6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ciro yasağına rağmen devredilen bonoda şahsi defilerin ileri sürülmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/281 E. 2022/1536 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

kambiyo bağlantılı

Gerekçe özeti

Senette 'ciro edilemez' kaydı bulunmasına rağmen senet ciro yoluyla devredilirse, bu durum senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmaz ve devri geçersiz kılmaz; ancak alacağın temliki hükümlerini doğurur ve keşideci, lehdarla arasındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri, ciro yasağına aykırı olarak senedi devralan kişiye (tahsil cirosuyla devralan dahil) karşı da ileri sürebilir. Bononun teminat/avans olarak verildiği iddiasının ispat yükü kural olarak bunu ileri süren tarafa aittir ve yazılı delille kanıtlanmalıdır; ancak karşı tarafın mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanıyla senedin teminat/avans niteliğini kabul edip karşılığında edim ifa ettiğini ileri sürmesi halinde ispat yükü ona geçer ve bunu kanıtlayamaması sonucun aleyhine dönmesine yol açar. Menfi tespit davasında kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalı alacaklı tarafından başlatılmış ve kötüniyetle yapılmış bir icra takibinin bulunması zorunludur; takipten önce açılan davada bu şart oluşmaz.

Ele alınan sorunlar

Ciro yasağı kaydına rağmen devredilen bononun hukuki niteliği ve şahsi defilerin ileri sürülebilirliği → kabul

İddia: Davacılar, senedin arka yüzünde 'teminat senedidir ciro edilemez' ibaresi bulunmasına rağmen davalı lehtarın senedi bankaya ciro ederek devrettiğini, bu ibarenin çizilerek tahrifat yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 778. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK 681. madde uyarınca, 'ciro edilemez' ibaresinin yazılması senedin kambiyo senedi niteliğini etkilemez; ancak böyle bir şerhi içeren bonoyu ciro yoluyla elde eden kişi, ciroya dayalı olarak keşideciyi takip edemez. Bu kaydı kapsayan cirolar ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir. Senette ciro edilemez kaydının bulunması senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmadığı gibi devrine de engel değildir; ancak bu durum alacağın temliki hükümlerini doğurduğundan, keşideci lehdar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerini, ciro yasağına rağmen senedi devralan kişiye karşı da ileri sürebilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bononun teminat/avans olarak verildiği iddiasının ispatı ve mahkeme içi ikrarın ispat yüküne etkisi → kabul

İddia: Davacılar, bononun mal teslimi karşılığı avans/teminat olarak verildiğini, karşılığında mal teslim edilmediğinden senedin bedelsiz kaldığını, ispat yükünün davalıda olduğunu ve davalının bunu ispatlayamadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 207. madde uyarınca satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda ifa etmeleri esas olduğundan, malı teslim almadan avans ödediğini iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür. Bononun teminat senedi olduğu iddiasının ispatı için ispat yükü davacılardadır ve bu iddia yazılı delille kanıtlanmalıdır; kambiyo senedindeki salt 'teminat' ifadesi yeterli olmayıp neyin teminatı olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Somut olayda bonoda 'teminat senedidir' ibaresi bulunmakla birlikte neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ve buna atıf yapan bir sözleşme de yoktur. Ancak davalı ..., hakkındaki sahtecilik davasında hakim huzurunda verdiği beyanla, senedin teminat senedi olarak verildiğini, malın senetten sonra teslim edildiğini ve eski borçları da bulunduğunu ikrar etmiştir. Bu mahkeme içi ikrar niteliğindeki bağlayıcı beyanla davalı, senedin teminat senedi olduğunu kabul ederek karşılığında mal teslim ettiğini ileri sürmüş ve böylece ispat yükünü üzerine almıştır. Davalı, kendisine verilen süreye rağmen ticari defterlerini sunmamış ve mal teslimi iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu durumda senedin alınacak mallara avans olarak verildiği kanıtlanmış olup davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tahsil cirosuyla senedi devralan bankaya karşı şahsi defilerin ileri sürülebilirliği → kabul

İddia: Davalı banka, senedi tahsil cirosu ile devraldığını, temlik fonksiyonu bulunmadığını, diğer davalı ile davacılar arasındaki ilişkiyi bilmesinin beklenemeyeceğini, husumet itirazının kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Teslim bordrosunda yer alan 'tahsil için tevdi edildiği' ibaresi nedeniyle bononun davalı bankaya tahsil cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 687. maddesi gereğince, tahsil cirosuyla devralan kişiye karşı, davacıların diğer davalı ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerini ileri sürmeleri kural olarak mümkün değildir. Ancak davalı banka bonoyu, üzerinde mevcut ciro yasağı kaydına rağmen devraldığından, bu durum alacağın temliki hükümlerini doğurmakta ve davacılar, lehtar ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri bu nedenle davalı bankaya karşı da ileri sürebilmektedir. Dayanak bononun teminat olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edildiğinin kanıtlanamamış olması nedeniyle, davanın davalı banka yönünden de kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Menfi tespit davasında kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacılar, davalılar aleyhine senet bedelinin %20'sinden az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: İİK 72/5 madde hükmüne göre alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için, davalı alacaklı tarafından başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve bu takibin kötüniyetle yapılmış olması zorunludur. Somut olayda dava takipten önce açılmış olup, davalı alacaklı tarafından başlatılmış bir icra takibi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıların koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati tedbir kararının usulsüz tebligat nedeniyle yok hükmünde sayılması talebi → ret

İddia: Davalı ... vekili, ihtiyati tedbir kararının usulüne uygun infaz edilmediğini, kendisine yapılan tebligatın ulaşmadığını, bu nedenle tedbir kararının yok sayılması ve kaldırılması, aksi halde teminat tutarının artırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacıların talebi üzerine mahkemece verilen ara kararla, dava konusu bononun icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, takdir edilen teminat yatırılarak tedbir kararı süresinde infaz edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin tedbir kararının yok hükmünde sayılması yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Ayrıca ihtiyati tedbirin yasal koşulları oluşmuş olmakla, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddi ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, senette 'ciro edilemez' kaydı bulunmasına rağmen ciro edilen bononun alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı ve bu nedenle şahsi defilerin tahsil cirosuyla devralan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebileceği yönündeki değerlendirme ile, teminat/avans iddiasında ispat yükünün mahkeme içi ikrar sonucu karşı tarafa geçmesine ilişkin gerekçe, bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit bono ciro yasağı tahsil cirosu alacağın temliki şahsi defi mahkeme içi ikrar ispat yükü kötüniyet tazminatı ihtiyati tedbir

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 778TTK 681TTK 687 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 207 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72/5 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/281

KARAR NO 2022/1536

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2019

NUMARASI 2017/39 Esas 2019/1096 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/11/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkillerinin tekstil ürünlerinin perakende satışı işi ile uğraştıklarını, davalının ise tekstil ürünlerinin toptan satışını yaptığını, müvekkillerinin davalıdan mal almak amacıyla 30/12/2016 vade tarihli, 50.000-USD miktarlı senedi davalıya verdiklerini, senedin arkası incelendiğinde "teminat senedidir ciro edilemez" ibaresi mevcut olmasına rağmen, davalının senedi diğer davalı bankaya ciro ederek verdiğini ve davalı banka tarafından müvekkillerine protesto çekildiğini, müvekkillerinin davalı tarafa hiçbir borcu olmadığını, senedin mal gönderilmesine karşılık teminat olarak verildiğini, ancak davalının mal göndermediğini, senet arka yüzündeki kaydın iptal edilerek çizildiğini, açıkça tahrifat yapılmasına rağmen davalı bankanın basiretli tacir gibi davranmayarak müvekkillerine protesto gönderdiğini, senedin davalı ...

tarafından diğer davalı bankaya ne çeşit ciro ile verildiğinin belli olmadığını, tahsil cirosu ile verildi ise davalı bankanın senedin arkasına "bedeli tahsil içindir" yazması gerektiğini, eğer senet bedeli tahsil için verilmiş ise davanın banka yönünden reddi halinde müvekkillerinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek, dava konusu senet nedeniyle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine alacağın senet bedelinin %20'sinden az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... vekili; dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, davacıların mal alımından kaynaklı borçları nedeniyle dava konusu senedi müvekkiline verdiklerini ve vadesi geldiğinde ödemediklerini, senedin teminat senedi olmayıp borç karşılığı verildiğini , senedin arkasında "teminat senedidir ciro edilemez" ifadesinin bulunmasının senede teminat senedi vasfını kazandırmayacağını, yazılan bu ifadelerin yazılmamış sayılacağını, senedin teminat senedi olabilmesi için üzerinde hangi borç ilişkisinin teminatı olarak verildiğinin belirtilmesi gerektiğini, davacıların teminat senedi iddialarını yazılı delille ispatlamaları gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili 09.07.2018 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek; davacı ...'ın müvekkilinin sahibi ve yetkilisi bulunduğu ... firmasından mal aldığını, bedelini ödemediğini, daha sonra tarafların ödeme konusunda anlaşmaları ile dava konusu senedin verildiğini, senedin teminat senedi olmayıp borç karşılığı verildiğini, davacıların teminat iddiasını yazılı delille kanıtlamaları gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ...bank A.Ş vekili; müvekkilinin dava konusu senedi diğer davalıdan tahsil cirosu ile devraldığını, tahsil cirosunun temlik fonksiyonu olmadığını, müvekkilinin hak sahibi haline gelmediğini, sadece çekin tahsili hususunda vekil olduğunu, bu nedenle müvekkiline karşı dava açılamayacağını, öncelikle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin senedi iyi niyetle iktisap eden 3. kişi konumunda olduğunu, diğer davalı ile davacılar arasındaki ilişkiyi bilmediğini, bilmesinin de beklenemeyeceğini, diğer taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilini bağlamayacağını, davacıların iddialarını senetle ispat etmeleri gerektiğini, müvekkilinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava konusu senedin davacı ... tarafından keşide edildiği, lehtarın davalı ... olduğu, davacı ... tarafından kefil olarak imzalandığı, senedin arka kısmında "teminat senedidir ciro edilemez" ibaresi olduğu, bu ibarenin altında "...kefil" yazdığı ve her iki ibarenin üzerine iptal kaşesi basıldığı, bundan sonra davalı ... tarafından ciro edilerek diğer davalı bankaya verildiği, senedin ön kısmında teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığı gibi arka kısmındaki ibarenin de iptal edildiği, davalı ... hakkında açılan ceza davasında senette tahrifat yaptığına dair delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, bu şekilde senetteki ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, davalı bankanın senedi usulüne uygun ciro silsilesi kapsamında aldığı, bu şekilde davacıların senedin teminat senedi olduğunu kesin nitelikte bir delil ile ispatlayamadıkları gerekçesiyle;

davanın reddine, davacılar aleyhine senet bedelinin %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacılar vekili; davalı ...’in ceza davasındaki savunması kapsamında, tarafların teminat senedi düzenlenmesi ve senedin ciro edilmemesi konusunda anlaştıklarının ortada olduğunu, ancak tarafların senedin düzenlenme sebebi olan malın teslim edilip edilmediği konusunda ihtilafa düştüklerini, ispat yükü üzerinde olan davalının, iddialarını yazılı ve kesin delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, ancak delil sunulmadığını, senedin kesin borç ikrarı içermediği mal karşılığında alınmadığı da gözetildiğinde, mal teslimini kesin ve yazılı delil ile ispat edemeyen davalının alacağının bulunmadığının ortaya çıktığını, davalı ...'in inceleme günü ticari defter ve kayıtlarını incelemeye hazır etmediği, mal teslimine dair dosyaya sevk irsaliyesi sunmadığı, alacak iddiasını hiçbir şekilde ispat edemediği halde, mahkemece ispat külfetinde yanılgılı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bildirdikleri tanıklar dinlenilmeden eksik inceleme sonucu karar verildiğini, dava konusu senedin üzerinde açıkça “teminat senedidir, ciro edilemez” şeklinde kayıt bulunduğunu, davalının, dava konusu bonodan dolayı alacaklı olduğunu ispat edemediğini, davalı ...'in ceza davasındaki savunmasında, dava konusu senet üzerindeki iptallerin davalı banka tarafından yapıldığını açıkça belirttiğini, senedin üzerindeki kayıtları haksız olarak iptal eden ve müvekkillerinin zararına sebebiyet veren davalı bankanın da müvekkillerine karşı hukuken sorumlu olduğunu, ayrıca müvekkilleri aleyhine tazminata ve yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... vekili; mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının usulüne uygun olarak infaz edilmediğini, kararın İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında infaz edildiğini, ancak müvekkiline çıkarılan tebligat ulaşmadığından müvekkilinin işbu karardan haberdar olmadığını, bu nedenle öğrenmeyi takiben süresinde tedbire itiraz ettiklerini, ancak mahkemece dosyadan el çekildiği gerekçesiyle itirazlarının değerlendirilmediğini, tebligata yönelik şikayet başvurularının da görevsizlik nedeniyle reddedildiğini belirterek, müvekkiline usulsüz tebligat yapılması nedeniyle yasal süresinde infaz edilmeyen tedbir kararının yok sayılmasına ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, aksi halde teminat tutarının artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bono nedeniyle teminat ve bedelsizlik iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; lehdarı davalı ... olan 12.04.2016 düzenleme, 30.12.2016 ödeme tarihli 50.000-USD bedelli bononun davacı ... tarafından keşide edildiği, senedin ön yüzünde davacı ...'ın kefil (aval) olarak yer aldığı, senedin arka kısmında "teminat senedidir ciro edilemez" ibaresinin bulunduğu, bu ibarenin altında "...kefil" olarak yazılarak imzalandığı, sonradan her iki ibarenin üzerine iptal kaşesi basıldığı, davalı lehdar ... tarafından ciro edilerek diğer davalı bankaya verildiği, davalı bankanın cirosunda herhangi bir ibare bulunmadığı, ancak davalı banka tarafından düzenlenmiş teslim bordrosunda senedin tahsil için tevdi edildiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.

Davacılar tarafından; bononun mal teslimi karşılığı avans ve teminat olarak verildiği, ancak karşılığında mal teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığı ileri sürülmüştür. Ciro, emre yazılı senetlerin devri için, zilyetliğin devri ile birlikte bulunması gereken hukuki bir işlem olup; temlik, tahsil veya rehin amaçlarıyla yapılabilir. Temlik cirosu senette mündemiç hakkın devrini sağlarken, rehin cirosu bu hakkın rehnedilmesini sağlar. Tahsil cirosu ise hak üzerinde bir mülkiyet değişikliğine yol açmayıp, senet kendisine ciro edilen kimseye, senetten doğan alacağı tahsil edebilmesi için yetki verir. Tahsil cirosu açıkça bu ibareyi içeren bir ciro şeklinde yapılabileceği gibi uygulamada “gizli tahsil cirosu” olarak adlandırılan biçimde ve dışarıya karşı temlik cirosu şeklinde görünmekle birlikte ciro edenle, lehine ciro edilen arasındaki yapılan ve hak sahipliğinin el değiştirmeyeceğine ve sadece tahsil amacı için devrin yapılacağına ilişkin anlaşma uyarınca da yapılabilir.

Dava konusu bononun arka yüzündeki ciroda, tahsil, temlik veya rehin anlamında bir ibare bulunmamaktadır. Ancak teslim bordrosunda yer alan tahsil için tevdi edildiğine dair ibare nedeniyle, bononun davalı bankaya tahsil cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Tahsil cirosu, senedin asıl hamil adına tahsilini sağlama amacını güden ve bu konuda verilen yetkiyi kapsayan bir ciro olup, senetten doğan hakları ancak bu amaçla kullanır. Senedi tahsil cirosuyla devralan, ödememe halinde senedi, tahsil halinde ise senet bedelini asıl hamile teslim etmek yükümlülüğündedir. TTK'nın 778. maddesi yollaması ile bonolar hakkında uygulanması gereken 681. maddesi uyarınca; "ciro edilemez" şeklindeki ibarenin yazılması, o senedin kambiyo senedi niteliğini etkilemez ise de, böyle bir şerhi içeren bonoyu "ciro" yolu ile elde eden kişi (yasağa rağmen) ciroya dayalı olarak keşideciyi takip edemez.

Bu kaydı kapsayan cirolar ancak alacağın temliki yolu ile devrolunabilir. Bir başka anlatımla senette ciro edilemez kaydının bulunması, senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayacağı gibi devrine de engel değildir. Diğer taraftan bu durum alacağın temliki hükümlerini doğuracağından keşideci, lehdar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri ileri sürebilecektir. Somut olayda da bono arka yüzündeki ciro yasağı nedeniyle, davacılar, lehtara karşı ileri sürebilecekleri şahsi defileri, ciro yasağına rağmen senedi devralan davalı bankaya karşı da ileri sürebilecektir. TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Ayrıca bononun teminat olarak verildiği iddiası bakımından; ispat yükü kendisinde olan davacıların, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı delillerle ispatlaması zorunludur. Kambiyo senedindeki salt ‘teminat’ ifadesi, iddianın ispatı için yeterli olmayıp, senedin neyin teminatı olarak verildiğinin de açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda somut olayda; dava ve takip konusu bonoda ‘teminat senedidir" ibaresi yer alsa da, neyin teminatı olduğu açıkça belirtilmemiş olup, bu hususta bonoya atıf yapan bir sözleşme hükmü de bulunmamaktadır. Ancak davalı ... hakkında sahtecilik suçundan Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/234 esas sayılı dosyasında açılan davanın yargılaması sırasında savunması alınan davalı duruşmada hakim huzurunda verdiği beyanında ; davacıların kendisinden tekstil ürünü aldıklarını, karşılığında dava konusu senedi verdiklerini, ancak senedi verdikleri sırada daha mal almadıkları için senedin arkasına teminat senedidir, ciro edilemez diye yazdıklarını, ancak daha sonra malları aldıklarını, eski borçlarının da bulunduğunu, senet bedeli ödenmeyince senedi bankaya kırdırıp kredi kullandığını ikrar etmiştir.

Davalı mahkeme içi ikrar niteliğindeki bağlayıcı beyanıyla, senedin teminat senedi olduğunu kabul edip, sonradan karşılığında davacılara mal verdiğini ileri sürerek, ispat yükün üzerine almıştır. Ancak davalı, mal teslimi iddiasını kanıtlayamamış olup, mahkemece verilmiş olan süreye rağmen inceleme için ticari defterlerini de sunmamıştır. Bu durumda senedin alınacak mallara avans olarak verildiği kanıtlanmış olmakla, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir. Davalı banka ise bonoyu, diğer davalıdan tahsil cirosu ile devralmıştır. Bu durumda TTK'nın 687. maddesi gereğince, davacıların diğer davalı ile olan ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerini davalı bankaya karşı ileri sürmeleri mümkün değildir.

Ancak yukarıda açıklandığı üzere davalı banka bonoyu, üzerinde mevcut ciro yasağı kaydına rağmen devralmıştır. Bu durum ise alacağın temliki hükümlerini doğuracağından, davacılar, lehtar ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri bu nedenle davalı bankaya karşı ileri sürebilecektir. Bu durumda dayanak bononun teminat olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edildiğinin de kanıtlanamamış olması nedeniyle, davanın davalı banka yönünden de kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. İİK'nın 72/5 maddesine göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.

Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” Anılan yasa hükmüne göre alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için; ortada davalı alacaklı tarafından başlatılmış bir icra takibi bulunması ve takibin kötüniyetle yapılmış olması koşullarının bulunması zorunludur. Oysa somut olayda dava takipten önce açılmış olup, davalı alacaklı tarafından başlatılmış bir icra takibi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıların koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmelidir. Diğer yandan davacıların talebi üzerine mahkemece verilen ara karar ile, dava konusu bononun icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, takdir edilen teminat yatırılarak tedbir kararı süresinde infaz edilmiştir.

Bu nedenle davalı vekilinin, tedbir kararının yok hükmünde sayılması yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Ayrıca somut olayda ihtiyati tedbirin yasal koşulları da oluşmuş olmakla, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddi ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine;davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,istinaf nedenleri yerinde görülen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ,yeniden hüküm verilmesine "davanın kabulü ile dava konusu bono nedeniyle davacıların davalılara borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/39 Esas 2019/1096 Karar sayılı 04/12/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; davacıların, keşideci ve avalisti davacılar, lehtarı davalı ... olan, 12.04.2016 düzenleme, 30.12.2016 ödeme tarihli 50.000-USD bedelli bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, Kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, Davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddi ile mahkemece dava konusu bononun icra takibine konu edilmemesi yönünde verilen 23.1.2017 tarihli ihtiyati tedbir kararının devamına" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 12.056,70-TL karar harcından, peşin yatırılan 3.014,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.042,52‬-TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yatırılan 3.045,58-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacılar tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 283-TL posta masrafı olmak üzere toplam 883-TL yargılam giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Davalılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacılar vekili için takdir olunan 27.475-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davalı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan 33-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149319 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/325 E. 2024/2249 K. · Onandı

Ciro yasağına rağmen devralınan bonoda şahsi def'ilerin ileri sürülmesi

Gerekçe özeti

Kambiyo senedinin teminat olarak verildiği iddiası yazılı delille ispatlanmalıdır ve senetteki salt 'teminat' ibaresi yeterli olmayıp neyin teminatı olduğunun da gösterilmesi gerekir; ancak lehtar, ceza yargılamasındaki mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanıyla senedin teminat olarak verildiğini kabul edip karşılığında mal teslim ettiğini ileri sürerek ispat yükünü üzerine almışsa ve bunu kanıtlayamayıp ticari defterlerini de sunmamışsa, senedin avans/teminat olarak verildiği kanıtlanmış sayılır. Tahsil cirosuyla devralan hamile karşı kural olarak şahsi def'iler ileri sürülemezse de, senedi üzerindeki ciro yasağı (menfi emre) kaydına rağmen devralan hamil bakımından alacağın temliki hükümleri uygulanacağından, borçlular lehtarla aralarındaki ilişkiden doğan def'ileri bu hamile karşı da ileri sürebilir. Menfi tespit davası icra takibinden önce açılmış ve alacaklı tarafından başlatılmış bir takip yoksa kötü niyet tazminatına hükmedilemez.

Emsal değeri

Ciro yasağı kaydına rağmen senedi devralan hamile karşı şahsi def'ilerin alacağın temliki hükümleri uyarınca ileri sürülebilmesi ile teminat senedi iddiasında mahkeme içi ikrarın ispat yükü üzerindeki etkisi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: menfi tespit bono teminat senedi ciro yasağı (menfi emre kaydı) tahsil cirosu şahsi def'i alacağın temliki mahkeme içi ikrar ispat yükü ticari defterlerin sunulmaması kötü niyet tazminatı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/325 E.  ,  2024/2249 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/281 Esas, 2022/1536 Karar

DAVACILAR 1....

2.... vekilleri Avukat ...

DAVALILAR 1. ... vekili Avukat ...

2.QNB Finansbank A.Ş. vekili Avukat ...

HÜKÜM

Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/39 E., 2019/1096 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve ihtiyati tedbir yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin başvurusunun reddine, davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı banka vekili tarafından, duruşmasız olarak da davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin tekstil ürünlerinin perakende satışı işi ile iştigal ettiğini, davalı ...'in de tekstil ürünlerinin toptan satışını yaptığını, müvekkillerinin davalıdan mal almak amacıyla 30.12.2016 vade tarihli, 50.000,00 USD'lik senedi davalıya verdiklerini, senedin arka yüzünde "teminat senedidir ciro edilemez" ibaresi mevcut olmasına rağmen, davalı ...'in senedi davalı bankaya ciro ederek verdiğini ve davalı banka tarafından müvekkillerine protesto çekildiğini, müvekkillerinin davalı tarafa hiçbir borcu olmadığını, senedin mal gönderilmesine karşılık teminat olarak verildiğini ancak davalının mal göndermediğini, senedin arka yüzündeki kaydın iptal edilerek çizildiğini, tahrifat yapılmasına rağmen davalı bankanın basiretli tacir gibi davranmayarak müvekkillerine protesto gönderdiğini ileri sürerek dava konusu senet nedeniyle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine alacağın senet bedelinin %20'sinden az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, davacıların mal alımından kaynaklanan borçları nedeniyle dava konusu senedi müvekkiline verdiklerini ve vadesi geldiğinde ödemediklerini, senedin teminat senedi olmayıp borç karşılığı verildiğini, senedin arkasında "teminat senedidir ciro edilemez" ifadesinin bulunmasının senede teminat senedi vasfını kazandırmayacağını, senedin teminat senedi olabilmesi için üzerinde hangi borç ilişkisinin teminatı olarak verildiğinin belirtilmesi gerektiğini, davacıların teminat senedi iddialarını yazılı delille ispatlamaları gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, 09.07.2018 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek;

davacı ...'ın müvekkilinin sahibi ve yetkilisi bulunduğu CM Tekstil İnş.Turzm.Ltd.Şti.'nde mal aldığını, bedelini ödemediğini, daha sonra tarafların ödeme konusunda anlaşmaları ile dava konusu senedin verildiğini, senedin teminat senedi olmayıp borç karşılığı verildiğini, davacıların teminat iddiasını yazılı delille kanıtlamaları gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu senedi diğer davalıdan tahsil cirosu ile devraldığını, tahsil cirosunun temlik fonksiyonu olmadığını, müvekkilinin hak sahibi haline gelmediğini, sadece çekin tahsili hususunda vekil olduğunu, bu nedenle müvekkiline karşı dava açılamayacağını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin senedi iyi niyetle iktisap eden 3. kişi konumunda olduğunu, diğer davalı ile davacılar arasındaki ilişkiyi bilmediğini, bilmesinin de beklenemeyeceğini, diğer taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilini bağlamayacağını, davacıların iddialarını senetle ispat etmeleri gerektiğini, müvekkilinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin davacı ... tarafından keşide edildiği, lehtarın davalı ... olduğu, davacı ... tarafından kefil olarak imzalandığı, senedin arka kısmında "teminat senedidir ciro edilemez" ibaresinin olduğu, bu ibarenin altında "... kefil" yazdığı ve her iki ibarenin üzerine iptal kaşesi basıldığı, davalı ... tarafından ciro edilerek davalı bankaya verildiği, senedin ön kısmında teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığı gibi arka kısmındaki ibarenin de iptal edildiği, davalı ... hakkında açılan ceza davasında senette tahrifat yaptığına dair delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, senetteki ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, davalı bankanın senedi usulüne uygun ciro silsilesi kapsamında aldığı, davacıların senedin teminat senedi olduğunu kesin nitelikte bir delil ile ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine, senedin icra takibine konulmamasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup şartları oluştuğundan davacılar tarafından, davalı ...'e senet bedelinin %20'si oranında kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ihtiyati tedbir yönünden davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...’in ceza davasındaki savunması kapsamında, tarafların teminat senedi düzenlenmesi ve senedin ciro edilmemesi konusunda anlaştıklarının anlaşıldığını; ancak tarafların senedin düzenlenme sebebi olan malın teslim edilip edilmediği konusunda ihtilafa düştüklerini, ispat yükü üzerinde olan davalının, iddialarını yazılı ve kesin delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, bu konuda delil sunulmadığını, senedin kesin borç ikrarı içermediği, mal karşılığında alınmadığı da gözetildiğinde, mal teslimini kesin ve yazılı delil ile ispat edemeyen davalının alacağının bulunmadığının ortaya çıktığını, davalı ...'in inceleme günü ticari defter ve kayıtlarını incelemeye hazır etmediğini, mal teslimine dair dosyaya sevk irsaliyesi sunmadığını, alacak iddiasını ispat edemediği halde, Mahkemece ispat külfetinde yanılgılı karar verildiğini, bildirdikleri tanıklar dinlenilmeden eksik inceleme sonucu karar verildiğini, dava konusu senedin üzerinde açıkça “teminat senedidir, ciro edilemez” şeklinde kayıt bulunduğunu, davalının, dava konusu bonodan dolayı alacaklı olduğunu ispat edemediğini, davalı ...'in ceza davasındaki savunmasında, dava konusu senet üzerindeki iptallerin davalı Banka tarafından yapıldığını açıkça belirttiğini, senedin üzerindeki kayıtları haksız olarak iptal eden ve müvekkillerinin zararına sebebiyet veren davalı bankanın da müvekkillerine karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararının yok sayılmasına, kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun arka yüzündeki ciro yasağı nedeniyle davacıların, lehtara karşı ileri sürebilecekleri şahsi def'ileri, ciro yasağına rağmen senedi devralan davalı bankaya karşı da ileri sürebilecekleri, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacıların, bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu ayrıca bononun teminat olarak verildiği iddiası bakımından; ispat yükü kendisinde olan davacıların, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, kambiyo senedindeki salt ‘teminat’ ifadesinin, iddianın ispatı için yeterli olmayıp, senedin neyin teminatı olarak verildiğinin de açıkça belirtilmesi gerektiği, somut olayda;

dava ve takip konusu bonoda ''teminat senedidir'' ibaresi yer alsa da neyin teminatı olduğu açıkça belirtilmemiş olup bu hususta bonoya atıf yapan bir sözleşme hükmü de bulunmadığı, davalı ...'in hakkında sahtecilik suçundan Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/234 E. sayılı dosyasında görülen davada hakim huzurunda verdiği beyanında, davacıların kendisinden tekstil ürünü aldıklarını, karşılığında dava konusu senedi verdiklerini; ancak senedi verdikleri sırada daha mal almadıkları için senedin arkasına teminat senedidir, ciro edilemez diye yazdıklarını; ancak daha sonra malları aldıklarını, eski borçlarının da bulunduğunu, senet bedeli ödenmeyince senedi bankaya kırdırıp kredi kullandığını ikrar ettiği, davalı ...'in mahkeme içi ikrar niteliğindeki bağlayıcı beyanıyla senedin teminat senedi olduğunu kabul edip, sonradan karşılığında davacılara mal verdiğini ileri sürerek ispat yükünü üzerine aldığı halde mal teslimi iddiasını kanıtlayamadığı, Mahkemece verilen süreye rağmen inceleme için ticari defterlerini de sunmadığı, bu durumda senedin alınacak mallara avans olarak verildiği kanıtlanmış olmakla, davalı ...

aleyhine açılan davanın kabulü gerektiği, davalı Bankanın bonoyu, davalı ...'ten tahsil cirosu ile devraldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 687 nci maddesi gereğince, davacıların diğer davalı ile olan ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerini davalı bankaya karşı ileri sürmelerinin mümkün olmadığı; ancak davalı banka bonoyu, üzerinde mevcut ciro yasağı kaydına rağmen devralmış olup bu durum alacağın temliki hükümlerini doğuracağından, davacıların, lehtar ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ileri bu nedenle davalı bankaya karşı ileri sürebilecekleri, bononun teminat olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edildiği kanıtlanamadığından davanın davalı banka yönünden de kabulü gerektiği, dava takipten önce açılmış olup davalı alacaklı tarafından başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiği Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilip teminat yatırılarak infaz edildiğinden davalı ...

vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacıların dava konusu bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatının kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince müvekkilinin ceza dosyasındaki beyanın esas alındığı belirtilmiş ise de müvekkilinin ceza dosyasındaki beyanında "davacıların eski borçlarının da bulunduğu" yönündeki beyanının görmezden gelindiğini, müvekkilinin ceza dosyasındaki beyanının bütün olarak nazara alınması gerektiğini, davalı ...'in cevabını ıslah dilekçesindeki savunmalarının dikkate alınmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Davalı Banka vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu senedi tahsil cirosu ile devraldığını, bu durumun Mayıs 2016 tarihli senet tevdiat bordrosu ile sabit olduğunu, tahsil cirosunda temsil söz konusu olduğundan, senet borçlularının ancak çekin maliki olan cirantaya karşı haiz oldukları defileri hamile karşı ileri sürebileceğini, senedin üzerinde yazılan "teminat senedidir" ibaresinin senedin teminat senedi olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığını, yazılı delille ispatı gerektiğini, senede yazılan "ciro edilemez" kaydının menfi emre kayıt olarak kabul edilemeyeceğini, bu bağlamda alacağın temliki hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, senedin arkasındaki şerhin de iptal edildiğini, müvekkilinin dava konusu senedi iyi niyetle iktisap ettiğini, davacı ile diğer davalı arasındaki hukuki ilişkinin müvekkilini bağlamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu senet nedeniyle davacıların borçlu olup olmadıklarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 682, 687,688 vd. maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.