Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2004/8690 E. 2005/5073 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari örf ve adet↗ kötüleme↗ ticari itibar↗ teamül↗ savunma hakkı↗ dürüstlük kuralı↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ ilan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalıların gazete ve el ilanlarında, davacı şirketi incitici, yanıltıcı, gerçeğe aykırı olan ve kötüleme iradesi taşıyan ibareler bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalıların bastırıp dağıttığı el ilanlarının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlanlarda "...Piyasada; ticari örf ve adet kurallarına aykırı olarak ismimizi kullanan,şubemiz veya ortağımız olduğunu iddia eden, kısa vadede ticari itibar ve kazanç sağlamaya çalışan yapay firmalar bulunmaktadır..."ifadelerine de yer verilmiştir.Bu ilanlar,davacı şirketin mağazaları önünde dağıtılmakla,davacı şirket kastedilmiş olmakta olup,davalılar vekili,davacının davalılar grubundan olmadığı yönünde toplumun uyarılmasının amaçlandığını,kötüleme niyetlerinin bulunmadığını,daha önce davacının ilanlar vererek,kendisini davalılar grubunda olduğu intibahını topluma verdiği için buna gerek duyduklarını esasen savunmuştur.Mahkemece,ilanların davacı şirketi inciten, yanıltan, gerçeğe aykırı olan, kötüleme iradesi taşıyan ifadeler içermediği sonucuna varılmış ve dava reddedilmiştir.
Oysa, Dairemiz'in 21.9.2000 tarih ve 5974-6915 sayılı ilamında da açıklandığı üzere,davalının savunduğu davacı eylemlerinin gerçek ve kanıtlanmış olduğunun bir an için kabulü halinde dahi,davalıların ilan metninde geçtiği gibi ispata muhtaç, itham ve isnatlar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulü gerekir. Davalılar, davacının haksız rekabet yaptığı iddiasında iseler, yasal yolları kullanarak haklarına kavuşmaları mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündükleri haklarını, ilanlar dağıtarak elde etmeye kalkışmaları, hukuken benimsenecek bir tavır değildir. 1982 Anayasası'nın "hak arama hürriyeti" başlıklı 36 ncı maddesinde "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 20.4.1994 tarih ve 1993/11-965 E 1994/252 K. Sayılı ilamında "TTK'nun 57/b.1 ve b.3'te yazılı eylemlerin "dürüstlük kuralına" aykırı bir haksız rekabet durumu oluşturduğu, davalının kullandığı ilan ve reklamların müşterilerin göz, kulak ve zihinlerinde yarattığı etki bakımından kolaylıkla karşı taraf ile bağ kurulmasına yol açabilecek nitelikte olması ve "teamülün kabul ettiği toleransı" aşması halinde haksız rekabet halinden bahsedilebileceği" açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece, davalıların dağıttığı ilanların TTK.nun 56 ncı ve 57/1 nci maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu,meşru rekabet ve tüketicilerin uyarılması sınırlarını aştığı kabul edilmek ve davacının maddi ve manevi tazminat talebi değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi,doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3114 E. 2020/475 K.
Ortak:kötüleme · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, davalıların bastırıp dağıttığı el «ilanlarının» «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlanlarda "...Piyasada; ticari örf ve adet kurallarına aykırı olarak ismimizi kullanan,şubemiz veya ortağımız olduğunu iddia eden, kısa «vadede» «ticari itibar» ve kazanç sağlamaya çalışan yapay firmalar bulunmaktadır..."ifadelerine de yer verilmiştir.Bu «ilanlar»,davacı şirketin mağazaları önünde «dağıtılmakla»,davacı şirket kastedilmiş olmakta olup,davalılar vekili,davacının davalılar grubundan olmadığı yönünde toplumun uyarılmasının amaçlandığını,«kötüleme» niyetlerinin bulunmadığını,daha önce davacının ilanlar vererek,kendisini davalılar grubunda olduğu intibahını topluma verdiği için buna gerek duyduklarını esasen savunmuştur.Mahkemece,ilanların davacı şirketi inciten, yanıltan, gerçeğe aykırı olan, kötüleme iradesi «taşıyan» ifadeler içermediği sonucuna varılmış ve dava reddedilmiştir.
Davalılar, davacının «haksız rekabet» yaptığı iddiasında iseler, yasal yolları kullanarak haklarına kavuşmaları mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündükleri haklarını, «ilanlar» dağıtarak elde etmeye kalkışmaları, hukuken benimsenecek bir tavır değildir.
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gereksiz yere incitici açıklama · üçüncü kişi · maddi tazminat
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5135 E. 2017/6628 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, davalıların bastırıp dağıttığı el «ilanlarının» «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlanlarda "...Piyasada; ticari örf ve adet kurallarına aykırı olarak ismimizi kullanan,şubemiz veya ortağımız olduğunu iddia eden, kısa «vadede» «ticari itibar» ve kazanç sağlamaya çalışan yapay firmalar bulunmaktadır..."ifadelerine de yer verilmiştir.Bu «ilanlar»,davacı şirketin mağazaları önünde «dağıtılmakla»,davacı şirket kastedilmiş olmakta olup,davalılar vekili,davacının davalılar grubundan olmadığı yönünde toplumun uyarılmasının amaçlandığını,«kötüleme» niyetlerinin bulunmadığını,daha önce davacının ilanlar vererek,kendisini davalılar grubunda olduğu intibahını topluma verdiği için buna gerek duyduklarını esasen savunmuştur.Mahkemece,ilanların davacı şirketi inciten, yanıltan, gerçeğe aykırı olan, kötüleme iradesi «taşıyan» ifadeler içermediği sonucuna varılmış ve dava reddedilmiştir.
Oysa, Dairemiz'in 21.9.2000 tarih ve 5974-6915 sayılı ilamında da açıklandığı üzere,davalının savunduğu davacı eylemlerinin gerçek ve kanıtlanmış olduğunun bir an için kabulü halinde dahi,davalıların «ilan» metninde geçtiği gibi ispata muhtaç, itham ve isnatlar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, Ticaret Sicili Gazetesindeki «ilanın» 29.000 USD «çek» bedeli belirtilerek yapılmasına dair yazı yazılmış ise de, çek bedeli 29.000 TL olduğu belirtilerek yapılan ilanlara dair Ticaret Sicili Gazeteleri «dosyaya gönderilmiş», mahkemece 3 aylık süre de bekledikten sonra davanın kabulüne ve dava konusu çekin 29.000 TL bedel taşıdığı belirtilerek «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde çekin diğer unsurları belirtilmiş ancak «çek» bedeli 29.000 TL olarak yazılmış, dilekçeye ekli tahsilat fişinde de görüldüğü üzere çek bedeli 29.000 USD olup davacı vekili dilekçesindeki çek bedeline ilişkin «maddi hatayı düzelterek» Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanların 29.000 USD çek bedeli belirtilerek yapılmasını istemiş ve mahkemece de bu hususta yazı yazılmasına rağmen «ilanlar» ilk yazı uyarınca 29.000 TL çek bedeli belirtilerek yapıldığı gibi, mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanların çekin unsurları doğru belirtilerek yapılması, dava konusu çeki elinde bulunduranların mahkemeye getirmesi amacıyla olup «ilanda» «çek» bedelinin USD yerine TL olarak yapılması ve mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmesi talebe ve usul ve yasaya aykırı olup, 29.000 USD çek için yeniden ilan yapılıp 3 aylık sürenin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi bakımınd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle çek iptali · dosyanın gönderilmesi · maddi hatanın düzeltilmesi · zayi nedeniyle iptal · çek iptali · maddi hata · zayi · çek
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde çekin diğer unsurları belirtilmiş ancak «çek» bedeli 29.000 TL olarak yazılmış, dilekçeye ekli tahsilat fişinde de görüldüğü üzere çek bedeli 29.000 USD olup davacı vekili dilekçesindeki çek bedeline ilişkin «maddi hatayı düzelterek» Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanların 29.000 USD çek bedeli belirtilerek yapılmasını istemiş ve mahkemece de bu hususta yazı yazılmasına rağmen «ilanlar» ilk yazı uyarınca 29.000 TL çek bedeli belirtilerek yapıldığı gibi, mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, Ticaret Sicili Gazetesindeki «ilanın» 29.000 USD «çek» bedeli belirtilerek yapılmasına dair yazı yazılmış ise de, çek bedeli 29.000 TL olduğu belirtilerek yapılan ilanlara dair Ticaret Sicili Gazeteleri «dosyaya gönderilmiş», mahkemece 3 aylık süre de bekledikten sonra davanın kabulüne ve dava konusu çekin 29.000 TL bedel taşıdığı belirtilerek «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Dava, «zayi nedeniyle çek iptaline» ilişkindir.
Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanların çekin unsurları doğru belirtilerek yapılması, dava konusu çeki elinde bulunduranların mahkemeye getirmesi amacıyla olup «ilanda» «çek» bedelinin USD yerine TL olarak yapılması ve mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmesi talebe ve usul ve yasaya aykırı olup, 29.000 USD çek için yeniden ilan yapılıp 3 aylık sürenin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi bakımınd …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2004/8690 E., 2005/5073 K.
11. Hukuk Dairesi 2004/8690 E., 2005/5073 K.
HAKSIZ REKABET
İDDİA VE SAVUNMA HAKKI
MANEVİ TAZMİNAT
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 56 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 57 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2004 tarih ve 2002/339-2004/218 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tekstil ürünleri satan ve altı mağazaya sahip olarak faaliyetlerini sürdüren müvekkili şirketin unvanını, 35 yıldır faaliyet gösteren dava dışı şirketten devir aldığını, davalıların, müvekkili şirketin önünde el ilanları asarak, radyoda ve gazetelerde ilanlar yayınlatarak, müvekkili şirketi kötülediğini, itibar ve müşteri kaybına neden olduğunu ileri sürerek, 1.000.000.000 lira maddi, 10.000.000.000 lira manevi tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının gazete ilanı vermek, pano asmak suretiyle, müvekkili şirketler grubundan olduğu intibaını uyandırdığını, bunun üzerine müvekkillerince dağıtılan el ilanlarıyla halkın aydınlatılması amaçlanarak, davacının çok önce kurulan müvekkili şirketler ile bağının bulunmadığı yönünde uyarılar yapıldığını, kötülemede bulunmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalıların gazete ve el ilanlarında, davacı şirketi incitici, yanıltıcı, gerçeğe aykırı olan ve kötüleme iradesi taşıyan ibareler bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalıların bastırıp dağıttığı el ilanlarının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlanlarda "...Piyasada; ticari örf ve adet kurallarına aykırı olarak ismimizi kullanan,şubemiz veya ortağımız olduğunu iddia eden, kısa vadede ticari itibar ve kazanç sağlamaya çalışan yapay firmalar bulunmaktadır..."ifadelerine de yer verilmiştir.Bu ilanlar,davacı şirketin mağazaları önünde dağıtılmakla,davacı şirket kastedilmiş olmakta olup,davalılar vekili,davacının davalılar grubundan olmadığı yönünde toplumun uyarılmasının amaçlandığını,kötüleme niyetlerinin bulunmadığını,daha önce davacının ilanlar vererek,kendisini davalılar grubunda olduğu intibahını topluma verdiği için buna gerek duyduklarını esasen savunmuştur.Mahkemece,ilanların davacı şirketi inciten, yanıltan, gerçeğe aykırı olan, kötüleme iradesi taşıyan ifadeler içermediği sonucuna varılmış ve dava reddedilmiştir.
Oysa, Dairemiz'in 21.9.2000 tarih ve 5974-6915 sayılı ilamında da açıklandığı üzere,davalının savunduğu davacı eylemlerinin gerçek ve kanıtlanmış olduğunun bir an için kabulü halinde dahi,davalıların ilan metninde geçtiği gibi ispata muhtaç, itham ve isnatlar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulü gerekir. Davalılar, davacının haksız rekabet yaptığı iddiasında iseler, yasal yolları kullanarak haklarına kavuşmaları mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündükleri haklarını, ilanlar dağıtarak elde etmeye kalkışmaları, hukuken benimsenecek bir tavır değildir. 1982 Anayasası'nın "hak arama hürriyeti" başlıklı 36 ncı maddesinde "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 20.4.1994 tarih ve 1993/11-965 E 1994/252 K.
Sayılı ilamında "TTK'nun 57/b.1 ve b.3'te yazılı eylemlerin "dürüstlük kuralına" aykırı bir haksız rekabet durumu oluşturduğu, davalının kullandığı ilan ve reklamların müşterilerin göz, kulak ve zihinlerinde yarattığı etki bakımından kolaylıkla karşı taraf ile bağ kurulmasına yol açabilecek nitelikte olması ve "teamülün kabul ettiği toleransı" aşması halinde haksız rekabet halinden bahsedilebileceği" açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece, davalıların dağıttığı ilanların TTK.nun 56 ncı ve 57/1 nci maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu,meşru rekabet ve tüketicilerin uyarılması sınırlarını aştığı kabul edilmek ve davacının maddi ve manevi tazminat talebi değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi,doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16515600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz