Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11777 E. 2015/8486 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ sorumluluk davası↗ pay sahipliği↗ şirket zararı↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı konumunda olan gerçek kişilerin dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi ve denetçisi oldukları, bu kişiler ile ilgili sorumluluk davasının açılabilmesi için genel kurul tarafından sorumluluk kararı alınması gerektiği, bu ön koşul yerine gelmediği, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddi gerektiği, davalı bankanın davalı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılardan banka dışındaki diğer davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, dava dışı şirketin azlık pay sahipleri olan davacıların TTK'nın 309 ncu maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açtıkları sorumluluk davası olup, davalılardan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkındaki dava, mahkemece,TTK'nın 341 nci maddesindeki ön koşullar aranmak suretiyle bu koşulların yerine gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Oysa, davanın dayanağının TTK'nın 340 ve 359 ncı madde hükümlerinin göndermesi ile TTK'nın 309 ncu maddesi hükmü olması karşısında kabulün aksine TTK'nın 341 nci maddesi hükmündeki ön koşulların aranması gerekmez. Zira, davacıların iddia ettikleri zarar açıklıkla dolayısıyla zarar olup, davaya konu tazminatın şirkete verilmesini istemişlerdir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde anılan davalılar yönünden işin esasına girilmek gerekirken anılan bu davalılar hakkında yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacılar vekilince yargılama aşamasında davalılardan Bankanın diğer davalılarla birlikte el ve işbirliği içerisinde şirketi zarara uğrattıklarının iddia edilmesi karşısında mahkemece bu iddianın usulünce incelenip değerlendirilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre,davalılardan Bankanın dışındaki diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6496 E. 2010/2359 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı
İncelediğiniz kararda1-Dava, dava dışı şirketin azlık «pay sahipleri» olan davacıların TTK'nın 309 ncu maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açtıkları «sorumluluk davası» olup, davalılardan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkındaki dava, mahkemece,TTK'nın 341 nci maddesindeki ön koşullar aranmak suretiyle bu koşulların yerine gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Öte yandan, davacılar vekilince yargılama aşamasında davalılardan Bankanın diğer davalılarla birlikte el ve işbirliği içerisinde «şirketi zarara» uğrattıklarının iddia edilmesi karşısında mahkemece bu iddianın usulünce incelenip değerlendirilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · davanın konusu · muvafakat · anonim şirket · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl «davanın konusu» maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı
İncelediğiniz kararda1-Dava, dava dışı şirketin azlık «pay sahipleri» olan davacıların TTK'nın 309 ncu maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açtıkları «sorumluluk davası» olup, davalılardan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkındaki dava, mahkemece,TTK'nın 341 nci maddesindeki ön koşullar aranmak suretiyle bu koşulların yerine gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Öte yandan, davacılar vekilince yargılama aşamasında davalılardan Bankanın diğer davalılarla birlikte el ve işbirliği içerisinde «şirketi zarara» uğrattıklarının iddia edilmesi karşısında mahkemece bu iddianın usulünce incelenip değerlendirilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11777 E. , 2015/8486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/02/2014
NUMARASI 2012/287-2014/120
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2014 tarih ve 2012/287-2014/120 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Banka dışındaki diğer davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/06/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. M.. S.., davalılardan Ö.. Z.., C.. Ü.., S.. Ü.., M.. Ü.., E. E., Z.. Ü.., M.. S.. vekili Av. M.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin %35 oranında pay sahibi olduğu dava dışı şirkette davalıların genel müdür, yönetim ve denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, 2007-2011 yıllarına ilişkin olarak eylem ve işlemleri ile şirketi zarara uğratıklarını ileri sürerek, şirkete yönetim kayyumu atanmasına, şimdilik 1.000.000,00 TL'nin davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava istemiştir.
Davalı Banka vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı konumunda olan gerçek kişilerin dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi ve denetçisi oldukları, bu kişiler ile ilgili sorumluluk davasının açılabilmesi için genel kurul tarafından sorumluluk kararı alınması gerektiği, bu ön koşul yerine gelmediği, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddi gerektiği, davalı bankanın davalı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılardan banka dışındaki diğer davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, dava dışı şirketin azlık pay sahipleri olan davacıların TTK'nın 309 ncu maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açtıkları sorumluluk davası olup, davalılardan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkındaki dava, mahkemece,TTK'nın 341 nci maddesindeki ön koşullar aranmak suretiyle bu koşulların yerine gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Oysa, davanın dayanağının TTK'nın 340 ve 359 ncı madde hükümlerinin göndermesi ile TTK'nın 309 ncu maddesi hükmü olması karşısında kabulün aksine TTK'nın 341 nci maddesi hükmündeki ön koşulların aranması gerekmez. Zira, davacıların iddia ettikleri zarar açıklıkla dolayısıyla zarar olup, davaya konu tazminatın şirkete verilmesini istemişlerdir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde anılan davalılar yönünden işin esasına girilmek gerekirken anılan bu davalılar hakkında yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacılar vekilince yargılama aşamasında davalılardan Bankanın diğer davalılarla birlikte el ve işbirliği içerisinde şirketi zarara uğrattıklarının iddia edilmesi karşısında mahkemece bu iddianın usulünce incelenip değerlendirilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre,davalılardan Bankanın dışındaki diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2)numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan Bankanın dışındaki diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134001200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz