Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18479 E. 2014/18972 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava dilekçesinin tebliği↗ tebliğ tarihi↗ usulüne uygun tebliğ↗ möhuk 47↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ tebligat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, tebligat hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınacağı, MÖHUK 38/c maddesi gereğince yapılan tebligatın kamu düzenine aykırı olduğu, bu durumda ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde, yabancı mahkemede açılan dava sonucu verilen kararın, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya tebliğ edildiği, temyiz edilmemesi sonucu kararın 18.08.2009 tarihinde kesinleştiği ileri sürülmüş olup, dava dilekçesine tebliğe ilişkin belgeler de eklenmiştir.Tebliğe ilişkin belgeler incelendiğinde, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya 02.02.2009 tarihinde tebligat yapıldığı görülmüştür. Tenfize karar verilebilmesi için öncelikle yabancı mahkemece verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin
mahkemece araştırılması gerekmekte olup, somut olayda mahkemece kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edildiği belirtilmiş ise de dosyada Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalı şirkete yapılmış bir tebligat mevcut olmakla mahkemece Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılan bu tebligatın, hangi hususa ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5735 E. 2016/6726 K.
Ortak:tebliğ tarihi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayıldığı, «tebligat» hükümlerinin «kamu düzenine» ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınacağı, MÖHUK 38/c maddesi gereğince yapılan tebligatın kamu düzenine aykırı olduğu, bu durumda ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… celikle yabancı mahkemece verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemece araştırılması gerekmekte olup, somut olayda mahkemece kararın «usulüne uygun tebliğ» edilmediği, postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» olarak kabul edildiği belirtilmiş ise de dosyada Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalı şirkete yapılmış bir «tebligat» mevcut olmakla mahkemece Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılan bu tebligatın, hangi hususa ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin bulunup bulu …
Benzer bu karardaBakanlığı aracılığı ile davalıya kararın tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayıldığı, ortada kesinleşmiş karardan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 16/03/2016 tarihli kararında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18479 E. , 2014/18972 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/09/2013
NUMARASI 2011/308-2013/601
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/09/2013 tarih ve 2011/308-2013/601 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/12/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği parayı geri ödememesi üzerine davalı aleyhine Bochum Eyalet Mahkemesi'nde açılan alacak davası sonucu mahkemece, davalının 54.708,23 Euro ana parayı ve 858,34 Euro avukatlık ücretini % 5 faizleri ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve kararın 02.02.2009 tarihinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya tebliğ edilmesi sonucu 18.08.2009 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin tüm yasal koşulların gerçekleşmiş olduğunu ileri sürerek, Almanya-Bochum Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, tebligat hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınacağı, MÖHUK 38/c maddesi gereğince yapılan tebligatın kamu düzenine aykırı olduğu, bu durumda ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde, yabancı mahkemede açılan dava sonucu verilen kararın, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya tebliğ edildiği, temyiz edilmemesi sonucu kararın 18.08.2009 tarihinde kesinleştiği ileri sürülmüş olup, dava dilekçesine tebliğe ilişkin belgeler de eklenmiştir.Tebliğe ilişkin belgeler incelendiğinde, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya 02.02.2009 tarihinde tebligat yapıldığı görülmüştür. Tenfize karar verilebilmesi için öncelikle yabancı mahkemece verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin
mahkemece araştırılması gerekmekte olup, somut olayda mahkemece kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edildiği belirtilmiş ise de dosyada Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalı şirkete yapılmış bir tebligat mevcut olmakla mahkemece Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılan bu tebligatın, hangi hususa ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102042200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz