6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ünvanda tek başına 'finans' ibaresinin işletme konusuyla uyumu ve izin gerekliliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1712 E. 2021/1753 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticaret sicil işlemine itirazkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticaret Unvanı Değişikliği Tescili ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Haksız rekabet

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 16/44 (fin.kiralama/faktoring) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bir şirketin ticaret ünvanında yer alan ibare, şirketin gerçek işletme konusuyla uyumlu olmayıp esasen BDDK ve/veya Bakanlık gibi resmi makamlardan izin alınması gereken bir faaliyet alanını çağrıştırıyor ve şirketin fiilen bu izne tabi işle uğraşmadığı halde ünvanında bu ibareye tek başına yer veriliyorsa, bu durum üçüncü kişileri yanıltıcı nitelikte olup TTK'nın 43. maddesindeki 'işletme konusunun ünvanda gösterilmesi' zorunluluğuna aykırıdır; ticaret sicil müdürlüğünün bu gerekçeyle tescili reddetmesi hukuka uygundur.

Ele alınan sorunlar

Ticaret ünvanında tek başına 'finans' ibaresinin TTK 43'e uygunluğu → kabul

İddia: Davalı vekili; 'finans' ibaresinin öncelikli çağrışımının doğrudan finansman hizmeti, yani BDDK ve Bakanlık iznine tabi bir faaliyet olduğunu, bu nedenle tescil başvurusunun ikinci iade gerekçesinin yerinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 43(1) maddesi uyarınca anonim, limited ve kooperatif şirketleri işletme konusu gösterilmek kaydıyla ticaret ünvanlarını serbestçe seçebilir; bu serbestlik yanında ünvanda işletme konusunun gösterilmesi zorunludur. Davacı şirketin faaliyet alanına bakıldığında ağırlıklı olarak danışmanlık, finansal konularda yazılım yapmak ve elektronik ortamlarda bilgi üretmek gibi işler bulunmakta, işletme konusu içerisinde 'finans' işi (finansman sağlama) bulunmamaktadır. Finansman sözleşmesi, mal veya hizmet alımının kredilendirilmesini öngören bir sözleşme olup; 6361 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca Türkiye'de finansman şirketi kurulabilmesi için BDDK'nın en az 5 üyesinin olumlu oyu ile kuruluş izni verilmesi ve ünvanda 'finansman şirketi' ibaresinin bulunması zorunludur. Ayrıca Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesinde BDDK izni yanında Bakanlıktan izin alınması gereken şirketler sayılmıştır. Davacının talebinin kabulü halinde işletme konusunun 'finans' alanı olduğunun kabulü gerekecek; 'finans' ibaresi 'finanse eden/finansman sağlayan' anlamına geldiğinden, davacı şirketin işletme konusu dışında kalan, üçüncü şahısları yanıltıcı ve esasen kuruluş ve faaliyet izninin BDDK, Ticaret Bakanlığı gibi resmi makamlardan alınması gerektiren bu ibarenin ünvanda tek başına bulunması TTK'nın 43. maddesine aykırıdır. İlk geri çevirme kararından sonra ünvanda bırakılacak ibarenin faaliyet izni gerektiren işler olduğunun belirtilmesi red sebebinin değiştirilmesi anlamına gelmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticaret ünvanında yer alan ibarenin, şirketin gerçek işletme konusunu yansıtması ve izne tabi faaliyetleri çağrıştırarak üçüncü kişileri yanıltmaması gerektiğine ilişkin TTK 43 yorumu bakımından, benzer unvan değişikliği tescil taleplerinde bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı işletme konusu TTK 43 finansman şirketi BDDK izni Bakanlık izni sicil kararına itiraz ticaret sicil müdürlüğü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 34TTK 43(1)TTK 46 · 6361 numaralı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu — 6361 numaralı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu 5 · Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ — Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ 5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1712

KARAR NO 2021/1753

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/05/2021

NUMARASI 2020/554 Esas- 2021/332 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/11/2021

Davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; müvekkili şirketin 13/01/2020 tarihinde sicile kaydı yapılarak faaliyete başladığını, 04/05/2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulu toplantısında bütün pay sahiplerinin aldığı karar ile şirket unvanının değiştirilmesine karar verildiğini ve mevcut unvanın sadeleştirilerek ... Anonim Şirketi olarak tescil edilmesi için İstanbul Ticaret Siciline başvuruda bulunulduğunu, unvan değişikliğine ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından red kararı verildiğini ve ret kararına itiraz ettiklerini, ilk ret kararında gerekçe olarak sadece finans unvanı kullanılamayacağını, ikinci gerekçede ise Bakanlık ve SPK' dan izne tabi olduğu gerekçesine dayanmasının ve yeni bir gerekçe ileri sürmesinin yönetmeliğe aykırı olduğunu, 28/09/2020 tarihinde yapılan 13/05/2020 makbuz tarihli unvan değişikliği talepli başvuruya karşı 30/09/2020 tarihinde ''Finans tek başına kullanımı izne tabi olup, ilgili izinler alındıktan sonra tescile başvuru yapılmalıdır.'' ve ''unvanda bulunan sektörler, meşgale ile uyumlu olmalıdır.'' gerekçeleri ile ret kararı verildiğini, Ticaret Sicili tarafından tüm ret gerekçelerinde farklı ve tutarsız sebepler ileri sürülerek müvekkilinin taleplerinin hukuksuz bir şekilde geri çevrildiğini,davacı şirket unvanının ...

anonim Şirketi' nden ... Anonim Şirketi olarak tescil edilmesinin reddine ilişkin kararın iptali ile unvanın tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tescil başvurusuna ilişkin bir ret kararı verilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesini, esas yönünden ise müvekkilinin Türk Ticaret Kanununun m.32 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, işletme konusunun yer alması gerektiği için dava konusu tescil evrakının iade edildiğini, şirket unvanlarından işletme konusunun anlaşılmasının gerektiği, yani iade gerekçesinde olduğu üzere sektör adının bulunması gerektiği hususunun düzenlendiğini, dava konusu şirketin ''finans'' ifadesini kullanması istemesi halinde, öncelikle şirket amaç ve konusunu değiştirmesi gerektiği ve ''finans'' alanında hizmet verebilmesi için de Bakanlıktan izin alması gerektiğini, dava konusu şirketin;

yani esas sözleşmesinde ''finans'' alanında danışmanlık ve ''finans'' sektörüne teknik- yazılımsal programlar geliştirdiği anlaşılan şirketin unvanında şirket amaç ve konusunu açıklayan bir ifadeye yer vermesi gerektiği halde, unvanında tek başına ''Finans'' ifadesine yer vermesinin şirket amaç ve konusuna uygun olmadığı ve yine bu bakımdan da 3. kişileri yanıltacağı açık olduğu gibi, bu yönde bir değişikliğin hem şirket esas sözleşmesinin amaç ve konuya ilişkin bölümünde Bakanlık iznine tabi olduğu için bu izin alındıktan sonra yapılması gerektiği açık olduğundan; müvekkilinin iadesinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece: her tacirin, bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya, işletmesini ve unvanını tescil ettirmeye mecbur olduğu, anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve Kanunun 46. maddesi hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebileceği, ticaret unvanlarında, “anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” ibarelerinin bulunmasının şart olduğu, bu şirketlerin ticaret unvanında gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamayacağı, bir ticaret unvanına, şube unvanı da dahil olmak üzere, Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılabileceği, davacı şirketin tadil ettiği ve tescilini istediği ticaret unvanın şirketin faaliyet alanı ve sicil kayıtları nazara alındığında iştigal konusu ile uyumlu olduğu, davalı sicil müdürlüğünün bu konudaki ret gerekçesinin yerinde olmadığı, ayrıca seçilen unvanın sektörle bir uyumsuzluğu bulunmadığı, mevzuat hükümlerine aykırı bir unvan da seçilmediğinden davalı sicil müdürlüğünün ret kararının iptaline, davacı şirketin tadil ettiği ticaret unvanın tescil ve ilanına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacının ilk olarak 13/05/2020'de tescil başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvurunun da 20/05/2020 tarihinde eksikliklerin tamamlanması için iade edildiğini, ilk iadeden sonra, aynı tescil başvurusuna ilişkin evrakın 05/06/2020, 11/06/2020 ve 30/09/2020'de tekrar ibraz edildiğini ve aynı gerekçelerle iade edildiğini, buna göre mevzuat gereğince dava konusu olabilecek bir red kararının bulunmadığını, müvekkilinin TTK'nın 32 maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu tescil başvurusunun ilk iade nedeninden farklı olmadığını ve fakat anlaşılan yeni durumla ilgili ve onu açıklayan gerekçelerle ifade edildiğini, tek başına "finans" iadesinin sektör ifade ettiğinin değerlendirilmesi halinde "finans" ifadesinin, öncelikli ve ilk çağrışımının doğrudan "finansman hizmeti" yani "finansman sağlamaya yönelik" bankacılık gibi izne tabi bir hizmetle uğraşıldığı izlenim ve sonucunu yarattığının ikinci iadede doğru şekilde tespit edildiğini ve bu doğrultuda olarak da hem şirket esas sözleşme amaç ve konusunun değiştirilmesi hem de söz konusu değişikliğin BDDK'dan ve Bakanlıktan izin alınarak yapılması gerektiği şeklinde tescil başvurusunun ikinci iade nedeni oluşturulduğunu, davacının dava dilekçesinde tescil edildiğine ilişkin örnek verdiği şirketlerin hepsinin Bakanlık izni almış olup, bu hususun sicil dosyalarından tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK'nın 34. maddesine dayalı ünvan değişikliği kararının tescili talebinin reddine ilişkin karara yönelik itiraza ilişkindir. TTK'nın 43(1) maddesinde "Anonim, limited ve kooperatif şirketlerinin, işletme konusu gösterilmek ve 46. Madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ticaret ünvanlarını serbetçe seçebilirler" denilmiştir. Bu serbestlik yanında ticaret ünvanında "işletme konusu"nun gösterilmesi gerekmektedir. Davacı şirketinde faaliyet alanına bakıldığında "yerli ve yabancı finans piyasalarının düzenine ilişkin olarak sermaye piyasası mevzuatında belirtilen yatırım danışmanlığı hariç" ibaresi bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak şirketlere danışmanlık yapmak, "finansal konularda yazılım yapmak, elektronik ortamlarda bilgi üretmek vs.

bulunmaktadır. Halihazırda mevcut ünvanı "finans teknoloji ve ticareti" ibaresi işletme konusunu göstermektedir. Ancak davacının talebi üzerine bir kısım ibarenin ünvandan çıkarılması ile davacının ticaret ünvanında "finans" ibaresi kalacaktır. Finansman sözleşmesi ;her türlü mal veya hizmet alımının ,malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya temini ile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendirilmesini öngören bir sözleşmedir. 6361 numaralı “Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu” 5.maddesinde belirtildiği üzere, Türkiye’de bir finansman şirketi kurulması için; BDDK nın en az 5 üyesinin olumlu oyu ile verilecek bir karar ile kuruluş izni verilmesi ve şirketin ticaret ünvanında "finansman şirketi"ibaresi bulunması zorunludur.

Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 5.maddesinde BDDK izni yanında ayrıca bakanlıkdan izin alınması gereken şirketler sayılmıştır. Davacının- işletme konusu- içerisinde ise -finans-işi bulunmamaktadır.İlk geri çevirme kararından sonra ünvanda bırakılacak ibarenin faaliyet izni gerektiren işler olduğunun belirtilmesi red sebebinin değiştirilmesi anlamına gelmemektedir.Davacının talebinin kabulü halinde işletme konusunun "finans" alanı olduğunun kabulü gerekecektir.Finans ibaresi "finanse eden" finansman sağlayan anlamına geldiğinden ,davacı şirketin işletme konusu dışında ,üçüncü şahısları yanıltıcı,esasen kuruluş ve faaliyet izninin BDDK ,Ticaret Bakanlığı gibi resmi makamlardan alınması gerekmesine göre davacının ünvanındaki finans ibaresinin tek başına bulunması, TTK'nın 43.

maddesine aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle ; davacının ticaret ünvanındaki değişikliğin tescili talebinin reddi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü vekilinin istinaf sebebleri yerinde bulunmaktadır.Sicil kararına itirazın reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ancak yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilerek sicil kararına itirazın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 Tarih, 2020/554 Esas-2021/332 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Sicil kararına itirazın REDDİNE" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 59,30-TL karar harcından, peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davalı tarafından yapılan 23,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/132753 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/542 E. 2023/3691 K. · Onandı

Ticaret unvanında tek başına 'finans' ibaresinin kullanılamaması

Gerekçe özeti

Ticaret unvanında işletme konusunun gösterilmesi zorunludur; işletme konusunda finans/finansman işi bulunmayan şirket unvanında tek başına 'finans' ibaresini kullanamaz. 'Finans' ibaresi finansman sağlama çağrışımı yaptığından işletme konusu dışında ve üçüncü kişileri yanıltıcı olup, bu tür faaliyet izne (BDDK/Bakanlık) tabi olduğundan, tek başına 'finans' ibareli unvan 6102 sayılı Kanun m.43'e aykırıdır.

Emsal değeri

İşletme konusuyla bağdaşmayan ve izne tabi faaliyet çağrışımı yapan tek başına 'finans' ibaresinin ticaret unvanında kullanılamayacağı yönünden emsaldir.

Kavramlar: ticaret unvanı işletme konusu yanıltıcı unvan finansman şirketi izne tabi faaliyet

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/542 E.  ,  2023/3691 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1712 E., 2021/1753 K.

HÜKÜM

Yeniden esas hakkında hüküm kurulması

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/554 E., 2021/332 K.

Taraflar arasındaki ticaret sicil memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... nezdinde 13.01.2020 tarihinde kaydı yapılarak faaliyete başladığını, 04.05.2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulu toplantısında bütün pay sahiplerinin hazır bulunması ve hiçbir ortağın itiraz etmemesiyle şirket unvanının değiştirilmesine oy birliği ile karar verildiğini ve mevcut unvanın sadeleştirilerek Bayrak Finans Anonim Şirketi olarak tescil edilmesi için ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun iki kez reddedildiğini ileri sürerek davacı şirket unvanının ...'nden Bayrak Finans Anonim Şirketi olarak tescil edilmesinin reddi yönünde ... Başkanlığının kararının iptali ile unvanın talep doğrultusunda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tescil başvurusuna ilişkin bir ret kararı verilmediğini, müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci madde hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, işletme konusunun yer alması gerektiği için dava konusu tescil evrakının iade edildiğini, şirket unvanlarından işletme konusunun anlaşılmasının gerektiği, dava konusu şirketin ''finans'' ifadesini kullanması istemesi halinde, öncelikle şirket amaç ve konusunu değiştirmesi gerektiği ve ''finans'' alanında hizmet verebilmesi için de Bakanlıktan izin alması gerektiğini, dava konusu şirketin; yani esas sözleşmesinde ''finans'' alanında danışmanlık ve ''finans'' sektörüne teknik-yazılımsal programlar geliştirdiği anlaşılan şirketin unvanında şirket amaç ve konusunu açıklayan bir ifadeye yer vermesi gerektiği halde, unvanında tek başına ''finans'' ifadesine yer vermesinin şirket amaç ve konusuna uygun olmadığı ve yine bu bakımdan da üçüncü kişileri yanıltacağı açık olduğu gibi, bu yönde bir değişikliğin hem şirket esas sözleşmesinin amaç ve konuya ilişkin bölümünde Bakanlık iznine tabi olduğu için bu izin alındıktan sonra yapılması gerektiği açık olduğundan;

müvekkilinin iadesinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iptal istemine konu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 118827 KB makbuz numaralı 30.09.2020 tarihli ret kararında "finans ibaresinin tek başına kullanımı izne tabi olup, ilgili izinler alındıktan sonra tescile başvuru yapılmalıdır. Unvanda bulunan sektörler, meşgale ile uyumlu olmalıdır" gerekçesi ile tescil başvurusu reddedildiği, ret gerekçesine varılırken izne tabi olma hususunda, önceki yapılan başvurularla ilgili finans kuruluşlarının değişiklik işlemlerinin Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) iznine tabi olduğu hususuna dayanıldığı, Kuruluş ve Esas Sözleşme Değişikliği İşlemleri Ticaret Bakanlığı İznine Tabi Olan Şirketler İzin Tebliği’nin 5 inci maddesinde, kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği işlemleri sayıldığı, davacı şirketin sicil kayıtları, esas sözleşmesi ve şirketin faaliyetine ilişkin iştigal ettiği konular tek tek incelendiğinde Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulu iznine tabi şirketlerin hiç birinin kapsamına girmediği, davacı şirketin tadil ettiği ve tescilini istediği ticaret unvanın şirketin faaliyet alanı ve sicil kayıtları nazara alındığında iştigal konusu ile uyumlu olduğu, davalı sicil müdürlüğünün bu konudaki ret gerekçesinin yerinde olmadığı, ayrıca seçilen unvanın sektörle bir uyumsuzluğu bulunmadığı, yukarıda değinilen mevzuat hükümlerine aykırı bir unvan da seçilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı sicil müdürlüğünün ret kararının iptaline, davacı şirketin tadil ettiği ticaret unvanın tescil ve ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ilk olarak 13.05.2020'de tescil başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvurunun da 20.05.2020 tarihinde eksikliklerin tamamlanması için iade edildiğini, ilk iadeden sonra, aynı tescil başvurusuna ilişkin evrakın 05.06.2020, 11.06.2020 ve 30.09.2020'de tekrar ibraz edildiğini ve aynı gerekçelerle iade edildiğini, buna göre mevzuat gereğince dava konusu olabilecek bir red kararının bulunmadığını, müvekkilinin 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin unvanında işletme konusu bulunmadığı, finans kelimesinin yanına ek kullanılmadığı için ilk iadenin yapıldığını, dava konusu tescil başvurusunun ilk iade nedeninden farklı olmadığını ve fakat anlaşılan yeni durumla ilgili ve onu açıklayan gerekçelerle ifade edildiğini, tek başına "finans" ifadesinin sektör ifade ettiğinin değerlendirilmesi halinde "finans" ifadesinin, öncelikli ve ilk çağrışımının doğrudan "finansman hizmeti" yani "finansman sağlamaya yönelik" bankacılık gibi izne tabi bir hizmetle uğraşıldığı izlenim ve sonucunu yarattığının ikinci iadede doğru şekilde tespit edildiğini ve bu doğrultuda olarak da hem şirket esas sözleşme amaç ve konusunun değiştirilmesi hem de söz konusu değişikliğin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'dan (BDDK) ve Bakanlıktan izin alınarak yapılması gerektiği şeklinde tescil başvurusunun ikinci iade nedeni oluşturulduğunu, davacının dava dilekçesinde tescil edildiğine ilişkin örnek verdiği şirketlerin hepsinin Bakanlık izni almış olup, bu hususun sicil dosyalarından tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Anonim, limited ve kooperatif şirketlerinin, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ticaret unvanlarını serbetçe seçebilecekleri, bu serbestlik yanında ticaret unvanında "işletme konusu"nun gösterilmesi gerektiği, davacı şirketin de faaliyet alanına bakıldığında "yerli ve yabancı finans piyasalarının düzenine ilişkin olarak sermaye piyasası mevzuatında belirtilen yatırım danışmanlığı hariç" ibaresi bulunduğu, ağırlıklı olarak şirketlere danışmanlık yapmak, "finansal konularda yazılım yapmak, elektronik ortamlarda bilgi üretmek vs.

bulunduğu, halihazırda mevcut unvanı "finans teknoloji ve ticareti" ibaresi işletme konusunu gösterdiği, ancak davacının talebi üzerine bir kısım ibarenin unvandan çıkarılması ile davacının ticaret unvanında "finans" ibaresinin kaldığı, finansman sözleşmesinin her türlü mal veya hizmet alımının, malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya temini ile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendirilmesini öngören bir sözleşme olduğu, 6361 sayılı “Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu” 5 inci maddesinde belirtildiği üzere, Türkiye’de bir finansman şirketi kurulması için; BDDK'nın en az 5 üyesinin olumlu oyu ile verilecek bir karar ile kuruluş izni verilmesi ve şirketin ticaret unvanında "finansman şirketi"ibaresi bulunmasının zorunlu olduğu, Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde BDDK izni yanında ayrıca Bakanlıktan izin alınması gereken şirketlerin sayıldığı, davacının- işletme konusu içerisinde ise finans işi bulunmadığı, ilk geri çevirme kararından sonra unvanda bırakılacak ibarenin faaliyet izni gerektiren işler olduğunun belirtilmesi red sebebinin değiştirilmesi anlamına gelmediği, davacının talebinin kabulü halinde işletme konusunun "finans" alanı olduğunun kabulü gerekeceği, finans ibaresinin "finanse eden" finansman sağlayan anlamına geldiğinden, davacı şirketin işletme konusu dışında, üçüncü şahısları yanıltıcı, esasen kuruluş ve faaliyet izninin BDDK, Ticaret Bakanlığı gibi resmi makamlardan alınması gerekmesine göre davacının unvanındaki finans ibaresinin tek başına bulunmasının 6102 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine aykırı olacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticaret unvanında finans ibaresinin bulunduğunu, İstanbul Ticaret Odasında (İTO) kayıtlı meslek grubunun "18-FİNANS KURULUŞLARI" olduğunu, ve Nace Kodunun "66.19.03-Finansal danışmanlık faaliyetleri" olduğunu, işlerinin Finansal danışmanlık faaliyetleri olduğuun sabit olduğunu, her ne kadar istinaf kararında davacının -işletme konusu- içerisinde ise -finans- işi bulunmadığı belirtilmiş ise de; hatalı değerlendirme yapıldığını, davacı şirketin 13.01.2020 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kaydolarak ticaret unvanında "Finans" unvanını kullanmaya hak kazandığını, ticaret unvanında "finans" ibaresini kullanmasının "kazanılmış hak" niteliğinde olduğunu, işletme konusunun finansal danışmanlık faaliyetleri olduğunu ve bu durumun davalı kayıtlarında ve Türkiye Sicil Gazetesinde tescil edildiğini, 2014 tarihli tebliğname uyarınca şirketin bütün faaliyet konularının unvanda yer almasının gerekli olmadığı, tek bir faaliyet konusunun yer almasının yeterli görüldüğü, işbu tebliğname uyarınca da davacı şirketin finans kolunu seçerek diğer iki konuyu unvandan kaldırmak istediğini, sadeleştirme talebinin yasaya uygun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ticaret unvanı değişikliği talebinin reddine yönelik sicil müdürlüğü kararına itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.