Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3271 E. 2015/8426 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası yargılama↗ bozma sonrası karar↗ muvafakat↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dolu hasarı poliçelerinin kalite kaybı zararını da kapsadığı ve bunun ürün kaybı anlamına geldiği, oluşan zarar miktarının ise 4086,39 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4.086,39 TL'nin, 1.000 TL'sinin dava tarihinden, 3.086,39 TL'sinin ise ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi'ne dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 04.02.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da açıklandığı üzere bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası yargılama aşamasında ıslah edilen ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslaha konu miktarın reddi gerekirken anılan içtihadı birleştirme kararına aykırı olarak ıslah ile artırılan miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4470 E. 2013/6047 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acente · reeskont faizi · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… anmak suretiyle tecavüz ettiği, birleşen davada davalının hizmet markasını kullanımının devam ettiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «marka hakkına tecavüzünün» durdurulmasına ve yasaklanmasına, 1.086,71 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kırı bir yön bulunmamasına göre, davalı birleşen dosya davacısı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Asıl dava, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi, «maddi, manevi tazminat» ve itibar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen dava ise davacıya ait markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış ve 1.000 TL «maddi tazminat», ....000 TL manevi tazminat ve ....000 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 1.086,71 TL maddi tazminat hüküm altına alınmıştır.
Buna karşın davacının «maddi tazminat» istemi yukarıda da değinildiği üzere 1.000 TL’den ibaret olup mahkemece maddi tazminat istemi yönünden talep aşılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Öte yandan, davalı birleşen dosya davacısı tarafından, davacı birleşen dosya davalısı hakkında açılan kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davasına konu markanın “ithalat, ihracat, «acente» hizmetleri” yönünden de tescilli olduğu, buna karşın mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmede bu hususa yer verilmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13705 E. 2012/6234 K.
Ortak:hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dolu «hasarı» poliçelerinin kalite «kaybı» zararını da kapsadığı ve bunun ürün kaybı anlamına geldiği, oluşan zarar miktarının ise 4086,39 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4.086,39 TL'nin, 1.000 TL'sinin dava tarihinden, 3.086,39 TL'sinin ise «ıslah» tarihinden işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde davalının «sigorta tazminatı» ödemeye yetkili olmadığı belirtilmiş ise de, taraflar arasındaki uygulamanın aksi yönde olduğu, bu nedenle davalı tarafından usulüne uygun olarak yapılan «hasar» ödemelerinin «prim» borcundan «mahsup» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 5.186,24 TL «asıl alacak», 6.086,20 TL «işlemiş faiz» yönünden iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
3-Ayrıca, mahkemece, hükme esas alınan 09.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda, tüm belgeleri mevcut olan bazı «hasar» dosyalarında davalı tarafından yapılan ödemelerin, usulüne uygun olmadıkları ve bu nedenle de «acentelik» borcundan «mahsup» edilemeyeceği kabul edilmiş ise de, hangi nedenle bu ödemelerin usulüne uygun olmadıkları açıklanmamış olup bu hali ile raporun denetlenmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 258 · acentelik sözleşmesi · sigorta tazminatı · ibraname · acentelik · ek prim · denetime elverişlilik · oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde davalının «sigorta tazminatı» ödemeye yetkili olmadığı belirtilmiş ise de, taraflar arasındaki uygulamanın aksi yönde olduğu, bu nedenle davalı tarafından usulüne uygun olarak yapılan «hasar» ödemelerinin «prim» borcundan «mahsup» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 5.186,24 TL «asıl alacak», 6.086,20 TL «işlemiş faiz» yönünden iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
O halde, mahkemece, davalı tarafından yapılan ödemelerin hangi nedenle usulüne uygun olmadığını da gösterecek ve Yargıtay «denetimine elverişli» olacak biçimde rapor alınarak ve geçerli belgelere dayalı olarak yapılan ödemelerin «ibraname» olmasa dahi davalının borcundan «mahsup» edilmesinin gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, 19.12.2006 tarihinde davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 12.835,24 TL asıl, 5.«258» TL «işlemiş faiz» üzerinden devamına karar verilmiş olup bu kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 16.06.2008 tarihli ilamı ile karar davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3271 E. , 2015/8426 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ DOĞANŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 04/12/2014
NUMARASI 2013/7-2014/295
Taraflar arasında görülen davada Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2014 tarih ve 2013/7-2014/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, bahçesindeki elma ağaçlarının, meydana gelen dolu nedeniyle zarar gördüğünü ancak, davalı tarafından zararının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin hasat tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 4.086,39 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, ekspertiz incelemesinde hasar anındaki ürünler üzerinde 560835 no'lu poliçede %27, 560842 no'lu poliçede ise %33 oranında doludan kaynaklanan kalite kaybına rastlandığını, davacı sigortalının poliçelerinde, doludan kaynaklı miktar kaybı hasarlarının tazmin edildiğini, kalite kaybının ayrı bir paket olup, davacının poliçesinin bu paketi kapsamadığını, bu nedenle müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dolu hasarı poliçelerinin kalite kaybı zararını da kapsadığı ve bunun ürün kaybı anlamına geldiği, oluşan zarar miktarının ise 4086,39 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4.086,39 TL'nin, 1.000 TL'sinin dava tarihinden, 3.086,39 TL'sinin ise ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi'ne dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 04.02.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da açıklandığı üzere bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası yargılama aşamasında ıslah edilen ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslaha konu miktarın reddi gerekirken anılan içtihadı birleştirme kararına aykırı olarak ıslah ile artırılan miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134186900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz