Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6970 E. 2015/9181 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acenteliği↗ poliçe limiti↗ tüketici işlemi↗ hayat sigortası↗ ticari kredi↗ sigorta teminatı↗ tanıma↗ acente↗ ticari dava niteliği↗ ba formu↗ acentelik↗ ek prim↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ sigorta poliçesi↗ dahili dava↗ teminat↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2015/6970 E. , 2015/9181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2015
NUMARASI : 2014/1422-2015/216
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2015 tarih ve 2014/1422-2015/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının eşinin 03.03.2014'te vefat ettiğini, müteveffa eşin davalının müşterisi olduğunu, banka ile ilişkisi kapsamında ticari kredi kullandığını, aynı zamanda A. Sigorta A.Ş'nin acentesi olan davalı bankaya hayat sigortası için 06.12.2013 tarihinde başvurduğunu, müteveffa eşin poliçedeki sigorta süresi içinde vefat ettiğini, davalının kredi borçlarının ödenmesi için davacıdan talepte bulunduğunu, davacının mevcut kredi borçlarından sigorta poliçe limiti olan 30.500,00 TL'nin mahsubu ile artması halinde iadesini istediğini ve davacıya poliçe bedellerinin ödenmediğinden poliçenin hayata geçirilemediğinin bildirildiği, müteveffanın davalının sürekli müşterisi olup, davalının acente olduğu sigorta şirketine başvuruyu ulaştırmasının gerektiği, kredi taksitlerinin davalı tarafından ödendiği ve davalının alacağı kalmadığını savunarak 30.500,00 TL'nin 03.03.2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müteveffaya 21.01.2013 tarihli ticari kredi kullandırıldığını, hayat sigortası talebini daha sonra yaptığını, poliçe başvuru formu doldurduğunu ancak poliçe primi yatırmadığı için teklifin iptal olduğunu, poliçe bedellerinin ödenmesinin davalı bankadan istenemeyeceğini, ölüm nedeninin araştırılmasını, davalı bankanın acenta olduğunu ve husumet yöneltilemeyeceğini savunarak öncelikle davanın husumet yönünden reddine aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinin k bendinde tüketicinin tanımının yapılarak "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" denildiği "I" bendinde de tüketici işlemlerinin "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü hukuki işlem" olarak tanımlandığı, ve bütün bu tanımlar dikkate alındığında davacının murisleri tarafından hayat sigorta poliçesi akdedildiği ve davalının primleri sigorta şirketine aktarmadığı, poliçenin geçerli hale gelmediği ve ölüm riskinin gerçekleşmesi üzerine sigorta teminat limitinin davalı banka tarafından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı hayat sigortası poliçesi oluşturma işleminin tüketici işlemi olduğu kanaatine varılarak mahkemenin görevsizliğine ve iki haftalık sürede başvurulması halinde dosyanın görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; A. Sigorta A.Ş.'nm acentesi olan davalı bankanın, davacıların murisinin başvurusunu yaptığı hayat sigortası poliçesi işlemlerinin yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı iddia edilerek hayat sigortası teminat limitinin davacı tarafa ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar hayat sigortası poliçesi oluşturma işleminin tüketici işlemi olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı verilmişse de; davacıların murisi ile davalı banka arasında ticari nitelikli kredi sözleşmesi düzenlendiği gibi, davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 102 ve devamında düzenlenen acentenin sorumluluğuna dayanıldığı, 6102 sayılı TTK'nın3'e 1-a maddesi uyarınca davanın ticari dava niteliğinde bulunduğu ve mahiyeti itibariyle davaya bakma hususunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli sayıldığı, 6102 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda mahkemece, ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilip işin esasına girilmesi gerekirken, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5990 E. 2014/11732 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta teminatı · sigorta poliçesi · teminat · Sigorta
İncelediğiniz karardaMahkemece; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinin k bendinde tüketicinin «tanımının» yapılarak "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" denildiği "I" bendinde de «tüketici işlemlerinin» "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de «dahil» olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü hukuki işlem" olarak tanımlandığı, ve bütün bu tanımlar dikkate alındığında davacının murisleri tarafından «hayat sigorta poliçesi» akdedildiği ve davalının primleri sigorta şirketine aktarmadığı, poliçenin geçerli hale gelmediği ve ölüm riskinin gerçekleşmesi üzerine «sigorta teminat» limitinin davalı banka tarafından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı hayat sigortası poliçesi oluşturma işleminin tüketici işlemi olduğu kanaatine varılarak mahkemenin «görevsizliğine» ve iki haftalık sürede başvurulması halinde dosyanın «görevli» İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Sigorta A.Ş.'nm «acentesi» olan davalı bankanın, davacıların murisinin başvurusunu yaptığı «hayat sigortası poliçesi» işlemlerinin yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı iddia edilerek hayat «sigortası teminat» limitinin davacı tarafa ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar «hayat sigortası poliçesi» oluşturma işleminin «tüketici işlemi» olduğu kanaatiyle «görevsizlik» kararı verilmişse de; davacıların murisi ile davalı banka arasında «ticari nitelikli» «kredi sözleşmesi» düzenlendiği gibi, davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların murisi ...’ın 30/04/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, «sigorta poliçesinin» başlangıç tarihinin 15/05/2007, bitiş tarihinin 15/05/2008 olduğu, sigortalı müteveffanın ölüm tarihi olan 30/04/2008 tarihi itibariyle «sigorta teminatı» altında olduğu, davalının sigorta teminatını davacıya vefat tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 45.361,67 TL'nin «ıslah» edilen kısımlarının ıslah tarihinden itibaren, diğer kısımların dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı . …
2-Dava, «hayat sigortası poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, yargılama sırasında 03.11.2010 tarihinde yapılan «ıslah» ile dava değeri artırılmış bulunup, ıslah istemine karşı davalı tarafça «zamanaşımı defi» ileri sürülmüştür.Bu konuda mahkemece bir değerlendirme yapılarak olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.Davaya konu 15.05.2007 başlangıç tarihli hayat sigorta poliçesinin devamı sırasında 30.04.2008 tarihinde meydana gelen ölüm «rizikosu» nedeniyle davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu «sigorta tazminatının» ıslah ile artırılan kısmının, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olup olmadığı, davalının zamanaşımı definin yerinde bulunup bulunmadığı hususlarının mah …
3-Öte yandan kabul şekline göre de sigorta şirketinin poliçeden doğan sorumluluğu poliçede yazılı «teminat» miktarı ile sınırlı olup, somut olayda poliçede yazılı teminat miktarının 41.250,00 TL olması karşısında davanın kabulü halinde davalı sigorta şirketinin bu miktar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · zamanaşımı defi · riziko · olumsuz oy · ıslah · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu kararda2-Dava, «hayat sigortası poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, yargılama sırasında 03.11.2010 tarihinde yapılan «ıslah» ile dava değeri artırılmış bulunup, ıslah istemine karşı davalı tarafça «zamanaşımı defi» ileri sürülmüştür.Bu konuda mahkemece bir değerlendirme yapılarak olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.Davaya konu 15.05.2007 başlangıç tarihli hayat sigorta poliçesinin devamı sırasında 30.04.2008 tarihinde meydana gelen ölüm «rizikosu» nedeniyle davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu «sigorta tazminatının» ıslah ile artırılan kısmının, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olup olmadığı, davalının zamanaşımı definin yerinde bulunup bulunmadığı hususlarının mah …
Mahkemece, davacıların murisi ...’ın 30/04/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, «sigorta poliçesinin» başlangıç tarihinin 15/05/2007, bitiş tarihinin 15/05/2008 olduğu, sigortalı müteveffanın ölüm tarihi olan 30/04/2008 tarihi itibariyle «sigorta teminatı» altında olduğu, davalının sigorta teminatını davacıya vefat tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 45.361,67 TL'nin «ıslah» edilen kısımlarının ıslah tarihinden itibaren, diğer kısımların dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı . …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11530 E. 2012/18222 K.
Ortak:poliçe limiti
İncelediğiniz karardaSigorta A.Ş'nin «acentesi» olan davalı bankaya «hayat sigortası» için 06.12.2013 tarihinde başvurduğunu, müteveffa eşin poliçedeki sigorta süresi içinde vefat ettiğini, davalının kredi borçlarının ödenmesi için davacıdan talepte bulunduğunu, davacının mevcut kredi borçlarından sigorta «poliçe limiti» olan 30.500,00 TL'nin mahsubu ile artması halinde iadesini istediğini ve davacıya poliçe bedellerinin ödenmediğinden poliçenin hayata geçirilemediğinin bildirildiği, müteveffanın davalının sürekli müşterisi olup, davalının «acente» olduğu sigorta şirketine başvuruyu ulaştırmasının gerektiği, kredi taksitlerinin davalı tarafından ödendiği ve davalının alacağı kalmadığını savunarak 30.500,00 TL …
Benzer bu kararda… gelirinin sadece emekli maaşı olmadığı, eşinin hayatta iken birbirlerine maaş dışında da destek olduğu, davacının yaşı nazara alındığında eşinin desteğinden fiilen «mahrum» kaldığı, eşinin sağlığındaki yaşama tarzına uygun bir hayattan eşinin ölümü ile mahrum kaldığı gerekçesiyle 20.470.90 TL'nın faiziyle birlikte «poliçe limiti» ile sınırlı kalmak üzere davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 16.04.2012 günlü ilamında açıkl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr mahrumiyeti
Benzer bu kararda… gelirinin sadece emekli maaşı olmadığı, eşinin hayatta iken birbirlerine maaş dışında da destek olduğu, davacının yaşı nazara alındığında eşinin desteğinden fiilen «mahrum» kaldığı, eşinin sağlığındaki yaşama tarzına uygun bir hayattan eşinin ölümü ile mahrum kaldığı gerekçesiyle 20.470.90 TL'nın faiziyle birlikte «poliçe limiti» ile sınırlı kalmak üzere davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 16.04.2012 günlü ilamında açıkl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6970 E. , 2015/9181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/04/2015
NUMARASI 2014/1422-2015/216
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2015 tarih ve 2014/1422-2015/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının eşinin 03.03.2014'te vefat ettiğini, müteveffa eşin davalının müşterisi olduğunu, banka ile ilişkisi kapsamında ticari kredi kullandığını, aynı zamanda A. Sigorta A.Ş'nin acentesi olan davalı bankaya hayat sigortası için 06.12.2013 tarihinde başvurduğunu, müteveffa eşin poliçedeki sigorta süresi içinde vefat ettiğini, davalının kredi borçlarının ödenmesi için davacıdan talepte bulunduğunu, davacının mevcut kredi borçlarından sigorta poliçe limiti olan 30.500,00 TL'nin mahsubu ile artması halinde iadesini istediğini ve davacıya poliçe bedellerinin ödenmediğinden poliçenin hayata geçirilemediğinin bildirildiği, müteveffanın davalının sürekli müşterisi olup, davalının acente olduğu sigorta şirketine başvuruyu ulaştırmasının gerektiği, kredi taksitlerinin davalı tarafından ödendiği ve davalının alacağı kalmadığını savunarak 30.500,00 TL'nin 03.03.2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müteveffaya 21.01.2013 tarihli ticari kredi kullandırıldığını, hayat sigortası talebini daha sonra yaptığını, poliçe başvuru formu doldurduğunu ancak poliçe primi yatırmadığı için teklifin iptal olduğunu, poliçe bedellerinin ödenmesinin davalı bankadan istenemeyeceğini, ölüm nedeninin araştırılmasını, davalı bankanın acenta olduğunu ve husumet yöneltilemeyeceğini savunarak öncelikle davanın husumet yönünden reddine aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinin k bendinde tüketicinin tanımının yapılarak "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" denildiği "I" bendinde de tüketici işlemlerinin "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü hukuki işlem" olarak tanımlandığı, ve bütün bu tanımlar dikkate alındığında davacının murisleri tarafından hayat sigorta poliçesi akdedildiği ve davalının primleri sigorta şirketine aktarmadığı, poliçenin geçerli hale gelmediği ve ölüm riskinin gerçekleşmesi üzerine sigorta teminat limitinin davalı banka tarafından ödenmesi gerektiği iddiasına dayalı hayat sigortası poliçesi oluşturma işleminin tüketici işlemi olduğu kanaatine varılarak mahkemenin görevsizliğine ve iki haftalık sürede başvurulması halinde dosyanın görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; A. Sigorta A.Ş.'nm acentesi olan davalı bankanın, davacıların murisinin başvurusunu yaptığı hayat sigortası poliçesi işlemlerinin yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı iddia edilerek hayat sigortası teminat limitinin davacı tarafa ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar hayat sigortası poliçesi oluşturma işleminin tüketici işlemi olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı verilmişse de; davacıların murisi ile davalı banka arasında ticari nitelikli kredi sözleşmesi düzenlendiği gibi, davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 102 ve devamında düzenlenen acentenin sorumluluğuna dayanıldığı, 6102 sayılı TTK'nın3'e 1-a maddesi uyarınca davanın ticari dava niteliğinde bulunduğu ve mahiyeti itibariyle davaya bakma hususunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli sayıldığı, 6102 sayılı yasanın 5.
maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda mahkemece, ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilip işin esasına girilmesi gerekirken, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130500800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz