Temlik sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1147 E. 2015/1774 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ sorumluluk davası↗ aktif husumet ehliyeti↗ alacağın temliki↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ asıl alacak↗ yetkisizlik kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BDDK'nın 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararı ile .... Bankası TAŞ'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Yasa'nın 14/3 maddesine istinaden ...'ye devredilmesine karar verildiği, davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği, dosyada mevcut 24/02/2006 tarihli "Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi" başlıklı belgenin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu
şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, ...'nin temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır. Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10426 E. 2014/15511 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaYönetimi A.Ş'ye «temlik» edildiği, fonun davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan dolayı reddine karar verilmiştir.
Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmesi» doğrultusunda T..
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12872 E. 2017/1432 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17191 E. 2014/18348 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · husumet yokluğu
Benzer bu karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17186 E. 2014/20136 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaA..'a 04/05/2007 tarihli alacak «temlik sözleşmesi» ile temlik etmiş olduğu, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik» sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, fonun davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış vaadi sözleşmesi
Benzer bu kararda… davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 23/09/2005 tarihli hasılat paylaşımı alacak «satış vaadi sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı RCT Varlık Yönetimi A.Ş.'ye «temlik» edildiği, dava dışı RCT'nin de söz konusu alacağı yine dava dışı A..
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15587 E. 2014/16809 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ye «temlik» edildiği, Fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · husumet yokluğu · temerrüt faizi · ıslah · temerrüt
Benzer bu kararda… tına aykırı usulsüz işlemleri ile bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik asıl davada 318.590,191.301 TL'nin, birleşen davada ise 3.736.081,00 YTL'nin «temerrüt faizi» ile tahsilini talep ve dava etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini artırmıştır.
Varlık Yönetimi A.Ş'ye «temlik» edildiği, Fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/118 E. 2015/1369 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2910 E. 2016/3527 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 22/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de,...'nın temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 22/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18708 E. 2014/18968 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı yöneticilerin usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda çözümü gereken yön, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, davaya konu zararın temlikname kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, Fon'un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu zarara dayalı olarak talepte bulunulduğu, ancak Fon'un sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş.' ye «temlik» edildiği, Fon'un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu zarara dayalı olarak talepte bulunulduğu, ancak Fon'un sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklı geçecek ise de TMSF'nin temlik ettiği alacak, kredi borçlarından doğan alacak olup kabulün aksine, temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı olarak aldıkları karar ve yaptıkları işlemler ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1147 E. , 2015/1774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/05/2013 tarih ve 2002/364-2013/191 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla,duruşma için belirlenen 16/12/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankada genel müdür olarak görev yapan davalılardan ... ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan diğer davalıların görev yaptıkları sırada ... Merkez Şubesi kredi müşterilerinden ... firmasına kullandırılan kredilerin zayıf teminatlar içermesine, olumsuz istihbarat raporlarına, kredi değerliliği bulanmamasına rağmen kredi tahsis ederek müvekkili banka zararına sebep olduklarının banka teftiş kurulunun hazırladığı 16/12/1999 tarih ve 2 sayılı soruşturma raporu ile tespit edildiğini, tespit edilen usulsüz işlemlerin kredi kullandırılan firmalar ... ile ... hakkında düzenlenen 21/01/1997 tarihli istihbarat raporundaki olumsuzlara rağmen firmaya kullandırılan kredi limitinin 25.000.000.000 TL'den %950 oranında artırılarak 2.300.000 USD'ye yükseltilmesi ve kullandırılması, bu oranda artışa rağmen kredinin teminatı olarak ipotek, gerçek müşteri senedi ve emtia rehni alınmaması, kredinin teminatsız bırakılması ve bu sebeple de kredinin tahsilinin imkansız hale getirilmesi, üstelik daha önce bahsi geçen istihbarat raporlarında firmalar ve ortakları adına bir çok sayılı karşılıksız çek işlemi vuku bulduğu anlaşılmasına rağmen usulsüz ve mevzuata aykırı kredilendirme işlemine devam edilmesi ile müvekkili banka zararının tahsili için davanın açılmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişin haklar ve faiz talep hakları saklı tutulmak üzere toplam 80.736.940.953 TL ana para banka zararının 12/11/1998 tarihinden itibaren %182 faizi ile birlikte davalılardan kusurları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 01/07/1993 - 07/07/1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığını, TTK'nın 341. ve 342. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasının ön şartının genel kurulca bu konuda bir karar verilmiş olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğini, şirket tüzel kişiliğinin sorumluluk davası açma konusunda dava ehliyeti bulunmadığını, davanın bu sebeple aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın 11/07/2002 tarihli genel kurulunda alınan keyfi ve hukuka aykırı kararlara dayandığını, genel kurul kararının iptali için Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/378 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, TTK'nın 309.
maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi ve genel müdür sıfatı ile davacı bankanın genel kurulunca ibra edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., ..., ..., ..., ..., davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemenin 2003/165 esas sayılı dosyası ile davalı ... hakkında açılan dava işbu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BDDK'nın 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararı ile .... Bankası TAŞ'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Yasa'nın 14/3 maddesine istinaden ...'ye devredilmesine karar verildiği, davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği, dosyada mevcut 24/02/2006 tarihli "Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi" başlıklı belgenin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda ...
tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu
şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, ...'nin temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır. Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp asıl ve birleşen davada davacı ...'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı ...'a iadesine, 12/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166428500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz