Yönetici Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3119 E. 2015/1180 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar kurulu kararının iptali↗ yönetici sorumluluğu↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ bono↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdür olarak görev yaptıkları süre içinde dava dışı ...’e şirket adına 180.000,00 TL bedelli bono verdikleri, bu bononun şirket defterlerine borç olarak kayıt edilmediği, şirket kayıtlarına anılan bonoda yazılı bedel kadar bir para girişinin de olmadığı, dolayısı ile şirketi zarara uğratmak amacıyla dava dışı ....’a bono verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski müdürleri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, işbu dava şirketin yeni müdürü olan Musa Karamızrak tarafından verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmıştır.
Dava açıldığı tarihte 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükte ise de yargılama sırasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesi “tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünü içermekte olup, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda şirket içinden seçilmiş bir denetim organı yer almadığından şirket eski yöneticisi hakkında sorumluluk davasının, şirketin yeni yönetimi tarafından açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, işbu dava şirketin yeni müdürü Musa Karamızrak tarafından şirket adına verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmış ise de, anılan müdürün şirkete ortak olduğuna ve müdür seçildiğine ilişkin 01.09.2010 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali için davalı .... tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış olması nedeniyle anılan davanın sonucu temyize konu işbu davanın sonucunu etkileyecek olmasına göre mahkemece, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/337 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15970 E. 2014/2868 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… dan şirket adına verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmış ise de, anılan müdürün şirkete ortak olduğuna ve müdür seçildiğine ilişkin 01.09.2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali» için davalı .... tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış olması nedeniyle anılan davanın sonucu temyize konu işbu davanın sonucunu etkileyecek olmasına göre mahkemece, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/337 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdür olarak görev yaptıkları süre içinde dava dışı ...’e şirket adına 180.000,00 TL bedelli «bono» verdikleri, bu bononun şirket «defterlerine» borç olarak kayıt edilmediği, şirket kayıtlarına anılan bonoda yazılı bedel kadar bir para girişinin de olmadığı, dolayısı ile «şirketi zarara» uğratmak amacıyla dava dışı ....’a bono verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski müdürleri olan davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, işbu dava şirketin yeni müdürü olan Musa Karamızrak tarafından verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmıştır.
Benzer bu karardaB.. hakkında «sorumluluk davası» açılması için TTK’nın 341. maddesi hükmü gereğince «ortaklar kurulu» kararı ve davanın şirket denetçileri tarafından açılması gerektiği, bu şekilde alınmış bir kararın olmadığından davalı Ö..
B..’in «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
E.. yönünden de işin esasına girerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve hatalı yorum sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · sorumluluk davası · şirket müdürü · teminat mektubu · dava şartı yokluğu · limited şirket · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirket müdürü» olan davalı Ö..
Sağlık A.Ş. davalılardan olan alacağının tahsili için davalılar hakkında takip başlatmış, davacı şirket tarafından davalıların borçlarının «teminatı» olarak icra dosyasına «teminat mektubu» «ibraz» edilmiştir.
Borcun ödenmemesi üzerine «teminat mektubu nakde çevrilmiş», bu nedenle davacı şirket tarafından teminat mektubu bedeli bankaya ödenmek zorunda kalınmıştır.
B.. hakkında «sorumluluk davası» açılması için TTK’nın 341. maddesi hükmü gereğince «ortaklar kurulu» kararı ve davanın şirket denetçileri tarafından açılması gerektiği, bu şekilde alınmış bir kararın olmadığından davalı Ö..
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8544 E. 2014/16374 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · şirketin feshi · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı
Benzer bu karardaDava, haklı nedene dayalı olarak «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ayrılma akçesinin ödenmesi talebine ilişkindir.
Anılan bu hüküm uyarınca davalı «limited şirketin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» devam ettirmesi söz konusu olabileceği gibi, yine 6102 sayılı Kanun'un 636/3. maddesi gereğince mahkemece, «fesih» yerine davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına da hükmedilebileceğinden, mahkemece 6103 sayılı Kanun'un 3. ve 6102 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri …
Ancak, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davalı şirketin 2 ortaklı olduğu, davacının da bunlardan birisi olduğu, yerleşmiş Yargıtay içtihatları uyarınca 2 ortaklı limited ortaklıklarda ortaklardan birisinin ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi davası açamayacağı ancak haklı sebeplerle «şirketin feshini» isteyebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11874 E. 2012/20762 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdür olarak görev yaptıkları süre içinde dava dışı ...’e şirket adına 180.000,00 TL bedelli «bono» verdikleri, bu bononun şirket «defterlerine» borç olarak kayıt edilmediği, şirket kayıtlarına anılan bonoda yazılı bedel kadar bir para girişinin de olmadığı, dolayısı ile «şirketi zarara» uğratmak amacıyla dava dışı ....’a bono verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı ...Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişlisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 53.455,26 TL’nın «temerrüt faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketlerin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirketlere ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtm …
Oysa, mahkemenin kararının gerekçesinde de özetlenen SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Musa Yılmaz’ın devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi «dolandırıcılık» olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı ...Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişlisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 53.455,26 TL’nın «temerrüt faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketlerin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirketlere ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtm …
Gıda AŞ.’nin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3214 E. 2013/20243 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… dan şirket adına verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmış ise de, anılan müdürün şirkete ortak olduğuna ve müdür seçildiğine ilişkin 01.09.2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali» için davalı .... tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış olması nedeniyle anılan davanın sonucu temyize konu işbu davanın sonucunu etkileyecek olmasına göre mahkemece, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/337 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından davacıların imzalarının kullanılarak «ortaklar kurulu» kararı alındığı, «limited şirket ortakları» arasında bulunması gereken «güven ilişkisinin» zedelendiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların davalı şirketten çıkma şartlarının oluştuğu, dört ortaklı «limited şirkette» aynı zamanda üç ortağın çıkmasına izin verilemeyeceği, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenin varlığına dayalı «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi, olmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından davacıların imzalarının kullanılarak «ortaklar kurulu» kararı alındığı, «limited şirket ortakları» arasında bulunması gereken «güven ilişkisinin» zedelendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dört ortaklı «limited şirkette» üç ortağın çıkarılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3119 E. , 2015/1180 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2013 tarih ve 2011/158-2013/607 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/02/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan ... vekili Av. ... ile diğer davalı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eski müdürleri olan davalıların görev yaptıkları süre içinde usulsüz olarak gerçek bir borç ilişkisine dayanmaksızın müvekkili şirket adına dava dışı ... lehine 180.000,00 TL bedelli bono imzalanarak bu kişiye verildiğini, bu bonoya dayalı olarak müvekkili şirket hakkında takip başlatıldığını, açılan menfi tesbit davasının da reddedildiğini, bu borcun şirket kayıtlarına girmediğini, davalıların usulsüz işlemlerle şirketi borçlandırarak zarara neden olduklarını ileri sürerek, 180.00,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı, şirket müdürü tarafından verilen vekaletname ile dava açılmasının doğru olmadığını, sorumluluk davası açılabilmesi için ortaklar kurulu kararı alınmadığını, eski müdür olan davalıların usulsüz işlem yapmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdür olarak görev yaptıkları süre içinde dava dışı ...’e şirket adına 180.000,00 TL bedelli bono verdikleri, bu bononun şirket defterlerine borç olarak kayıt edilmediği, şirket kayıtlarına anılan bonoda yazılı bedel kadar bir para girişinin de olmadığı, dolayısı ile şirketi zarara uğratmak amacıyla dava dışı ....’a bono verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski müdürleri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, işbu dava şirketin yeni müdürü olan Musa Karamızrak tarafından verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmıştır.
Dava açıldığı tarihte 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükte ise de yargılama sırasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesi “tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünü içermekte olup, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda şirket içinden seçilmiş bir denetim organı yer almadığından şirket eski yöneticisi hakkında sorumluluk davasının, şirketin yeni yönetimi tarafından açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, işbu dava şirketin yeni müdürü Musa Karamızrak tarafından şirket adına verilen vekaletnameye göre Av. ... tarafından açılmış ise de, anılan müdürün şirkete ortak olduğuna ve müdür seçildiğine ilişkin 01.09.2010 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali için davalı .... tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış olması nedeniyle anılan davanın sonucu temyize konu işbu davanın sonucunu etkileyecek olmasına göre mahkemece, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/337 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166747400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz