Şirkete şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3159 E. 2015/8427 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin feshi↗ ttk 636/3↗ aile şirketi↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ eksik inceleme↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Kadir arasındaki boşanma davasının halen derdest olduğu, davalının boşanma davası ve davacı ile aralarındaki sorunlar nedeniyle davacıyı şirkete sokmadığı, şirketin davalı tanığının beyanına göre de zararda olduğu, davalının davacıya şirketten herhangi bir gelir vermediği, dışarıdan aldığı maddi desteklerle şirketi ayakta tutmaya çalıştığı, davacının şirketi denetlemesinin mümkün olmadığı, aslında bir aile şirketi olarak kurulan şirketin bu hali ile çalışmasının ve gayesini elde etmesinin mümkün olmadığı, ortaklar arasındaki sorunların ciddi boyutlara ulaştığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile mali müşavir Ş. Ş.'nin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Somut olayda, davacı tarafından şirket tüzel kişiliği yanında şirketin diğer ortağı olan davalı K.. Y..'a da husumet yöneltilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle, davalı K.. Y.. yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken davalı gerçek kişi hakkındaki davanın da kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin, davalı şirket yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- 6102 sayılı TTK'nın 636/3 madde ve fıkrasında “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.“ hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca haklı sebeple limited şirketin feshi istendiğinde mahkeme, istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafça ileri sürülen sebepler haklı sebep olarak kabul edildiğine göre, anılan yasa hükmü de tartılışıp, fesih talebi bu madde çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14559 E. 2017/282 K.
Ortak:limited şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaŞ.'nin «tasfiye memuru» olarak «görevlendirilmesine» karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «limited şirketin» haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca haklı sebeple «limited şirketin feshi» istendiğinde mahkeme, istem yerine davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Benzer bu karardaŞti.ortakları olup «limited şirket hisse devrine» ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun’un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi «görevli» olduğu halde yazılı gerekçelerle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma «protokolüne» göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya «nispi ticari» davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin «görevli» olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · limited şirket hisse devri · hisse devri · protokol · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma «protokolüne» göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya «nispi ticari» davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin «görevli» olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti.ortakları olup «limited şirket hisse devrine» ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun’un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi «görevli» olduğu halde yazılı gerekçelerle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 11.05.2010 tarihli «protokolde» düzenlenen %10 şirket hissesinin protokol uyarınca davalı tarafından devir alınmasına yöneliktir.
-
Şirketin feshi ve tasfiyesi | Sözleşme kapsamındaki talep | Müdür azli | Kayyım tayini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9508 E. 2014/19297 K.
Ortak:tasfiye memuru · fesih · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaŞ.'nin «tasfiye memuru» olarak «görevlendirilmesine» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Kadir arasındaki boşanma davasının halen «derdest» olduğu, davalının boşanma davası ve davacı ile aralarındaki sorunlar nedeniyle davacıyı şirkete sokmadığı, şirketin davalı tanığının beyanına göre de zararda olduğu, davalının davacıya şirketten herhangi bir gelir vermediği, dışarıdan aldığı maddi desteklerle şirketi ayakta tutmaya çalıştığı, davacının şirketi denetlemesinin mümkün olmadığı, aslında bir «aile şirketi» olarak kurulan şirketin bu hali ile çalışmasının ve gayesini elde etmesinin mümkün olmadığı, ortaklar arasındaki sorunların ciddi boyutlara ulaştığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile mali müşavir Ş.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafça ileri sürülen sebepler «haklı sebep» olarak kabul edildiğine göre, anılan yasa hükmü de tartılışıp, «fesih» talebi bu madde çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… inin ortaklar arasındaki sorunlar nedeniyle mümkün bulunmadığı, her iki ortağın müşterek kusurlu oldukları gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «tasfiye memuru atanmasına», asıl davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru atanması · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… inin ortaklar arasındaki sorunlar nedeniyle mümkün bulunmadığı, her iki ortağın müşterek kusurlu oldukları gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «tasfiye memuru atanmasına», asıl davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/754 E. 2013/133 K.
Ortak:tasfiye memuru · fesih · limited şirket · kâr payı · ek tasfiye · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞ.'nin «tasfiye memuru» olarak «görevlendirilmesine» karar verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca haklı sebeple «limited şirketin feshi» istendiğinde mahkeme, istem yerine davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Kadir arasındaki boşanma davasının halen «derdest» olduğu, davalının boşanma davası ve davacı ile aralarındaki sorunlar nedeniyle davacıyı şirkete sokmadığı, şirketin davalı tanığının beyanına göre de zararda olduğu, davalının davacıya şirketten herhangi bir gelir vermediği, dışarıdan aldığı maddi desteklerle şirketi ayakta tutmaya çalıştığı, davacının şirketi denetlemesinin mümkün olmadığı, aslında bir «aile şirketi» olarak kurulan şirketin bu hali ile çalışmasının ve gayesini elde etmesinin mümkün olmadığı, ortaklar arasındaki sorunların ciddi boyutlara ulaştığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile mali müşavir Ş.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ...nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının kâr «payı» isteminin ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği, ortaklığın çekişmesiz bir biçimde devamının olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının kâr «payı alacağı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
2-Öte yandan, davacı tarafın davalı şirketin «fesih» ve «tasfiye» ilişkin isteminin muhatabı davalı şirket olup diğer davalı ortağa bu konuda «husumet» yöneltilemeyeceği nazara alınmadan mahkemece davanın davalı ortak yönünden de kabulü ve bu bağlamda anılan bu davalının yargılama ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulması kabul şekli bakımından dahi doğru bulunmamıştır.
1-Mahkemece davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine yönelik olarak verilen karar Dairemizce "taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak raporda «uyuşmazlık konusu» olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı «limited şirketin» bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek" bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı vekiline bozma ilamında belirtilen şekilde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasını teminen «bilirkişi ücreti» yatırılması için süre verilmiş, bu konuda davacı taraf «kesin süre» verilmesi halinde dahi bilirkişi ücreti yatırmayacaklarını imzalı beyanı ile belirtmiş, bu kez ücretin taraflarca yatırılması halinde bilirkişi incelemesi yapılmas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · bilirkişi ücreti · tasfiye memuru atanması · kesin süre · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda1-Mahkemece davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine yönelik olarak verilen karar Dairemizce "taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak raporda «uyuşmazlık konusu» olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı «limited şirketin» bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek" bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı vekiline bozma ilamında belirtilen şekilde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasını teminen «bilirkişi ücreti» yatırılması için süre verilmiş, bu konuda davacı taraf «kesin süre» verilmesi halinde dahi bilirkişi ücreti yatırmayacaklarını imzalı beyanı ile belirtmiş, bu kez ücretin taraflarca yatırılması halinde bilirkişi incelemesi yapılmas …
Mahkemece, davalı ...nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının kâr «payı» isteminin ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği, ortaklığın çekişmesiz bir biçimde devamının olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının kâr «payı alacağı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mahkemece «ispat yükü» kendisinde olan davacı tarafın «bilirkişi ücreti» yatırmaktan kaçındığının sabit olması karşısında davanın reddi yerine isabetli görülmeyen yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, taraflarca hazırlama ilkesinin hakim olduğu bu davada «ispat yükü» davacı tarafta olup, bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hakkın doğduğu kuşkusuzdur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3159 E. , 2015/8427 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SERİK 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 16/09/2014
NUMARASI 2013/299-2014/340
Taraflar arasında görülen davada Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.09.2014 tarih ve 2013/299-2014/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 28.11.2007 tarihinden bu yana davalı şirketin %10 hisse sahibi ortağı olup, şirketin 2 ortaklı olduğunu, müvekkili ile davalı Kadir arasında derdest bir boşanma davası bulunduğunu ve müvekkili hakkında koruma kararı verildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini ve ortaklar arasında büyük anlaşmazlıklar bulunduğunu, ortakların bir arada bulunması, şirket menfaati doğrultusunda birlikte hareket etmelerinin mümkün olmadığını, taraflar arasında uzun süredir devam eden husumetin şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin önünde bir engel olup, haklı nedenle feshine sebep oluşturduğunu ileri sürerek, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin bir aile şirketi olup, davacının %10, müvekkili Kadir'in % 90 hisseye sahip ortak olduğunu, davacının boşanma davasına paralel olacak şekilde ayrıca müvekkili şirketin feshini de istediğini, şirketin borcu olmayıp, aksine alacakları bulunduğunu, davacının ailevi sorunları şirkete taşıyarak müvekkilini cezalandırmak amacıyla şirketin feshini istediğini, davacının müvekkili şirketle ilgili herhangi bir anlaşmazlığının bulunmadığını, fesih talebinin haklı nedene dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Kadir arasındaki boşanma davasının halen derdest olduğu, davalının boşanma davası ve davacı ile aralarındaki sorunlar nedeniyle davacıyı şirkete sokmadığı, şirketin davalı tanığının beyanına göre de zararda olduğu, davalının davacıya şirketten herhangi bir gelir vermediği, dışarıdan aldığı maddi desteklerle şirketi ayakta tutmaya çalıştığı, davacının şirketi denetlemesinin mümkün olmadığı, aslında bir aile şirketi olarak kurulan şirketin bu hali ile çalışmasının ve gayesini elde etmesinin mümkün olmadığı, ortaklar arasındaki sorunların ciddi boyutlara ulaştığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile mali müşavir Ş.
Ş.'nin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Somut olayda, davacı tarafından şirket tüzel kişiliği yanında şirketin diğer ortağı olan davalı K.. Y..'a da husumet yöneltilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle, davalı K.. Y.. yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken davalı gerçek kişi hakkındaki davanın da kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin, davalı şirket yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- 6102 sayılı TTK'nın 636/3 madde ve fıkrasında “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.“ hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca haklı sebeple limited şirketin feshi istendiğinde mahkeme, istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafça ileri sürülen sebepler haklı sebep olarak kabul edildiğine göre, anılan yasa hükmü de tartılışıp, fesih talebi bu madde çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı K.. Y.. yönünden BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin, davalı şirket yönünden sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134907800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz