6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Münhasır yetki sözleşmesi bulunan cari hesap alacağında yetki itirazı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1234 E. 2020/1088 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Yetki İtirazı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Tacirler arasında akdedilen sözleşmede kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı tutulmaksızın belirli bir mahkeme yetkili kılınmışsa (HMK 17), bu yetki şartı münhasır nitelik taşır ve sözleşme kapsamındaki cari hesap alacağına dayalı davalarda da uygulanır; alacağın cari hesap bakiyesi olarak takibe konulması, dayanağı olan yazılı sözleşmelerin varlığını ve bunlardaki yetki şartının bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Münhasır yetki sözleşmesi bulunduğunda, davalının kendi yerleşim yerini ileri sürmesi HMK 19/2 anlamında geçerli bir seçenek oluşturmaz ve icra dairesinin/mahkemenin yetkisine yapılan itirazlar bu sözleşmedeki yer esas alınarak değerlendirilir.

Ele alınan sorunlar

İcra dairesinin yetkisine itirazın (Kocaeli İcra Dairesi savunması) geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, davalının icra takibine itirazında Kocaeli İcra Dairesi'nin yetkili olduğunu savunduğunu, itirazın iptali davasında ise İstanbul ve Kocaeli mahkemelerini birlikte ileri sürdüğünü, HMK 19/2 gereği yetki itirazında bulunanın yetkili mahkemeyi net bildirmesi gerektiğini, bu nedenle davalının yetki itirazının geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış olması bu davaya özgü bir dava şartıdır (HMK 114/2); yetkili icra dairesinde takip yapılmamışsa dava, dava şartı yokluğundan HMK 115/2 uyarınca reddedilir. İİK 50/1 uyarınca icra dairelerinin yetkisinin tayininde HMK'daki yetki kuralları kıyasen uygulanır. Cari hesabı oluşturan taşımaların her biri yazılı navlun sözleşmelerine dayandığından ve bu sözleşmelerdeki yetki şartı (HMK 17) münhasır nitelikte olduğundan, kanunen yetkili bulunan yerlerin (davalının yerleşim yeri dahil) yetkisi ortadan kalkmıştır. Bu nedenle davalının borca itirazında gösterdiği Kocaeli İcra Dairesi yetkili değildir; borçlu yetkili icra dairesini doğru göstermemiştir, dolayısıyla icra dairesinin yetkisine itirazın reddi gerekirdi. İlk derece mahkemesi bu husus hakkında hiçbir karar vermemiş olsa da, bu usuli eksiklik sonuca etkili olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Mahkemenin yetkisine itirazın (münhasır yetki sözleşmesi) geçerliliği → kabul

İddia: Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bunun kesin yetki niteliğinde olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, alacağın esasen cari hesap bakiyesine dayandığını, cari hesaba dayalı alacakta ise genel yetki kuralının (davalının yerleşim yeri) uygulanması gerektiğini ileri sürerek yetkisizlik kararının kaldırılıp dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: HMK 17 uyarınca tacirler aralarındaki uyuşmazlık için bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir; taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece bu mahkemede açılır. Somut olayda yetki sözleşmesinde kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı tutulmamış, İstanbul Mahkemeleri münhasıran yetkili kılınmıştır. Cari hesaba kaydedilen faturaların yazılı sözleşmeye dayanması mümkün olduğu gibi dayanmaması da mümkündür; alacağın cari hesap bakiyesi olarak takibe konulması ve dava sırasında navlun sözleşmelerinin delil olarak sunulması, takip sebebinin değiştirildiği anlamına gelmez. Davalı, itirazın iptali davasında hem sözleşmedeki İstanbul yetkisini hem de kendi yerleşim yeri olan Kocaeli'yi ileri sürmüş olsa da, yetki sözleşmesi taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça münhasır olduğundan seçim hakkı söz konusu değildir; HMK 19/2'nin uygulanabilmesi için gösterilen her iki yerin de yetkili olması gerekirken burada yalnızca İstanbul yetkilidir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin gerekçesi (yetki sözleşmesinin kesin yetki niteliğinde olduğu yönündeki değerlendirme) doğru olmasa da, münhasır yetki sözleşmesi nedeniyle İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulüyle davalının mahkemenin yetkisine itirazının kabulü sonucu itibarıyla isabetsiz değildir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Tacirler arasındaki yazılı sözleşmede kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı tutulmaksızın belirlenen yetki şartının münhasır nitelikte olduğu ve bu şartın, sözleşmeye dayanan taşımalardan kaynaklanan cari hesap alacağına ilişkin itirazın iptali davasında da (hem icra dairesinin hem mahkemenin yetkisi yönünden) uygulanması gerektiği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Tacirler arasında kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı tutulmadan akdedilen yetki sözleşmesi münhasır yetki niteliğinde olduğundan, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ve icra takibi sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemenin bulunduğu yerde açılabilir/yapılabilir; bu durumda davalının kendi yerleşim yeri esas alınarak yetki itirazında bulunması geçerli değildir.
Dava şartı
İtirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış olması bu davaya özgü dava şartıdır (HMK 114/2); bu şart yoksa dava HMK 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki sözleşmesi münhasır yetki icra dairesinin yetkisine itiraz cari hesap itirazın iptali dava şartı kesin yetki

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 17HMK 19/2HMK 114/2HMK 115/2HMK 353(1)b-1HMK 353(1)-a · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1234

KARAR NO 2020/1088

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/07/2020

NUMARASI 2019/232 Esas-2020/245 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/10/2020

Mahkemenin yetkisizliğine ilişkin hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; faturadan kaynaklı navlun alacaklarının bulunduğunu, müvekkili olan davacı şirketin davalıya ait malları temin ettiği araçlar ile uluslararası kara yoluyla yurtdışına taşınmasını sağladığını, karşılığında navlun faturaları düzenlediğini, bir taşımaya ait malların taşıma sırasında hasarlanması üzerine ikinci kez taşıması yapıldığını, hasarlı malların da alıcıya teslim edildiğini, bu teslim sırasında oluşan vergi, gümrük ve vs masrafların müvekkili olan davacı tarafından ayrıca karşılandığını, bunlara ilişkin navlun farkı faturaları düzenlendiğini, davalının, hasarlı malların bedelini, yapılan masraflara ilişkin müvekkilince kesilmiş fatura bedellerini, navlun farkı fatura bedellerini sigorta şirketinden tahsil ettiğini, cari hesap gereğince bakiye 33.550-usd alacak ödenmeyince İstanbul ....

İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 15. maddesinde anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun düzenlendiğini, tarafların sözleşmede aksini de kararlaştırmadığından HMK.'nın 17. maddesi uyarınca davaya bakmakla yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu yetkinin aynı zamanda kesin yetki olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, dava konusu takipte alacağın kaynağının cari hesap olarak bildirildiğini,dava dilekçesinde de alacağın cari hesap bakiyesine dayandığının açıklandığını, alacak iddia edilen tutarın sözleşme bedellerinin çok üstünde olduğunu, bu itibarla alacak iddiasının asıl dayanağının cari hesap olduğunun anlaşıldığını, cari hesaba dayalı alacak iddiasında ise yetkili mahkemenin genel yetki kuralına göre belirlenmesi gerektiğini,iddianın aksine davacının dava konusu taşıma işini ifa etmediğini,alacağın kaynağının belirsiz olduğunu, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddini, uygun görülmez ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflarca imzalanan ''14/11/2018 tarihli Parsiyel Tır Nakliye Anlaşması''nın 15. maddesinde 'Anlaşmazlık halinde T.C. İstanbul Mahkemeleri yetkilidir.' hükmüne yer verildiği, anılan tır nakliye anlaşmasının 15. maddesi ile davanın tarafı olan tacirler aralarında yetki sözleşmesi yapıldığı, taraflar tacir olduğundan yetkili mahkeme de açıkça belirtildiğinden yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesi ile İstanbul Mahkemeleri yetkili olarak tayin edildiği gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine,karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; yetki itirazınınn kamu düzeninden olmayıp ancak ilk itiraz olarak öne sürüldüğünde incelenebileceğini, davalının icra takibine yaptığı itirazda Kocaeli İcra Dairesinin yetkili olduğunu savunduğunu, itirazın iptali davasında ise bir yandan İstanbul, diğer yandan Kocaeli Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu savunduğunu, HMK.'nın 19/2 maddesinde yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğini, aksi takdirde yetki itirazının dikkate alınmayacağını, davalının, seçimini net ve kesin olarak bildirmediğinden yetki itirazının geçersiz olduğunu, davalı tarafın yargılamayı uzatmak amacıyla sürekli yetki itirazında bulunduğunu,yetkili mahkemeyi net bir şekilde göstermediğini, yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini belirterek,yetkisizlik kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; itirazın iptali davalarında yetkili icra dairesinde takip yapılmasının dava şartı olduğunu, İ.İ.K.'nın 50. maddesine göre para veya teminat borcu için takiplerde HMK.'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunacağını, HMK.'nın 6. maddesinde de genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu,alacak iddiasının cari hesap bakiyesine dayandırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye hiç değinilmediğini, cari hesap ilişkisine dayalı alacak iddiası için yetkili yerin borçlunun yerleşim yeri olduğunu,takibe yapılan yetki itirazında da belirtildiği gibi Kocaeli İcra Dairesi olup İstanbul Anadolu İcra Daireleri'nin yetkisiz durumda olduğunu kararın kaldırılmasını ve davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

GEREKÇE

Davacı; İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 33.550-usd bedelli cari hesap bakiyesi navlun alacağı için ilamsız icra takibi yapmış, davalı tarafça icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edilmesi üzerine takip durmuş, davacı da itirazın iptali yönünde eldeki davayı açmıştır. Dava, navlun sözleşmelerinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarında, yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmış olması bu davaya özgü dava şartıdır. Hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz incelenerek ,itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için öncelikle yetkili icra dairesinde yapılmış bir takip gerektiği ve bu hususun HMK 114/2 maddesi uyarınca dava şartı olduğu dikkate alınmalı , yetkili icra dairesinde yapılmış bir takip bulunmaması halinde , itirazın iptali davasının yetkili icra dairesinde takip yapılmış olması dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereği reddine karar verilmesi gerekmektedir.HMK 19/2 maddesi “...yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi;

birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü haiz olup,İİK'nın 50. maddesinin 1/1. cümlesinde icra dairelerinin yetkisinin tayininde HMK'daki yetki kurallarının kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir.HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.Somut olayda, navlun sözleşmeleri incelendiğinde ; yetki sözleşmesinde kanunen yetkili mahkemelerin yetkisinin saklı tutulmadığı, İstanbul Mahkemelerinin münhasıran yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.Davalı-borçlu;

borca itiraz dilekçesinde, aynı zamanda yerleşim yerinin Kocaeli olması nedeniyle, Kocaeli İcra Müdürlüğünün yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.İlk derece mahkemesince, icra dairesinin yetkisine itiraz hakkında hiç bir karar verilmemiştir.Ancak cari hesabı oluşturan taşımaların, her bir taşıma için yazılı navlun sözleşmelerine dayalı olarak yapıldığı her iki tarafın kabulündedir. HMK 17.madde uyarınca geçerli bulunan yetki sözleşmesi nedeniyle, kanunen yetkili bulunan yerlerin yetkisi kalktığından bir başka deyişle yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan yetkili yer, davacı vekilinin ileri sürdüğü gibi kesin yetkili olmasa da ;münhasır yetkiye ilişkin olduğundan,yetki sözleşmesinde kararlaştırılan yer dışında takip ve dava açılamaz.Davalının yerleşim yeri İcra Dairesinin yetkisi ,yetki sözleşmesi ile ortadan kalktığından icra dairesinin yetkisine itirazda bildirilen Kocaeli İcra Dairesinin yetkili olmadığı ,bu bağlamda borçlu yetkili icra dairesini doğru göstermediğinden sonuç itibariyle icra dairesinin yetkisine itirazın reddi gerektiğinden bu usulü eksiklik sonuca etkili olmamıştır.Davacı cari hesap bakiyesi olduğunu beyan ederek navlun bedellerini talep etmiş ,cari hesap bakiyesine başlatılan takip de dayanak navlun sözleşmelerinin ibraz edilmemiş olması itirazın iptali davasında delil olarak taraflarca sunulmasına engel teşkil etmez,dava sırasında taraflarca delil olarak sunulması da takip sebebinin değiştirildiği anlamına gelmez.

Cari hesaba kaydedilen faturaların yazılı bir sözleşmeye dayanması mümkün olduğu gibi dayanmaması da mümkündür. Davalı, itirazın iptali davasında ; sözleşme ile kararlaştırılan yer mahkemesinin İstanbul olduğunu, müvekkili davalının yerleşim yerinin de Kocaeli bulunduğunu ileri sürerek mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir.Yukarıda yazıldığı üzere yetki sözleşmesinde , taraflarca aksi kararlaştırılmadığından dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Bu sebeble seçim hakkı da sözkonusu değildir. HMK 19/2 gereği, yetki itirazının dikkate alınmaması için gösterilen her iki yerin de yetkili olması gerekir.Ancak yetki sözleşmesi münhasır yetki içerdiğinden İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerektiğinden gerekçesi doğru olmasa da davalının, mahkemenin yetkisine itirazının kabulüne karar verilmesinde sonucu itibariyle isabetsizlik yoktur.Anlatılanlara göre , taraf vekillerinin yetki itirazının kabulüne ilişkin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş,her iki yan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Taraflarca yatırılan peşin harcın ,istinaf karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda H.M.K.'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 27/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166242 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.