Yargı çevresi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1002 E. 2010/11999 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı çevresi↗ icazet↗ muafiyet↗ ihtisas mahkemesi↗ muvazaa↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kısıtlılık↗ cezai şart↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 21.07.2003 günlü sözleşmede daha önce bir bütün olan ve ... unvanı altında faaliyette bulunan üç şirketin üretim alanlarını ve çeşitlerini belirleyerek birbirlerinin ürettikleri ürünlerden üretim yapmamayı kabul ettikleri, bu sözleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel muafiyet kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini kısıtlama) şeklindeki taahhütlerin ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56. maddesine göre de, bu sözleşmenin geçersizliği nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde davacı şirket adına tescil edildiği, davalı ... Plastik Kap A.Ş.'nin ... VE ...KAPRON ibarelerine ilişkin marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir kısıtlama yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen icazet anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının hakkın kötüye kullanımını oluşturduğu, davalı ... A.Ş.'nin mülkiyetinde bulunan fabrikada diğer davalının kiracı olarak üretim faaliyetinde bulunduğunu, polistiren köpük ürünlerinin davalı ... A.Ş. tarafından değil kiracı olan diğer davalı ... tarafından üretildiğini, ancak davalı ... 'nin diğer davalının ürettiği bu ürünleri ondan satın alıp pazarladığı, bir an için 21.07.2003 günlü sözleşmenin geçerliliği kabul edilse bile davalı ... Şti.’nin üretmeme taahhüdüne bağlı olduğu, sözleşmede ürünleri başka yerden satın alma hususunun yasaklanmaması nedeni ile bu yönünden de davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığı, diğer davalı ... şirketinin muvazaalı olarak kurulduğundan asıl sahibinin şirketin sicilde belirtilen ortaklarının değil de davalı ... A.Ş.' nin sahibi olan ...'in olduğuna ilişkin iddiaların yeterli, inandırıcı, objektif kanıtlarla kanıtlanamadığı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tarafların uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra ürettikleri ürünlere göre fabrikaları ve işletmeleri ayırarak, aralarında şirketlerin iştigal konularını belirleyerek hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini düzenleyen 21.07.2003 günlü sözleşmeye davalıların aykırı davranması nedenine dayalı davalıların TTK 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı işbu davaya ait dava dilekçesinde davalının eyleminin aynı zamanda davadan önce adına tescilli ... markasına tecavüz teşkil ettiğini de iddia etmiştir. Bu durumda uyuşmazlığa uygulanacak olan 556 Sayılı KHK.’nin 71. maddesi uyarınca, bu KHK.’de öngörülen davalarda görevli mahkeme, ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yapar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresi, Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenir. 16.7.2007 tarihi itibarıyla İzmir’de Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulup, faaliyete geçmiş olmakla, mahkemece davaya bakma görevinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu düşünülmeksizin yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4305 E. 2015/2874 K.
Ortak:kısıtlılık · cezai şart · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… özleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel «muafiyet» kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini «kısıtlama») şeklindeki «taahhütlerin» ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56. maddesine göre de, bu sözleşmenin «geçersizliği» nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde dava …
… in marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir «kısıtlama» yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen «icazet» anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının «hakkın kötüye kullanımını» oluşturduğu, davalı ...
… ürünü üretip üretmeyeceklerini düzenleyen 21.07.2003 günlü sözleşmeye davalıların aykırı davranması nedenine dayalı davalıların TTK 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak «kaydı» ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile «iltibasa» neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, «cezai şart» talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, davacının «cezai şarta» yönelik «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
… 4 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · fatura · taşıyan · maddi tazminat · iltibas
Benzer bu karardaBu bakımdan, davalı firmanın faturalardaki «ticaret unvanı» kullanımının tescilden farklı olması ve ... ibaresini baskın unsur olarak kullanması nedeniyle eyleminin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğuna yönelik mahkeme görüşü isabetli ise de, davalı tarafça söz konusu ibarenin markaya konu emtialar üzerinde 1996 yılından beri kullanılmak suretiyle «fatura» düzenlendiği savunulmuştur.
… dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı .... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile «iltibasa» neden olacağı, davalı .... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ...'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, «cezai şart» talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, davacının «cezai şarta» yönelik «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
… 4 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5134 E. 2016/2543 K.
Ortak:kısıtlılık
İncelediğiniz kararda… özleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel «muafiyet» kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini «kısıtlama») şeklindeki «taahhütlerin» ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56. maddesine göre de, bu sözleşmenin «geçersizliği» nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde dava …
… in marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir «kısıtlama» yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen «icazet» anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının «hakkın kötüye kullanımını» oluşturduğu, davalı ...
Benzer bu karardaDavacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde hakim durumun kötüye kullanılması yasaklanmış, 58. maddede ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya «kısıtlanması» sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · bekletici mesele · zamanaşımı defi · şikayet · dava şartı yokluğu · derdestlik · zamanaşımı
Benzer bu karardaDava konusu eylem nedeniyle, davacı tarafın «şikayeti» üzerine, Rekabet Kurulu tarafından 01.10.2012 tarihli kararla 841.199 TL «idari para cezası» uygulandığı, yapılan itiraz sonrası yargılamanın «derdest» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «zamanaşımı definin» mahkemece işin esasına yönelik yapılacak incelemede değerlendirilecek olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için yasanın 4,6,7. maddelerinin ihlal edildiğinin tespit edilmesinin gerektiği, karar tarihi itibariyle Rekabet Kurulu kararının kesinleşmediği, davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın Rekabet Kurulu Kararı kesinleşmeden, zamansız açıldığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10721 E. 2010/1762 K.
Ortak:yargı çevresi · ihtisas mahkemesi · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAsliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin «yargı çevresi», Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenir.
Bu durumda uyuşmazlığa uygulanacak olan 556 Sayılı KHK.’nin 71. maddesi uyarınca, bu KHK.’de öngörülen davalarda «görevli» mahkeme, «ihtisas» mahkemeleridir.
… ürünü üretip üretmeyeceklerini düzenleyen 21.07.2003 günlü sözleşmeye davalıların aykırı davranması nedenine dayalı davalıların TTK 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak «kaydı» ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAsliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin «yargı çevresi», Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenir.
Uyuşmazlığa uygulanacak olan 556 Sayılı KHK’nin 71. maddesi uyarınca, bu KHK’de öngörülen davalarda «görevli» mahkeme, «ihtisas» mahkemeleridir.
1-Dava, 556 sayılı KHK’den kaynaklanan «marka hakkına tecavüz» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz
Benzer bu kararda1-Dava, 556 sayılı KHK’den kaynaklanan «marka hakkına tecavüz» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/1002 E. , 2010/11999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI 2006/67 - 2008/641
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.10.2008 tarih ve 2006/67 - 2008/641 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı ... Ambalaj ve Plastik Tic.Ltd.Şti. avukatı ... ile diğer davalı ... Plastik Kap.San.Tic.A.Ş. avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... Plastik A.Ş.'nin hakim ortaklarının kardeş oldukları ve uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra 2003 yılında ürettikleri ürünlere göre fabrikaları ve işletmelerini ayırarak aralarında şirketlerin iştigal konularını belirleyerek hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini 21.07.2003 günlü sözleşme ile kararlaştırdıklarını, buna göre müvekkilinin Polistiren Köpük Ürünleri, davalı ... A.Ş.'nin polietilen film ve polistiren Rijit kap üreteceğini, sözleşmeye göre taraflar hiçbir şekilde sözleşme süresi içinde diğerinin ürün üretim konusuna el atamayacağını, o ürünlerden üretemeyeceğini kabul edip sözleşmeye aykırı davranan karşı şirkete 1.000.000 USD ceza-i şart ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye uyduğunu ancak davalı ...
Plastik Kap A.Ş.'nin uymadığını, kanuna karşı hile yolunu seçip hakim ortak ...'in uzun yıllar yanında çalışan işçisi durumundaki A.Aytuğ Çelikoğlu ve Ömer Kahraman isimli kişilere ... Ambalaj Plastik Ltd.Şti. 'nin 2005 yılı Ağustos ayında kurdurup fabrikasının içinde bir alanı ve makineleri gülünç denecek bir rakam karşılığı kiralamış göstererek polistiren köpük üretmeye başladığını, bu eylemlerinin İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/43 D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, ayrıca, davalı ... A.Ş.'nin diğer davalının ürettiği bu ürünleri satın almış gibi gösterip müvekkilinin müşterileri ile temasa geçerek satış yaptığını, bu olaylar nedeni ile davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu, davacının şirketleri ayırırken şirketler arasında rekabetten kaçınma sözleşmesi imzalandığı için davalı ...
Plastik Kap A.Ş.'nin ... ünvanını kullanmasında bir sakınca görmediğini, ancak davalıların bu eylemleri nedeni ile marka hakkına da tecavüz edildiğini ileri sürerek davalıların TTK'nun 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalı ... Plastik Kap.San. A.Ş.'nin ... unvanını kullanmasından men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Plastik Kap.San.Tic. A.Ş. vekili, taraflar arasında imzalanan 21.07.2003 günlü sözleşmenin şirketlerce kendi tüzel kişiliklerini koruyarak bir amacın gerçekleştiril- mesi için yapıldığını, bu eylemin rekabetin korunması hakkındaki kanunun 3. maddesinde yer alan teşebbüs birliğine vücut verdiğini, çünkü sözleşmeye imza atan şirketlerin sahiplerinin kardeş olduklarını, hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini tespit ve taahhüt ettiklerini, bu anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma olduğunu, Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 4. maddesine açıkça aykırı olduğunu, çünkü belli mal ve hizmetlerin değişik firmalarca üretilmesini engeller nitelikte olduğu için tüketicinin tamamen aleyhine ve zararına bulunduğunu ve aynı yasanın 56.
maddesine göre geçersiz olduğunu, kaldı ki davacının talepleri açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, zira davalı şirketin 27.12.1995 tarihinde kurulduğunu, kurucuları arasında davacı şirketin ortaklarının da bulunduğunu, 12 yıldır ... unvanı ile faaliyet gösterdiğini, sözleşmede diğer davalıdan ürün satın almalarının yasaklanmadığını, bu eylemin ticari hayatın içinde olan olağan bir ilişki olduğunu, makinelerin ellerinde sözleşme imzalandıktan sonra atıl olarak kaldığını, doğal olarak yapamayacağı üretime ilişkin makinelerin ve yerin bu şekilde bekletilmesi nedeni ile daha fazla zarara uğratmaması için diğer davalı şirket ile kira sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı şirketin kurucusu ve ortaklarının ayrı kişiler olduğunu, davacı şirketin egemen ortakları ile müvekkili şirketin ortağı ...
'in anne bir baba ayrı kardeş olduklarını ve uzun yıllar ... şirketleri adı ile grup şirketler olarak faaliyette bulunduklarını, ayrılmış oldukları 2003 yılına kadar gerek davacı gerekse müvekkili davalı gerekse de dava dışı ... Plastik Çember San.A.Ş.'nin bir bütün olarak ve aynı ortaklarla çalıştıklarını, tescilli tescilsiz her türlü fikri, sınai, ticari hak ve kazanımların kül olarak sahibi olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Ambalaj ve Plastik San.Tic. Ltd.Şti. vekili, diğer davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmenin tarafı olmadıklarını ve diğer şirketler ile hiçbir bağlantılarının olmadığını, makineleri ve fabrika binasının bir bölümünü diğer davalıdan kiraladıklarını ve bu alanda polistiren köpük ürünlerini ürettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 21.07.2003 günlü sözleşmede daha önce bir bütün olan ve ... unvanı altında faaliyette bulunan üç şirketin üretim alanlarını ve çeşitlerini belirleyerek birbirlerinin ürettikleri ürünlerden üretim yapmamayı kabul ettikleri, bu sözleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki yasanın 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dosyada 4054 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca alınmış bireysel muafiyet kararı da bulunmadığından bu sözleşmede yer alan karşılıklı rekabet etmeme (birbirlerinin ürünlerini üretmeme, üretecekleri ürün çeşidini kısıtlama) şeklindeki taahhütlerin ve anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma niteliğinde kabul edilmesi ve aynı yasanın 56.
maddesine göre de, bu sözleşmenin geçersizliği nedeni ile edimlerin ifasının istenemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart talebinin haklı görülmediği, ... markasının 02.06.1999, 31.10.2004 tarihlerinde davacı şirket adına tescil edildiği, davalı ... Plastik Kap A.Ş.'nin ... VE ...KAPRON ibarelerine ilişkin marka başvurusunun TPE tarafından red edildiği, şirketlerin hepsinin unvanlarındaki asli unsurun ... olduğu, sözleşmede unvanları kullanma konusunda herhangi bir kısıtlama yasaklama getirmedikleri davacının davalı tarafın ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzunca bir süre sessiz kalmasının zımnen icazet anlamında olduğu ve uzunca bir süre sonra marka hakkına dayanarak dava açılmasının hakkın kötüye kullanımını oluşturduğu, davalı ...
A.Ş.'nin mülkiyetinde bulunan fabrikada diğer davalının kiracı olarak üretim faaliyetinde bulunduğunu, polistiren köpük ürünlerinin davalı ... A.Ş. tarafından değil kiracı olan diğer davalı ... tarafından üretildiğini, ancak davalı ... 'nin diğer davalının ürettiği bu ürünleri ondan satın alıp pazarladığı, bir an için 21.07.2003 günlü sözleşmenin geçerliliği kabul edilse bile davalı ... Şti.’nin üretmeme taahhüdüne bağlı olduğu, sözleşmede ürünleri başka yerden satın alma hususunun yasaklanmaması nedeni ile bu yönünden de davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığı, diğer davalı ... şirketinin muvazaalı olarak kurulduğundan asıl sahibinin şirketin sicilde belirtilen ortaklarının değil de davalı ...
A.Ş.' nin sahibi olan ...'in olduğuna ilişkin iddiaların yeterli, inandırıcı, objektif kanıtlarla kanıtlanamadığı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tarafların uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra ürettikleri ürünlere göre fabrikaları ve işletmeleri ayırarak, aralarında şirketlerin iştigal konularını belirleyerek hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini düzenleyen 21.07.2003 günlü sözleşmeye davalıların aykırı davranması nedenine dayalı davalıların TTK 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000.-USD ceza-i şart , 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı işbu davaya ait dava dilekçesinde davalının eyleminin aynı zamanda davadan önce adına tescilli ... markasına tecavüz teşkil ettiğini de iddia etmiştir.
Bu durumda uyuşmazlığa uygulanacak olan 556 Sayılı KHK.’nin 71. maddesi uyarınca, bu KHK.’de öngörülen davalarda görevli mahkeme, ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yapar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresi, Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenir.
16. 7.2007 tarihi itibarıyla İzmir’de Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulup, faaliyete geçmiş olmakla, mahkemece davaya bakma görevinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu düşünülmeksizin yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043615500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz