6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirkette kayyım atanması talebinde yaklaşık ispat şartı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2039 E. 2021/1803 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Davacının nitelemesi: Limited Şirket Müdürünün Azli mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

TTK 630/2 uyarınca müdür azli davasında, dava kesinleşinceye kadar şirkete kayyım atanması veya yöneticilerin temsil yetkisinin kısıtlanması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinde, özel hüküm bulunmadığından HMK 389 vd. hükümleri uygulanır; şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş organlarca yürütülmesi esas olduğundan, zorunluluk bulunmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemeli ve haklı sebebin varlığı konusunda HMK 390 anlamında yaklaşık ispat sağlanmadıkça tedbir talebi reddedilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Şirkete kayyım atanması ve yöneticilerin temsil yetkisinin tedbiren kısıtlanması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, şirket yönetiminin bir anda elinden alındığını, hukuka aykırı genel kurul toplantısı sonrasında müvekkilinin saf dışı bırakıldığını, şirkete ait gayrimenkullerin satıldığını ve gelirlerin şahsi hesaplara aktarıldığını, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını veya imkansız hale geleceğini, ayrıca ilk derece kararının HMK 391/2 uyarınca gerekçeli yazılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp tedbir talebinin kabulünü istemiştir.

Gerekçe: TTK 630. maddesinde ihtiyati tedbire ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından HMK 389 vd. maddeleri uygulanır. HMK 389/2 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakınca ya da ciddi zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde tedbir kararı verilebilir; HMK 390 uyarınca tedbir talep eden, dayandığı sebebi ve türünü açıkça belirtip davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması esas olup, zorunluluk bulunmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi gerekir; geçici hukuki koruma yargılamasında tarafların ve şirketin menfaat dengesi korunmalıdır. Yaklaşık ispatla yetinilmesi, ispatın hiç aranmayacağı anlamına gelmez; hakim iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunu kabul etmekle birlikte aksinin de mümkün olabileceğini gözardı etmez. Somut olayda haklı sebebin mevcut olup olmadığının, sunulan delillerle birlikte bir yargılama yapılmasını gerektirdiği görülmüştür. İlk derece mahkemesinin, yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararında delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün azli davalarında, dava kesinleşinceye kadar şirkete kayyım atanması veya yöneticilerin temsil yetkisinin kısıtlanması talebinin, HMK 390 uyarınca yaklaşık ispat şartının sağlanamaması ve şirket yönetimine zorunluluk olmadıkça müdahale edilmemesi ilkesi gözetilerek reddedilebileceğine ilişkin bölgesel ikna edici bir emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat limited şirket müdürünün azli kayyım atanması geçici hukuki koruma temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanması

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630/2TTK 625TTK 626 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389/2HMK 390

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2039

KARAR NO 2021/1803

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİH 20/09/2021 (Ara Karar)

NUMARASI 2021/580 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/12/2021

İhtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, müvekkilinin şirket kuruluşunda yer aldığını, şirketin ana faaliyet konusunun hırdavat sektöründe tanınmış markaların ürünlerinin satış ve pazarlaması olduğunu, bu faaliyet kapsamında öncü ve lider bir şirket konumunda olduğunu, müvekkilinin 2016 yılına kadar şirket yönetiminde aktif katılım sağladığını, 2016 yılında kanser hastalığına yakalanması sonrasında belirli bir dönem işletmeden ayrı kaldığını, müvekkilinin hastalığı yenmesi sonrasında davalıların müvekkiline şirket işlerinde ve işleyişinde ayrımcı ve kötü niyetli davranışlar sergilemeye başladıklarını, şirkete ait bilgi, belge, bilanço ve kasa hesaplarına, gelir gider dengesine dair bilgilerin müvekkili ile paylaşılmadığını, davalılardan her biri birinin bir başka davalının katılım olmaksızın şirket adına kayıtlı taşınmazlar ve araçları üzerine geçirme yada başkaca kimselere satma yetkisinin bulunduğunu, bu sınırsız yetkinin kısıtlanmasını gerektiğini beyan ederek, HMK 389.maddesi anlamında, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunduğu sabit olduğu gibi dosyaya sunulan belge ve bilgilerin HMK 390/3 maddesindeki yaklaşık ispatı da sağladığı nazara alınarak kayyum ile yönetim sağlanmasına, şirket yöneticilerinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması ve şirkete ait malvarlığı üzerine tedbir isteminin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI

Mahkemece, davacı vekilinin, şirkete tedbiren kayyım atanması, şirket yöneticilerinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması ve şirket malvarlığına tedbir konulması yönündeki taleplerinin, haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekili; müvekkilin emeğini barındıran şirketin yönetimi bir anda elinden alındığını ve şirket aleyhine faaliyetlere geçildiğini, diğer müşteki sanıklar hukuka ve usule aykırı genel kurul toplantısından sonra müvekkili saf dışı bıraktığını ve şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin satışı, şirket hesabında yer alan gelirlerin şahsi hesaplara aktarılması gibi durumlar söz konusu olduğunu, müvekkiline şirket gelirinden düşen payının ödenmediğini, ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olduğunu,mahkemece gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerektiğini, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasında veya tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek olduğunu,kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava,%25 pay sahibi davacının TTK 630/2.maddesi uyarınca, haklı sebeplerle limited şirket müdürlerinin yönetim ve temsil haklarının kaldırılması (azli) ve açılan davada verilen karar kesinlesinceye kadar tedbiren davalı şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir. TTK 625. ve 626.maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler.TTK 630.maddesinde,özel bir hüküm bulunmadığından, ihtiyati tedbire ilişkin olarak genel hüküm olan HMK 389 vd.maddeleri uygulanmalıdır. 6100 Sayılı HMK 389/(2) Maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

" Ayn yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Davacı, davalıların şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını istemektedir. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların menfaat dengesinin ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır.

Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Somut olayda ;dava açılması ile birlekte ihtiyati tedbir talep edilmiş olup,haklı sebebin mevcut olup olmadığı sunulan delillerle birlikte bir yargılama yapılmasını gerektirmektedir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin,şirket yöneticilerinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması ve şirket malvarlığına tedbir konulması yönündeki taleplerinin, haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ara kararında delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/12/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/131668 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.