Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3893 E. 2015/10826 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket tasfiyesi↗ limited şirket ortağı↗ şirketin tasfiyesi↗ tüzel kişilik↗ alacak davası↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların ortak oldukları limited şirketin 01/08/2006 tarihinde tasfiye edildiği, limited şirketin kira borcu nedeniyle kiralayan tarafından şirket ortakları olan davacı ve davalı aleyhine takip yapıldığı, davacının 13.030,00TL kira borcunu ödediği ve yarısını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, davalının kira borcunu davacı tarafından ödeyeceği yönündeki savunmasını ispatlayamadığı, bu durumda ödenen kira borcunun yarısından davalının sorumlu olduğu, şirketin KDV borcu olarak 2.556,00 TL'yi ödediği iddiasını ise davacının ispatlayamadığı için davacının bu talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.515,00 TL alacağın 17/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağı olan davacının şirketin kira borcunu ödediğinden bahisle diğer ortağa karşı açtığı alacak davası olup, mahkemece davanın kabulüne verilmiştir. Tarafların ortağı oldukları G.Tekstil Sanayi ve Limited Şirketi'nin tasfiyesi 01.08.2006 tarihinde gerçekleşmiş ve şirket ticaret sicilinden silinmiştir. Davacı, şirketin kira borcunun tahsili için kendisi ve davalı ortak aleyhine icra takibi yapıldığını, bu nedenle kira borcunu ödemek zorunda kaldığını, ödediği miktarın yarısından da diğer ortağın sorumlu olması gerektiğini iddia etmiş ise de davacı yanca şirkete ait bir borç ödenmiş olduğundan yaptığı ödemeyi ancak şirket tüzel kişiliğinden istemesi mümkündür. Şirketin tasfiyeye sokulmuş olması, yapılan ödemenin diğer ortaktan talep edilebileceği sonucunu doğurmaz. Şirketin tüm alacak ve borçları tespit ve tasfiye edilmeden yapılan tasfiye eksik yapılmış sayılır. Eksik tasfiye halinde de şirkete yönelik alacak talepleri için öncelikle şirketin ihyasını talep etmek gerekir. Tüm bu nedenlerle haksız olarak davalı ortağa yöneltilen davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11790 E. 2014/3133 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların ortak oldukları «limited şirketin» 01/08/2006 tarihinde «tasfiye» edildiği, limited şirketin kira borcu nedeniyle kiralayan tarafından şirket ortakları olan davacı ve davalı aleyhine takip yapıldığı, davacının 13.030,00TL kira borcunu ödediği ve yarısını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, davalının kira borcunu davacı tarafından ödeyeceği yönündeki savunmasını ispatlayamadığı, bu durumda ödenen kira borcunun yarısından davalının sorumlu olduğu, şirketin KDV borcu olarak 2.556,00 TL'yi ödediği iddiasını ise davacının ispatlayamadığı için davacının bu talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.515,00 TL alacağın 17/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lacak davacının ödediği zarar miktarından davalıya düşen miktarın faizinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda ödenen «yasal faiz» tutarı ile ödenmesi gereken «avans faizi» tutarı arasındaki farka hükmedilmiş, ancak Mülga 818 sayılı BK.’nın 104. maddesinin «son» fıkrasına aykırı olarak bu faiz alacağına tekrar «temerrüt faizi» yürütülmesine hükmedilmesi doğru görülmemiş ayrıca, davalı ..., 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde «harç» ile sorumlu tutulması da doğru olmayıp, kararın bu yönlerden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinde …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · harç · avans faizi · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… lacak davacının ödediği zarar miktarından davalıya düşen miktarın faizinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda ödenen «yasal faiz» tutarı ile ödenmesi gereken «avans faizi» tutarı arasındaki farka hükmedilmiş, ancak Mülga 818 sayılı BK.’nın 104. maddesinin «son» fıkrasına aykırı olarak bu faiz alacağına tekrar «temerrüt faizi» yürütülmesine hükmedilmesi doğru görülmemiş ayrıca, davalı ..., 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde «harç» ile sorumlu tutulması da doğru olmayıp, kararın bu yönlerden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinde …
… ce, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, .... şahıs alacaklıya yapılan ödemelerin yarısından davalı ...’nin sorumlu olduğu «avans faizinin» uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın taleple bağlı kalmak üzere kabulü ile ....200 TL’nin 16.04.2010 tarihinden işleyecek değişen ve değişecek oranlarda ava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14607 E. 2010/7494 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · hisse devri sözleşmesi · gecikme faizi · menfi tespit davası · kötüniyet tazminatı · hisse devri · tespit davası · ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaİİK.'nun 72/4. maddesi uyarınca «menfi tespit davası» reddedilen borçlunun tazminata mahkum edilebilmesi için, bu dava sırasında bir «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi ve bu kararın icrası nedeniyle alacaklı davalının alacağını geç almış olması gerekir.
Dava, şirket «hisse devri sözleşmesi» nedeniyle verilen bonodan dolayı takip miktarı kadar borçlu olmadığının tespiti istemidir.
3- Kabule göre de, dava «menfi tespit davası» şeklinde açıldığına göre, davacının borçlu olmadığı miktarın tespitine karar verilmesi ve «harç» ve «yargılama giderlerinin» belirlenmesinde bu miktarın esas alınması gerekirken, borçlu olduğu miktarın tespitine harç ve yargılama giderlerinin tayininde de bu miktara göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1- Taraflarca düzenlenen şirket hisse devir ve paylaşım sözleşmesi gereğince «bono» düzenlenerek «yediemine» verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3893 E. , 2015/10826 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KAYSERİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/12/2014
NUMARASI 2012/40-2014/430
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2014 tarih ve 2012/40-2014/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalının G. Tekstil ve Huzur Giyim isimli firmanın ortakları iken 01.08.2006 yılında şirketin tasfiye edildiğini, 2006 yılında kiracısı oldukları mağazanın o yıla ait kira borcu için kiralayan tarafından Kayseri 1. İcra Dairesi'nin 2007/2119 sayılı dosyası ile müvekkili ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip borcu olarak 13.030 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, öte yandan müvekkilinin KDV beyannamesi ile 2.556 TL vergi ödemek zorunda kaldığını, davalının bu rakamların yarısı olan 7.793 TL'den şirketin % 50 ortağı olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek belirtilen alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 2006 yılında müvekkili ile davacının biraraya gelip şahitler huzurunda tüm mali konularda uzlaşma sağlayarak şirketi tasfiye ettiklerini, davacının borçlarını ödeyemeyeceğini söylemesi nedeniyle müvekkilinin alacak haklarından dahi vazgeçtiğini, ancak 2006 yılı kira bedelini davacının ödemesi konusunda anlaştıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların ortak oldukları limited şirketin 01/08/2006 tarihinde tasfiye edildiği, limited şirketin kira borcu nedeniyle kiralayan tarafından şirket ortakları olan davacı ve davalı aleyhine takip yapıldığı, davacının 13.030,00TL kira borcunu ödediği ve yarısını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, davalının kira borcunu davacı tarafından ödeyeceği yönündeki savunmasını ispatlayamadığı, bu durumda ödenen kira borcunun yarısından davalının sorumlu olduğu, şirketin KDV borcu olarak 2.556,00 TL'yi ödediği iddiasını ise davacının ispatlayamadığı için davacının bu talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.515,00 TL alacağın 17/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağı olan davacının şirketin kira borcunu ödediğinden bahisle diğer ortağa karşı açtığı alacak davası olup, mahkemece davanın kabulüne verilmiştir. Tarafların ortağı oldukları G.Tekstil Sanayi ve Limited Şirketi'nin tasfiyesi 01.08.2006 tarihinde gerçekleşmiş ve şirket ticaret sicilinden silinmiştir. Davacı, şirketin kira borcunun tahsili için kendisi ve davalı ortak aleyhine icra takibi yapıldığını, bu nedenle kira borcunu ödemek zorunda kaldığını, ödediği miktarın yarısından da diğer ortağın sorumlu olması gerektiğini iddia etmiş ise de davacı yanca şirkete ait bir borç ödenmiş olduğundan yaptığı ödemeyi ancak şirket tüzel kişiliğinden istemesi mümkündür. Şirketin tasfiyeye sokulmuş olması, yapılan ödemenin diğer ortaktan talep edilebileceği sonucunu doğurmaz.
Şirketin tüm alacak ve borçları tespit ve tasfiye edilmeden yapılan tasfiye eksik yapılmış sayılır. Eksik tasfiye halinde de şirkete yönelik alacak talepleri için öncelikle şirketin ihyasını talep etmek gerekir. Tüm bu nedenlerle haksız olarak davalı ortağa yöneltilen davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/128458500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz