Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6507 E. 2015/8582 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tcmb efektif satış kuru↗ temerrüt tarihi↗ mevduat hesabı↗ ek prim↗ havale↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanununun 62. maddesi hükmündeki düzenleme ve davacının en son başvuru tarihi gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğramadığı, A. Sigorta Kurumu'nun 08.02.1982 tarihinde davacının birikmiş sigorta primleri toplamı olan 8.523,10 Alman Markını Türkiye […] Bankası'na havale yoluyla gönderdiği, M. Bankası'nca da daha sonra davacıya yapılacak bu prim iadesini önce M. […] Şubesi'ne gönderildiği ve oradan da 09.04.1982 tarihinde Türkiye […][…] Şubesi'ne aktarıldığı, paranın davacıya ödendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil ve belge sunulamadığı, evrak saklama süresinin 10 yıl olması nedeniyle belgelerin imha edildiği ve bu nedenle söz konusu havaleye ilişkin herhangi bir kayda ulaşılamadığının belirtildiği, dava konusu havalenin davacıya ödenmek üzere davalı Banka şubesine gönderildiğinin sabit olduğu, bu paranın davacıya ödendiğinin de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.050,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, Ayrıca 8.523,10 Mark için 09.04.1982 tarihinden dava tarihi 22.02.2012 tarihine kadar devlet bankalarının Alman Markı için uyguladığı 1 yıllık en yüksek faiz yürütülmesine, yürütülen faizin tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL cinsinden davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne ve ayrıca 8.523,10 DM için 09.04.1982 tarihinden dava tarihine kadar Devlet bankalarının uyguladığı en yüksek mevduat faizi üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmişse de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, banka hesabındaki mevduatın hak sahibine ödenmediği durumlarda, mevduatın bankadan talep edildiği tarihe kadar ilgili mevduat cinsine ilişkin davalı bankaca uygulanan faiz oranı üzerinden, bankanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren ise avans faizine hükmetmek gerekir. Bu nedenle, somut olayda dava tarihinden önceye ilişkin faiz talebi ile ilgili olarak; davacının aksi yöndeki bir iddiasının bulunmadığı da gözetilip hesabın vadesiz mevduat hesabı olduğunun kabulüyle, temerrüt tarihinin tespit edilmesi, paranın davalı Bankaya yatırıldığı tarihten temerrüt tarihine kadar bankaca uygulanan vadesiz mevduat faizi, temerrüt tarihinden itibaren ise dava tarihine kadar mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere avans faizinin hesaplanması, ayrıca bu süre zarfında DM para biriminin Euro para birimine dönüştürülmesinin de nazara alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11454 E. 2014/1235 K.
Ortak:havale · cy/cy kaydı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanununun 62. maddesi hükmündeki düzenleme ve davacının en «son» başvuru tarihi gözetildiğinde davanın «zamanaşımına» uğramadığı, A.
Bankası'na «havale» yoluyla gönderdiği, M.
… ngi bir delil ve belge sunulamadığı, evrak saklama süresinin 10 yıl olması nedeniyle belgelerin imha edildiği ve bu nedenle söz konusu havaleye ilişkin herhangi bir «kayda» ulaşılamadığının belirtildiği, dava konusu havalenin davacıya ödenmek üzere davalı Banka şubesine gönderildiğinin sabit olduğu, bu paranın davacıya ödendiğinin de …
Benzer bu kararda… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin 09.04.1982 tarihinde, dava tarihinden yaklaşık 30 yıl önce davalı bankaya gönderildiğine dair TCMB'nin «defter» «kaydının» sunulduğu, bunun dışındaki kayıt ve belgelere ulaşılamadığı, «havale» bildiriminin 16.03.1982 tarihinde davacının kocasına tebliğ edildiğine ilişkin kaydın gönderildiği, bankaların kayıtları ve mevduatları saklama süresinin 10 yıl olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 146.maddesi ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre genel dava «zamanaşımı» süresi olan 10 yılın dolduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek 10 yıllık genel dava «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · güven kurumu · kıymetli evrak · e-defter
Benzer bu karardaDavalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır.
… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin 09.04.1982 tarihinde, dava tarihinden yaklaşık 30 yıl önce davalı bankaya gönderildiğine dair TCMB'nin «defter» «kaydının» sunulduğu, bunun dışındaki kayıt ve belgelere ulaşılamadığı, «havale» bildiriminin 16.03.1982 tarihinde davacının kocasına tebliğ edildiğine ilişkin kaydın gönderildiği, bankaların kayıtları ve mevduatları saklama süresinin 10 yıl olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 146.maddesi ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre genel dava «zamanaşımı» süresi olan 10 yılın dolduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu y …
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17564 E. 2014/19314 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · lehtar · ciro · ihtiyati haciz · keşideci · haciz · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, duruşmalı olarak yapılan incelemede, tedbir verilen «menfi tespit» davasında «ihtiyati haciz» talep edenin taraf olmadığı, menfi tespit davasının «keşideci» ile «lehtar» arasında görüldüğü, çekin «ciro» yoluyla ihtiyati haciz talep edene geçtiği, ihtiyati haciz talep edenin «kötüniyetli» olduğuna dair herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar vermiştir.
1- Kambiyo senedine dayalı olarak «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne karar verilmiş olup, borçlu vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazı üzerine, duruşmalı olarak yapılan incelemede «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.
İİK'nın «265». maddesi uyarınca, borçlu kendisi dinlenmeden verilmiş olan «ihtiyati haciz» kararına itiraz edilebilir.
Bu durumda, mahkemece, «ihtiyati haciz» kararına itirazın reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK hükümleri uyarınca gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7815 E. 2012/215 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · taşıyan · inkar tazminatı
Benzer bu kararda2- Ancak «taşıyan» aleyhine açılan bu dava CMR 23'üncü maddesi kapsamında talep edilen «tazminat davası» olup davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmişse de, özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması bilirkişilerce yapılacak inceleme ve mahkemece takdir olunmasına bağlı bulunduğundan, gerek icra takibi tarihinde gerekse de dava tarihinde alacağın likit olduğundan söz edilemez.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının haklı bulunarak davalıdan işlem tarihindeki TCMB döviz alış kurlarına göre TL karşılığının 2.523.54 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, takibin 2.523.42 TL «asıl alacak» 35.33 TL «işlemiş faiz» yönünden davamı ile %40 icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
O halde, mahkemece davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6507 E. , 2015/8582 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 09/09/2014
NUMARASI 2014/259-2014/438
Taraflar arasında görülen davada Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/09/2014 tarih ve 2014/259-2014/438 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin A.'da çalıştığı dönemlere ilişkin birikmiş sigorta primlerinin A. Sigorta Kurumu tarafından TCMB'na havale edildiğini, TCMB'nin K Şubesi'ne, anılan şubenin de 09.04.1982 tarihinde davalının Y. Şubesi'ne devrettiğini, 8.523,10 DM tutarındaki bu primlerin defalarca müracaata rağmen bildirilmediğini ve ödenmediğini ileri sürerek 8.523,10 DM karşılığı 10.050 TL'nin 09.04.1982 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin belgeleri 10 yıl saklamakla yükümlü olduğunu, davacının elindeki 30 yıl önceye dayalı belge ile iddiasını ispatlayamadığını, dava konusu prim havalesinin davacının adresine gönderildiğini ve kocası D. D. imzasına tebliğ edildiğini, dolasıyla söz konusu havaleden davacının haberdar olduğunu, paranın M. Bankası'na devredildiğine ilişkin belgeye rastlanmadığını, bu nedenle davacıya ödenmiş olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin tüm dekontları ilelebet muhafaza zorunluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanununun 62. maddesi hükmündeki düzenleme ve davacının en son başvuru tarihi gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğramadığı, A. Sigorta Kurumu'nun 08.02.1982 tarihinde davacının birikmiş sigorta primleri toplamı olan 8.523,10 Alman Markını Türkiye […] Bankası'na havale yoluyla gönderdiği, M. Bankası'nca da daha sonra davacıya yapılacak bu prim iadesini önce M. […] Şubesi'ne gönderildiği ve oradan da 09.04.1982 tarihinde Türkiye […][…] Şubesi'ne aktarıldığı, paranın davacıya ödendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil ve belge sunulamadığı, evrak saklama süresinin 10 yıl olması nedeniyle belgelerin imha edildiği ve bu nedenle söz konusu havaleye ilişkin herhangi bir kayda ulaşılamadığının belirtildiği, dava konusu havalenin davacıya ödenmek üzere davalı Banka şubesine gönderildiğinin sabit olduğu, bu paranın davacıya ödendiğinin de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.050,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, Ayrıca 8.523,10 Mark için 09.04.1982 tarihinden dava tarihi 22.02.2012 tarihine kadar devlet bankalarının Alman Markı için uyguladığı 1 yıllık en yüksek faiz yürütülmesine, yürütülen faizin tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL cinsinden davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne ve ayrıca 8.523,10 DM için 09.04.1982 tarihinden dava tarihine kadar Devlet bankalarının uyguladığı en yüksek mevduat faizi üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmişse de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, banka hesabındaki mevduatın hak sahibine ödenmediği durumlarda, mevduatın bankadan talep edildiği tarihe kadar ilgili mevduat cinsine ilişkin davalı bankaca uygulanan faiz oranı üzerinden, bankanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren ise avans faizine hükmetmek gerekir. Bu nedenle, somut olayda dava tarihinden önceye ilişkin faiz talebi ile ilgili olarak; davacının aksi yöndeki bir iddiasının bulunmadığı da gözetilip hesabın vadesiz mevduat hesabı olduğunun kabulüyle, temerrüt tarihinin tespit edilmesi, paranın davalı Bankaya yatırıldığı tarihten temerrüt tarihine kadar bankaca uygulanan vadesiz mevduat faizi, temerrüt tarihinden itibaren ise dava tarihine kadar mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere avans faizinin hesaplanması, ayrıca bu süre zarfında DM para biriminin Euro para birimine dönüştürülmesinin de nazara alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135362800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz