Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2005/12249 E. 2006/12578 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakdüşürücü süre↗ ihbar yükümlülüğü↗ iyiniyet kuralı↗ trafik kazası↗ sigorta teminatı↗ sigorta ettiren↗ ispat külfeti↗ kasko sigortası↗ iyiniyet↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ zayi↗ ihbar↗ ihtar↗ hasar↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının trafik kazasını davalıya ihtar etmediği, hasarın ne şekilde giderildiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
TTK. 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa'nın 1281.maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın, sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. TTK.1292/1 maddesi gereğince sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş işgünü içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur. Ancak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko ihbarının süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları zayii olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davalıya kasko sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığı kaza tespit tutanağı ve yetkili servis yazısı ile bellidir. Kaza 11.11.2002 tarihinde olmuş, davacı, davalı sigorta şirketine rizikoyu ihbar ettiğini kanıtlayamamıştır.
O halde mahkemece, zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış olduğu gözetilerek, ihbar yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediği iddia edilmediği halde davacının sigortadan doğan haklarını hangi nedenle kaybettiğinin açıklanmaması yanlış olmuştur.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/710 E. 2006/851 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · sigorta teminatı · sigorta ettiren · ispat külfeti · kasko sigortası · sigorta sözleşmesi · riziko · zayi
İncelediğiniz karardaAncak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko «ihbarının» süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları «zayii» olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, «rizikonun» gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya «iyiniyet kurallarına» açıkça aykırı şekilde «sigorta teminatı» dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, «ispat külfeti» yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Dava, «kasko sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
TTK.1292/1 maddesi gereğince «sigorta ettiren» kimse sigortanın taalluk ettiği «rizikonun» gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş işgünü içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Benzer bu kararda2-Kabul şekline göre de,«sigorta sözleşmeleri» gerek kuruluşları sırasında,gerek devamlarında,gerekse «rizikonun» gerçekleşmesinden sonraki «ihbar yükümlülükleri» bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.Taraflar arasında geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi,TTK'nun 1281 nci maddesi hükmüne göre,kural olarak rizikonun «teminat» dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.Ancak,olayın sigortalının iddia ettiği şekilde değil de,sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmiş olması halinde ise,bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 nci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler bu şekilde olmakla beraber;sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5nci maddesi ve TTK'nun 1292/3ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbarda bulunma mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına aykırı şekilde «sigorta teminatı» dışında kalan bir hususu teminat içinde kalacak şekilde ihbar ederse «ispat külfeti» yer değiştirip,oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispatı külfeti sigortalıya geçer.
… davranışları nazara alındığında davacının Kasko Sigortası Genel Şartları ile TTK'nun 1292.maddesine aykırı davrandığı,kazayı zamanında ve iyi niyetle davalı şirkete «ihbar» etmediği,davacı sigortalının kendi haksız ve kötü niyetli hareketleri ile sigorta haklarını «zayi» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu tazminat alacağının dayanağını oluşturan «sigorta poliçesinde» dava dışı Türkiye İş Bankası Ermenek Şubesi'nin "«rehinli alacaklı»"olarak geçtiği anlaşılmıştır.Böyle bir durumda,sigortalı «rehin hakkı» sahibi olduğundan «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.Bu itibarla,«sigorta ettiren» ancak lehine rehin verilen alacaklının «açık muvafakatını» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.Buna göre mahkemece yapılacak iş,asıl dava ve talep hakkına sahip bankadan açılan davaya muvafakat veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken;davacının aktif taraf sıfatına («husumete») ilişkin olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehinli alacak · açık muvafakat · rehin hakkı · icazet · sigorta tazminatı · rehin · muvafakat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDavaya konu tazminat alacağının dayanağını oluşturan «sigorta poliçesinde» dava dışı Türkiye İş Bankası Ermenek Şubesi'nin "«rehinli alacaklı»"olarak geçtiği anlaşılmıştır.Böyle bir durumda,sigortalı «rehin hakkı» sahibi olduğundan «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.Bu itibarla,«sigorta ettiren» ancak lehine rehin verilen alacaklının «açık muvafakatını» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.Buna göre mahkemece yapılacak iş,asıl dava ve talep hakkına sahip bankadan açılan davaya muvafakat veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken;davacının aktif taraf sıfatına («husumete») ilişkin olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10892 E. 2012/2299 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · riziko · ihbar
İncelediğiniz karardaAncak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko «ihbarının» süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları «zayii» olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, «rizikonun» gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya «iyiniyet kurallarına» açıkça aykırı şekilde «sigorta teminatı» dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, «ispat külfeti» yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Kaza 11.11.2002 tarihinde olmuş, davacı, davalı sigorta şirketine «rizikoyu» «ihbar» ettiğini kanıtlayamamıştır.
O halde mahkemece, «zamanaşımı» süresi içinde davanın açılmış olduğu gözetilerek, «ihbar yükümlülüğünün» kasten yerine getirilmediği iddia edilmediği halde davacının sigortadan doğan haklarını hangi nedenle kaybettiğinin açıklanmaması yanlış olmuştur.
Benzer bu karardaMaddesindeki «ihbar yükümlülüğünü» kasten yerine getirmediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf işyerinde bulunan jeneratörün çalındığını ve durumun telefonla davalıya bildirildiğini ileri sürmüş, davalı ise «ihbarın» kasıtlı olarak geç yapıldığını savunmuştur.
Davacı taraf, cevaba cevap dilekçesinde telefonla süresinde «ihbar» yapıldığını belirttiğine göre, mahkemece davacıdan ihbarın hangi telefonla sigorta şirketinin hangi telefonuna yapıldığı sorulup, bilgi verildiğinde durum ilgili yerlerden araştırılarak buna göre karar vermek gerekirken «eksik incelemeyle» hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hırsızlık rizikosu · hırsızlık · kötüniyet · sigorta poliçesi · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2-Diğer taraftan, davacı «hırsızlık rizikosunun» gerçekleştiğini güvenlik güçlerine bildirmiş ve bu hususta yasal işlem başlatılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nun 1292/«son».
1-Dava, işyeri paket «sigorta poliçesinden» kaynaklandığı iddia olunan tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, cevaba cevap dilekçesinde telefonla süresinde «ihbar» yapıldığını belirttiğine göre, mahkemece davacıdan ihbarın hangi telefonla sigorta şirketinin hangi telefonuna yapıldığı sorulup, bilgi verildiğinde durum ilgili yerlerden araştırılarak buna göre karar vermek gerekirken «eksik incelemeyle» hüküm tesisi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1928 E. 2016/9544 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · zayi · ihbar · ihtar · hasar · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAncak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko «ihbarının» süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları «zayii» olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, «rizikonun» gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya «iyiniyet kurallarına» açıkça aykırı şekilde «sigorta teminatı» dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, «ispat külfeti» yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının trafik kazasını davalıya «ihtar» etmediği, «hasarın» ne şekilde giderildiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.1292/1 maddesi gereğince «sigorta ettiren» kimse sigortanın taalluk ettiği «rizikonun» gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş işgünü içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Benzer bu kararda1268 maddesinde "..... sigorta mukavelesinden doğan bütün mütalebelerin iki yılda müruruzaman'a uğrayacağı", 818 sayılı B.K 128 maddesinde "müruruzamanın alacağın «muaccel» olduğu zamanda başlayacağı", 6762 sayılı TTK 1299/1 maddesinde "sigorta bedelini ödeme borcunun, karada ve iç sularda taşıma «rizikolarına» ait sigortalar «dahil» bütün «mal sigortalarında» rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya «ihbar» borcunun 1292'nci madde hükmünce doğduğu tarihte muaccel olacağı", 6762 sayılı TTK 1292/1 maddesinde "«sigorta ettiren» kimsenin sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecbur olduğu, bu müddetin üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıyı sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının «tebligat» üzerine davayı öğrendiği ...... tarihten başlayacağı", Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6103 sayılı TTK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki kanunun 6/1 maddesinde de "Türk Ticaret Kanun'unun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» sürüleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tabi olduğu", düzenlenmiştir.
Sigorta uyuşmazlıklarında «zamanaşımı» süresinin başlaması ve sigortacının «temerrüdü» için sigortalının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmesi gerekir.
Zira 6762 sayılı TTK’nın 1299.maddesinde yer alan “Sigorta bedelini ödeme borcu, karada ve iç sularda taşıma «rizikolarına» ait sigortalar «dahil», bütün «mal sigortalarında», rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya «ihbar» borcunun 1292 nci madde hükmünce doğduğu tarihten «muaccel» olur” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, riziko tazminatının muaccel olabilmesi için sigortacının TTK’nın 1292.maddesindeki düzenlemeye uygun olarak ri …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedel indirimi · mal sigortası · taşıtan · zamanaşımı başlangıcı · sigorta tazminatı · peşin karar harcı · sorumluluk sigortası · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaSigorta «sözleşmelerinden doğan» davaların hangi sürede «zamanaşımına» uğrayacağı, 6762 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlere ilişkin 1268 maddesinde “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan «primin» veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları «dahil» sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar” ve 6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesinde “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın «muaccel» olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, «sigorta tazminatına» ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde «rizikonun» gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır” şeklinde düzenlenmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.01.2007 - 01.01.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı «taşıyan» tarafından davalı ... şirketine CMR Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 03.02.2007 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda yükte meydana gelen «hasar» bedeli «taşıtanın» sigortacısı ....
Poliçe Genel Şartlarının 4/c maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, sigortacı, sigortalıya hukuki himaye sağlamayı «taahhüt» etmektedir ki, bu nitelikteki «sorumluluk sigortasında» «zamanaşımının başlangıcı» 6762 sayılı TTK 1292 maddesi gereğince sigortalının kendisine karşı bir dava açıldığını «tebligat» üzerine öğrendiği tarihtir.
Bununla birlikte sadece «sorumluluk sigortaları» yönünden, 6762 sayılı TTK’dan farklı olarak, «zamanaşımı» süresi 6102 sayılı TTK'nın 1482. maddesi uyarınca “Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar” şeklindeki düzenlemeyle 10 yıl olarak belirlenmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10583 E. 2011/3355 K.
Ortak:sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTTK.1292/1 maddesi gereğince «sigorta ettiren» kimse sigortanın taalluk ettiği «rizikonun» gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş işgünü içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Ancak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko «ihbarının» süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları «zayii» olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, «rizikonun» gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya «iyiniyet kurallarına» açıkça aykırı şekilde «sigorta teminatı» dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, «ispat külfeti» yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Kaza 11.11.2002 tarihinde olmuş, davacı, davalı sigorta şirketine «rizikoyu» «ihbar» ettiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaTTK' nun «ihbar» mükellefiyetine ilişkin 1292. maddesi “«sigorta ettiren» kimse sigortanın taallük ettiği «rizikonun» gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taşımanın 18.12.2003 tarihinde tamamlandığı, deniz taşımacılığından doğan «alacak davalarının» 1 yıllık, sigorta hukukundan doğan alacak davalarının ise 2 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konşimento · üçüncü kişi · alacak davası · tebligat · teslim
Benzer bu karardaDava, davacının yaptığı taşıma sonunda alıcıdan banka cirolu «konşimentoyu» almaksızın «teslimat» yapması nedeniyle gönderene ödediği tazminatın, davalı ile yaptığı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Sözleşmesine istinaden davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının «tebligat» üzerine davayı öğrendiği, sigortalının «üçüncü kişiye» vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar” hükmünü havi olup, bu hüküm tartışılıp «zamanaşımı» süresinin başlangıç tarihi gözetilmeksizin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taşımanın 18.12.2003 tarihinde tamamlandığı, deniz taşımacılığından doğan «alacak davalarının» 1 yıllık, sigorta hukukundan doğan alacak davalarının ise 2 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2005/12249 E., 2006/12578 K.
11. Hukuk Dairesi 2005/12249 E., 2006/12578 K.
KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİ
RİZİKONUN GERÇEKLENMESİ
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1281 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1282 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1292 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Kars Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.04.2005 tarih ve 2004/815 - 288 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalı iken meydana gelen kaza sonucu oluşan hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, 3.000.000.000 TL.sının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının trafik kazasını davalıya ihtar etmediği, hasarın ne şekilde giderildiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
TTK. 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa'nın 1281.maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın, sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. TTK.1292/1 maddesi gereğince sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş işgünü içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur. Ancak, bu süre hakdüşürücü bir süre değildir.Riziko ihbarının süresinde yapılmamış olması halinin kasıtlı olduğu iddia ve ispat edilmedikçe sigortalının hakları zayii olmaz.1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davalıya kasko sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığı kaza tespit tutanağı ve yetkili servis yazısı ile bellidir. Kaza 11.11.2002 tarihinde olmuş, davacı, davalı sigorta şirketine rizikoyu ihbar ettiğini kanıtlayamamıştır.
O halde mahkemece, zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış olduğu gözetilerek, ihbar yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediği iddia edilmediği halde davacının sigortadan doğan haklarını hangi nedenle kaybettiğinin açıklanmaması yanlış olmuştur.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün,davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16123700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz