Limited şirket yöneticisinin yetkilerinin kısıtlanması talebinde ihtiyati tedbir reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/755 E. 2021/628 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirkette ortaklar arasındaki geçimsizlik veya güven ilişkisinin bozulması, tek başına şirket yöneticisinin yönetim ve temsil yetkisinin kısıtlanmasına ve şirkete kayyım atanmasına gerekçe oluşturmaz; kayyım atanması ancak organ boşluğu/eksikliği veya belirli bir işle sınırlı hallerde mümkündür ve tedbir talep eden taraf HMK 390/3 uyarınca davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca, yargılama sırasında her zaman incelenebilecek nitelikteki şirket kayıtlarının delil tespiti yoluyla incelenmesi için, bu delillerin kaybolma veya incelenmesinin zorlaşma riski somut olarak gösterilmedikçe hukuki yarar bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması ve kayyım atanması talebi → ret
İddia: Davacı vekili; davalı yöneticinin şirketi zarara uğratacak ve müvekkilinin alacağını engelleyecek eylemlerde bulunduğunu, işyeri kapama cezası ile şirketin zarara uğradığının sabit olduğunu, yaklaşık ispatın gerçekleştiğini ileri sürerek tedbir talebinin kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Davanın yasal dayanağı TTK 638/2 maddesidir; TTK 630/2 maddesine dayalı bir organ azli davası mevcut değildir ve şirkette organ boşluğu bulunmamaktadır. Kar elde etme amacıyla kurulan şirketlerin, kötü yönetildiği iddia edilse de -istisnalar saklı kalmak kaydıyla- kayyım atanmak suretiyle yönetilmesi ve ticari faaliyetine devam etmesi mümkün değildir. Tüzel kişiler için kayyım atanmasını sağlayacak yegane yol, organ boşluğu/eksikliği yahut belirli bir işle sınırlı (örneğin şirketi genel kurula götürmek gibi) kayyım atanmasıdır; ortak ve yöneticiler arasındaki geçimsizlik şirkete yönetim kayyımı atanmasına gerekçe yapılamaz. Şirketin kötü yönetilmesinden şartları varsa yöneticiler sorumludur. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır; dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceğinden ya da ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin bulunmadığı, davadışı ortağın kuruluştan bu yana şirket müdürü olduğu ve taraf menfaatleri gözetildiğinde ilk derece ara kararında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Şirket kayıtları, bilgisayar kayıtları ve banka hesaplarının bilirkişi marifetiyle tespiti (delil tespiti) talebi → ret
İddia: Davacı vekili; davalı şirket ve yöneticisinin hukuka aykırı iş ve işlemlerinin ortaya çıkarılması için şirket defter, kayıt, bilgisayar ve banka hesaplarının bilirkişi marifetiyle tespitini talep etmiştir.
Gerekçe: Şirket merkez ve şubelerinde bulunan bilgisayarlar, kayıtlar ile banka kayıtları yargılama sırasında her zaman incelenebilecek deliller niteliğindedir; bu delillerin şu aşamada incelenmemesi halinde yok olacağına veya incelenmesinin zorlaşacağına ilişkin somut delil bulunmadığından, HMK 400/2 maddesi gereğince hukuki yarar şartı gerçekleşmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ortaklar arası geçimsizliğin, limited şirket yöneticisinin yönetim/temsil yetkisinin kısıtlanmasına ve kayyım atanmasına gerekçe yapılamayacağı; kayyımın ancak organ boşluğu/eksikliği veya belirli bir işle sınırlı hallerde atanabileceği yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Şirket kayıtlarının delil tespiti talebi yönünden hukuki yarar şartının bulunmadığı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ şirketin haklı sebeple feshi↗ yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması↗ kayyım atanması↗ organ boşluğu↗ delil tespiti↗ hukuki yarar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/755
KARAR NO 2021/628
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/03/2021 (Ara Karar)
NUMARASI 2021/162 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/04/2021
İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dilekçesinde; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında boşanma davası ikame edildiğini, davalının şirkette tek imza yetkilisi olduğunu, müvekkili aleyhine tedbir kararı ile şirkete ait işyerlerinden uzaklaştırma kararı alındığını, müvekkilinin ne şirkete gidebildiğini, ne de şirket ile ilgili bilgi edinebildiğini, taraflar arasında güven ilişkisinin kalmadığını, davalının şirketi mevzuata aykırı olarak yönettiğini, bu nedenlerle davalı şirketin haklı nedenlerle feshine,feshin kabul edilmemesi halinde TTK 636 mad gereği müvekkilinin payının gerçek değerinin tespiti ile çıkma payının akçesinin ödenerek şirketten haklı nedenle çıkarılmasına, çıkma payı ayrılma akçesi dava tarihi itibariyle kendileri tarafından belirlenmesi mümkün olmadığından huzurdaki iş bu taleplerinin belirsiz alacak davası olarak kabulü ile her türlü arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000-TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini dava sonuçlanıncaya kadar ivedilikle davalı şirketin ve davalı ...'nun gayri hukuki ve mevzuata aykırı iş ve işlemlerinin şirket defter ve kayıtları ile şirket merkez ve şubelerinde bulunan ve davalı ...'nun şahsına ait bilgisayarlardaki kayıtların ve banka hesaplarının her türlü belge ve bilginin bilirkişi marifetiyle tespitini, şirket müdürü ve yetkilisi olan davalı ...'nun yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını ve bu süre zarfından tedbiren şirkete kayyım atanması, bu talepleri yerinde görülmez ise şirket ortaklarının birlikte imza ile şirketi yönetim temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı yöneticinin özen yükümlülüğü, şirketle iş yapma yasağı, sır saklama yükümlülüğü gibi yükümlülüklerine aykırı davrandığı ve şirketi zarara uğrattığı, şirket kaynaklarının kendisi veya yakınlarının menfaatine kullandığı yönünde yaklaşık ispat oluşturabilecek yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve tedbiren şirkete kayyım atanması taleplerinin HMK 390/3 maddesi gereğince reddine; şirket merkez ve şubelerinde bulunan bilgisayarlar ve kayıtlar ile banka kayıtlarının yargılamada her zaman incelenebilecek deliller olması, delillerin bu aşamada incelenmemesi halinde yok olacağı veya incelenmesinin zorlaşacağına ilişkin somut deliller bulunmadığından hukuki yararın olmadığı gerekçesiyle HMK 400/2 maddesi gereğince delil tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki boşanma davası nedeniyle davalı ...’nun müvekkilini zarara uğratmak ve şirketten olan alacağını engellemek için elinden gelen tüm çabayı sarfettiğinin açık olduğunu, davalı tarafın müvekkili hakkında işyerlerine uzaklaştırma kararı aldığını, şirket avukatını ve muhasebecisini değiştirdiğini, maddi menfaat temelli olan art arda bir çok dava ikame ettiğini, ihtarnamelerden anlaşılacağı üzere bilgilendirme talebinin reddedildiğini ve genel kurul yapılması talebinin nazara alınmadığını, davalı şirketin zarara uğradığının İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tanzim edilen işyeri kapama cezası ile sabit olduğunu, yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, bu nedenlerle tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava;Limited şirkette pay sahibi davacının diğer ortak ile olan uyuşmazlıklar nedeniyle şirketin haklı sebeble feshi talebine ilişkindir.Davacı ,zararlandırıcı eylemlerinin engellenmesi için davalı şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davanın yasal dayanağı TTK nun 638/2 maddesine dayalıdır.TTK nun 630/2 .maddesine göre açılmış bir organ azli davası mevcut değildir.Şirkette organ boşluğu olmadığı anlaşılmaktadır. Özel hukuk alanında kar elde etme gayesiyle kurulan kötü yönetildiği iddia olunan şirketlerin -istisnalar saklı kalmak kaydıyla - kayyım atanmak suretiyle yönetilmesi ve ticari faaliyetlerine devam etmesi mümkün değildir.Bu bağlamda tüzel kişiler için kayyım atanmasını sağlayacak yegane yol organ boşluğu- eksikliği yahut belli bir işle sınırlı olmak üzere (örneğin şirketi genel kurula götürmek gibi) kayyım atanması olup, şirket ortak ve yöneticileri arasındaki geçimsizlik şirkete yönetim kayyımı atanmasına gerekçe yapılamaz.
Şirketin kötü yönetilmesinden, şartları varsa yöneticiler sorumludur. HMK'nın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda dosya kapsamında mevcut deliller değerlendirildiğinde; yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve tedbiren şirkete kayyım atanması kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, şirket kayıtlarının yargılama sırasında her zaman incelenebilecek deliller olduğu, davadışı ortağın şirketin kuruluşundan bu yana şirket müdürü olduğu, taraf menfaatleri de gözetildiğinde ;
ara kararda bir isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/04/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/144351 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi