Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/164 E. 2015/6735 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tereke↗ hesap kat ihtarı↗ para alacağı↗ kat ihtarı↗ hesap kat↗ bsmv↗ ticari dava niteliği↗ müteselsil sorumluluk↗ mirasçılık↗ kefalet↗ tbk 99↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ kredi sözleşmesi↗ dahili dava↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalıların murisi ...arasında 5.000 TL bedelli kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine kefil olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ... mirasçısı ...'nın terekenin borca batık olması sebebiyle mirası reddetmiş sayıldığından borçtan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle ... hakkında açılan davanın reddine; diğer davalıların kefil ...'nın mirasçıları oldukları, hesap kat ihtarının kefile 13.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğinden ...'nın 14.09.2006 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, işin ticari nitelikte olması sebebiyle TBK'daki faize ilişkin sınırlamaların uygulanamayacağı gereçesiyle ... mirasçıları aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL ana para alacağına 14.09.2006 tarihinden itibarin işleyecek % 100 temerrüt faizi ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte ... mirasçılarından miras payları oranında tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece kredi borçlusuna kefil olan davalı muris ...'nın yargılama sırasında vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçılarının, murisin kefalet borcundan sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Ancak, TMK'nun 641 maddesine göre, mirasçıları tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen mahkemece davalıların miras payları oranında sorumluluklarına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16696 E. 2014/18215 K.
Ortak:mirasçılık · kefalet · kefil
İncelediğiniz karardaDava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece kredi borçlusuna «kefil» olan davalı muris ...'nın yargılama sırasında vefatı üzerine davaya «dahil» edilen «mirasçılarının», murisin «kefalet» borcundan sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalıların murisi ...arasında 5.000 TL bedelli «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine «kefil» olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ... «mirasçısı» ...'nın terekenin borca batık olması sebebiyle mirası reddetmiş sayıldığından borçtan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle ... hakkında açılan davanın reddine; diğer davalıların kefil ...'nın mirasçıları oldukları, «hesap kat ihtarının» kefile 13.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğinden ...'nın 14.09.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü, işin «ticari nitelikte» olması sebebiyle TBK'daki faize ilişkin sınırlamaların uygulanamayacağı gereçesiyle ... mirasçıları aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL ana «para alacağına» 14.09.2006 tarihinden itibarin işleyecek % 100 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte ... mirasçılarından miras payları oranında tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak, TMK'nun 641 maddesine göre, «mirasçıları» «tereke» borçlarından «müteselsilen sorumlu» olmalarına rağmen mahkemece davalıların miras payları oranında sorumluluklarına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAncak, «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili, müvekkillerinin borçlu-«kefil» M.Y..'nın «mirasçıları» olduklarını, M.
Y..'nın 2006 yılında borca batık olarak vefat ettiğini ve borca batık terekede «mirasçıların» mirası reddetmiş sayılacağını ileri sürmüş ise de, bu hususta bir belge «ibraz» edilmemiştir.
Öte yandan, «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili alacağın zaten «ipotekli» taşınmaz vasıtası ile «teminat» altına alındığı ileri sürmüşse de, ipoteğin «kefalet» için verilip verilmediği hususu ipotek kayıt tablosu incelenerek anlaşılabilecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · ibraz · teminat
Benzer bu karardaÖte yandan, «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili alacağın zaten «ipotekli» taşınmaz vasıtası ile «teminat» altına alındığı ileri sürmüşse de, ipoteğin «kefalet» için verilip verilmediği hususu ipotek kayıt tablosu incelenerek anlaşılabilecektir.
İş sayılı «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Y..'nın vefat ettiğinden bahisle «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12142 E. 2012/4157 K.
Ortak:tereke · mirasçılık
İncelediğiniz karardaAncak, TMK'nun 641 maddesine göre, «mirasçıları» «tereke» borçlarından «müteselsilen sorumlu» olmalarına rağmen mahkemece davalıların miras payları oranında sorumluluklarına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalıların murisi ...arasında 5.000 TL bedelli «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine «kefil» olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ... «mirasçısı» ...'nın terekenin borca batık olması sebebiyle mirası reddetmiş sayıldığından borçtan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle ... hakkında açılan davanın reddine; diğer davalıların kefil ...'nın mirasçıları oldukları, «hesap kat ihtarının» kefile 13.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğinden ...'nın 14.09.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü, işin «ticari nitelikte» olması sebebiyle TBK'daki faize ilişkin sınırlamaların uygulanamayacağı gereçesiyle ... mirasçıları aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL ana «para alacağına» 14.09.2006 tarihinden itibarin işleyecek % 100 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte ... mirasçılarından miras payları oranında tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece kredi borçlusuna «kefil» olan davalı muris ...'nın yargılama sırasında vefatı üzerine davaya «dahil» edilen «mirasçılarının», murisin «kefalet» borcundan sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesi'nin 13.04.2010 tarih, 2008/12 «tereke» esas, 2010/3 tereke karar sayılı ilamı ile ...'in mirasının borca batık olması, tek «mirasçısının» da mirası reddetmesi ve resmi «tasfiye» istenmesi nedeniyle terekeye ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verildiği, davacılar vekilinin de dava dilekçesinde bu hususu belirttiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, «iflas erteleme» tedbirine başvuran davacı şirketlerin ortaklarından olan ...'in 04.10.2008 tarihinde vefat ettiği, murisin terekesinin borca batık olduğu ve «mirasçıları» tarafından mirasın reddedildiği, müteveffa ...'in hisselerinin genel kurulda «temsili» ile iflas erteleme sürecindeki şirketlerin mal varlığının korunup mali durumlarının «ıslahı» için «sermaye artırımı» yapılması gerektiği, sermaye artırımına gidilmesi için yapılacak genel kurulda temsili imkansız olan hisselere TMK'nın 426/1. maddesi «kıyasen uygulanmak» suretiyle «temsil kayyımı atanması» gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne davacı şirketlerin genel kurul toplantılarında müteveffa ...'in hisselerini gündem maddelerine göre temsil etmek için re'sen …
Kararı, «tereke» «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · iflas erteleme · kayyım atanması · kıyasen uygulama · kayyım · sermaye artırımı · tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, «iflas erteleme» tedbirine başvuran davacı şirketlerin ortaklarından olan ...'in 04.10.2008 tarihinde vefat ettiği, murisin terekesinin borca batık olduğu ve «mirasçıları» tarafından mirasın reddedildiği, müteveffa ...'in hisselerinin genel kurulda «temsili» ile iflas erteleme sürecindeki şirketlerin mal varlığının korunup mali durumlarının «ıslahı» için «sermaye artırımı» yapılması gerektiği, sermaye artırımına gidilmesi için yapılacak genel kurulda temsili imkansız olan hisselere TMK'nın 426/1. maddesi «kıyasen uygulanmak» suretiyle «temsil kayyımı atanması» gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne davacı şirketlerin genel kurul toplantılarında müteveffa ...'in hisselerini gündem maddelerine göre temsil etmek için re'sen …
Mahkemece, TMK'nın 426/1. maddesi «kıyasen uygulanarak» müteveffanın hisselerine «temsil kayyımı atanmasına» karar verilmişse de, müteveffanın hisselerinin terekede bulunduğu ve terekeye «tasfiye memuru» atandığına göre, mahkemece belirtilen şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacı şirketlerin hissedarlarından olan ve vefat eden ...'in hisselerinin genel kurul toplantılarında «temsil» edilmesi için «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkindir.
Kararı, «tereke» «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
-
İcra Konusu Senedinin İcraya Konulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3216 E. 2021/5288 K.
Ortak:mirasçılık · dahili dava
İncelediğiniz karardaDava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece kredi borçlusuna «kefil» olan davalı muris ...'nın yargılama sırasında vefatı üzerine davaya «dahil» edilen «mirasçılarının», murisin «kefalet» borcundan sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalıların murisi ...arasında 5.000 TL bedelli «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine «kefil» olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ... «mirasçısı» ...'nın terekenin borca batık olması sebebiyle mirası reddetmiş sayıldığından borçtan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle ... hakkında açılan davanın reddine; diğer davalıların kefil ...'nın mirasçıları oldukları, «hesap kat ihtarının» kefile 13.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğinden ...'nın 14.09.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü, işin «ticari nitelikte» olması sebebiyle TBK'daki faize ilişkin sınırlamaların uygulanamayacağı gereçesiyle ... mirasçıları aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL ana «para alacağına» 14.09.2006 tarihinden itibarin işleyecek % 100 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte ... mirasçılarından miras payları oranında tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak, TMK'nun 641 maddesine göre, «mirasçıları» «tereke» borçlarından «müteselsilen sorumlu» olmalarına rağmen mahkemece davalıların miras payları oranında sorumluluklarına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasın reddi · bekletici mesele · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · ara karar · derdestlik · keşideci · bono
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/164 E. , 2015/6735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2014 tarih ve 2012/852-2014/493 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalıların murisi ... arasında 5.000 TL bedelli kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine kefil olduğunu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek 6.133,29 TL anapara borcunun 19.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek % 100 temerrüt faizi ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalıların murisi ...arasında 5.000 TL bedelli kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'nın bu sözleşme için ...lehine kefil olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ... mirasçısı ...'nın terekenin borca batık olması sebebiyle mirası reddetmiş sayıldığından borçtan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle ... hakkında açılan davanın reddine; diğer davalıların kefil ...'nın mirasçıları oldukları, hesap kat ihtarının kefile 13.09.2006 tarihinde tebliğ edildiğinden ...'nın 14.09.2006 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, işin ticari nitelikte olması sebebiyle TBK'daki faize ilişkin sınırlamaların uygulanamayacağı gereçesiyle ...
mirasçıları aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL ana para alacağına 14.09.2006 tarihinden itibarin işleyecek % 100 temerrüt faizi ve faizin % 5'i oranında BSMV ile birlikte ... mirasçılarından miras payları oranında tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece kredi borçlusuna kefil olan davalı muris ...'nın yargılama sırasında vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçılarının, murisin kefalet borcundan sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Ancak, TMK'nun 641 maddesine göre, mirasçıları tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen mahkemece davalıların miras payları oranında sorumluluklarına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “.... davalı... mirasçılarından miras payları oranında (1/4'er oranında ..., ... ..., ...'dan)....." ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine “.... davalı ... mirasçılarından müteselsilen.... " ibarelerinin yazılmasına; 4, 5, 6. fıkralarında yer alan "...1/4'er oranında..." ibaresinin çıkartılarak yerine "....müteselsilen ibaresinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137168900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz