Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17513 E. 2015/2839 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal↗ nama yazılı pay↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ mirasçılık↗ taraf ehliyeti↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 05.02.2013 tarih, 2012/841 E. 2013/1928 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya murisi babasından intikal eden nama yazılı pay senedinin miras yoluyla intikal ettiği, davacı dışında başka mirasçıda bulunduğu ve terekenin paylaşıldığının iddia ve ispat edilmediği, murisin terekesi iştirak halinde bulunmakla iştirakçilerden birisi olan davacının açmış olduğu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/841 E. 2013/1928 K.
Ortak:miras yoluyla intikal · nama yazılı pay · mirasçılık
İncelediğiniz kararda2013/1928 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya murisi babasından intikal eden «nama yazılı pay» senedinin «miras yoluyla intikal» ettiği, davacı dışında başka «mirasçıda» bulunduğu ve terekenin paylaşıldığının iddia ve ispat edilmediği, murisin terekesi iştirak halinde bulunmakla iştirakçilerden birisi olan davacının açmış olduğu davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1- Davacı babası adına «nama yazılı pay» senedinin «miras yoluyla intikal» ettiğinden bahisle miras «payı» oranında «kar payının» tahsili için icra takibine girişmiş, itiraz üzerine «itirazın iptali davası» açılmıştır.
Dosyaya «ibraz» edilen veraset ilamında davacı ile birlikte dava dışı Tebessüm Aksu'nun «mirasçı» olarak kaldığı, terekenin paylaşıldığı iddia edilmediğinden mirasın iştirak halinde olduğu anlaşılmıştır.
İştirak halinde mülkiyette iştirakçilerden birisi tek başına dava açamayacağı gibi sadece kendi payına yönelik sonradan diğer «mirasçının» «muvafakati» sağlanmak veya terekeye «temsilci» tayini ile görülmesi de mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · itirazın iptali davası · kar payı · hisse senedi · muvafakat · iptal davası · kâr payı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda1- Davacı babası adına «nama yazılı pay» senedinin «miras yoluyla intikal» ettiğinden bahisle miras «payı» oranında «kar payının» tahsili için icra takibine girişmiş, itiraz üzerine «itirazın iptali davası» açılmıştır.
… olup, kurucu hisse senedinde isminin Dr. ... olarak yazdığı, şirket sicil dosyasında da hissesini devrettiğine dair bir kayıt bulunmadığı, adına nama yazılı kurucu «hisse senedinin» 081 nolu hisse senedi olup, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere 81 nolu hissenin ... tarafından ... 'a devredilmiş olduğuna dair hiçbir resmi kayıt ve belge delil sunulmadığından davalının bu savunması yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalı hakkındaki takibin 02.02.2010 tarihi itibariyle 10.000 TL'nın ve %40 «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İştirak halinde mülkiyette iştirakçilerden birisi tek başına dava açamayacağı gibi sadece kendi payına yönelik sonradan diğer «mirasçının» «muvafakati» sağlanmak veya terekeye «temsilci» tayini ile görülmesi de mümkün değildir.
Çünkü bir «mirasçının» iştirak halindeki pay üzerinde «tasarruf yetkisi» yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10618 E. 2016/4689 K.
Ortak:mirasçılık
İncelediğiniz kararda2013/1928 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya murisi babasından intikal eden «nama yazılı pay» senedinin «miras yoluyla intikal» ettiği, davacı dışında başka «mirasçıda» bulunduğu ve terekenin paylaşıldığının iddia ve ispat edilmediği, murisin terekesi iştirak halinde bulunmakla iştirakçilerden birisi olan davacının açmış olduğu davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların «mirasçısının» bankanın .............
2- Dava, off shore alacağından kaynaklanmakta olup, hesabın davacıların «mirasçısı» C.......
Ç.......... adına açıldığı, murisin davadan önce 02.03.2009 tarihinde vefat ettiği, asıl ve birleşen davadaki davacılar dışında altı «mirasçının» daha bulunduğu, davacıların miras payları oranında talepte bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · kâr payı · havale · dahili dava · e-defter
Benzer bu karardaŞubesi'nde hesap açtığı, çalışanların yönlendirmesi ile off shore hesabına «havale» edildiği, paraların banka bünyesinde bırakıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararı fer'i müdahil ......... vekili temyiz etmiş ise de, verilen dilekçe temyiz «defterine» kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki «tasarruf yetkilerini» oybirliği ile verecekleri karara göre kullanabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · mirasçılık · taraf ehliyeti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda2013/1928 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya murisi babasından intikal eden «nama yazılı pay» senedinin «miras yoluyla intikal» ettiği, davacı dışında başka «mirasçıda» bulunduğu ve terekenin paylaşıldığının iddia ve ispat edilmediği, murisin terekesi iştirak halinde bulunmakla iştirakçilerden birisi olan davacının açmış olduğu davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · veraset ilamı · tereke · ihbar olunan · muvafakat · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17513 E. , 2015/2839 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05/12/2013 tarih ve 2013/869-2013/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ....'nun davalı şirketin kurucu hissedarı olduğunu ancak 1983 yılından bu yana hiçbir kar payı ödemesinin yapılmadığını, ihtarnameye rağmen ödenmediğini ve şirket hakkında yapılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve %40 inkar tazminatını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hak sahibi olduğuna dair herhangi bir kayıt veya belgenin müvekkili firmada bulunmadığını, hak sahibi olduğunu ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 05.02.2013 tarih, 2012/841 E. 2013/1928 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya murisi babasından intikal eden nama yazılı pay senedinin miras yoluyla intikal ettiği, davacı dışında başka mirasçıda bulunduğu ve terekenin paylaşıldığının iddia ve ispat edilmediği, murisin terekesi iştirak halinde bulunmakla iştirakçilerden birisi olan davacının açmış olduğu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166890200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz