Sözleşme kapsamında
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12616 E. 2015/9633 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fesih↗ i̇i̇k 266↗ sözleşmenin feshi↗ denetime elverişlilik↗ fesih↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ tacir↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında, davacı tarafça düzenlenen paket turlardaki müşterilerin davalı tarafça taşındığı, 2003 yılında uygulamaya giren sözleşmenin 2006 yılı Şubat ayında davalı tarafından fesih edildiği, davalının havayolları taşımacılığı işinden kar elde edememesinin feshe gerekçe olarak gösterildiği, ancak bu nedenin tacirler arasındaki uzun süreli sözleşmenin feshi için haklı bir neden olmadığı gibi davalı tarafça başka bir haklı nedenin de kanıtlanamdığı, bu hali ile feshin haksız görüldüğü, davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı isteyebileceği, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 376.621.17 EURO'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme ilişkisinden kaynaklanması karşısında 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı tarafça düzenlenen paket turlardaki müşterilerin davalı tarafça havayoluyla taşınmasına ve davalı şirkete ait uçaktaki koltukların davacı tarafından satılmasına ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’nın 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 275. maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiştir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 266 ve devamı maddelerinde de yukarıda anılan hükümlere paralel düzenlemeler bulunmaktadır. Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Somut olayda, mahkemece bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 14.04.2010 tarihli kök rapor ve 26.10.2011 havale tarihli ek rapor yetersiz görülerek ayrı bir heyetten rapor alınmış olup 31.07.2013 tarihli bu raporda ise dosyada bulunan belgelerin eksik olduğu ve bu nedenle bir görüş bildirilemeyeceği açıklanmış olmasına rağmen mahkemece ilk heyet tarafından verilen kök ve ek bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. O halde uyuşmazlığın çözümünde alınan ilk bilirkişi heyetinin kök ve ek raporu yeterli görülmeyerek yeni bir rapor alınmasına ve bu raporda da bir görüş açıklanmamasına rağmen yetersiz görülen bilirkişi raporuna dayalı olarak ve bu rapora neden itibar edildiği de açıklanmaksızın hüküm tesisi doğru olmadığı gibi esasen söz konusu raporlarda yalnızca davacı tarafça sunulan faturalara dayalı olarak hesaplama yapılmış ancak bu faturalara konu alacakların taraflar arasındaki feshedilen sözleşme ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir maddi tazminatın bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8624 E. 2012/15687 K.
Ortak:i̇i̇k 266 · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden «denetime elverişli» olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir «maddi tazminatın» bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun «266» ve devamı maddelerinde de yukarıda anılan hükümlere paralel düzenlemeler bulunmaktadır.
Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Benzer bu kararda… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yani ek rapor iste …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yani, HUMK’un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · iltibas
Benzer bu kararda… ul edilmesi gerektiği, bu durumda davalının markası kapsamındaki emtianın davacının 35.08 sınıftaki hizmet grubu yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» yaratacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 2009-M-6024 sayılı kararın iptaline, davalı şirket adına tescilli FLEXİ+şekil ibareli markanın tescilli old …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14717 E. 2012/4891 K.
Ortak:i̇i̇k 266 · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden «denetime elverişli» olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir «maddi tazminatın» bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun «266» ve devamı maddelerinde de yukarıda anılan hükümlere paralel düzenlemeler bulunmaktadır.
Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Benzer bu kararda… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yeni ek rapor iste …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yani, HUMK’un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · hükümsüzlüğün tespiti · iltibas
Benzer bu kararda… mında bulunan 29. ve 30. sınıflarda da kullanıp satışa arz edebileceği ihtimalinde taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma («iltibas») ihtimali oluşacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 25.08.2009 tarih ve 2009-M-3889 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 31.12.2007 tarih ve 2007/70820 sayılı markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6797 E. 2016/1108 K.
Ortak:i̇i̇k 266 · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaYargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun «266» ve devamı maddelerinde de yukarıda anılan hükümlere paralel düzenlemeler bulunmaktadır.
Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden «denetime elverişli» olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir «maddi tazminatın» bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda«266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 282. maddede bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HMK'nın 281. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor ist …
… rde mahkemece, tasarımın benzer olup olmadığı konusunda yeni bir heyet oluşturularak, davacı taraf tasarımının yeni olup olmadığı ve tarafların tasarımları arasında «iltibas» tehlikesinin bulunup bulunmadığı da «dahil» uyuşmazlık bulunan tüm teknik konularda yeni bir inceleme ve tespit yaptırılması, denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece değerlendirme yapılarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · maddi ve manevi tazminat · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… ldukları, tecavüz iddiası da hükümsüzlüğü mesnet tasarımlar üzerinden yapıldığından tecavüz eyleminin de mevcut olmadığı, 2011 07875 2 numaralı tasarımın yenilik ve «ayırt edicilik» kriterlerini sağlamayacağı, söz konusu 2 numaralı tasarıma dayanılmak suretiyle iddia olunan tecavüz iddialarının ise anılan tasarımın hükümsüzlüğü geçmişe yönelik etki doğuracağından yerinde olmadığı belirtildiğinden 2013/345 esas sayılı dosyada açılan tecavüzünün tespiti, men'i, «maddi, manevi tazminat» istemli davanın reddine, birleşen dava yönünden ise hükümsüzlük koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
… rde mahkemece, tasarımın benzer olup olmadığı konusunda yeni bir heyet oluşturularak, davacı taraf tasarımının yeni olup olmadığı ve tarafların tasarımları arasında «iltibas» tehlikesinin bulunup bulunmadığı da «dahil» uyuşmazlık bulunan tüm teknik konularda yeni bir inceleme ve tespit yaptırılması, denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece değerlendirme yapılarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… vacının ürettiği tasarımların benzer olup olmadığı yönünden tasarım uzmanı olan bilirkişilerden rapor alınmış olup, bilirkişiler davacı-birleşen davada davalı adına «tescilli tasarım» ile davalının imal ettiği tasarımın benzer olduğunu bildirmişler ve bu rapora itiraz üzerine mahkemece alınan ek raporda da bilirkişiler aynı görüşlerini tekrarlam …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16156 E. 2012/6892 K.
Ortak:denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden «denetime elverişli» olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir «maddi tazminatın» bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davaya konu «hasara» ilişkin içinde inşaat mühendisi bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten, hasarın nasıl meydana geldiği, bunda davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve hasarın poliçe «teminatına» «dahil» olup olmadığı hususlarında «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
İşin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme anılan yasanın 283. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama ile yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · sigorta sözleşmesi · işlemiş faiz · asıl alacak · hasar · dahili dava · teminat
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davaya konu «hasara» ilişkin içinde inşaat mühendisi bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten, hasarın nasıl meydana geldiği, bunda davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve hasarın poliçe «teminatına» «dahil» olup olmadığı hususlarında «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile icra takibine yapılan itirazın 3.977,00 «asıl alacak» ve 244,45 TL «işlemiş faiz» yönünden iptaline karar verilmiştir.
2- Dava, konut «sigorta sözleşmesine» dayalı alacağın «rücuen tahsili» için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece işin çözümünde teknik ve özel bilginin gerekliliği sonucuna varılarak avukat olan bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın oluş nedeni, bunda davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve «hasar» miktarına ilişkin bir inceleme yapılmadığı gibi bilirkişi bu konularda uzman da değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8184 E. 2013/23138 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaHer ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Benzer bu kararda2- Ancak, davacı «şirketin zarara» uğrayıp uğramadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu ve Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği üzere, «bilirkişi incelemesi» yapılmasını gerektirir, özel ve teknik bilgi gerektiren bir husustur.
Mahkemece, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HUMK’nun 283. (HMK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı
Benzer bu kararda… a uygun buldukları kişi ile sözleşme imzalamalarının hayatın olağan akışına uygun ve zarar kastı taşımayan bir işlem olduğu, dosya kapsamından da davalıların davacı «şirketi zarara» uğratmak kastıyla hareket edip zarara yol açtıkları hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı «şirketin zarara» uğrayıp uğramadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu ve Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği üzere, «bilirkişi incelemesi» yapılmasını gerektirir, özel ve teknik bilgi gerektiren bir husustur.
Bu itibarla, mahkemece, kira bedelinden indirim yapılması hususunun, davacı «şirketi zarara» uğrattığını bildiren bilirkişi raporunun aksine davacı şirketi zarara uğratmadığı gerekçesiyle yazılı şeklide davanın reddine karar verilmesi doğru olamamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14518 E. 2011/8620 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaHer ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Benzer bu karardaOysa, HUMK' nun 286.maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hâkimi bağlamayacağı hükmü, hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, konunun teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek «bilirkişi incelemesine» gidildiğine göre, alınan rapora vaki itirazlarda değerlendirilerek gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin haklarını korumak için «ihtarname» göndermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12616 E. , 2015/9633 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/03/2014
NUMARASI 2011/748-2014/72
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/03/2014 tarih ve 2011/748-2014/72 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/09/2015 günü hazır bulunan davalı vekili Av. H.. P.. ile davacı vekili Av. S.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin A.'da faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında düzenlediği paket turlara katılan kişilerin havayolu ile taşınması işinin davalı şirketçe gerçekleştirildiğini, ayrıca müvekkilinin diğer tur operatörlerine de davalı şirkete ait uçaktan koltuk sattığını, taraflar arasındaki ilişkinin 2003 yılından beri devam ettiğini, 20.10.2005 tarihinde davalı yetkilisinin, 2006 yılının tarifesini ve koltuk sayılarını gösteren listeyi müvekkiline gönderdiğini, bu listeyi esas alarak müvekkilinin kataloglar hazırladığını ancak davalı tarafın 06.01.2006 tarihinde gönderdiği elektronik postada, bazı uçakları başka şirketlere kiraladıklarını, daha önce planlanan bazı uçuşların programdan çıkarıldığını bildirdikten sonra aynı yılın şubat ayında ise artık müvekkili şirketin yolcularını taşımayacaklarını müvekkiline ilettiğini, bu nedenle müvekkilinin, davalının verdiği fiyatları esas alarak daha önceden satmış olduğu koltukları başka şirketlerden temin ettiğini, söz konusu şirketlerden alınan fiyatlar ile davalıdan alınan fiyatlar arasında fark oluştuğunu ve müvekkilinin bu oranda maddi zararının oluştuğunu, ayrıca daha önce ilan ettiği şirketin değişmesi sebebiyle müvekkilinin, müşterileri nazarında itibar kaybına da uğradığını ileri sürerek, 1.576.950 EURO maddi, 50.000 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu uyuşmazlığın V. Konvansiyonu'na tabi bulunduğunu ve anılan Konvansiyon'un 29. maddesinde öngörülen iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, uyuşmazlığın TTK hükümlerine tabi olduğunun kabulü halinde de talebin zamanaşımına uğradığını, davacı şirket yöneticilerinin,yolcu operasyonlarını ekonomik realitelere uygun, istenilen kalite ve düzeyde sürdürme başarısını gösteremediklerini, müvekkilinin önemli ölçüde zarara uğradığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin büyük hissedarının aynı kişi olduğunu ve yolcu taşıma işinin tasfiye edilmesi kararının mutabakat ile alındığını, dolayısıyla davacının talebinin yersiz olduğu gibi esasen davacının bir zarara da uğramadığını, nitekim taraflar arasında 2006 yılının Haziran ayında mutabakata varıldığı ve davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında, davacı tarafça düzenlenen paket turlardaki müşterilerin davalı tarafça taşındığı, 2003 yılında uygulamaya giren sözleşmenin 2006 yılı Şubat ayında davalı tarafından fesih edildiği, davalının havayolları taşımacılığı işinden kar elde edememesinin feshe gerekçe olarak gösterildiği, ancak bu nedenin tacirler arasındaki uzun süreli sözleşmenin feshi için haklı bir neden olmadığı gibi davalı tarafça başka bir haklı nedenin de kanıtlanamdığı, bu hali ile feshin haksız görüldüğü, davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı isteyebileceği, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 376.621.17 EURO'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme ilişkisinden kaynaklanması karşısında 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı tarafça düzenlenen paket turlardaki müşterilerin davalı tarafça havayoluyla taşınmasına ve davalı şirkete ait uçaktaki koltukların davacı tarafından satılmasına ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’nın 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 275. maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiştir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 266 ve devamı maddelerinde de yukarıda anılan hükümlere paralel düzenlemeler bulunmaktadır. Her ne kadar hakimin, bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirmesi mümkün ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise hakimin ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alması gereklidir.
Somut olayda, mahkemece bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 14.04.2010 tarihli kök rapor ve 26.10.2011 havale tarihli ek rapor yetersiz görülerek ayrı bir heyetten rapor alınmış olup 31.07.2013 tarihli bu raporda ise dosyada bulunan belgelerin eksik olduğu ve bu nedenle bir görüş bildirilemeyeceği açıklanmış olmasına rağmen mahkemece ilk heyet tarafından verilen kök ve ek bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. O halde uyuşmazlığın çözümünde alınan ilk bilirkişi heyetinin kök ve ek raporu yeterli görülmeyerek yeni bir rapor alınmasına ve bu raporda da bir görüş açıklanmamasına rağmen yetersiz görülen bilirkişi raporuna dayalı olarak ve bu rapora neden itibar edildiği de açıklanmaksızın hüküm tesisi doğru olmadığı gibi esasen söz konusu raporlarda yalnızca davacı tarafça sunulan faturalara dayalı olarak hesaplama yapılmış ancak bu faturalara konu alacakların taraflar arasındaki feshedilen sözleşme ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli olacak biçimde davacı tarafça dayanılan ve davalı tarafından somut biçimde itiraza uğramayan faturalar tek tek incelenmek ve dosyaya sunulan diğer belgeler de değerlendirilmek suretiyle davacının talep edebileceği bir maddi tazminatın bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/131055100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz