Pay sahipliği sıfatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11527 E. 2015/8598 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği sıfatı↗ borcun nakli↗ ıskat↗ ortaklık sıfatı↗ esas sözleşme↗ pay devri↗ pay sahipliği↗ alacağın temliki↗ maktu vekalet ücreti↗ iptal davası↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ vekalet ücreti↗ husumet↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, her ne kadar yapılan ıskat işlemi iptal edilmişse de davacının kuruluştaki sermaye ödeme borcunu yerine getirmediği, bu nedenle esas sözleşmede belirtilen %20 oranında pay sahibi olmak için gerekli şartları taşımadığı hal böyle iken de davacı O. tarafından yapılan pay devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu ve bu işlemin tasarruf işlemi olduğu, tasarruf işlemi için davacı O.'nun hak sahibi olması gerektiği ancak sermaye borcunu ödemeyen kurucu ortağın bu borcunu ödemeden sermaye sahibi olduğunu söylemek mümkün olmadığından, davacı OTSO tarafından diğer davacılar B.. K.. ve Ö.. Ö..'e yapılan pay devrinin geçerli olmadığı, kaldı ki bu işlemin borcun nakli hükmünde de olduğu ve davacı O.'nun sermaye borcunu ödemeden payını diğer davacılar B.. K.. ve Ö.. Ö..'e satıp devretmesi ve bu devre ilişkin Ö.. Ö.. ve B.. K.. tarafından ödenecek pay bedelinin davalı O. A.Ş.'ye ödemesi hususunda anlaşma yapmalarının alacaklı konumundaki O. A.Ş.'nin izni olmadan yapılmasının devir işlemini geçersiz kılacağı ve bu nedenle davacılardan Ö.. Ö..ve B.. K..'nın pay sahipliği sıfatını kazanamayacakları, davacılar Ö.. Ö.. ve B.. K..'nin işbu davayı açmakta dava ehliyeti bulunmadığı, davacı O. yönünden ise davacı O.'nun sermaye borcunu tam olarak ve zamanında ödemediği, bu nedenle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve sermaye borcunu ödemeyen ve yaptığı pay devir işlemi geçersiz olan davacının her ne kadar davalı O. A.Ş. tarafından ıskatına karar verilmiş ve bu kararının iptaline yönelik açılan ıskat işleminin iptali davası davalı lehine sonuçlansa bile hem davacının kendi kusuruyla pay borcunun ödememesi nedeniyle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve işbu davadaki taleplerini ileri sürme hakkını elde etmediği, hem de ıskat işleminin iptali nedeniyle uğradığı zararları TTK hükümleri uyarınca ıskat işleminin yapıldığı tarihte görevde bulunan şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı açması gerektiğinde O. A.Ş'nin ıskat nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar hususunda sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar Ö.. Ö.. ve B.. K.. yönünden açılan davanın husumet yönünden REDDİNE, davacı O. Ticaret ve Sanayi Odası yönünden açılan davanın REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirket tarafından açılan, ıskat işleminin iptali davasının kabul kararı ile sonuçlanıp kesinleşmesine, davacının çıkarılmasına ilişkin karar hiç verilmemiş gibi davacının önceki ortaklık sıfatını aynen kazanmış olmasına, ortak sıfatını haiz davacı şirketin 6762 Sayılı TTK'nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak şirkete koyduğu değeri geri isteyemememesine göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2– Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davanın reddine karar verilerek, davacı şirket yönünden davalı taraf yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti tespiti doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmişse de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, kararın H.U.M.K.’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13393 E. 2013/20273 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaA.Ş. tarafından «ıskatına» karar verilmiş ve bu kararının iptaline yönelik açılan ıskat işleminin «iptali davası» davalı lehine sonuçlansa bile hem davacının kendi kusuruyla pay borcunun ödememesi nedeniyle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve işbu davadaki taleplerini ileri sürme hakkını elde etmediği, hem de ıskat işleminin iptali nedeniyle uğradığı zararları TTK hükümleri uyarınca ıskat işleminin yapıldığı tarihte görevde bulunan şirketin «yönetim kurulu» üyelerine karşı açması gerektiğinde O.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, her ne kadar yapılan «ıskat» işlemi iptal edilmişse de davacının kuruluştaki sermaye ödeme borcunu yerine getirmediği, bu nedenle «esas sözleşmede» belirtilen %20 oranında pay sahibi olmak için gerekli şartları taşımadığı hal böyle iken de davacı O. tarafından yapılan «pay devrinin» «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu ve bu işlemin tasarruf işlemi olduğu, tasarruf işlemi için davacı O.'nun hak sahibi olması gerektiği ancak sermaye borcunu ödemeyen kurucu …
A.Ş'nin «ıskat» nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar hususunda sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar Ö..
Benzer bu karardaMahkemece, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından «ıskatına» ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine dair verilen karar davalı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyeliği
Benzer bu karardaMahkemece, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından «ıskatına» ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine dair verilen karar davalı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12486 E. 2013/10431 K.
Ortak:ıskat · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaA.Ş. tarafından «ıskatına» karar verilmiş ve bu kararının iptaline yönelik açılan ıskat işleminin «iptali davası» davalı lehine sonuçlansa bile hem davacının kendi kusuruyla pay borcunun ödememesi nedeniyle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve işbu davadaki taleplerini ileri sürme hakkını elde etmediği, hem de ıskat işleminin iptali nedeniyle uğradığı zararları TTK hükümleri uyarınca ıskat işleminin yapıldığı tarihte görevde bulunan şirketin «yönetim kurulu» üyelerine karşı açması gerektiğinde O.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, her ne kadar yapılan «ıskat» işlemi iptal edilmişse de davacının kuruluştaki sermaye ödeme borcunu yerine getirmediği, bu nedenle «esas sözleşmede» belirtilen %20 oranında pay sahibi olmak için gerekli şartları taşımadığı hal böyle iken de davacı O. tarafından yapılan «pay devrinin» «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu ve bu işlemin tasarruf işlemi olduğu, tasarruf işlemi için davacı O.'nun hak sahibi olması gerektiği ancak sermaye borcunu ödemeyen kurucu …
A.Ş.'nin izni olmadan yapılmasının devir işlemini «geçersiz» kılacağı ve bu nedenle davacılardan Ö..
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle verilen «ıskat» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · sermaye taahhüdü · yönetim kurulu üyeliği · tebligat kanunu m.35 · usulüne uygun tebliğ · hisse senedi · hamil · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Tebliğ belgesinde «sermaye taahhüdüne» yönelik yazıyı elden aldığı yazılı olduğundan ve bu «tebligatın» «geçersiz» olduğuna dair iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından, «ihtar» «tebligatının usulsüz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle verilen «ıskat» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11527 E. , 2015/8598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ OLTU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 07/03/2014
NUMARASI 2012/24-2014/304
Taraflar arasında görülen davada Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.03.2014 tarih ve 2012/24-2014/304 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.06.2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. Ü.. Ç.. ile davalı vekili Av. M.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının %20 payı davacıya ait iken 29/10/2004 tarihli ıskat kararı nedeniyle payların davalı şirkete intikal ederek üçüncü kişilere satıldığını, ıskat işlemine karşı açılan davada mahkemenin işlemine iptaline karar verildiğini, bu hükümler ile birlikte pay defterinin düzeltilmesi gerekirken payların satılması nedeniyle bunun mümkün olmadığını ileri sürerek, davacıların %20 paylarını kullanamamaları nedeniyle kar payının tespitini, şimdilik 20.000 TL'nin davalıdan tahsilini, davalı şirketin paylarının ve müvekkillerinin pay değerlerinin tespiti ile şimdilik 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, her ne kadar yapılan ıskat işlemi iptal edilmişse de davacının kuruluştaki sermaye ödeme borcunu yerine getirmediği, bu nedenle esas sözleşmede belirtilen %20 oranında pay sahibi olmak için gerekli şartları taşımadığı hal böyle iken de davacı O. tarafından yapılan pay devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu ve bu işlemin tasarruf işlemi olduğu, tasarruf işlemi için davacı O.'nun hak sahibi olması gerektiği ancak sermaye borcunu ödemeyen kurucu ortağın bu borcunu ödemeden sermaye sahibi olduğunu söylemek mümkün olmadığından, davacı OTSO tarafından diğer davacılar B.. K.. ve Ö.. Ö..'e yapılan pay devrinin geçerli olmadığı, kaldı ki bu işlemin borcun nakli hükmünde de olduğu ve davacı O.'nun sermaye borcunu ödemeden payını diğer davacılar B..
K.. ve Ö.. Ö..'e satıp devretmesi ve bu devre ilişkin Ö.. Ö.. ve B.. K.. tarafından ödenecek pay bedelinin davalı O. A.Ş.'ye ödemesi hususunda anlaşma yapmalarının alacaklı konumundaki O. A.Ş.'nin izni olmadan yapılmasının devir işlemini geçersiz kılacağı ve bu nedenle davacılardan Ö.. Ö..ve B.. K..'nın pay sahipliği sıfatını kazanamayacakları, davacılar Ö.. Ö.. ve B.. K..'nin işbu davayı açmakta dava ehliyeti bulunmadığı, davacı O. yönünden ise davacı O.'nun sermaye borcunu tam olarak ve zamanında ödemediği, bu nedenle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve sermaye borcunu ödemeyen ve yaptığı pay devir işlemi geçersiz olan davacının her ne kadar davalı O. A.Ş. tarafından ıskatına karar verilmiş ve bu kararının iptaline yönelik açılan ıskat işleminin iptali davası davalı lehine sonuçlansa bile hem davacının kendi kusuruyla pay borcunun ödememesi nedeniyle pay sahibi sıfatını kazanamayacağı ve işbu davadaki taleplerini ileri sürme hakkını elde etmediği, hem de ıskat işleminin iptali nedeniyle uğradığı zararları TTK hükümleri uyarınca ıskat işleminin yapıldığı tarihte görevde bulunan şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı açması gerektiğinde O.
A.Ş'nin ıskat nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar hususunda sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar Ö.. Ö.. ve B.. K.. yönünden açılan davanın husumet yönünden REDDİNE, davacı O. Ticaret ve Sanayi Odası yönünden açılan davanın REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirket tarafından açılan, ıskat işleminin iptali davasının kabul kararı ile sonuçlanıp kesinleşmesine, davacının çıkarılmasına ilişkin karar hiç verilmemiş gibi davacının önceki ortaklık sıfatını aynen kazanmış olmasına, ortak sıfatını haiz davacı şirketin 6762 Sayılı TTK'nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak şirkete koyduğu değeri geri isteyemememesine göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2– Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davanın reddine karar verilerek, davacı şirket yönünden davalı taraf yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti tespiti doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmişse de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, kararın H.U.M.K.’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın hüküm fıkrasının 6.bendinde yer alan “1.500 TL” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “12.000 TL” ibaresinin konulmasına, kararın işbu düzeltilen şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135135300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz