketler ile hiçbir bağlantılarının olmadığını, makineleri ve fabrika binasının bir bölümünü diğer davalıdan kiraladıklarını ve bu alanda polistiren köpük ürünlerini ürettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile iltibasa neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davacının cezai şarta yönelik maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, bunlara örnek olarak mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü hususları belirtilmiştir.
Somut olayda ise, ortakları kardeş olan firmalar arasında 21.07.2003 tarihli sözleşme imzalanarak, davacı şirketin polistiren köpük ürünleri, davalı .... firmasının ise polietilen film ve polistiren rijit kap üretimini yapacağı, tarafların 5 yıl boyunca birbirlerin ürünlerini üretmeyecekleri, aksi halde cezai şart bedeli ödeyecekleri düzenlenmiş olup, bu sözleşmenin amacının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yasaklandığı şekilde piyasada tekelleşmeyi sağlamak için yapılmadığı, ortakları kardeş olan firmaların ayrılarak, her birinin belli bir alanda üretim yapmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu olayda 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı nazara alınarak, 818 sayılı BK'nın 96/2, 6762 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşme hükümleri tartışılıp davalıların üretime yönelik faaliyetlerinin haksız eylem niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Davalıların temyiz istemine gelince, mahkemece marka hakkına tecavüz eylemine dayanak yapılan faturalarda, davalı .... firmasının kullanımı taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen polistiren köpük ürünlerine ilişkin olmayıp, davacıya ait 1999/211299 sayılı ... ibareli markasının kapsadığı "meyva ve yumurta viyolleri" emtiasına ilişkindir. Bu bakımdan, davalı firmanın faturalardaki ticaret unvanı kullanımının tescilden farklı olması ve ... ibaresini baskın unsur olarak kullanması nedeniyle eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğuna yönelik mahkeme görüşü isabetli ise de, davalı tarafça söz konusu ibarenin markaya konu emtialar üzerinde 1996 yılından beri kullanılmak suretiyle fatura düzenlendiği savunulmuştur.
Bu durumda, davalının anılan savunması üzerinde durularak davacı markasının bahsi geçen ürünler bakımından yukarıda yazılı olduğu şekilde kullanıldığının belirlenmesi halinde, aradan geçen uzunca süre boyunca sessiz kalındıktan sonra işbu davanın açılmasının TMK'nın 2. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece resen dikkate alınması gereken bu husus tartışılmaksızın marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166977700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz