Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9505 E. 2015/8614 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
idari para cezası↗ kısıtlılık↗ şikayet↗ sözleşmeye aykırılık↗ ara karar↗ istirdat↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında şebekelerarası arabağlantı sözleşmesinin imzalandığı, davacı tarafça davalının BTK kararlarına aykırı davranarak kendisinden fazla arabağlantı ücreti tahsil ettiği ileri sürülmüş ise de davalının, davacıdan sözleşme çerçevesini aşan bir ücret tahsilatı yapmış sayılamayacağı, davalının, kendi abonelerine diğer operatörlere uyguladığı arabağlantı ücretinden daha düşük bir ücret uygulamak suretiyle kendi tarifelerini kullanıcılar için daha cazip, diğer operatörler için ise rekabet edilemez hale getirmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık olmayacağı, bu davranışın haksız rekabet olarak değerlendirilebileceği, aynı şekilde BTK'nın 149 sayılı kararına aykırı uygulamaların da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, kurul kararına uyulmamasının sözleşmeye aykırılık olduğu kabul edilse dahi açıklanan aykırılığın davacıya ancak tazminat talep etme imkanı sağlayacağı, oysa BTK'nın 19.07.2011 tarihli yazısından, davacı tarafından davalıya ödenmiş olan çağrı sonlandırma ücretlerinin yine davacı tarafından abonelere yansıtıldığının anlaşıldığı ve bu halde davacının davalıya ödediği çağrı sonlandırma ücretleri sebebiyle herhangi bir zararının bulunmadığı, herhangi bir zararı bulunmayan davacının ne sözleşmeye aykırılık nede haksız rekabet sebebiyle tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, BTK kararlarına aykırı olarak davalı tarafından fazla tahsil edildiği ileri sürülen ara bağlantı ücretinin istirdadı istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının, BTK'nın 149 sayılı kararına aykırı uygulamalarının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, kurul kararına uyulmamasının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu kabul edilse dahi bu durumun davacıya tazminat talep etme hakkı sağlayacağı, oysa davacının dava konusu ettiği ücreti abonelerine yansıttığı ve bu nedenle de herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, taraflar arasındaki sözleşmenin 33/1. maddesinde, sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına, ilgili tüzük ve yönetmelik hükümlerine ve lisans sahibi işletmeciler için Ulaştırma Bakanlığı'nca düzenlenen usul ve esaslara tabi olduğu belirtildiği gibi 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6/t maddesinde de, BTK'nın görevleri arasında "Ara bağlantı ve ulusal dolaşım da dahil erişim ile ilgili uygulanacak usul ve esasları belirlemek ve mevzuatın öngördüğü düzenlemeleri yapmak, elektronik haberleşme sağlanması amacıyla imzalanan anlaşmaların rekabeti kısıtlayan, mevzuata ve/veya tüketici menfaatlerine aykırı hükümler içermemesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak." sayılmış olup taraflar arasındaki ara bağlantı ücret tarifesinin uzun süredir BTK tarafından karara bağlanması ve 25.03.2009 tarih, 149 sayılı kararın da iletişim firmalarının şikayeti üzerine alınması karşısında, BTK kararının tarafları bağlamayacağından ya da bu karara aykırılığın sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, BTK tarafından daha sonra alınan 04.11.2009 tarihli karar ile davalının yukarıda değinilen 149 sayılı kararı yerine getirmesi hususunda uyarılmasına, 27.04.2010 tarihli karar ile de 149 sayılı karara aykırı eylemi nedeni ile idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup tüm bu kararlar, söz konusu 149 sayılı kararın geçerli ve uygulanması gereken bir karar olduğunu teyit etmiştir. Öte yandan, anılan kurumca aynı tarihte alınan 150 sayılı kararda, 149 sayılı kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu itibarla mahkemece, BTK'nın 25.03.2009 tarih 149 sayılı kararının geçerli olduğu ve bu karara aykırı olarak para tahsil edilmiş olması halinde bunun iadesinin gerektiği kabul edilerek bu kapsamda değerlendirme yapılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17123 E. 2014/18605 K.
Ortak:idari para cezası · kısıtlılık · şikayet · ara karar · dahili dava · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… ciler için Ulaştırma Bakanlığı'nca düzenlenen usul ve esaslara tabi olduğu belirtildiği gibi 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6/t maddesinde de, BTK'nın «görevleri» arasında "Ara bağlantı ve ulusal dolaşım da «dahil» erişim ile ilgili uygulanacak usul ve esasları belirlemek ve mevzuatın öngördüğü düzenlemeleri yapmak, elektronik haberleşme sağlanması amacıyla imzalanan anlaşmaların rekabeti «kısıtlayan», mevzuata ve/veya tüketici menfaatlerine aykırı hükümler içermemesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak." sayılmış olup taraflar arasındaki «ara» bağlantı ücret tarifesinin uzun süredir BTK tarafından karara bağlanması ve 25.03.2009 tarih, 149 sayılı kararın da iletişim firmalarının «şikayeti» üzerine alınması karşısında, BTK kararının tarafları bağlamayacağından ya da bu karara aykırılığın «sözleşmeye aykırılık» oluşturmayacağından bahsetmek mümkün değildir.
2-Asıl ve birleşen dava, BTK kararlarına aykırı olarak davalı tarafından fazla tahsil edildiği ileri sürülen «ara» bağlantı ücretinin «istirdadı» istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının, BTK'nın 149 sayılı kararına aykırı uygulamalarının taraflar arasındaki «sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediği, kurul kararına uyulmamasının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu kabul edilse dahi bu durumun davacıya tazminat talep etme hakkı sağlayacağı, oysa da …
Kaldı ki, BTK tarafından daha sonra alınan 04.11.2009 tarihli karar ile davalının yukarıda değinilen 149 sayılı kararı yerine getirmesi hususunda uyarılmasına, 27.04.2010 tarihli karar ile de 149 sayılı karara aykırı eylemi nedeni ile «idari para cezası» ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup tüm bu kararlar, söz konusu 149 sayılı kararın geçerli ve uygulanması gereken bir karar olduğunu teyit etmiştir.
Benzer bu karardaOysa, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6/t maddesinde, BTK'nın «görevleri» arasında "Ara bağlantı ve ulusal dolaşım da «dahil» erişim ile ilgili uygulanacak usul ve esasları belirlemek ve mevzuatın öngördüğü düzenlemeleri yapmak, elektronik haberleşme sağlanması amacıyla imzalanan anlaşmaların rekabeti «kısıtlayan», mevzuata ve/veya tüketici menfaatlerine aykırı hükümler içermemesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak." hususlarının belirtilmesi ve taraflar arasındaki «ara» bağlantı ücret tarifesinin 2004 yılından beri BTK tarafından karara bağlanması, 25.03.2009 tarihli 149 sayılı kararın, içinde davacı şirketin de bulunduğu iletişim firmalarının «şikayeti» üzerine alınması karşısında, BTK kararının tarafları bağlamayacağı ve kararın uygulanmamasından dolayı yaptırımının sadece «idari para cezası» olduğundan bahsetmek mümkün değildir.
… şi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının BTK'nun belirlediği tarifelerin kendisine uygulanmadığını değil, davalının abonelerine uyguladığı perakende ücretlerini «ara» bağlantı ücretlerinden düşük belirlemek suretiyle, 149 sayılı kurul kararını ve aynı zamanda sözleşme hükümlerini ihlal ettiği iddiasıyla tazminat talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmede davalının abonelerine uyguladığı perakende ücretlerin ara bağlantı ücretlerinin altında belirleyip belirleyemeyeceği konusunda hüküm bulunmadığı, 34/1. maddenin BTK kararlarını kapsamadığı, ara bağlantı ücretleri konusundaki tarifenin 2004 yılından itibaren BTK tarafından belirlendiği, bu ücretin davacıya uygulandığının «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının ara bağlantı ücretlerini maliyet olarak abonelerine yansıttığı, ortada tazmini gerektirir zarar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar ve …
… cı taraf, davalı ile şebekeler arası irtibat ve işbirliği sözleşmesi imzalandığını, 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun «ara» bağlantı ile ilgili usul ve esasları belirleme yetkisi bulunduğunu, bu kapsamda BTK'nun 25.03.2009 tarihli 149 sayılı kararı ile davalının şebeke içi ücretlerinin ara bağlantı ücretlerinden daha düşük belirlenmesi yönünde karar aldığını, davalının bu kararı uygulamaması nedeniyle zararı oluştuğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede şebeke içi ücretlerin ara bağlantı ücretlerinin altında uygulanacağına dair hüküm bulunmadığı, BTK kararlarının «sözleşmenin ihlali» olarak kabul edilemeyeceği, davacının ara bağlantı ücretlerini abonelerine yansıttığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… şi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının BTK'nun belirlediği tarifelerin kendisine uygulanmadığını değil, davalının abonelerine uyguladığı perakende ücretlerini «ara» bağlantı ücretlerinden düşük belirlemek suretiyle, 149 sayılı kurul kararını ve aynı zamanda sözleşme hükümlerini ihlal ettiği iddiasıyla tazminat talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmede davalının abonelerine uyguladığı perakende ücretlerin ara bağlantı ücretlerinin altında belirleyip belirleyemeyeceği konusunda hüküm bulunmadığı, 34/1. maddenin BTK kararlarını kapsamadığı, ara bağlantı ücretleri konusundaki tarifenin 2004 yılından itibaren BTK tarafından belirlendiği, bu ücretin davacıya uygulandığının «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının ara bağlantı ücretlerini maliyet olarak abonelerine yansıttığı, ortada tazmini gerektirir zarar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar ve …
… cı taraf, davalı ile şebekeler arası irtibat ve işbirliği sözleşmesi imzalandığını, 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun «ara» bağlantı ile ilgili usul ve esasları belirleme yetkisi bulunduğunu, bu kapsamda BTK'nun 25.03.2009 tarihli 149 sayılı kararı ile davalının şebeke içi ücretlerinin ara bağlantı ücretlerinden daha düşük belirlenmesi yönünde karar aldığını, davalının bu kararı uygulamaması nedeniyle zararı oluştuğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede şebeke içi ücretlerin ara bağlantı ücretlerinin altında uygulanacağına dair hüküm bulunmadığı, BTK kararlarının «sözleşmenin ihlali» olarak kabul edilemeyeceği, davacının ara bağlantı ücretlerini abonelerine yansıttığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7096 E. 2017/6043 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1424 E. 2021/6513 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, asıl davanın kısmen kabulü ile 112.149,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın HMK 114/1-ı, 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce asıl dava yönünden bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9505 E. , 2015/8614 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 48. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/02/2014
NUMARASI 2011/185-2014/40
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2014 tarih ve 2011/185-2014/40 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/05/2015 günü hazır bulunan davacı A.. A... vekilleri Av. C.. A.., Av. A.. B.. ile Av. B. S., davalı T.. A... vekilleri Av. M.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin BTK ile imzaladığı imtiyaz sözleşmeleri kapsamında tüketicilere mobil elektronik haberleşme hizmetleri sunduğunu, davalının da aynı konumda bulunduğunu, davalı ile müvekkili arasında şebekelerarası arabağlantı sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme kapsamında tarafların, her ay kendi şebekelerinden diğer tarafın şebekesine doğru yapılan aramaların toplam süresi üzerinden birbirlerine çağrı sonlandırma ücreti (arabağlantı ücreti) ödediklerini, elektronik haberleşme sektöründe denetleme yapmak ve gerekli tedbirleri almakla görevli düzenleyici kamu otoritesi olan BTK'nın 25.03.2009 tarihli ve 149 sayılı kararı ile davalının, diğer işletmecilere uyguladığı dakika başına çağrı sonlandırma ücretinin her bir abonelik paketinde dakika başına ortalama şebeke içi tarifeleri geçmemesinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınmasına karar verildiğini ancak davalının bu karara uymayarak bazı tarife uygulamalarında, şebeke içi görüşme ücretini, arabağlantı ücretinin altında bıraktığını, bu şekilde davalının müvekkilinden fazla arabağlantı ücreti tahsil ettiğini, müvekkilinin ödeme yaparken ihtirazi kayıt koyduğunu ileri sürerek, asıl davada 1.000.000 TL'nin, birleşen davada 40.000.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25.04.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl davadaki talebini 47.000.000 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin BTK tarafından belirlenen ücret üzerinden arabağlantı ücreti tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında şebekelerarası arabağlantı sözleşmesinin imzalandığı, davacı tarafça davalının BTK kararlarına aykırı davranarak kendisinden fazla arabağlantı ücreti tahsil ettiği ileri sürülmüş ise de davalının, davacıdan sözleşme çerçevesini aşan bir ücret tahsilatı yapmış sayılamayacağı, davalının, kendi abonelerine diğer operatörlere uyguladığı arabağlantı ücretinden daha düşük bir ücret uygulamak suretiyle kendi tarifelerini kullanıcılar için daha cazip, diğer operatörler için ise rekabet edilemez hale getirmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık olmayacağı, bu davranışın haksız rekabet olarak değerlendirilebileceği, aynı şekilde BTK'nın 149 sayılı kararına aykırı uygulamaların da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, kurul kararına uyulmamasının sözleşmeye aykırılık olduğu kabul edilse dahi açıklanan aykırılığın davacıya ancak tazminat talep etme imkanı sağlayacağı, oysa BTK'nın 19.07.2011 tarihli yazısından, davacı tarafından davalıya ödenmiş olan çağrı sonlandırma ücretlerinin yine davacı tarafından abonelere yansıtıldığının anlaşıldığı ve bu halde davacının davalıya ödediği çağrı sonlandırma ücretleri sebebiyle herhangi bir zararının bulunmadığı, herhangi bir zararı bulunmayan davacının ne sözleşmeye aykırılık nede haksız rekabet sebebiyle tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, BTK kararlarına aykırı olarak davalı tarafından fazla tahsil edildiği ileri sürülen ara bağlantı ücretinin istirdadı istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının, BTK'nın 149 sayılı kararına aykırı uygulamalarının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, kurul kararına uyulmamasının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu kabul edilse dahi bu durumun davacıya tazminat talep etme hakkı sağlayacağı, oysa davacının dava konusu ettiği ücreti abonelerine yansıttığı ve bu nedenle de herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Zira, taraflar arasındaki sözleşmenin 33/1. maddesinde, sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına, ilgili tüzük ve yönetmelik hükümlerine ve lisans sahibi işletmeciler için Ulaştırma Bakanlığı'nca düzenlenen usul ve esaslara tabi olduğu belirtildiği gibi 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6/t maddesinde de, BTK'nın görevleri arasında "Ara bağlantı ve ulusal dolaşım da dahil erişim ile ilgili uygulanacak usul ve esasları belirlemek ve mevzuatın öngördüğü düzenlemeleri yapmak, elektronik haberleşme sağlanması amacıyla imzalanan anlaşmaların rekabeti kısıtlayan, mevzuata ve/veya tüketici menfaatlerine aykırı hükümler içermemesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak." sayılmış olup taraflar arasındaki ara bağlantı ücret tarifesinin uzun süredir BTK tarafından karara bağlanması ve 25.03.2009 tarih, 149 sayılı kararın da iletişim firmalarının şikayeti üzerine alınması karşısında, BTK kararının tarafları bağlamayacağından ya da bu karara aykırılığın sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, BTK tarafından daha sonra alınan 04.11.2009 tarihli karar ile davalının yukarıda değinilen 149 sayılı kararı yerine getirmesi hususunda uyarılmasına, 27.04.2010 tarihli karar ile de 149 sayılı karara aykırı eylemi nedeni ile idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup tüm bu kararlar, söz konusu 149 sayılı kararın geçerli ve uygulanması gereken bir karar olduğunu teyit etmiştir. Öte yandan, anılan kurumca aynı tarihte alınan 150 sayılı kararda, 149 sayılı kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu itibarla mahkemece, BTK'nın 25.03.2009 tarih 149 sayılı kararının geçerli olduğu ve bu karara aykırı olarak para tahsil edilmiş olması halinde bunun iadesinin gerektiği kabul edilerek bu kapsamda değerlendirme yapılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135300300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz