6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklar arası hisse devri uyuşmazlığında icra dairesi yetkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/739 E. 2021/966 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Ticari İşletmenin Devrinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir ortağın, ortağı olduğu şirketteki ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle diğer ortağa karşı açtığı davada, HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca ilgili tüzel kişinin (hisse devrine konu şirketin) merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; taraflar tacir değilse sözleşmedeki yetki şartı HMK 17 uyarınca geçersiz olup kesin yetki kuralının önüne geçemez. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için takibin bu kesin yetkili icra dairesinde yapılmış olması gerekir; aksi halde özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir. Dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilen davalarda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilir ve davanın esası incelenmediğinden İİK 67 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulları oluşmaz.

Ele alınan sorunlar

İcra dairesinin yetkisi ve yetki sözleşmesinin geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, sözleşmedeki yetki şartının (İstanbul mahkemeleri/icra daireleri) geçerli olduğunu, davalının yetki itirazının kötü niyetli olduğunu ve HMK 14. maddesinin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından biri takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılmış olmasıdır; yetkili icra dairesi İİK 50/1 yollamasıyla HMK'nın yetki hükümlerine göre belirlenir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hisse devrine konu şirketlerdeki ortaklık ilişkisinden kaynaklanmaktadır; hisse devrine konu şirketlerin merkezi İstanbul Anadolu tarafında bulunmaktadır. Sözleşmede İstanbul mahkemeleri yetkili kılınmış olsa da, taraflar tacir olmadığından bu yetki şartı HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçersizdir. HMK'nın 14/2. maddesi, özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ilişkileriyle sınırlı olarak bir ortağına karşı veya ortağın bu sıfatla açacağı davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu düzenlemektedir. Somut uyuşmazlık tarafların ortak oldukları şirketlerdeki hisse devrine ilişkin olduğundan, bu madde hükmü doğrultusunda şirket merkezinin bulunduğu yer icra daireleri kesin yetkilidir. Takibin yapıldığı icra dairesi bu kapsamda yetkisiz olduğundan, yetkili icra dairesinde yapılmış bir takip bulunmamaktadır ve özel dava şartı gerçekleşmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Usulden ret kararında vekalet ücretinin maktu mu nispi mi olacağı → ret

İddia: Davalı vekili, davanın esastan değil de ön şart yokluğundan reddedilmiş olması nedeniyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi, davanın ön şart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi halinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceğini düzenlemektedir. Dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedildiğinden davalı lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Usulden ret halinde kötü niyet tazminatı talep koşulunun oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının haksız takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK'nın 67. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle usulden reddedildiğinden, kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ortaklar arasındaki hisse devri/ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacak davalarında HMK 14/2'deki kesin yetki kuralının, taraflar tacir olmasa dahi sözleşmesel yetki şartına üstün tutulacağı ve icra takibinin bu kesin yetkili yer dışında yapılması halinde itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği yönünde yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ilişkileriyle sınırlı olarak bir ortağına karşı veya ortağın bu sıfatla açacağı davalarda, HMK 14/2 uyarınca ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi/icra dairesi kesin yetkilidir; bu kesin yetki, taraflar tacir olmadığı için geçersiz olan sözleşmesel yetki şartının önüne geçer.
Dava şartı
İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılmış olması özel dava şartıdır; takip yetkisiz icra dairesinde yapılmışsa bu şart gerçekleşmemiş olur ve dava usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin yetki özel dava şartı itirazın iptali hisse devri sözleşmesi yetki sözleşmesi maktu vekalet ücreti kötü niyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 17HMK 14/2HMK 353(1)b-1HMK 353(1)-a · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50/1İİK 67 · Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi — Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/739

KARAR NO 2021/966

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/12/2020

NUMARASI 2014/427 Esas 2020/624 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2021

İcra Dairesinin yetkisizliği nedeniyle özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 14. maddesine göre İstanbul (merkez) mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığından, davalının yetki itirazının kötü niyetli olduğunu, yetki şartı nedeniyle genel yetki kuralının da uygulanamayacağını, HMK'nın 14. maddesinin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, zira müvekkilinin şirket hisselerini satması ve devretmesi nedeniyle ortak sıfatının kalmadığını, öte yandan esas yönünden müvekkilinin ...'ya ait şirket hisselerini satın alması konusunda mutabık kalındığını, hisse devir sözleşmesinin 4. maddesine göre davalı alıcının müvekkilinin satış konusu şirketlerle ilgili tüm kefalet ve ipotek yükümlülüklerini 71 gün içinde kaldırmayı, bu edim ifa edilmezse teminat olarak verdiği 5.000.000-USD tutarlı çeki ödemeyi ve ayrıca 2.000.000-TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalının bu edimlerini yerine getirmediğini, tüm bunlara rağmen tahakkuk eden cezai şartın ödenmediğini belirterek, davalının İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava konusu edilen alacak iddiasına ilişkin açılmış menfi tespit davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Dairesi olduğunu, davacı ile davalının ... İnşaat şirketinin ortakları konumunda olduklarını, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan işbu alacak iddiasının da şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini, şirket merkezi Maltepe-İstanbul olduğundan İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkili olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, bu nedenle cezai şart sorumluluğunun kalmadığını belirterek, davanın reddi ile müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; HMK'nın 17. maddesi hükmü gereği tarafların yetki sözleşmesi ile bağlı olabilmesi açısından tarafların tacir olmasına dair yasal koşulun somut olay açısından gerçekleşmediği gibi, HMK'nın 18/1 maddesi hükmü uyarınca da somut uyuşmazlıkta "kesin yetki kaidesi" söz konusu olduğundan, dayanak sözleşmedeki yetki şartının tarafları bağlayıcı olmadığı, hal böyle olunca taraflar arasındaki uyuşmazlık açısından takip tarihi itibariyle HMK m.14 hükmü uyarınca kesin yetki kuralının geçerli olduğu, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği karşısında takip tarihi itibariyle İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün kesin yetkili olduğu, esasen davalının dahi bu çerçevede takibin yapıldığı İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün kesin yetki kaidesi nedeniyle yetkisiz olduğunu savunduğu, böylelikle takibin yapıldığı icra müdürlüğünün takip tarihi itibariyle yetkisiz konumda olduğu, itirazın iptali davası açılabilmesi için gerekli şartlardan birisinin de yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunması olduğu, oysa yukarıda açıklandığı üzere takip tarihi itibari ile yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle, icra dairesinin yetkisizliği nedeni ile özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; davanın usulden değil esastan reddinin gerektiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmiş olması nedeniyle davanın haksız olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu ücrete hükmedilmesinin de usule aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran davacı vekili; tarafların hissedarı oldukları beş ayrı şirketteki ortaklıklarını tasfiye etmek için hisse devri sözleşmesi düzenlediklerini, mahkemece menfi tespit davasını altı yıl boyunca bekledikten sonra davayı usulden reddetmesinin insan hakları ihlali olduğunu, hisse devir sözleşmesi ticari bir işlem olduğundan yetki şartının geçersiz kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yetkisizlik kararı verilmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin de yasaya uygun olmadığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasında akdedilmiş hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağına yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından birisi de, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır.Yetkili icra dairesi ise İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. Eldeki davada İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı davalı borçlu tarafından, borçlunun yerleşim yeri ve hisse devrine konu şirket merkezinin bulunduğu İstanbul Anadolu icra dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflarca imzalanmış 04.04.2012 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, tarafların hisse devrine konu şirketlerde ortak oldukları, hisse devrine konu şirketlerin merkezinin İstanbul Maltepe ilçesinde bulunduğu, davalının yerleşim yerinin de Kartal ilçesi olduğu anlaşılmaktadır.

Dayanak sözleşmenin 14. maddesinde İstanbul mahkemeleri yetkili kılınmışsa da, taraflar tacir olmadığından bu yetki şartı HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçersizdir. HMK’nın 14/2 maddesi “Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”hükmünü haizdir. Somut olaydaki uyuşmazlık da tarafların ortakları bulundukları şirketlerdeki hisse devrine ilişkin olmakla, bu madde hükmü doğrultusunda şirket merkezinin bulunduğu İstanbul Anadolu icra daireleri kesin yetkilidir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın bu gerekçeyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

İlk derece mahkemesince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, davalı vekilince vekalet ücretinin nispi olması gerektiği, ileri sürülmüştür. Ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesinde, davanın ön şart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde, tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere 3. kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği belirtilmiştir. Somut olayda da davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğine göre, davalı lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi isabetli olup, tarafların bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Yine İİK'nın 67. maddesi, "Davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu;

takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmüne haizdir. Ancak kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, öncelikle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup, somut olayda davanın icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olduğundan, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf gerekçesi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137796 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.